(İSTANBUL) – Beylikdüzü Belediyesi diyetisyen hekimleri, ramazan ayında dengeli ve sağlıklı beslenme için sahurdan iftara uzanan süreçte uygulanabileceklere ilişkin önerilerde bulundu. Diyetisyen hekimler Merve Akdeniz ve Betül Arda, uzun süreli açlık sonrası doğru yemek tercihleri ile iftar sofrasında dengeli bir tabak oluşturulmasının önemini vurguladı.
Beylikdüzü Belediyesi diyetisyen hekimleri, ramazan ayında beslenme düzeninde yaşanan değişimlere dikkati çekerek sahurdan iftara uzanan süreçte uygulanabilecek önerileri vatandaşlarla paylaştı. Ramazan ayının başlamasıyla birlikte uzun süreli açlık sonrası doğru yemek tercihleri konusunda bilgilendirmelerde bulunan diyetisyen hekimler Merve Akdeniz ve Betül Arda, iftar sofrasında dengeli bir tabak oluşturulması gerektiğini belirtti.
Diyetisyen hekimler, iftar öğününde proteinin, sağlıklı yağların, lifli gıdaların ve kontrollü karbonhidratın bir arada bulunmasının önemine işaret etti. Karbonhidrat ağırlıklı bir öğünün ani insülin iniş çıkışlarına yol açabileceğini aktaran diyetisyenler, amaçlarının bir anda doymak değil, tokluk süresini daha uzun ve dengeli şekilde sürdürmek olduğunu vurguladı.
“En çok dikkat edilmesi gereken konu kesinlikle su tüketimi”
Ramazan ayında su tüketiminin önemini vurgulayan diyetisyen hekim Betül Arda, şunları söyledi:
“Ramazan boyunca en çok dikkat etmeleri gereken konu kesinlikle su tüketimi. Zaten gündelik 2-2,5 litre su tüketimine ihtiyacımız varken ramazan ayında uzun süreli susuzluktan dolayı bunu biraz kaçırabiliyorlar. İftar ve sahur arasına yayarak bu 2 litreyi tüketmelerinin öneminden özellikle bahsediyoruz. Bu noktada çay, kahve yerine sadece suyla sıvı desteğini almaları çok önemli. Aslında oruç vücudumuzda biriken toksinlerden kurtulmak için mükemmel bir destekleyici. Ama kronik rahatsızlığı olan yaşlı bireylerimizin bunu doktorlarının kontrolü altında yapmalarını öneriyoruz” dedi.
“Dengeli bir tabak oluşturulması gerekiyor”
Diyetisyen hekim Merve Akdeniz de, “Uzun süre açlık sonrası orucumuzu hurmayla açabiliriz. Bunun dışında bir meyve önermiyoruz. Çünkü ani insülin dalgalanmaları yaşamanızı istemeyiz. Sonrasında bir kâse çorbayla devam edebiliriz. Ardından dengeli bir tabak oluşturulması gerekiyor. Protein, karbonhidrat, sağlıklı yağ ve liften zengin sebzelerin bir arada yer aldığı; karbonhidrat ağırlıklı olmayan bir öğün tercih edilmeli. Aksi halde gün içerisinde tokluk süresi kısalabiliyor ve enerji dalgalanmaları yaşanabiliyor. Sahurda klasik bir kahvaltı düşünebiliriz. Ama kızartma, hamur işi gibi ya da geceden kalan yemekleri yememeliyiz ki gün içerisinde susama, halsizlik gibi durumlar yaşamayalım” ifadelerini kullandı.

