Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın üç aylık “karnesini” açıkladı

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın üç aylık “karnesini” açıkladı. CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, “Şiddetin normalleştiği, cezasızlığın yaygınlaştığı, hakların keyfi kararlara bağlı hale getirildiği bu düzende en büyük bedeli her zaman toplumun en kırılgan kesimleri yaşıyor. Ve tüm bunlar yaşanırken sorumluluk alması gerekenler de susuyor ya da sadece izlemekle yetiniyor. İşte biz bu kara düzeni kabul etmiyoruz” dedi. Rojin Kabiş’in babası Nizamettin Kabaiş de, “Meclis’e sesleniyorum, ‘Rojin sadece benim kızım değil sizin de kızınızdır, biz çok acı çekiyoruz, bu olay aydınlansın, katiller yakalansın en ağır ceza neyse onlara versinler'” diye konuştu. 

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu, Aile ve Sosyal

(TBMM) – CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın üç aylık “karnesini” açıkladı. CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, “Şiddetin normalleştiği, cezasızlığın yaygınlaştığı, hakların keyfi kararlara bağlı hale getirildiği bu düzende en büyük bedeli her zaman toplumun en kırılgan kesimleri yaşıyor. Ve tüm bunlar yaşanırken sorumluluk alması gerekenler de susuyor ya da sadece izlemekle yetiniyor. İşte biz bu kara düzeni kabul etmiyoruz” dedi. Rojin Kabiş’in babası Nizamettin Kabaiş de, “Meclis’e sesleniyorum, ‘Rojin sadece benim kızım değil sizin de kızınızdır, biz çok acı çekiyoruz, bu olay aydınlansın, katiller yakalansın en ağır ceza neyse onlara versinler'” diye konuştu.

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın üç aylık “karnesini” açıkladı. Toplantıda, CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, Kurul üyesi CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, önceki dönem CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan ve kurul üyeleri Aylin Şatgeldi ile Mehtap Yücel yer aldı. Basın toplantısına Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş de katıldı.

Bundan sonra her üç ayda “karnenin” açıklanacağını belirten Nazlıaka, üç ay boyunca kadına yönelik şiddetin “durmadan devam ettiğini” söyledi. Nazlıaka, şunları kaydetti:

“95 kız kardeşimiz hayattan koparıldı. Bunlardan 48’i cinayet, 47’si ise şüpheli ölüm dosyası adı altında kayıt altına alındı. Ancak biz ‘şüpheli ölüm diye bir şey yoktur, korunan bir katil ve arkasında güçlü bir takım bireyler vardır’ demeye devam edeceğiz. Ocak ayında yaşanılan hak mağduriyetlerinden birebir bağlantı içerisinde olduğumuz birkaç kişiye değinmek istedik. Bir tanesi Gaziantep’te yaşayan 31 yaşındaki kız kardeşimiz Sibel Külah. Kendisi boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından baştan aşağı üzerine kezzap dökülerek 3’üncü derece bütün bedeni yanacak şekilde ne yazık ki hastanelik oldu. Tek gözü görmüyor ve kendisini hastanede ziyaret ettiğimizde ‘size güveniyorum.’ dedi. Buradan ben de Sibel kardeşime sesleniyorum, ‘kardeşim bize güven. Biz seninleyiz ve senin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Senin ve çocukların hakkını savunmaya devam edeceğiz.’

Bir başka yaşanılan vakada Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi personeli Yasin Çakmak’ın evli olduğu Fatma Çakmak’a sistematik şiddet uygulaması ile ilgili. Yüzünü jiletle kesiyor ve bu kişi tutuksuz yargılanacak kararı çıkınca elbette bizler kadın hareketi birlikte kazan kaldırdık ve bunun sonrasında tutuklanması yönünde bir karar verildi ama biz dilerdik ki buna gerek kalmadan böylesine şiddet uygulamış, işkence yapmış olan bir kişi baştan zaten tutuklu yargılanma kararıyla süreç işlesin. Çalıştığı kurumun gücünü arkasına alarak kadına yönelik şiddet uygulamaya devam edecek olanlara da buradan sesleniyoruz, ‘hiç o kurumlara falan güvenmeyin. Onların gücünü arkanızı aldığınız zannetmeyin. Şiddetle mücadelede burada biz varız ve sonuna kadar da şiddet gören kız kardeşlerimizin hakkını savunmayı sürdüreceğiz.'”

“Çocukların yaşam hakkı tehdit altındayken algı yönetimi ile meşgul olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’mız var”

Ocak ayında 4 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini hatırlatan Nazlıaka, “Bu kaza değil bir cinayettir. Onun için okulda olması gereken çocukların denetimsiz ve güvencesiz koşullarda çalıştırılmasına buradan bir kez daha isyan ediyoruz. Çocuklar bir yanda çalışırken hayatını kaybediyor. Tıpkı Atlas çağlayan gibi… Atlas 17 yaşında geleceğe dair umutları, hayalleri olan bir evladımızdı ama yan bakma tartışmasıyla sokak ortasında bıçaklanarak hayatını kaybetti. Çocukların yaşam hakkı tehdit altındayken kamu otoritesi koruma görevini üzerine getirmek yerine algı yönetimi ile meşgul olan bir Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’mız var ne yazık ki” diye sitem etti.

Nazlıaka, engelli vatandaşların yaşadığı sıkıntılarana da değinerek, şunları söyledi:

“Ocak ayında 27 yaş üstü engelliler hiçbir hukuki dayanak olmaksızın devlet destekli eğitim özel eğitim hizmetlerinden o kapsamdan çıkartıldılar. Tabii ciddi bir kamuoyu baskısı oldu bunun üzerine bir geri adım atıldı ama şu gerçek değişmedi, bu ülkede bir gecede bir kişinin iki dudağıyla haklar alınabiliniyor. Ocakta engelli maaşlarına yapılan zamlar hepinizin bildiği gibi yaşam maliyetlerindeki artış ve temel ihtiyaçlarla kıyaslandığında trajikomik rakamlar olarak kaldı. Devletin engelli vatandaşların hem eğitim hem de ekonomik haklarını korumada kadar başarısız olduğunda bir kez daha kamuoyu görmüş oldu. Bununla yetinilmedi, evde bakım yardımı yönetmeliğinde de bir değişiklik yapıldı ve bu yönetmelik değişikliği ile engellilerin evde bakım yardımlarından yararlanma koşulları daraltıldı. Bu durum zaten zor olan engelli yurttaşlarımızın yaşam koşullarını daha daha zorlaştırdı.”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın, çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin Nazlıaka, “Çocukların çevrim içi risklere karşı korunması adı altında hazırlanan bu düzenleme çocukların görüşlerinin yok sayıldığı ve fişleme endişesi yaratan bir tasarıya dönüşecek gibi görünüyor” dedi.

“Nilay mecburen mahkemede ‘rızam vardı’ demek zorunda kaldı”

Çocuk istismarı davalarında “küçüğün rızası” kararlarının giderek arttığını öne süren Nazlıaka, şu örnekleri verdi:

“Bunlardan bir tanesi 14 yaşındaki Sena Yakşa’nın davasıydı. Sena’nın hikayesi şöyle, öz eniştesi tarafından istismara uğruyor. Tehdit ediliyor ama yılmıyor ve hukuk mücadelesi veriyor. Elinde video kayıtları var, ses kayıtları var ama enişte beraat ediyor. Çünkü amca ve hala Sena’ya baskı yapıyor. Sena’da daha çocuk, diyorlar ki ‘bak eğer rızam vardı demezsen yanlış yapmış olursun.’ Babası da gene Sena’yı annesini ve kardeşlerini ne yönelik şiddet uygulayacağını söyleyerek tehdit ediyor. Bunun üzerine Sena ‘rızam vardı’ diye ifade vermek zorunda kalıyor. Dava tekrar açıldığı süreçte de Sena’nın sesini duyurmaya çalıştık çünkü Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, o sürece kadar bu beraat kararına yeteri kadar duyarlı yaklaşmamıştı. Davayı müdahil olmaktan bahsetmiyorum müdahil olmak değil, kâğıt üzerindeki dahillik değil. Gönül birlikteliği asıl önemli olan ve sena seslendi durdu. ‘Benim 60 yaşındaki bir adamla gönül rızam olabilir mi? Lütfen duyun beni’ dedi. Neyse ki süreç yeniden itiraz edildi mahkeme kararını Umuyoruz ki, daha adil bir şekilde yürüyecek.

Bir başka gene küçüğün rızası vakasının öznesi ise Diyarbakır’da yaşayan Nilay Esmer’di. Nilay 7 yaşında itibaren öz babasının istismarına uğramıştı. Jandarma araba içerisinde babayı suçüstü yakalamıştı adam yargılanmıştı ancak Nilay’a halası ve amcası çok baskı yapınca gene özbaba baba, annesi Nilay’ı ve kardeşlerini öldürmekle tehdit edince Nilay mecburen mahkemede ‘rızam vardı’ demek zorunda kaldı. Nilay tekrar mahkemeye başvurdu annesi tanıklık etmek istedi. Fakat ‘bu kadar tanık dinleyemem’ dedi hakim. Dolayısıyla duruşmada beraat kararı verdi. Ve umuyoruz ki bu süreç özellikle gazeteci Timur Soykan ve Ferit Demir’in de bu davanın duyulmasını sağlamasıyla bizlerin sahiplenmesi ile birlikte adaletin yerini bulacağı şekilde işler.”

“Gerekli yasal boşluğun bir an önce doldurulması yönünde de buradan iktidarı uyarıyoruz”

Nazlıaka, 22 yaşında katledilen üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz, öz babası tarafından istismara uğrayan Hifa İkra Şengüler ile anne Fatma Nur Çelik ve öğretmen Fatma Nur Çelik’in ölümlerine ilişkin de hukuki süreci takip ettiklerini belirtti.

Mart ayında otizmli Uğur Yıldırım’ın davasını da takip ettiklerini belirten Nazlıaka, “Orada da annesi bir hak arayış mücadelesi içinde çünkü bu evladımız bakım merkezindeyken aşırı dozda ilaç verilmesi ve kötü muamele olduğunun tespitiyle birlikte yaşamını kaybetti. Dosyada raporlar var, görüntüler var ama bu davada da sanıklar tutuksuz yargılanıyor. Bu nasıl bir adalet sistemi diye buradan bir kez daha haykırıyoruz ama Uğur Yıldırım’ın anneciği yalnız değildir. Onunla birlikteyiz diye de dayanışmayı buradan da bir kez daha yükseltiyoruz” dedi.

İktidarın mart ayında da engelli vatandaşların hakkını gasp ettiğini ileri süren Nazlıaka, “Yüzde 90’ın altında engelli sağlık raporu olan bireylerin ÖTV muafiyetli araç alım işlemleri durduruldu. Derhal bu işlemlerin yeniden başlatılması, gerekli yasal boşluğun bir an önce doldurulması yönünde de buradan iktidarı uyarıyoruz” diye çağrı yaptı.

“Bizim burada anlattığımız hiçbir vaka, hiçbir olay münferit değil”

Aylin Nazlıaka, açıklamasının sonunda şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bizim burada anlattığımız hiçbir vaka, hiçbir olay münferit değil. Her biri sistematik ve politik süreçlerin bir uzantısı. Dolayısıyla yaşadığımız her şey ihmallerin, cezasızlığın ve beceriksiz yönetimlerin, ülkeyi yönetemeyen iktidarın anlayışının bir sonucu. Yoksul bir anne çaresizlikten hayatına son veriyorsa, bir kadın defalarca beni koruyun demesine rağmen korunamıyorsa, bir çocuk istismara uğrayıp adaleti mahkemede bulamıyorsa, engelliler haklarından bir gecede mahrum bırakılıyorsa, gençler sokak ortasında öldürülüyorsa burada artık tekil olaylardan değil işlemeyen bir kara düzenden, bir sistemden bahsediyoruz. Şiddetin normalleştiği, cezasızlığın yaygınlaştığı, hakların keyfi kararlara bağlı hale getirildiği bu düzende en büyük bedeli her zaman toplumun en kırılgan kesimleri yaşıyor. Ve tüm bunlar yaşanırken sorumluluk alması gerekenler de susuyor ya da sadece izlemekle yetiniyor. İşte biz bu kara düzeni kabul etmiyoruz.”

Nizamettin Kabaiş: “‘Telefon İspanya’dan gelecek, şifre çözülecek’ diyorlar, oyalıyorlar”

Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş de Rojin Kabaiş ve bütün kadınlar için adalet istediğini söyledi. Kabaiş, şunları kaydetti:

“Yaklaşık 2 senedir biz acı çekiyoruz, kızım Van Üniversitesi’nde katledilmiş, iki erkeğe ait DNA tespit edilmiş bu bir cinayettir ama bizi oyalıyorlar. Son 6 aydır dosya için herhangi bir çalışma yapılmamış. Avukatlarımızın talebi üzerine talep ettiğimiz, bütün sorular cevapsız. Sadece telefon ediyoruz, bekliyoruz. ‘Telefon İspanya’dan gelecek, şifre çözülecek’ diyorlar, oyalıyorlar. Avukatların talep ettiği sorular şunlardır, ’18 gün boyunca bu genç kızımız neredeydi? Kaç gün sürede kalmış? Hangi gün öldürülmüş?’ Çok sorular cevapsızdır. Kamera kayıtları silinmiş, telefon da arama yapılmamış. Çok sıkıntılar var, rektör, yurt müdürü sürekli delilleri karartıyorlar. Biz çok acı çekiyoruz. Herkesten rica ediyorum Meclis’e sesleniyorum: Rojin sadece benim kızım değil, sizin de kızınızdır, biz çok acı çekiyoruz, bu olay aydınlansın, katiller yakalansın en ağır ceza neyse onlara versinler.”