Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BTP Sözcüsü Önder: “Asya’da, Orta Doğu’da devletlerin birleştiği bir dönemde biz NATO’yu ülkemizde daha güçlendirerek ne yapmaya çalışıyoruz?”

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, “Emperyalizmin her tarafta güç kaybettiği bir dönemde Amerika ve İsrail’in elini güçlendirecek bir adımın içerisinde Türkiye olamaz. NATO’ya Trump başta olmak üzere ‘kağıttan kaplan’ dendiği, NATO içerisinde çatlak seslerin yükseldiği, Asya’da, Orta Doğu’da devletlerin birleştiği, paktlar oluşturduğu bir dönemde biz NATO’yu ülkemizde daha güçlendirerek ne yapmaya çalışıyoruz” diye sordu.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, “Emperyalizmin her tarafta

(ANKARA) – Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, “Emperyalizmin her tarafta güç kaybettiği bir dönemde Amerika ve İsrail’in elini güçlendirecek bir adımın içerisinde Türkiye olamaz. NATO’ya Trump başta olmak üzere ‘kağıttan kaplan’ dendiği, NATO içerisinde çatlak seslerin yükseldiği, Asya’da, Orta Doğu’da devletlerin birleştiği, paktlar oluşturduğu bir dönemde biz NATO’yu ülkemizde daha güçlendirerek ne yapmaya çalışıyoruz” diye sordu.

BTP Sözcüsü Önder, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, İran gündemi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Önder, şunları kaydetti:

“Haydut düzenin İran’a saldırılarında ne uluslararası hukuk, ne insanlık ne de başka hiçbir erdemlerinin olmadığını bütün dünya gördü. Bunun karşısında İran’ın göstermiş olduğu dik duruş çok kıymetli ve önemlidir. İran saldırılara karşılık verirken, saldırılara boyun eğmezken, teslim olmazken sınırları aşmadı, bu da kıymetlidir. Uluslararası hukukta meşru kabul edilen misilleme hakkını kullandı.

“Amerika’nın kaybettiği, İran’ın kazandığı bir denklem oluştu”

Yüz sene önce İngilizlerin yenilmez imajını Türk milleti Çanakkale’de Kurtuluş Savaşı’nda verdiği mücadele ile birlikte yıkmıştı ve dünya üzerindeki mazlum milletlere, İngiliz hegemonyası altında olan milletlere bir umut ışığı olmuştu. İşte İran savaşıyla birlikte de bugün de İran Amerikan emperyalizmi altında ezilen, sömürülen devletlere, milletlere bir umut olmuştur. Artık dünyada hiçbir şey bu savaştan sonra eskisi gibi olmayacaktır. Körfez ülkeleri dahil olmak üzere, Avrupa ülkeleri dahil olmak üzere Amerika ile sıkı ilişkiler içerisinde olan ülkeler ilişkilerini sorgulama noktasına gelmiştir. Bu süreç artık Amerika’nın aleyhine işlemeye devam edecektir. Amerika bir taraftan tehditlerini sürdürürken bir taraftan da kaçmanın ama kaçarken zafer elde etmiş gibi bir hava vermenin yollarını arıyor. Bu anlamda Amerika’nın kaybettiği, İran’ın kazandığı bir denklem oluştu.

“Bilmediğimiz, kamuoyuna açıklanmayan, kapalı kapılar ardında neler yaşanıyor”

İşte böyle bir tablo içerisinde Türkiye’de anlamlandıramadığımız, tehlikeli bulduğumuz gelişmeler yaşanmakta. Son bir ay içerisinde askeri araç ve gereçlerin transit geçişine ve ticaretine dair Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayınlandı. Ardından Türkiye’ye, İran’dan atıldığı iddia edilen dört farklı zamanda füzeler geldi. Bunlar NATO tarafından etkisiz hale getirildi dendi. Bunlar İran ‘ben atmadım’ diyor. Kim attı? Bunlar araştırılsın denmesine rağmen araştırılmadan, NATO olmasa sanki İran füzeleri bizi vuracakmış gibi bir hava estirildi. Akabinde Adana’da NATO karargahının kurulması konuşuluyor. Bu konuda adımlar atıldı. İstanbul’da Boğaz’da NATO Deniz Komutanlığı kurulması planlanıyor. Bunlar artık somut adım atılma noktasına geldi. NATO’nun Irak’tan ayrılan bazı araçlarının Türkiye’ye girdiğine dair görüntüler medyaya düştü. İncirlik’te hava hareketliliği olduğuna dair yine haberler medyada var. Türkiye’de bu gelişmeler yaşanırken bütün dünya liderlerine meydan okuyan, hakaretler eden, diplomasiye yakışmayacak bir dil kullanan Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızı öve öve bitiremiyor. Haklı olarak şu soruyu soruyoruz: Bilmediğimiz, kamuoyuna açıklanmayan, kapalı kapılar ardında neler yaşanıyor? Çünkü bu gelişmeler çok iyi biliyoruz ki hayra alamet değil.

“Buradan Türk milletinin ve devletinin ve Orta Doğu’nun, bölgemizin menfaatine bir şey çıkması çok zor”

Emperyalizmin her tarafta güç kaybettiği bir dönemde Amerika ve İsrail’in elini güçlendirecek hangi şapka altında olursa olsun, -NATO şapkası ya da başka şapkalar güçlendirecek- bir adımın içerisinde Türkiye olamaz, böyle bir adımın içerisinde yer almasının hesabını ne millete, ne uluslararası kamuoyuna ne de vicdani mahşerde veremez. NATO’ya Trump başta olmak üzere ‘kağıttan kaplan’ dendiği, NATO içerisinde çatlak seslerin yükseldiği, Asya’da, Orta Doğu’da devletlerin birleştiği, paktlar oluşturduğu bir dönemde biz NATO’yu ülkemizde daha güçlendirerek ne yapmaya çalışıyoruz? Neyi elde etmeye çalışıyoruz? Buradan Türk milletinin ve devletinin ve Orta Doğu’nun, bölgemizin menfaatine bir şey çıkması çok zor.

“Türkiye tarihi fırsatı kaçırır”

Bu adım aynı zamanda tarihi bir fırsatın da Türkiye için kaçması anlamına gelmektedir. Artık ABD, Orta Doğu’da kalıcı değil. Bugün Irak’tan çekiliyor. Bu savaştan sonra Orta Doğu’da birer birer artık yerlerini terk etmek durumunda kalacak. Bu Orta Doğu’da güç dengelerinin yeniden şekillenmesi anlamına gelir. Bu Orta Doğu’da bir boşluk oluşması anlamına gelir. Böyle bir dönemde kadim bir devlet geleneğine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti geçmişte bu bölgeleri hükmetmiş, yüzyıllarca yönetmiş olan bir devlet olarak bölgesel bir güç haline gelmek, bu devletlere ağabeylik yapmak, bu devletlere mihmandarlık yapmak varken Amerika’yla, NATO ile aynı safta durmak, Orta Doğu’da böyle bir fırsatı da kaçırmak anlamına gelir.”