(ANKARA) – İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento ile İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, “Geçen hafta İmralı’da kaldığı yere bir yerleşke, bir konut, bir artık saray, ne derseniz bir yapı yapıldığını konuşmuştuk. Bu hafta da doğduğu evin bir müze haline getirilmesi tasarlanıyormuş. İsabet olur, zira Türkiye’de bir terör müzesine ihtiyaç var. Yapılacak olan bu müzeyi de terör müzesi olarak adlandırılıp nasıl terör faaliyetlerinde bulunduğuna dair de belki vatandaşlarımızın hatıraları, o acı hatıraları tazelenmiş olur” dedi.
İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento ile İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, partisinin Divan Toplantısı’nın ardından parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Kavuncu, MHP’nin kurucusu Alparslan Türkeş’i anarak başladığı konuşmasında, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş’in yaşadığı olaylara ilişkin, şunları kaydetti:
“Bu saldırıyı ancak bilincini yitirmiş kişiler yapar”
“Alparslan Türkeş’in ölüm yıl dönümüydü. Kendisini rahmet ve minnetle anıyoruz. Onunla beraber mücadele eden bütün dava arkadaşlarını da saygıyla, rahmetle, minnetle anıyorum. Cumartesi günü ölüm yıl dönümünde, çok doğaldır her çocuk ölüm yıl dönümünde anasının, babasının mezarını ziyaret etmek ister, Adana Milletvekilimiz Sayın Ayyüce Türkeş Taş da eşiyle, çocuklarıyla beraber Başbuğ’un mezarını ziyaret etmek üzere mezarlığa gitti ve orada sözlü ve korumaları da fiili saldırıya uğradı. Babasının mezarını çocuklarıyla beraber ziyaret etmek isteyen herhangi bir vatandaşa, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına veya dünyanın neresinde olursanız olun böyle bir teşebbüste bulunan kişiye saldırmak kabul edilebilir değil. Bunu ancak bilincini yitirmiş, her isteneni sorgusuzca yapan köleler, hani bu tarife baktığınız zaman da bunlara mankurtlar denir.
“Adalet Bakanı’na bir çağrı yapmayı da çok uygun bulmuyoruz”
Biz mankurtları ve onların sahiplerini, burada bir kez daha töre tanımayan bu insanları kınıyoruz ve İçişleri Bakanı da Ankara’da güpegündüz saldırıya uğrayan bir milletvekilinin kendi sorumluluğundaki polis teşkilatının bir mensubunun da bu saldırılara uğradığını göz önünde bulundurmalı ve sorumlular hakkında da gereğini yapmasına buradan çağrıda bulunuyoruz.
Tabii Adalet Bakanı’na bir çağrı yapmayı da çok uygun bulmuyoruz burada, zira kendisi daha geçtiğimiz günlerde Diyarbakır MHP İl Başkanlığı’na ziyarette bulundu. İl Başkanlığının makamına oturarak poz verdi ve aslında bir şekilde kendisinin siyasi olarak taraf olduğunu da göstermiş oldu. Yakasına adaletin terazisinin rozetini değil bir parti rozetini takan bir bakanın da bu konuda bununla ilgili bir adım atacağını, hukukun gereğini yapacağına dair de inancımız yok. Bunu da maalesef düşünemiyoruz.”
“Türkiye’de bir terör müzesine ihtiyaç var”
Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın evinin müze haline getirilmesi yönündeki iddialara ilişkin Buğra Kavuncu şu değerlendirmede bulundu:
“Geçen hafta İmralı’da kaldığı yere bir yerleşke, bir konut, bir saray, ne derseniz bir yapı yapıldığını konuşmuştuk. Bu hafta da doğduğu evin bir müze haline getirilmesi tasarlanıyormuş. İsabet olur, zira Türkiye’de bir terör müzesine ihtiyaç var. Yapılacak olan bu müzeyi de terör müzesi olarak adlandırılıp nasıl terör faaliyetlerinde bulunduğuna dair de belki vatandaşlarımızın hatıraları, o acı hatıraları tazelenmiş olur. Tabii bunlar olurken Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Pervin Buldan bir açıklama yaptı ‘Yasal düzenlemeler bir an önce TBMM’ye gelmeli ama TBMM’ye gelmeden önce Öcalan görmeliymiş.’ Bakın geldiğimiz hale, geldiğimiz duruma. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelecek olan bir yasal düzenleme hazırlığı, bir beklentisi, Meclis’e gelmeden önce İmralı’ya gidecekmiş. Onun bir ön bakışından geçecekmiş. Ondan sonra TBMM’ye gelecekmiş. Çok acıdır bunlar. Şiddetin ve şiddet uygulayanların her alanda meşrulaştığı, itibar gördüğü ve cesaret kazandığı bir ortama Türkiye sürüklenmektedir. Beraberinde sokaklarda çetelerin kol gezdiği görünmektedir. Ve bütün bunları inanın Türk milleti büyük bir sabırla dişini sıkarak, olan biteni seyretmektedir. Hep söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Bıkmadan, usanmadan söylemeye devam edeceğiz. Ulus devlet yapımız, milli devlet omurgamız bizi bu coğrafyada ayakta tutmuştur. Hani hep çelik kubbeden, demir kubbeden bahsediliyor ya. Cumhuriyet Türkiye’nin en büyük güvenlik kalkanıdır. en büyük çelik kubbesidir, demir kubbesidir Cumhuriyet. Ulus devletin zayıflaması, savunmanın çökmesi demektir. Bakın ‘iç cephe güçlensin’ deniyor, ‘iç cephe güçlendirilsin’ deniyor. Biz yanı başımızda bazı örnekler görüyoruz.”
“Birçok gıdada yurt dışına maalesef bağımlı hale geldik”
Ekonomiye değinen Buğra Kavuncu şunları kaydetti:
“Savaş döneminde gıda ithalatına bağımlı olmak çok ama çok büyük bir risktir. Yani gıdayı kendi ülkenizde üretebilmek bir güvenlik meselesidir. Biz birçok üründe, birçok gıdada yurt dışına maalesef bağımlı hale geldik. Tarımsal üretimin yapılabilmesi için gübre, tohum, su, mazot, enerji, bunların uygun fiyatlarla çiftçiye destekleyecek şekilde aktarılabilmesi büyük önem taşımaktadır. Akaryakıtta yapılan ÖTV indirimleri yeterli değildir. Bir kez daha çağrı yapıyoruz: Katma Değer Vergisinde de indirim yapılmalı.
Esnafımız, işletmecimiz yüzde 1 KDV ile aldığı ürünü yüzde 20’li KDV’lerle sattığı için ciddi bir KDV alacağı birikiyor. İş adamımız ve işletmecilerimizin çoğu şu anda hükümetten alacağı KDV alacaklarını mahsup edemiyorlar, alamıyorlar. Devlet bunu yapmaz, yapamaz. Hakkı olan parayı, hakkı olan bu KDV iadesini de işletmeciye teslim etmek mecburiyetindedir. Özellikle çiftçilerimize mazotta ÖTV’nin dışında hem ÖTV hem KDV’deyi kaldıracak bir uygulamanın da acilen yapılması lazım.
“Güvenli hammadde koridorları acilen oluşturulmalı”
Tarım Politikaları Başkanlığımız çok kıymetli bir çalışma yaptı. Buradan iktidara, tarımla ilgili alınması gereken acil önlemler konusunda Tarım Politikaları Başkanlığımızın yapmış olduğu çalışmayı muhakkak görmesini, bakmasını söylüyoruz. Çünkü zorlu bir sürecin içerisine giriyor Türkiye. Bu öneriler içerisinde birkaç kalem var, bunları sizlerle paylaşayım. Çiğ süt gibi kritik alım fiyatları zamanında açıklanmalı ki bu çok ciddi bir problem üreticimiz için. Ziraat Bankası kredi limitleri güncellenmeli ve üreticinin erişebileceği hale getirilmeli. Okullarda çocuklarımıza ücretsiz beslenme ve özellikle öğle yemeği uygulamasını bir kez daha hatırlatıyoruz. Güvenli hammadde koridorları acilen oluşturulmalı. Hürmüz Boğazı’ndaki sıkıntı gübre ve akaryakıt konusundaki riski, problemi her geçen gün arttırıyor. Bunun da ne kadar önemli olduğu bir kez daha görüldü. Güvenli ve alternatif ham madde koridorlarının acilen oluşturulması şart. Pandemi dönemindekine benzer kısa çalışma ödeneği uygulamasına da şu süreçte acilen geçilmeli.
Sanayicimize dövizde dönüşümde sağlanan bir yüzde 3’lük destek var. Buradan sesleniyoruz iktidara; gene bu dönemde sanayicimizin, özellikle ihracatçımızın nefes alabilmesi için bu yüzde 3’lük dövizde dönüşümde sağlanan desteğin yüzde 8’e çıkarılmasını bir kez daha tavsiye ediyoruz. Bunu geçtiğimiz hafta Kalkınmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Erhan Usta ilan etmişti. Biz bir kez daha buradan yineliyoruz.
“Ekonominin sorumlusu savaş değil AK Parti iktidarıdır”
Türkiye’nin Orta Vadeli Programı’nın (OVP) acilen revize edilmesi gerektiğini belirten Kavuncu, “Çünkü her şey değişti. Yani o dönem OVP hazırlandığında Türkiye’nin enflasyonla, akaryakıtla, enerjiyle ilgili ne kadar öngörüsü varsa şu anda hiçbirisi reel değil. Dolayısıyla iktidarın bir an önce OVP’yi güncellemesi ve bunu revize etmesi gerekmekte. Tabii bunların hepsi dış politikanın yarattığı birtakım etkiler ama hiçbirisi iktidar tarafından mazeret olarak kullanılabilecek gelişmeler değil. Zaten çalışmayan dengesini kaybetmiş ekonomimiz vardı, bu savaşla da çok dengesiz bir şekilde yakalandık. Onun için de bütün veriler tepetaklak aşağı gitti. Bunun sorumlusu savaş değil, bunun sorumlusu AK Parti iktidarının ta kendisidir” dedi.
“Türkiye’nin acilen bir iktidar değişikliğine ihtiyaç var”
CHP Lideri Özgür Özel’in “ara seçim” çağrısına ilişkin soru üzerine Buğra Kavuncu şunları kaydetti:
“Anayasanın 78. maddesi açık. TBMM’de 30 milletvekilinin, yani yüzde 5 vekilin düşmesi, vekillikten herhangi bir sebeple ayrılması durumunda bir ara seçim mecbur görülüyor. Şu anda TBMM’de 8 milletvekilliği boş. Yani 22 milletvekilinin de bir şekilde istifa etmesi lazım ve TBMM Genel Kurulunda çoğunluğun da bu ara seçimle ilgili bir karar alması lazım. Dolayısıyla burada tek bir kişinin, tek bir partinin arzusu veya böyle bir niyeti neticenin asıl olması için yeterli değil. Bu tartışmalar tabii bize başka bir resmi de gösterdi. Söylediğimiz bir konu bir kez daha ifşa oldu. O da nedir? Burada bu konuyla ilgili DEM Parti’nin AK Parti’ye, iktidara arka çıkan bir tutumunu çok net olarak gördük. Hani zaman zaman bizi TBMM’de iktidarla ilgili yeterli derecede ses çıkartmamakla suçlayanların bugün nasıl iktidarın adeta dayandığı bir başka kolon haline geldiğine ve bu tür konularda nasıl iktidardan yana tutum aldıklarına da şahit oluyoruz.
Yapılması gereken, atılması gereken adımlar vardır. İYİ Parti olarak biz gelinen nokta itibarıyla yaşananlar itibarıyla hem ekonominin hem hukukun geldiği nokta itibarıyla Türkiye’nin acilen bir iktidar değişikliğine ihtiyaç duyduğunu ve bunun da sandık yoluyla bir an önce gerçekleşmesinin en doğru yaklaşımı olduğunu hep söyledik.”

