(TBMM) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine tepki göstererek, “Türkiye büyük bir sosyal krizin sosyal patlamanın eşiğindedir. Buradan bütün siyasi partilere bilhassa Adalet ve Kalkınma Partisi’ne sesleniyorum: Emekliyi bu halde bırakamayız. Kök maaşlara kanun yoluyla artış yapmak şarttır. Seyyanen zam vermek şarttır. Bir emekli maaşının bir asgari ücretin altında olması kabul edilebilir değildir. CHP olarak buradayız, gelin bu hafta bu ayıbı temizleyelim” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, sözlerine “2026 yılının ilk grup tolantısındayız. 2025 yılı ülkemiz ve milletimiz için çok zor bir yıl oldu. Ancak yeni yıla 2025’i bütün acılarıyla, haksızlıklarıyla, adaletsizlikleriyle, ybütün yaşattıklarıyla geride bıraktığımızı ümit ediyor, yeni yıla yeni umutlar ve yeni inançlarla giriyoruz. Bir kez daha 86 milyon yurttaşımızın yeni yılını kutlarken her biri için sağlık, huzur, refah, adalet diliyor ve içinde bulunduğumuz bu zorlu şartlarda, bu zorlu günlerde hiçbiriniz yalnız değilsiniz. Her şeyin var bir çaresi onunda adı CHP demek istiyorum” diyerek başladı.
Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, şöyle devam etti:
“Önemli yıl dönümlerinin olduğu bir hafta. 4 Ocak1990’da Zonguldak’tan yola çıkan sel olup Ankara’ya akan madenci yürüyüşünün 35’inci yıl dönümünde buradayız ve ‘Aşağıda ölüm, yukarıda açlık var’ diyerek yerin altından hak aramaya çıkanları hatıraları önünde tarihimize bıraktıkları o saygın mücadelenin önünde saygıyla eğilerek selamlıyorum. Aynı zamanda Sarıkamış Harekatı’nın 111’inci yılındayız. Geçen sene bugünleri Sarıkamış’ta geçirmiştik. Sarıkamış’ın karlı dağları üzerinde yazlık elbiseleriyle, ayaklarında çarıklarıyla ‘Önce vatan’ diyerek yola çıkan ve geri dönmeyi düşünmeyen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz CHP olarak.
“Sandıktan kim çıktıysa onu atayacağız”
Dün Boğaziçi Üniversitesi’ndeki direnişin de 5’inci yıl dönümüydü. 2 Ocak 2021 tarihinde üniversitenin iradesine karşı rektör değil, bir kayyum atadılar. Melih Bulu Boğaziçi’nde siyasal vesayetin ilk kulu oldu. Ve o günden bugüne hem ona hem kendisinden sonra atanan kayyuma karşı öğretim görevlileri ve Boğaziçi’nin öğrencileri, mezunları büyük bir direniş gösteriyorlar. Her hafta aynı gün, aynı saatte direniyorlar. Sırtlarını kayyumluk binasına dönüyorlar. Yüzlerini özgür akademiye dönüyorlar. Biz parti programımızda YÖK’ü 1980 darbesinin tortusu, her partinin ‘İktidara gelirken kaldıracağız’ deyip sonra etinden sütünden yününden istifade ettiği YÖK’ü, AK Parti’nin geldiğinde en önemli taahhüdü olan şimdi en önem verdiği alan olarak kullandığı YÖK’ü kaldıracağımızı yazdık. Rektör atamalarıyla ilgili çalıştık. Buradan Boğaziçi öğrencilerinin, öğretim görevlilerinin ve tarihin huzurunda şunu ifade etmek istiyorum: Bir sandık gelecek. O sandıkta herkes bir şeylerle yüzleşecek ve hesaplaşacak. Yoksullukla hesaplaşacağız, işsizlikle hesaplaşacağız, güvencesizlikle hesaplaşacağız, iş cinayetleriyle, kadın cinayetleriyle, doğa katliamlarıyla hesaplaşacağız ve Boğaziçi ve üniversitelerde bu kayyumluk müessesesiyle o sandıkta hesaplaşacak. O hesap görüldükten sonra yönettiğimiz Türkiye’de üniversitelerin rektörlerini doğru belirlenmiş katsayılarla, üniversitenin öğretim görevlilerinin, üniversitenin öğrencilerinin, üniversitenin emekçilerinin ve üniversiteyle bağını koparmamış, mezunların kullandığı oylarla demokratik olarak seçeceğiz. Sandıktan kim çıktıysa onu atayacağız.
“Saniye de 500 bin lira vergi ödeyeceğiz”
Ekonomide maalesef çok zor geçecek bir yıla girdik. Neden bunu söylüyorum çünkü bu çatı altında gelecek yılın bütçesini yaptık. Kimden ne alınacağı kime ne varileceğini karara bağladılar. Devletin alan sağ eli hep emekçinin sırtında, yoksulun, emeklinin sırtında veren şefkatli sol eli ise çok tutuk bir şekilde tarif ettiler ve bir şey verirlerse de onları yine yoksullara, ihtiyaç sahiplerine değil, zenginlere, yandaşlara vermeyi tercih ettiler. Toplam 15.16 trilyon lira vergi ödeceğiz hep beraber. Saniye de 500 bin lira vergi ödeyeceğiz. Kim ödeyecek vergiyi? 100 liralık verginin 64 lirasını dolaylı vergilerle, yani fabrikatörle fabrikanın kapıcısını ayırlamayan, multimilyonerle asgari ücretliyi ayırmayan vergilerle hepimiz ödeyeceğiz. Elektrik harcarken doğal gaz harcarken, süt alırken, ayakkabı alırken, çocuğumuza hırka, kocuk alırken gelirimize bakmadan aynı vergiyi ödeyeceğiz. Yüzde 64.
“Kimse Erdoğan’dan masallara inanmasın”
Sonra bi de yüzde 24’lük bir dilim var. Onu da maaşı çekmeden, maaş eline değmeden, maaşından gelir vergisi kesilenler ödeyecek. Yani beyaz yakalılar, mavi yakalılar işçiler, emekliler. Geriye ne kalıyor. Yüzde 12. Onun yüzde 1’i gayrimenkul sahiplerinden alınan diğer vergiler. Yüzde 11 Türkiye’de yapılan tüm ticaretten, imalattan, ihracattan, hizmet sektöründen para kazananların verecekleri kurumlar vergisi yüzde 11. Yüzde 88’ini orta direk ve yoksullardan alan verginin sadece yüzde 11’ini vermesi gerekenden alan bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir. İktidarımızın ilk yılında yıkacağız bu düzeni. 2.7 trilyon faiz ödemesine ayırmışlar. 1.4 trilyon yatırımlara. Yapılacak yatırımların, bütün yatırımların aklınıza gelebilecek bütün bakanlıklardaki bütün yatırımların toplamına ayrılan paranın iki katını faize ödüyorlar. Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizli bütçesi en faizci bütçesi. Diğer taraftan 100 liralık toplanan verginin 20 lirası faize 10 lirası yatırıma gidiyor. Tam iki kat fark var arada. Ve ÖTV lüks harcamalar yerine yine ÖTV yani pırlantadan o pahalı lüks saatlerden alınmayan ÖTV, tırnak makasından, mutfak tüpünden, çiftçinin kullandığı mazottan alınmaya devam edecek. AK Parti’nin gerçeği bu. Kimse Erdoğan’dan masallara inanmasın. Kimse bu yılın geçen yıldan iyi olacağına inanmasın. Durumunun geçmişten iyi olacağına inanmasın. Durumunun geçmişten iyi olması için bu milletin sandığa gitmesi ve AK Parti iktidarını göndermesi lazım.
“Tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı”
Kime konuşuyoruz? Herkese. Ama en çok da emeklilere ve asgari ücretlilere ya da asgari ücrete oranla biraz üzerinde maaş alan herkese Açlık sınırı 30 bin lira, CHP belirlemiyor bunu, Türk-İş belirliyor. 30 bin liranın üzerinde açlık sınırı var ve tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı. 28 bin lira ilan ettiler. İlan edildiği gün altında. Alındığında açlık sınırı biraz daha yükselmiş olacak. AK Parti işçiye 12 ay boyunca biliyorsununuz seçimden önce ‘Yılda üç dört kez düzenleriz’ diyorlardı. Seçimden sonra asgari ücrete yıl içinde hiç dokunmadılar. 28 bin lira vermeyi kafaya koydu.
Peki en düşük emekli maaşı 18 bin 975 beş lira. 19 bin lira bile değil. Bu rakamı arttıracaklarını söylemesini dün bekledi herkes, döndü baktı, Erdoğan’ın ağzını bu konuda bıçak açmadı. Bugün ev kirasının zam oranı yüzde 34. Emeklinin zam oranı yüzde 12’dir. Market poşetine yüzde 100 zam yapanlar emekliye yüzde 12 zam yaptılar. Köprü ve otoyollara az yaptık deyip yüzde 25 zam yapanlar emekliye yüzde 12’lik zammı layık gördüler. Ve 18 bin 975 beş lira ilan edildiği gün açlık sınırının üçte ikisindedir. İlan edildiği gün neredeyse yüzde 65’indedir asgari ücretin. AK Parti iktidarı gelmeden önce bir en düşük emekli maaşı, bir buçuk asgari ücret alıyordu. Yani emekliye hiç ilişmeseler, hiç çelme takmasalar, hiç yakalarına yapışmasalar, bir buçuk asgari ücret verseler bugünkü itiraz ettiğimiz yetmeyen asgari ücret üzerinden yine emekliye 42 bin lira para vermeleri gerekir.
“Bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir, bu düzeni yıkacağız”
Ama emekliye 19 bin lira veriyorlarmış. 18 bin 975. Emekliler tarihlerinin en kötü değil, artık en dayanılamaz, katlanılamaz sefalet maaşına muhtaç edildiler. Gençlik kollarımız bunu kredi parası için yapmış. Dönün dedim bir de emekliye, asgari ücrete bakalım. Ben hep soruyorum meydanlarda ‘Hangi hesap şaşmaz?’ Oradan teyze bağırıyor ‘Altın hesabı şaşmaz.’ Altın hesabı yapıyorum Erdoğan kızıyor. Sen gelmeden önce diyorum sekiz çeyrek altın alıyordu emekli, şimdi bir buçuk çeyrek altına düştü. Hesap ortada. ‘O hesabı bırak başka hesaba bak.’ Gençlik kolları aynı zincirden 2002 yılında bir et dönerin fiyatını çıkarmış, bir de aynı yerde bugün satılan et dönerin, öğrencilerin alışveriş yaptığı. 2002 yılında 257 liralık emekli maaşı 1 TL olan et dönerden 257 tane alıyormuş. Bugün verdikleri emekli maaşı 38 tane et döner alıyor aynı yerden. AK Parti’den önce 257 et döner, yüz gram et olan içinde yarım ekmek döner. 257 taneden 38 taneye düşmüş. Diyor ya ‘Altın çok değişti.’ Ne değişti altın? Et dönerci de altına uyumlanıyor başka şeyi satan da. Hiçbir esnaf kendisini bu fiyatlarla satış yaparım yapamam diye bakmak zorunda değil. Maliyeti var. O maliyetin içinde tüpü var, ısınması var, ödediği maaş var, sigorta var, kira var. Ve hesap ortada 257’ye 38. Asgari ücretlide durum ne? 184 et döner alan bir asgari ücret şimdi bugünküyle daha ele geçmedi, ele geçince daha da düşebilir, 56 tane et döner alabiliyor. Yani asgari ücretli açısından üçten bire düşme, emekçi açısından ise sekizden bire düşme durumuyla karşı karşıyayız.
Öyle bir noktadayız ki bu maaşlarla yandaşlara geçiş garantisi veren bunu da bütçeye koyan tıkır tıkır ödeyen iktidar emekliye ve çalışanlara geçim garantisi vermiyor. Hele hele emeklide. Nasıl emekli oldu bu insanlar? Sen bu insanlara dedin ki ‘Yeter çalıştığın. Bugüne kadar sen çalıştın. Eller nasırlandı, dirsekler çürüdü, göz nuru aktı. Gören gözler kocaman gözlüklere ulaştı. Artık sen çalışma. Sen çalıştın. Emekliyi baktın. Şimdi sen dinlen. Çalışanlar biz sana bakacağız. Devlet olarak biz sana bakacağız’ dedin. Bunu deyip emekli ettiği kişiye hak ettiğini kendi geldiği zamanda sekiz çeyre alırken bir buçuk çeyrek altını alabilecek maaşı layık gören iktidar işte bu iktidardır. Bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir. Bu düzeni yıkacağız.
“Emekliyi bu halde bırakamayız”
Bir de emekliden kötüsü de var dedi arkadaşlar. Dedim daha ne kötüsü olacak? 65 yaş aylığı. 5 bin 390 liraymış olmuş 6 bin 393 lira. Engelli aylığı 4 bin 300 liraymış olmuş 5 bin 100 lira. Evde bakım maaşı 11 bin 702 liraymış olmuş 13 bin 878 lira. Türkiye büyük bir sosyal krizin sosyal patlamanın eşiğindedir. Buradan bütün siyasi partilere bilhassa Adalet ve Kalkınma Partisi’ne sesleniyorum: Emekliyi bu halde bırakamayız. Kök maaşlara kanun yoluyla artış yapmak şarttır. Seyyanen zam vermek şarttır. Bir emekli maaşının bir asgari ücretin altında olması kabul edilebilir değildir. CHP olarak buradayız, gelin bu hafta bu ayıbı temizleyelim. Ayrıca gelir vergisindeki adaletsizlik de aynen devam ediyor. 2025’de gelir vergisinin ilk dilimi 158 bin liraydı, şimdi 190 bin lira oldu. Şu demek, maaş almaya başlıyorsun, sene başından itibaren 190 bin lirayı geçince aldığın maaş, yani bunu üç ayda, dört ayda geçtiğinde, ikinci yüksek vergi dilimine sonra bir sonraki yüksek vergi dilimine. Bu rakamlarla 70 bin lira maaş alan bir çalışan 180 bin lira. İki buçuk maaşını vergiye verecek. 100 bin lira maaş alan bir mühendis diyelim, 320 bin lira, 12 maaşın üç maaştan fazlasını vergiye verecek. Neden böyle oldu? Aslında AK Parti geldiğinde durum hiç böyle değildi. Gerçekten yüksek maaşlar, yüksek vergi dilimine giriyordu. Ama virgülden sonrasını katmayarak, bazı sene daha da başka oyunlar yaparak en az işte sendika açıklamış 750 bin olacak, bize sorarsan bir milyon liraya kadarki maaşların en düşük dilimde yüzde 15’te vergilenmesi lazımken 190 bin liradan itibaren üçüncü dördüncü aydan itibaren yüksek vergi dilimi başlıyor.
“Erdoğan 16 bin liracık yerine dört bin lira veriyor ve bununla övünüyor”
Gençlik kollarımız dün Erdoğan’ı izlemişler. Benim söylediğimi de hatırlamışlar. Erdoğan’ı duyunca iki kere iki dört eder dese açacaksın kerrat cetvelini kontrol edeceksin kesin bir numara vardır diye. Dün diyor ki ‘Biz gelmeden önce KYK kredisi öğrenciye verilen 45 liracıktı’ diyor. ‘Biz şimdi onu dört bin lira yaptık’ diyor. Öğrenciler de hemen dönmüşler, önce hemen altın hesabına bakmışlar o olmazsa olmaz. 45 liracık 30 liracık olan çeyrek altından bir buçuk tane alıyormuş. Bugün bir buçuk çeyrek altın 16 bin lira. Erdoğan 16 bin lira yerine, ‘cık’ dediği, 16 bin liracık yerine dört bin lira veriyor ve bununla övünüyor. Gençler kişi başına 133 lira tutuyor ve diyorlar ki bu verilen maaş belki bir mercimek çorbası içiyor, ucuz bir yer bulursan, çoğu yerde 180, 150’ye var, 100’e çok zor bulunur. Kent lokantası hariç bu parayla bir öğün karın doyurmak bile mümkün değil gençlere verdiği parayla. Gençler bu paranın sekiz et dönerle 16 tavuk dönerle bittiğini söylüyorlar. Ve dönüp bakmışlar Rahmetli Ecevit’in, Sayın Bahçeli’nin rahmetli Mesut Yılmaz’ın olduğu bunların da her gün, sanki bir de bir tanesi şimdi kendi hükümetlerine destek veren bir parti, dönüp dönüp ağzına geleni söylüyor iktidara. Ve diyor ki ‘Koalisyon döneminde şöyle berbattı.’ O berbat dedikleri koalisyon döneminde 2002’de 45 liracık, 45 tane et döner alıyormuş. Bugün verdikleri para sekiz tane et döner alıyor. 45 et döner veren ve güya öğrencileri aç bırakan Ecevit, Bahçeli, Yılmaz iktidarı koalisyon hükümeti şimdi dört bin lira veren Tayyip Erdoğan’ın sekiz et dönerde biten KYK kredisi.”

