(ANKARA) – Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi, Şanlıurfa Harran Geçici Barınma Merkezi’nde yaşanan insan hakları ihlallerini iddialarına ilişkin basın açıklaması yaptı. ÇHD üyesi avukat Duygu İnegöllü, “Suriye’nin güncel durumu ortadadır; hiç kimsenin Suriye’ye zorla gönderilmesi mümkün değildir. Uzun süre tutulduktan sonra imzalanan gönüllü geri dönüş evraklarının da baskı altında imzalanmış olacağı aşikardır. Kişilerin sığınma hakkını tamamen engellemeye yönelik bir uygulama olan barınma merkezlerinin kapatılması gerekmektedir. Sığınma, temel bir haktır ve engellenemez” dedi.
Diğer hukuka aykırılıklar ise şöyle sıralanabilir: Bu kurumda ne kadar süreyle tutulmaya ilişkin hiçbir düzenleme bulunmamaktadır; ne kanunda ne de yönetmelikte buna dair bir hüküm vardır. Barınma kararı kapsamında tutulmaya ilişkin hangi mahkemeye itiraz edilebileceği ya da ne kadar süre içinde itiraz edilebileceğine dair herhangi bir düzenleme de mevcut değildir. Kişilere, barınma kararı verilerek buraya alındıktan sonra geçici koruma kapsamına alınıp alınmadıklarına ya da neden burada tutulmaya devam edildiklerine ilişkin herhangi bir bilgi verilmemekte, tebligat yapılmamaktadır. Avukata nasıl erişebilecekleri, adli yardıma erişim haklarının olup olmadığı gibi bilgilere de yer verilmemektedir.
“Göçmenler, belirsizlik sebebiyle psikolojik olarak büyük bir çöküntü içerisindeydi”
Görüştüğümüz göçmenler, belirsizlik sebebiyle psikolojik olarak büyük bir çöküntü içerisindeydi. Görüştüğümüz mültecilerin bazıları avukat, bazıları hukuk mezunuydu; bir kısmı üniversite mezunuydu ya da üniversite öğrencisiydi. Haliyle bu hukuki belirsizlik hâlini anlayabilmek için defalarca ve defalarca sorular sordular; ancak biz onlara cevap veremedik.
Yaşanan en büyük ihlal ise elbette işkence ve kötü muamele, eziyet hâlidir. Alevi müvekkillerimiz, özellikle içeride kalan diğer göçmenlerin bir kısmı tarafından sürekli hakarete uğradıklarını, darp edildiklerini ve eşyalarının çalındığını ilettiler. Maalesef kurum tarafından da yeterli önlemler alınmış değildir. Elbette kurumda çok iyi niyetli ve insani yaklaşımlar sergilemeye çalışan görevliler de mevcuttur. Ancak birkaç iyi niyetli memur, hak ihlallerini önlemeye elverişli bir sistem olmadığı için herhangi bir çözüm sunamamaktadır.
Şu anda müvekkillerimizin ve görüştüğümüz göçmenlerin düzenli olarak videolarının çekilmeye çalışıldığını; bu videolarda barınma merkezinden çok memnun olduklarını, sağlığa erişim haklarının ve yemeklerin çok iyi durumda olduğunu söylemelerinin istendiğini biliyoruz. Çok ciddi bir baskı söz konusudur. Bizler de müvekkillerimizi, telefona erişebildikleri zamanlarda hem hukuki olarak bilgilendirmeye hem de psikolojik olarak ayakta tutmaya çalışıyoruz.
Suriye’nin güncel durumu ortadadır; hiç kimsenin Suriye’ye zorla gönderilmesi mümkün değildir. Uzun süre tutulduktan sonra imzalanan gönüllü geri dönüş evraklarının da baskı altında imzalanmış olacağı aşikardır. Kişilerin sığınma hakkını tamamen engellemeye yönelik bir uygulama olan barınma merkezlerinin kapatılması gerekmektedir. Sığınma, temel bir haktır ve engellenemez.”

