(TBMM) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutuklanmasına tepki göstererek, bugün Meclis’te düzenlenecek iftara katılmayacağını açıkladı. Özel, “Bu akşam iftara Sincan Cezaevin’de Tanju’nun yanına gideceğim. Madem ki kötülük gemi azıya almıştır, hodri meydan, iyilik karşınızdadır, cesaret karşınızdadır, Cumhuriyet Halk Partisi karşınızdadır. Bir yandan ne yapıyor? Kötülükler yapalım ki bununla uğraşmaktan bizle uğraşmaktan işlerini, güçlerini yapamasınlar. İşte orada aldanırsınız” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Meclis’te düzenleyeceği iftar programına katılmayacağını açıklayarak, şunları söyledi:
“Numan Kurtulmuş geçen hafta geldi, nazik bir ziyaret yaptı. Ve dedi ki, Komisyonda çok önemli katkıları oldu CHP’nin. Komisyona demokratikleşmeyle ilgili çok önemli bir madde 7’inci maddenin yazılmasına büyük emeği oldu arkadaşların. Zor dönemde Cumhuriyet Halk Partisi kimsenin giremez dediği sırada, bu şartlar altında komisyona girdi, durdu. Günü geldi kendi kararlarını savundu ama önemli bir noktadaydı. Ben de anlattım. Biz bunları yaşarken bize neler yaşatılıyor diye. Sayın Kurtulmuş da dedi ki kalkarken, ‘Haftaya salı günü akşam bir iftar veriyorum, bu iftara gelirseniz bir yuvarlak masanın etrafında oturulursa, mübarek ramazanın da ruhuna uygun olarak inşallah bundan sonra demokrasi olur, iyiye gidiş olur, herkes bunları görür.’ Vallahi de billahi de katılacaktık. Gidecektik, o masada Meclis Başkanı’nın davetiyle o iftara icabet edecektik. Mademki milli bir duruş lazımdır, mademki iç cephe güçlü olsundur, mademki bu kadar saldırı altındayken Türkiye’de risk büyükken iktidarı, muhalefeti, bütün muhalefeti orada bulunsundu, yine balta çektiler arkadaş. Yine balta çektiler. Gideceğim. İftara gideceğim. Bu akşam iftara Sincan Cezaevi’ne Tanju’nun yanına gideceğim.
Geçen hafta yoğundu, zordu, daha yoğunu olacak dedim. Olacak. Bugün bu toplantı olacak. Yarın İstanbul’da 2’inci bölge mitingi olacak. Perşembe günü gerekli hazırlıklar, çalışmalar yapılacak. Cuma günü Bolu’ya gidilecek, Bolu ayağa kaldırılacak. Cumartesi Karaman millet iradesine sahip çıkacak. Pazar günü Eskişehir’de Sivrihisar’dan bir boydan bir boya Eskişehir’de 8 Mart’ta kadınların Atatürk’e şükranına ortak olunacak. Bu kürsüye gelinene kadar ne ben duracağım ne milletvekillerimiz ne Parti Meclisimiz ne örgütümüz, madem ki kötülük gemi azıya almıştır, hodri meydan, iyilik karşınızdadır, cesaret karşınızdadır, Cumhuriyet Halk Partisi karşınızdadır.
Bir yandan ne yapıyor? Kötülükler yapalım ki bununla uğraşmaktan, bizle uğraşmaktan işlerini, güçlerini yapamasınlar. İşte orada aldanırsınız. Düşman Polatlı’ya dayandığında Meclis’e top sesleri geldiğinde Meclis’i kapatmayan partiyiz biz. Her türlü zorluğa rağmen hem mücadele eden hem direnen hem çalışan partiyiz biz. Dün gördünüz, seçimlere gerekirse bin günlük kampanya demiştik. Dün 340’ıncı günündeydik. Bininci günü gelene kadar durmadan çalışacağız. Birileri daha kendi aday mı olacak, ‘kaybedeceksem olmam’, tiktokçu Hakan, olmaz. Yerine olsun bizim oğlan. Öbür taraftan damat niyetleniyor. Bu taraftan bir başkası şiddetleniyor. Onlar bu mücadelede olsun. Bizim adayımız belli, kadrolarımız belli, programımız belli. Seçim beyannamesi yazıyoruz. Sahada Cumhuriyet tarihinin, dünya siyasi tarihinin en uzun kampanyası için her şeyimiz hazır, yola çıktık, devam ediyoruz.”
“Yüzde 21’i tutturmaları için Mart’tan başlayıp Aralık’a kadar yüzde 1 enflasyon yapmaları lazım. Mümkün değil”
Türkiye’nin yanlış ekonomik politikaları nedeniyle yoksullukta, yüksek enflasyonda, işsizlikte ve yüksek faizde Avrupa birincisi olduğunu söyleyen Özel, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Şubat ayı eflasyonuna ilişkin konuştu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları söyledi:
“Türkiye iyi mi yönetiliyor? Kötü mü yönetiliyor? Yoksa berbat mı yönetiliyor? Esas buradan bakmak lazım. Dünyada gıda enflasyonu bizden daha yüksek üç ülke var sadece. 200’ün üzerinde ülke var, üç ülkede gıda enflasyonu bizden yüksek. Onun dışında bütün ülkelerde durum bizden iyi. Yüzde 21’e revize etmişlerdi enflasyonu daha geçen hafta. 2 aylık enflasyon yüzde 8 oldu bile. Yüzde 21’i tutturmaları için Mart’tan başlayıp Aralık’a kadar yüzde 1 enflasyon yapmaları lazım. Mümkün değil. Tutmayacağı dünden belli. Peki bu kara tablo varken TÜİK ne yapıyor? 2025 yılında Türkiye yüzde 3.6 büyüdü diyor geçen sene. Sabit gelirlilerin, çiftçilerin, emeklilerin aldığı pay küçülürken bir avuç insana servet transferi nasıl devam ettiyse Türkiye yüzde 3.6 büyümüş.”
Kişi başına düşen milli geliri 18 bin 40 dolara yükseldiğini açıklayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i eleştiren Özel, şöyle konuştu:
“18 bin 40 dolar diyor. Bakın, 18 bin 40 dolarlık milli geliri açıklıyorum. Asgari ücret 28 bin lira, 7 bin 636 dolar yıllık. Emekli 20 bin lira, 5 bin 454 dolar yıllık. Yaşlılık aylığı 6 bin 400 lira, yıllık 1 bin 745 dolar bu teyzemin, Hanife teyzenin. Engelli aylığı 5 bin 100 lira, yıllık 1 bin 390 dolar burada oturan engelli canım kardeşimin. Yetim aylığı 4 bin 734 lira, yıllık bin 291 dolar bu zavallı yetimin. Topla hepsini, 17 bin 516 dolar. Ey Mehmet Şimşek, senin cebini doldurduklarının kişi başına düşen milli geliri 18 bin 40 dolar, bu emeklinin, asgari ücretlinin, Hanife teyzenin, engelli kardeşimin, yetim kardeşimin toplamı 17 bin 516 dolar. Övünecek değil, utanacak haldesiniz, utanacak halde.
Bu arada 10 yıl önce sosyal yardım alan kişi sayısı 12 milyon, bugün 19 milyon. 12 milyon kişi 10 yıl önce sosyal yardım alıyormuş; 10 yıl geçmiş, hesapta Türkiye buymuş, hesapta zenginleşmiş; devletten sosyal yardım alan 19 milyon kişiye çıkmış. Bu rakam ortadayken utanmadan, sıkılmadan bana kişi başına millî gelir hesabı yapıyor. Bir de baskılanmış dolar kuruyla, bilmem neyle; yani envai çeşit başka sebebi var. Bari git, zengin ettiklerinin kulağına ‘Sizi zengin ettim’ diye söyle. Gelmiş, yoksul ettiklerinin karşısına ‘birilerini zengin ettim’ diyor. Öyle ya para onların, bizlerin sizlerin cebinde değilse ama ortalama yükseldiyse para birilerinin cebinde.”
“Bir tarafta yüksek gelirli ülkeler ligine girdik diye caka satan Mehmet Şimşek, öbür tarafta emekliye para veremeyiz, yoktur diyen birisi”
Siyasette en önemsediğim konunun vergi farkındalığı olduğunu, Cumhuriyet ile birlikte milletin bütçe yapma hakkına tam olarak eriştiğini söyleyen Özel, şunları kaydetti:
“Aylardır anlatıyoruz, yıllardır anlatıyoruz. 100 lira vergi toplanıyor; 65 lirası dolaylı vergilerden. Fabrikatörle kapıdaki bekçi aynı vergiyi veriyor; elektriğe, suya, telefona, monta, çocuk ayakkabısına. Maaşlardan kesilen vergi toplamı onun da yüzde 23’ü. Gelir vergisi, geriye sadece zenginlerin, kazananların verdiği kurumlar vergisi yüzde 11. Bunu terse çevireceğiz diyoruz. Vergi farkındalığı budur diyoruz. Ve bunları anlatırken de şunu söylüyoruz, bizde Özel Tüketim Vergisi alınıyor. Esas adı lüks tüketim vergisiydi bunun. Sonra özel tüketime çevirdiler. Bugün Özel Tüketim Vergisi’ni mutfak tüpünden alıyor, tırnak makasından alıyor, zaruri ev aletlerinden alıyor. Dün de söyledim; pırlantadan, elmastan almıyor diye. Bugün kanun teklifi vermişler. Elmastan ve pırlantadan da artık yüzde 20 özel tüketim vergisi alacak. Bu milletvekilinin taktığı bilmem kaç bin dolarlık saat var ya, o saatte lüks tüketim vergisi yok. Kayışında var, kayışında. Kayışından lüks tüketim vergisi alıyor; saatin kendisinden almıyor. Neden? Zenginin işi kayışla değil ki. Zenginin işi oradaki 10 bin, 100 bin dolarlık saatle.
Şimdi elmastan ve pırlantadan vergi getiriyormuş. Getir, bir mahsuru yok. Ama esas söylediğimiz şu, mutfak tüpünden kaldırıyor musun kardeşim? Mutfak tüpünden kaldırıyor musun? Zaruri ev aletinden, çocuğun zaruri ihtiyaçlarından yapılan harcamalardan kaldırıyor musun? Yoksa Cumhuriyet Halk Partisi hatırlattı, pırlantadan da alalım, utandık alalım mı diyorsun? Yüksek gelirli ülkeler ligine geldiğimizin müjdesini verdikleri gün ne oldu biliyor musunuz? Bir tarafta Mehmet Şimşek ‘yüksek gelirli ülkelere girdik’ diyor. Millet de bakıyor cebine, cüzdanına, kredi kartı ekstresine. Öbür taraftan birini yollamışlar; AK Parti’nin Grup Başkanı, ona da o işi vermişler. Televizyonların karşısına çıkmış, kanun teklifi veriyor. Kanun teklifi için, tabii haklı olarak Meclis’i takip eden gazeteci, ülkenin gündemi belli, milletin gündemi belli, soruyor, ‘Bayram ikramiyesi için bu kanun teklifinde madde var mı?’ Öyle ya, bayram ikramiyesi 4 bin lira; bunun artırılması için kanuni düzenleme lazım. Diyor ki: ‘Veremedik. Hazinede para yok. Zaten emekliye verirken de kaynak sorunu vardı, onlara da bir şey veremedik. Paramız yok.’ Bir tarafta yüksek gelirli ülkeler ligine girdik diye caka satan Mehmet Şimşek, öbür tarafta emekliye para veremeyiz, yoktur diyen birisi. Emekliler, ikisi de yalan söylüyor ve ikisi de doğru söylüyor. Doğru söylenen taraf şudur: Haktır ama yoktur. Çünkü sizin hakkınızı bunlar başkasına yedirmişler. Başkasına yedirmişler. Mehmet Şimşek’in toplam parayı kişi başına bölüp söylediği rakam bir yerlerde kümelenmese, odaklanmasa, zenginlerde birikmese, herkese yetecek kadar para var. Siyaset, öncelik belirleme işidir.
Maalesef bu iktidar döneminde bakın hatırlayalım emekliye bayram ikramiyesi 2015 seçiminin konusuydu. Ana konusu. Biz dedik ki, 7 Haziran’a giderken ‘emekliye bir maaş bayram ikramiyesi.’ MHP de ‘vereceğiz’ dedi, o dönem ki DEM de ‘vereceğiz’ dedi. Ama AK Parti ‘vermeyiz’ dedi. 7 Haziran’da çoğunluğu kaybetti. 1 Kasım seçimine giderken ‘Ben de vereceğim’ dedi. 1 Kasım’da millet onlara çoğunluğu verdi. Arada yaşananları uzun konuştuk, konuşuruz. 2015’te 2 bayram vermedi, 2016’da vermedi, 2017’de vermedi. 2018’de seçimden önceki bayramda bin lira verdi. Bin lira. Biz o zaman itiraz ettik. Bir asgari ücret ver diye, o bin lira verdi. 2018’de verdiği bin lira 3 tane çeyrek altın alıyordu. Bugün çeyrek altın 12 bin 713 lira. Çarp üçle 39 bin lira. CHP ne diyor? Asgari ücret olacak 39 bin lira. Ve CHP ne diyor? Emekliye bayramda bir asgari ücret ikramiye o da 39 bin lira.
Bir yanda hesabı doğru yapan, her taahhütünde birbiriyle denk düşen, hesabı tutturan bir CHP var. Bir yanda 2018’den bugüne TÜİK’e inanırsan – nedir TÜİK? Tayyip Bey’i Üzmeyen İstatistik Kurumu- o günden bugüne yüzde 1059 enflasyon olmuş. Yani 11,5 kat artmış, bir toplam malların ve hizmetlerin değeri, gelen zam 11,5 kat olmuş. Bunlar ikramiyeyi 1 liradan 4 lira yaptılar. Yani yüzde 1059 enflasyon varken yüzde 300 artış veriyorlar bayramda verilecek ikramiyeye. Öyle olunca ne oluyor? Olması gerekenin üçte bir verince bugünkü hal ortaya çıkıyor. Zaten TÜİK’in rakamları da yanlış, bastırılmış, normal şartlarda 3 çeyrek altın alacakken verilen bu parayla çeyrek altının üçte birini alıyorsun. Bakın ilk verilen bayram ikramiyesi 3 çeyrek altın alıyordu. Canlı yayında bütün kuyumcuların şahitliğinde bütün milletin huzurunda hesap ortada. 3 çeyrek altın alıyordu. Bugün yeter, zam yapmıyoruz dedikleri 4 bin liralık bayram ikramiyesi çeyrek altının üçte birini alıyor. 9 kat üttüler sizi, 9 kat, 9 kat yediler hakkınızı. Bunu böyle görelim, böyle bilelim, defterlerini dürmek için de bütün emekliler hep beraber sandığı bekliyelim.
“İki kişiden birinin kredi kartı borcu maaşını geçmiş”
Bakın öyle bir veri çıktı ki kredi kartı borçları tarihin en yüksek seviyesinde ve Cumhuriyet tarihi rekoru. İki kişiden birinin kredi kartı borcu maaşını geçmiş. Yani bu kardeşim maaşı alırken bakıyor, aldığı maaştan fazla kredi kartı borcu var. Türkiye’de 6.2 trilyon lira toplam kredi kartı borcu var. Hepimizin kredi kartlarının borç toplamı 6.2 trilyon lira. Borcu takipte olan 4.2 milyon kişi var Türkiye’de. Tarihin en yüksek rakamındayız, en borçlu zamanındayız. Ve bunun sebebi birkaç hafta önce konuşmuştuk, yüzde 95’lik tefecinin bile almadığı faizi alan bu sistem, bakın parası olan bankaya koyan parasıyla geçinen bankadan aldığı faizle geçinenden yüzde 18 stopaj alınıyor, kredi kartının borcunu ödeyemeyip faize düşenden yüzde 30 vergi alıyorlar. Yüzde 45, üstüne 30, yüzde 15 bilmem ne yüzde 95. Yani bugün Türkiye’deki her iki kişiden biri kredi kartı borcu maaştan fazla ya. Kapatamıyor zaten ve o borca yüzde 95 koya koya borcu kar topu gibi büyüten bir sistem var. Ve çok büyük bir iflasın bir kez daha hatırlatıyorum ki büyük bir toplumsal infialin eşiğindeyiz.”
(SÜRECEK)

