Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BTP Genel Başkanı Baş: “Kimin öleceğine, kimin yaşayacağına onlar karar verirken bizim kendi geleceğimizi inşa etmemiz lazım”

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Bugün dünyada, bizim coğrafyamızda insanların şerefleri, haysiyetleri ve onurları emniyet altında değil. Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Bu, ne Müslümana yakışır ne de Türk’e yakışır. Kimin öleceğine, kimin yaşayacağına onlar karar verirken bizim kendi geleceğimizi inşa etmemiz lazım” dedi. 

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Bugün dünyada,

(ANKARA) – Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Bugün dünyada, bizim coğrafyamızda insanların şerefleri, haysiyetleri ve onurları emniyet altında değil. Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Bu, ne Müslümana yakışır ne de Türk’e yakışır. Kimin öleceğine, kimin yaşayacağına onlar karar verirken bizim kendi geleceğimizi inşa etmemiz lazım” dedi.

BTP lideri Baş, partisinin Almanya Berlin Teşkilatı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda, Orta Doğu’daki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baş, şunları kaydetti:

“Bu dünyayı avucunun içine alıp yöneten irade olmak gerekiyor”

“Allah bayrama ulaşmayı ve nice bayramlara ulaşmayı hepimize nasip eylesin. Bugün dünyada, bizim coğrafyamızda yani sizin de ait olduğunuz topraklarda insanların şerefleri, haysiyetleri ve onurları emniyet altında değil. Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Böyle bir dünyada yaşıyoruz ve bu dünyada bu dünyaya hakim olmaktan başka seçeneğimiz yoktur. Hiç kimsenin karar vermesini beklemek ne Müslüman’a ne Türk’e yakışmaz. O yüzden ne yapmamız gerekiyor? Bu dünyayı avucunun içine alıp yöneten irade olmak gerekiyor.

“Prof. Dr. Haydar Baş dünyayı yönetecek sistemin fikri temellerini attı”

İşte benim babam Prof. Dr. Haydar Baş bütün dünyada bunun fikri temellerini attı. Dünyayı yönetecek bir tezi ortaya attı. Bugün İran Hürmüz Boğazı’nı kapattığında, ‘Ödemesini yuanla yapan ülkeler Hürmüz Boğazı’nı kullanabilir’ diyor. Yani ne demek istiyor? Ey Amerika, ‘Kağıdını boyayıp yeşile istediğin yerden babanın malı gibi alışveriş yapma dönemi bitti’ diyor. Bugün yuanla ödemesini yapan Karaçi isimli gemi Hürmüz Boğazı’ndan geçti, Pakistan’a doğru ilerliyor. Bu dünya tarihinde olağanüstü bir devrim arkadaşlar. İşte bunlar nereden çıktı? Bunu nereden keşfetti bu İran? Prof. Dr. Haydar Baş’ın, ebedi liderimizin, 2005 yılında ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli’nin içinde yazan milli paralarla ticaret tezi işte buydu. Bugün dünyayı değiştiren, dünyanın seyrini belirleyen fikir o fikir.

“Bu, ne Müslümana yakışır ne de Türk’e yakışır”

Kimin öleceğine, kimin yaşayacağına onlar karar verirken bizim kendi geleceğimizi inşa etmemiz lazım. İşte Bağımsız Türkiye Partisi’nin sadece ülkesi için değil sınırlarını aşan, kıtaları aşan, bütün dünyaya haykıran mücadelesi işte bu mücadele. Birilerinin karar verdiği, birilerinin keyfine göre yaşanan bir dünya değil. Bu, ne Müslümana yakışır ne de Türk’e yakışır. Bizim kendi kaderimizi belirlememiz lazım.

“Bizi mezhep çatışmasına çekiyorlar”

Bizi öyle bir kavganın içine atıyorlar ki o kavgadan vakit bulup kafamızı kaldırıp hakikati görmemizi engelliyorlar. Ne o kavga? Yıllardan beri bölgemizde yaşanan, milyonlarca insanın ölmesine sebep olan, milyonlarca insanın evsiz kalmasına, yurtsuz kalmasına sebep olan mezhep kavgası. Bizi sağcı solcu diye Türkiye’de böldüler, Kürt Türk diye böldüler. Yetmedi. Şimdi ne diye bölüyorlar? Hem Orta Doğu’da hem Türkiye’de Alevi Sünni diye, Şii Sünni diye bizi bölmeye çalışıyorlar.

“Haydar Baş, ‘Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt’tir diyerek mezhep kavgasının önüne geçti”

Vatandaşın arasında hiçbir mesele olmamasına rağmen çok büyük bir kavga varmış gibi insanları öldüren iradeler ortaya çıkarıyorlar. İşte bunu da Haydar Hoca engelledi. Nasıl engelledi? “Tevhidin merkezi ehlibeyttir” diyerek bu kavganın önüne geçti. Şimdi bizim Haydar Hoca’nın önümüze koyduğu o ideallere sarılmamız ve onların peşinden gitmemiz gerekiyor. Neymiş o sarılacağımız şeyler? Milli ekonomi modeli ve tevhidin merkezi ehlibeyt fikri.

Ali Şeriati’nin duasını okudu

Bu mezhep kavgası dediğimiz kavganın, bu yalandan üretilmiş hikayenin artık simge ismine dönüştü. Onun üzerinden kavga çıkarmaya çalışıyorlar. Kim o? Ali Şeriati… Onun bir duasıyla bitireceğim. O dua bugün bu ramazan günü bizim de duamız olsun; ‘Ey kadir olan Allah’ım, alimlerimize mesuliyet, halkımıza ilim, dindarlarımıza din, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza kavrayış, kavramışlarımıza tutuculuk, kadınlarımıza bilinç, erkeklerimize şeref, yaşlılarımıza bilgi, gençlerimize asalet, öğretmenlerimize inanç, öğrencilerimize inanç, uyuyanlarımıza uyanıklık, uyanıklarımıza irade, muhafazakarlarımıza hareket, suskunlarımıza feryat, yazarlarımıza güvenilirlik, sanatçılarımıza dert, şairlerimize şuur, araştırmacılarımıza hedef, tebliğlerimize gerçek, kıskançlıklarımıza şifa, bencillerimize insaf, sevenlerimize edep, mezheplerimize vahdet, halkımıza kendini bilme, tüm milletimize samimiyet, himmet, özveri, kurtuluşa yaraşırlık ve izzet bağışla.’ Çok güzel bir dua ediyor ve en çok hoşuma giden, dikkatimi çeken o duadaki ifadesi de ‘halkımıza ilim, dindarlarımıza din ver’ ya Rabbi diyor. Bugün belki de ülkemizin ve coğrafyamızın da en çok ihtiyaç duyduğu şey dindarlarımızın dinidir. Din sahibi olmasıdır.

“Milli Ekonomi Modeli, ehlibeyt ve Atatürk’e sarılalım”

Emperyalizmin uşaklığını yapan, kuklalığını yapan, başka milletlerin sömürgeci hesaplarının elemanlığını yapan bazı tiplerin ülkemizde de bölücü faaliyetlerine hepimiz şahitlik ediyoruz. Bu vatanın, bu milletin, hepimizin aydınlık yarınlara ulaşabilmesinin tek teminatı laik, demokratik, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmaktır. Onun kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığında, onun ortaya koyduğu ilkelerle birlikte yarınlara ülkemizi taşımaktır. Başka hiçbirimizin çıkış yolu yoktur arkadaşlar. Atatürk’e sarılalım, ehlibeyte sarılalım, Milli Ekonomi Modeline sarılalım, Haydar Hoca’ya sarılalım, Bağımsız Türkiye Partisi’ne sarılalım. Davamızı iktidar edip yarınlara, yeni nesillerimize, evlatlarımıza yaşanabilir bir ülke, yaşanabilir bir dünya bırakalım.”