(ANKARA) – Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, “Türkiye’de insan hakları savunucuları ve avukatların kriminalize edilmesine son verin” çağrısında bulundu. Çağrıda, “terörle mücadele yasalarının kullanımına ilişkin endişelerin, BM Özel Usuller mekanizması tarafından 2023 ve 2020 yıllarında Türkiye’ye iletilen yazışmalara da konu olduğu” belirtilerek, konuya ilişkin Türk hükümetiyle temasların sürdüğü bildirildi.
BM uzmanları imzasıyla yapılan açıklamada, Türkiye’de insan hakları savunucularına yöneltilen suçlamaların çoğunlukla terörle mücadele yasalarına dayandığı, İnsan Hakları Derneği (İHD) üyelerinin açık şekilde hedef alındığı belirtildi.
Türkiye’den örnekler verilen açıklamada, İHD üyesi Hatice Onaran’ın, tutuklulara cezaevi kuralları çerçevesinde maddi destek sağladığı gerekçesiyle “terörizmin finansmanı” suçlamasından 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldığı, 14 Şubat’ta sağlık gerekçesiyle tahliye edildiği aktarıldı. İHD avukatları Osman Süzen ve Suna Bilgin hakkında da “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlaması yöneltildiği belirtilen açıklamada, Bilgin’in savunma faaliyetleri kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldığı, Süzen’in ise beraat ettiği kaydedildi.
Açıklamada, Bilgin’in mahkumiyetinin “avukatlık faaliyetleriyle bağlantılı olmasından endişe duyulduğu” belirtilerek, geçen ay İHD üyeleri Tuğba Kahraman ve Mehmet Acettin hakkında da benzer suçlamalar yöneltildiği, İHD üyesi İsmail Boyraz’ın ise Mayıs 2024’te Ankara’da bir protestoya katıldığı gerekçesiyle “kanuna aykırı toplantıya katılmak” suçlamasıyla soruşturma altında bulunduğu aktarıldı.
“Avukatların güvenliğinin sağlanması, yıldırma ile misillemeye karşı korunmaları devletin yükümlülüğü”
Yetkililerle bu konudaki endişelerin paylaşıldığı belirtilen açıklamada, avukatların güvenliğinin sağlanması,yıldırma ile misillemeye karşı korunmalarının devletin yükümlülüğü olduğuna işaret edildi.
BM uzmanları açıklamasında, Türkiye’ye, “uluslararası insan hakları hukukuna uyum” çağrısı yapılarak, “terörle mücadele mevzuatının yasallık, gereklilik, orantılılık ve ayrımcılık yapmama ilkeleriyle uyumlu, açık ve dar kapsamlı bir terör tanımı içermesi gerektiği, bu tür mevzuatın ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, barışçıl toplanma ve örgütlenme haklarını keyfi şekilde kısıtlamak ya da keyfi gözaltı ve tutuklamaları meşrulaştırmak için kullanılmaması gerektiği” vurgulandı.
Açıklamada, “Türkiye hükümetine insan hakları savunucularının kriminalize edilmesine son verme” çağrısı yapılarak, terörle mücadele yasalarının kullanımına ilişkin endişelerin, BM Özel Usuller mekanizması tarafından 2023 ve 2020 yıllarında Türkiye’ye iletilen yazışmalara da konu olduğu hatırlatıldı. Uzmanlar, konuya ilişkin Türk hükümetiyle temasların sürdüğünü bildirdi.

