Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Özgür Özel: “Seçtiğimiz Cumhurbaşkanının atacağı ilk imzalardan biri İstanbul Sözleşmesi’ni Meclis’e tekrar onaylanmak üzere yollamak olacak”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Büyük bir mücadelenin içindeyiz. Ama iki ay sonra ama çok kaçtılar iki yıl sonra o sandık gelecek. CHP Meclis’te çoğunluğu sağlayacak. Eminim ki o gün Meclis’te bulunan bütün partilerin çok sayıda milletvekili de aynı kararlılıkta olacak. Ve bu Cumhurbaşkanı’nın attığı o imza var ya, bizim seçtiğimiz cumhurbaşkanının atacağı ilk imzalardan biri İstanbul Sözleşmesi’ni bu Meclis’e tekrar onaylanmak üzere yollamak olacak. Söz veriyoruz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Büyük bir mücadelenin içindeyiz. Ama

 

(TBMM)- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Büyük bir mücadelenin içindeyiz. Ama iki ay sonra ama çok kaçtılar iki yıl sonra o sandık gelecek. CHP Meclis’te çoğunluğu sağlayacak. Eminim ki o gün Meclis’te bulunan bütün partilerin çok sayıda milletvekili de aynı kararlılıkta olacak. Ve bu Cumhurbaşkanı’nın attığı o imza var ya, bizim seçtiğimiz cumhurbaşkanının atacağı ilk imzalardan biri İstanbul Sözleşmesi’ni bu Meclis’e tekrar onaylanmak üzere yollamak olacak. Söz veriyoruz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. İstanbul Sultanbeyli’deki 69’uncu mitingi, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman başta olmak üzere KKTC’deki ziyaretlerini ve Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ile Kilis’teki 70’inci mitingi hatırlatarak sözlerine başlayan Özel, şöyle devam etti:

“Seçimlere beş gün kala yağmurun dolunun altında hepimiz sırılsıklam olduğumuz o günkü kıyafetleri mitinge katılan kimsenin artık o takım elbisesini bir daha giyemediği bütün yöneticilerin kimsenin unutamadığı bir günde Kilis’i kazanmamıza beş gün vardı, o muhteşem meydanda bu sefer o meydanlara sığmayarak ayrılan yer, yollar, taşmış, miting alanının arkasında bir miting meydanı daha oluşmuş haldeyken Kilis bizi bağrına bastı, biz de Kilis’in vicdanına sığındık. İnsaflı her partiden Kilislilerin partimize yapılana, demokrasiye yapılana gösterdiği tepkiyle yoksulların, işsizlerin, emeklilerin, emekçilerin ve gençlerin tepkilerinin bir arada buluştuğu bir büyük eylem meydanında 70’inci eylemimizi hayata geçirdik. O pazar günü Kilis’in siyasi tarihinde elbette bir rekordu. Ama herkes şunu bilsin ki CHP’nin bir kez daha 100 yıl sonra, 102 yıl sonra ülkenin sorunlarını çözmek, yüzleri güldürmek, karanlık gelen geleceği aydınlatmak için attığı adımlardan çok önemli bir kilometre taşıydı. Kilis’e, tüm Kilislilere meydanda olan, sokaklardan, camlardan dinleyen, gönlünü bize, gözünü güzel geleceğe diken bütün Kilislilere yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varlar.

“20 kahraman askerimizin ruhları şad olsun”

Maalesef geçtiğimiz haftadan bu yana tabii pek çok etkinlikte andık, saygı duruşlarımızı yaptık, rahmet diledik ama bir kez daha ifade etmeliyim ki Azerbaycan dönüşü, Gürcistan’da askeri uçağımızın düşmesi sonucu yaşamını yitiren 20 kahraman askerimize, Hırvatistan’da yangın söndürme uçağının düşmesi sonucu şehit olan pilotumuza, memleketim Manisa’da trafik kazasında kaybettiğimiz polis arkadaşımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. Acılı aileleriyle milletimizle bu kaderi bu üzücü olayı, kederli olayı bir kez daha yaşamamayı, bu olayları temenni ediyoruz. Ruhları şad olsun. Yaşanan kazaların nedenleri üzerine bilhassa 20 şehidimizin olduğu kaza üzerine çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. Ancak bu süreci CHP üyeleri olarak, örgütleri olarak metanetle, sabırla ve yapılacak çalışmaların sonuçlarının bir an önce şeffaflıkla paylaşmasını bekleyerek takip ettiğimizi ve dikkatle izlediğimizi de ifade etmek isterim.

“Rojin’in dosyasında titizlikle çalışılmasını ve bir an önce sorumluların bulunmasını talep ediyoruz”

Acılardan bahsediyoruz maalesef bir yas ülkesi haline geldi Türkiye. Her gün bir başka acı haber ve geçmişteki bazı acı haberlerin de daha adalete kavuşamayan aileler yüzünden halen daha yüreklerin yandığı konuklarımız oluyor burada. Bizim de yüreklerimiz onlarla birlikte yanıyor. Rojin Kabaiş’in değerli ailesi, annesi Aygül Hanım, babası Nizamettin Bey kardeşi Ömer aramızda. Ayşe Tokyaz’ın annesi Halime Hanım ve ikiz kardeşi Esra aramızda. Rojin üniversiteyi okumaya gitmişti. Kaybolduktan 18 gün sonra 15 Ekim 2024’te cansız bedeni bulundu. Dosyada halen tek bir tutuklu yok. Ailenin adalet mücadelesi devam ediyor. Ayşe hepinizin bildiği gibi Ayşe Tokyaz defalarca beni koruyun dedi. Polise gitti. Savcılığa gitti. Koruma talep etti. Maalesef korunmadı. Ve meslekten ihraç edilmiş bir polis tarafından katledildi. Küçükçekmece’de katledildi. Çok hazin bir şekilde Eyüpsultan’da yol kenarına bir valiz içinde bedeni bırakıldı. Bu acıya dayanmaya çalışan annesi ve ikizi burada. Nihayet dört ay sonra dün iddianame kabul edildi. İki sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet talep ediliyor. Hem bu davayı haksız indirimler yapılmamasını, öyle iyi haldir bilmem ne olmamasını, en ağır cezanın alınmasını hem de Rojin’in dosyasında titizlikle çalışılmasını ve bir an önce sorumluların bulunmasını talep ediyoruz. Burada Rojin ve Ayşe, onların acılı aileleri sadece birer temsilci, birer sembol. Yüzlerce, binlerce, on binlerce yüreği yanık anne, eş, çocuk, baba, aramızda yaşıyor. Maalesef bunlarla mücadele etmek için öyle birer birer vaka bazında yapılması gerekenler elbette var. Ama bütünsel bir yaklaşım gerekiyor.

“Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı güya”

Yapıldı mı? Vallahi yapıldı. Bu Meclis komisyonlar kurdu. Bu konuyu çalıştı. Uluslararası düzeyde çalıştı. Hani elinde bir tane nazar boncuğun var AK Parti’ye takacaksın dese ne için takardın? İstanbul Sözleşmesi’ni çalıştılar, çıkardılar, İstanbul’da bağıtladılar. Getirdiler Meclis’te iki elimizi kaldırarak destek verdik. Bunun için takardık. Ve İstanbul Sözleşmesi’yle birlikte Türkiye’de elbette bıçak gibi kesilmedi ama kadın cinayetleri, kadına karşı şiddet noktasında ilk daha başvurunun yapıldığı emniyetten ya da sokaktaki bekçiden, polisten savcısına kadar istinafa kadar, yüksek yargıya kadar bir farklılaşma, burada şiddetle mücadele yasalarının çıkarılırken ki kararlılık umut veriyordu. Maalesef bir seçim öncesinde bir grubun siyasetin üzerine kurmaya çalıştığı baskıya, oradan gelecek üç, beş bin oya tamah eden birisi, bu Meclis’in çıkardığı İstanbul Sözleşmesi’ni gecenin bir yarısında attığı imzayla, yaptığı bildirimle hukuken değil aslında, girildiği gibi çıkılır, Meclis’in girdiği sözleşmeden, Meclis’in yürürlüğe aldığı sözleşmeden bir imzayla çıkamazsın ama oldu bitti, yaptılar. Ve Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı güya.

“Ama iki ay sonra ama çok kaçtılar iki yıl sonra o sandık gelecek”

Ne oluyor? Dediler ki, ‘Öyle ama bu sözleşmeye göre çıkarılmış yasa var, yasalar var. Onlar duruyor.’ O gün demiştim ‘Siz bunu yaparak kadının arkasından devleti çektiniz. Siz bunu yaparak dediniz ki ‘Biz o zaman yaptık ama tedbirler aldık ama kanunlar çıktı ama polisine, savcısına, hakimine niyetimizi milletçe eksiksiz herkes iki elini birden kaldırarak verdi ama şimdi vazcaydık’ Öyle davranmayın. Korumayın Ayşe’yi. Rojin’in katillerini bulmak ya da Rojin’in katline engel olmak o günkü kadar arkasında devletin durduğu bir kararlılık yok artık. O noktaya geldi.’ Onun için buradan hiç öyle hamaset falan yapmaya gerek yok. Bir samimiyet göstermesi lazım siyasetin. Ben buradan söylüyorum. Büyük bir mücadelenin içindeyiz. Ama iki ay sonra ama çok kaçtılar iki yıl sonra o sandık gelecek. CHP Meclis’te çoğunluğu sağlayacak. Eminim ki o gün Meclis’te bulunan bütün partilerin çok sayıda milletvekili de aynı kararlılıkta olacak. Ve bu Cumhurbaşkanı’nın attığı o imza var ya, bizim seçtiğimiz cumhurbaşkanının atacağı ilk imzalardan biri İstanbul Sözleşmesi’ni bu Meclis’e tekrar onaylanmak üzere yollamak olacak. Söz veriyoruz.”