(ANKARA) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, uyuşturucu sorununu siyaset üstü olarak ele aldıklarını belirterek, “İktidarımızda, uyuşturucuyla mücadelede ulusal seferberlik ilan edeceğiz. Sorunun kaynağına ineceğiz. Önce parayı takip edeceğiz. Bu uluslararası bir kural, eğer uyuşturucuyla mücadele edecekseniz önce parayı takip edeceksiniz. Kara para aklama hatlarını keseceksiniz. Bunu kesmezseniz o kara para hareketinden bambaşka muratlarınız ve bambaşka menfaatleriniz varsa uyuşturucuyla mücadele edemezsiniz” dedi.
CHP’nin Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in başkanlığında toplandı. Yaklaşık 3 buçuk saat süren toplantıda Türkiye’deki ve bölgedeki son gelişmeler, ekonomik kriz, uyuşturucu sorunu, eğitim ve öğretimdeki sorunlar ile kadın ve gençlerin sıkıntıları ele alındı.
Toplantının ardından konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları kaydetti:
“Türkiye ağır bir uyuşturucu sorunuyla karşı karşıyadır. Bu sorun hem sağlık hem de güvenlik sorunudur. Ancak gelinen noktada, uyuşturucu çeteleriyle ve bağımlılıkla mücadelenin etkin sonuçlar vermediği görülmektedir. Türkiye artık uyuşturucu ticaretinde yalnızca bir transit ülke değildir; aynı zamanda hedef ülkedir. Bu nedenle ciddi bir anlayış ve politika değişikliğine ihtiyaç vardır. Bu sorun, sadece birkaç torbacının meselesi olmadığı gibi bazı ünlü isimleri uyuşturucu testine götürüp getirerek, konuyu magazinleştirerek çözülebilecek bir mesele hiç değildir. Gençlerin hayranlık duyduğu 19 ünlü ismi sıraya dizip teste götürüp, 11’i temiz çıkınca ‘pardon’ demek, insanların itibarıyla oynamak hem mücadeleyi sakatlayan hem de bu kişilerin ailelerini çocuklarını da yaşadıkları sosyal çevre içinde zor durumda bırakan uygulamalardır. Kimseye de bi faydası yok. İktidar, uyuşturucu operasyonlarının artmasıyla övünüyor. Ancak herkes biliyor ki, operasyonların ve yakalanan miktarların artması, uyuşturucu sorununun büyümesinin bir sonucudur. 2019’dan 2025’e operasyon sayısı yüzde 200 oranında artmıştır. İlk kullanım yaşı 19’dan 16’ya düşmüştür. Kayıtlara 12 yaşında uyuşturucu kullanımı dahi girmiştir. Tedavi başvuruları 2 kat, uyuşturucu kaynaklı ölüm 2 kat artmıştır. Uyuşturucu; uluslararası bir finans ağı ve kara para düzenidir. Ve bu düzen, paraya dokunulmadan, baronlara ulaşılmadan, uluslararası ağlar dağıtılmadan bitmeyecektir. İktidarın ise zincirin en alt halkasından işe başlayıp konuyu magazin malzemesi haline getirmesi, gerçek sorunu gözden kaçırıyor. Ayrıca mücadelede, büyük bir ciddiyetsizlik hakim kılınıyor. Örneğin; İçişleri Bakanı, İspanya’nın yakaladığı 10 tonluk uyuşturucu ile ilgili önce, ‘Türkiye ile ilgisi yok’ açıklaması yapıyor. Sonra bu olayla ilgili çok sayıda ilde operasyonlar düzenleniyor.
“Uyuşturucu baronlarının mal varlıklarına el konulması son derece önemlidir”
Ama işin hazin tarafı o günlerde pek çok konuya yanıt vermesi için sayın Ahmet Hakan’ın köşesinin tamamını ayırdığı söyleşide geminin Türkiye’yle ilgisi olmadığını okudum. Sonra gazeteyle aynı tarihte bu gemiyle ilişkili olduğu düşünülen 7 kişiye farklı şehirlerde operasyon yapıldı. Yani meselemin özü bakan uyuşturucuyla mücadele meselesinde bir başarı hikayesini herkese anlatmak istiyor. Bu konuda polis memurlarının, gümrük muhafaza memurlarının ciddiyetini, gayretini kahraman polisimizin yaptığı operasyonları zaman zaman hayatlarını ortaya koymalarını hep beraber önemsiyoruz. Ama büyük bir koordinasyonsuzluk, büyük bir ciddiyetsizlik ve siyaset eliyle bu meselelerin üzerine gitme noktasında irade eksikliği vardı. Onun vücut bulmuş hali de bakan Yerlikaya. AK Parti’nin tüm bakanları geldiklerinde kendisinden önceki bakanın yaptıklarını küçümsemeyi, esas uyuşturucuyla mücadelenin şimdi başladığını söyleyen ve geçmişe göre çok önemli başarılar elde edildiğini söyleyen bir geleneğe sahipler. Ama gelinen durum Süleyman Soylu döneminden daha vahim.
Biz, bu sorunu siyaset üstü olarak ele alıyoruz. İktidarımızda, uyuşturucuyla mücadelede ulusal seferberlik ilan edeceğiz. Sorunun kaynağına ineceğiz. Önce parayı takip edeceğiz. Bu uluslararası bir kural. Eğer uyuşturucuyla mücadele edecekseniz önce parayı takip edeceksiniz. Kara para aklama hatlarını keseceksiniz. MASAK’taki tüm uzmanların kökü kazınıyorsa büyük para hareketlerini MASAK nasıl takip edecek? Buradaki meselenin nerede aksadığını anlama açısından MASAK’ın bakacağı gözlerine perde indirenlerin kimler olduğunu iyi görmek lazım. Bu perdeyi indirenler iktidardan gitmeden bu meseleyle etkin olarak mücadele edilemez. Bu konuyu Portekiz halletti. Çok önemli bir eylem planı ortaya koydular. Sağlık temelli yaklaştılar. Ve rakamlar ortada, Portekiz büyük bir başarı elde etti. Ama dünyadaki altın kural, parayı takip et, kara para hareketini kes. Bunu kesmezseniz o kara para hareketinden bambaşka muratlarınız ve bambaşka menfaatleriniz varsa uyuşturucuyla mücadele edemezsiniz. Uyuşturucu baronlarının mal varlıklarına el konulması son derece önemlidir. Ama bunların tüm bağlantılarının üzerine kararlılıkla gidilmesi önemli. Limanlarda, lojistikte, finans sisteminde denetim güçlendirilmelidir. İktidarımızda en ciddiyetle, etkin mücadeleyi yürütmek için MASAK yeniden yapılandırılmalı, özelleştirilmeli, özgürleştirilmeli, her türlü siyasi baskıdan arındırılmalı. Suç alanına karşı gerçek bir uluslararası iş birliği kurulmalı.
“İktidarımızda; nitelikli, bilimsel, kamusal, parasız, eşit, erişilebilir ve kapsayıcı bir eğitim sistemi kuracağız”
Eğitimde ve istihdamda yer bulamayan gençlerimizi, suç örgütlerinin ağına düşmekten kurtaracağız. Gençleri sokakta değil; eğitimde, sporda, üretimde yani hayatta tutacağız. Sosyal politikaları, tedaviyi ve rehabilitasyonu güçlendireceğiz. Biz, sorunu yöneterek rıza üreten politikaları değil, sıkıntıyı tamamen ortadan kaldıran sosyal politikaları hayata geçireceğiz. Bugün Türkiye’de eğitim hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 30’un altına düşmüşse, herkesin şapkasını önüne alıp düşünmesi gerekir. Gelecek hafta eğitim yılının ikinci yarısı yine sorunlarla başlayacak. Evlatlarımız hala güneş doğmadan okula gitmeye devam ediyor. Yaz saati uygulaması 10 yıl önce kalıcı olarak kaldırıldı. Hiçbir enerji tasarrufu sağlanmadığı gibi, Avrupa’nın tamamına yakınının uygulamadığı bir sistemle, bir inatlaşma sürdürülüyor. Okullarımızda öğretmen açığı var. 100 bin ücretli öğretmenin olduğu bir sistemde, 100 bin öğretmen atamasına ihtiyaç olduğu açıkken, bu sorun da çözülmüyor. Okullarda zorbalık, akran şiddeti devam ediyor. Psikolojik danışmanlık pek çok okulda yok, olanlar yetersiz. Sağlık görevlisi istihdamı eksik. Sağlık taraması yapacak, öğrenci rahatsızlandığında ilk müdahaleyi gerçekleştirecek sağlıkçıların istihdamı halen gündeme alınmıyor. Okullarda yeterli güvenlik görevlisi açığı giderilmiyor. 59 bin okulun sadece bininde kolluk görevlisi bulunuyor. Okullarımızda temizlik, hijyen sorunları had safhada. Temizlik personeli açığı geçici görevlendirmelerle geçiştiriliyor. Ücretsiz temiz su ihtiyacı tüm ısrarlara rağmen hala karşılanmıyor. Zengin evlatları suyu parayla içerken, yoksulların evlatları tuvalet musluğuna ağzını dayamak zorunda kalıyor. Buna karşın, engeller çıkarılmasına rağmen CHP’li belediyeler, kendi bölgelerinde hem okulların temizliği hem de ücretsiz temiz su ihtiyacını karşılamak için tüm imkanlarını seferber ediyor. Sağlık Bakanlığı’nın Eylem Planı’nda okul yemeği uygulaması var. O planda, ‘Bir öğün okul yemeği verilmeli’ diyor. Ama Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde okul yemeği yok. Öğrencilere bir öğün ücretsiz yemek bile çok görülüyor.
Tüm bu sorunların çözümü aslında basit. Öğrencilere bir öğün yemeğin yıllık maliyeti 235 milyar lira, 100 bin temizlik görevlisinin yıllık maliyeti 94 milyar lira, 65 bin güvenlik görevlisinin yıllık maliyeti 61 milyar lira, 75 bin okul hemşiresinin yıllık maliyeti 70 milyar lira. Toplamda sadece 460 milyar liraya birçok sorun çözülecekti. Ama AK Parti bunu tercih etmedi. Neyi tercih ettiler? Kötü yönetimin bir sonucu olarak bu paranın tam 6 katını, yani 2,7 trilyon lirayı faiz lobilerine ödemeyi tercih ettiler. Biz iktidarımızda; nitelikli, bilimsel, kamusal, parasız, eşit, erişilebilir ve kapsayıcı bir eğitim sistemi kuracağız. Okullarımızda bir öğün yemek ve temiz içme suyu vereceğiz. Kadrolu temizlik, güvenlik ve sağlık görevlileri istihdam edeceğiz. İlk elden 100 bin öğretmen atamasını yapacağız. Kamuda mülakat uygulamasına son vereceğiz. Nitelikli eğitimi sadece zenginlerin yararlandığı bir imkan olmaktan çıkarıp, devlet okullarında tüm milletimize sunacağız.”
(SÜRECEK)

