(TBMM) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin olarak, “İktidar, Suriye’de çatışmanın tarafı olarak değil barışın, uzlaşmanın koruyucusu olarak davranmak durumundadır. Türkiye, barışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu zamanlarda bir barış ve istikrar adresi olduğunu kanıtlamalıdır. Suriye’de yaşananlar Türkiye’deki barış sürecini sekteye uğratmamalı, kendi içimizde kardeşliğin güçlü hikayesi yazılmalıdır. CHP olarak Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt meselesinin herkesin içine sineceği bir şekilde çözülmesi için elimizden gelen gayreti göstereceğimizden herkesin emin olmasını isteriz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Suriye’de yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Özel, şunları söyledi:
“Komşumuz Suriye uzun yıllar boyunca derin acılar ve kayıplar yaşadı, bu durum ülkemizi de derinden etkiledi. Bu konuda da sustular sonra da ‘yıllarca Müslümanlar katledilirken sustunuz şimdi Aleviler katlediliyor diye bağırıyorlar’ diyen grup başkanvekilinin suçuna ortak oldular. İlk an Gökhan Günaydın fırsatçılık yapmadı, ‘bu laf yanlış bir yere gidiyor, düzeltin isterseniz’ dedi. Düzeltmediler, düzeltmedikleri gibi ısrar ediyorum dediler. Ömer Çelik sahip çıktı, Erdoğan göreve devam ettirdi, bu durumu partiye mal ettirdi. Şimdi geldiğimiz nokta bize gelip ‘Suriye o haldeyken sustunuz’ deniliyor. Ne susması? Heyetlerimiz üç kere Suriye’ye gitti. İdlib’ten gelen farklı farklı çetelerden oluşan grup Şam’a doğru harekete geçince iki gün öncesine kadar Erdoğan’ın açık beyanı var, ‘idlib’ten harekete geçen grupla bağlantımız yoktur’ diye. Sonradan öğreniyor ki Colani, İngiltere, Amerika tarafından hazırlanmış, İsrail tarafından sıvazlanmış ona ortak oluyor. Geçen sene Aralık ayını hatırlayın, Erdoğan’ın büyük zaferini dinleyerek geçirdik sonra ne oldu; o işlerde başka işler var. Bugünlerde yine olan bitene bakıp bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, bölgeyi de Türkiye’yi düşünen sözler söylemek lazım.
“Türkiye’deki Kürt kardeşlerimizi de Suriye’deki akrabalarını da incitmeyin diyoruz”
Yaşanan acıların herkese ders olmasını, artık sorunların diplomasiyle çözülmesinin öğrenilmesini ve çatışmaların bitmesini, Suriye’deki tüm acılı süreçler boyunca hep arzu ettik. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarını her zaman savunduk. Tüm inanç ve kimliklerin anayasal güvence altında yaşamasını istedik, istemeye devam ediyoruz. Politikalarımızı ve siyaset dilimizi buna göre kurduk. Ancak Suriye’nin yeniden çatışmalı bir ortama sürüklendiğini üzülerek takip ediyoruz. Bu yüzden diplomasiye, masada oturmaya, varılan mütabakatlara sahip çıkmaya ve herkesin verdiği sözleri tutmasına vurgu yapıyoruz. Suriye’deki gelişmeleri yakından izliyor, sorumlulukla değerlendiriyoruz. Gerilim ortamının Suriye’de, Türkiye’de bölge ülkelerine de kazandırmayacağı görülmeli, herkes aklı selimle hareket etmelidir. Kolaycı yargılardan bilinçli bir kopuş gerçekleşmeli; serinkanlı, uzun vadeli barışçıl bir akıl inşa edilmelidir. Bu akıl hepimizin güvenliğini, sürdürülebilir barışı, silahtan ve gözyaşından kalıcı bir kurtuluşu, demokratikleşmeyi, eşitlik temelli kardeşliği ve kalkınmayı sağlayacak olan akıldır. Bu akıl, birbiriyle kardeş olan ülkelerimizin, kimliklerimizin ve inançlarımızın ortak aklıdır. Emperyalist heveslerden ve çıkarlardan hiçbir zaman fayda gelmediği ve gelmeyeceği görülmeli, gerçek kurtuluşun kardeş olan tüm kimliklerimizin ortak gelecek inşasıyla sağlanacağı idrak edilmelidir.
Bu anlayışla Suriye’de taraflar arasındaki mutabakatın kesin bir biçimde uygulanmasını temenni ediyoruz. Herkesi de savaşı körüklemeye değil barışı ve kardeşliği savunmaya davet ediyoruz. Bu çerçevede akrabalarımız olan Suriye Kürtleri için büyük bir hassasiyet duyuyoruz. Akrabalarımız olan Suriye’deki Alevilerin durumu için hassasiyet ve endişe duyuyoruz. Suriye’deki Arapları, Kürtleri, Türkmenleri, Alevileri kardeşimiz, akrabamız, komşumuz, ayrılmaz parçamız olarak görüyoruz. Bugün iktidar medyası ve beslenen trollerin yeni algı operasyonları peşinde koştuğu, Kürtleri rencide eden, aşağılayan ifadeleri kullanmaktan çekinmediklerini üzülerek takip ediyoruz. Bu saldırgan söylemlerin tamamını reddediyoruz. Yeniden Kürt eşittir terörist diye bir denklem oluşturmaya çalışanlara aklınızı başınıza alın, Türkiye’deki Kürt kardeşlerimizi de Suriye’deki akrabalarını da incitmeyin diyoruz.
“IŞİD dediğiniz Yalova’daki üç polisimizi şehit eden canilerdir”
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in IŞİD, Kobani’ye saldırdığında Kuzey Irak’tan peşmergelerin desteğe gelmesi için kapıları ABD Başkanı Obama’nın Erdoğan’a açtığı bir telefon üzerine açtıklarını itiraf etmesi bir skandaldır. Kendisinin açıklaması bir gerçeğin itirafıdır, AK Parti açısından da bir skandaldır. Kürtleri IŞİD saldırısına karşı korumak için Obama’nın telefonunu günlerce beklemiş olmaları, bugün de bir IŞİD tehdidinde Trump’tan talimat bekleyeceklerinin en açık göstergesidir. Bu açıklama AK Parti’nin bölgeye bakışının da ne yazık ki itirafı niteliğinde olmuştur. Bugünlerde azılı, IŞİD’li canilerin tutuldukları cezaevleriyle ilgili durumu endişeyle takip ediyoruz. Cezaevlerindeki kontrollerin el değiştirmesi noktasında ortaya çıkabilecek otorite zaafiyeti ya da geçmişten gelen bazı ilişkilerden dolayı ordaki IŞİD tutuklularının serbest kalma ihtimali hepimizin yüreğini ağzına getirmektedir. Unutmayalım IŞİD dediğiniz Yalova’daki üç polisimizi şehit eden canilerdir. IŞİD dediğiniz Atatürk Havalimanında 46 vatandaşımızı hedef gözetmeksizin tarayan canilerdir, kafa kesenlerdir, Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır.
İktidar, Suriye’de çatışmanın tarafı olarak değil barışın, uzlaşmanın koruyucusu olarak davranmak durumundadır. Türkiye, barışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bu zamanlarda bir barış ve istikrar adresi olduğunu kanıtlamalıdır. Suriye’de yaşananlar Türkiye’deki barış sürecini sekteye uğratmamalı, kendi içimizde kardeşliğin güçlü hikayesi yazılmalıdır. CHP olarak Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt meselesinin herkesin içine sineceği bir şekilde çözülmesi için elimizden gelen gayreti göstereceğimizden herkesin emin olmasını isteriz. Gün, elim güçlendi, elin güçlendi kolaycılığına kaçmadan terörsüz ve demokratik Türkiye yolunda kararlılıkla yürüme günüdür. Gün, Türkiye ve Suriye için Türkler, Kürtler, Araplar ve tüm dinlere mensup insanlar için emperyalist planların figüranı olmadan, kendi öz irademizle barışa, kardeşliğe ve bölgesel kalkınmaya yürüme günüdür. Türkiye’de de Suriye’de de Türkler ve Kürtler kardeştir. CHP, Türkiye’de ve Suriye’de bu kardeşliğimizin bozulmasına izin vermeyecek. Birileri istiyor diye kavga edip ayrı düşmemize ve birilerinin terörden, çatışmadan beslenmesine, sonra Türk’ün de, Kürt’ün de çocuğunun da beslenememesine, geleceğine güvenle bakamamasına itiraz etmektedir, bu oyunları bozacağız, bu konuda kararlıyız.”
(SÜRECEK)

