Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Berlinale ödüllü “Kurtuluş”un oyuncuları: “Bu hikâye yalnızca bir köye ait değil”

Emin Alper imzalı ve Berlinale’de Gümüş Ayı kazanan “Kurtuluş” filminin oyuncuları Caner Cindoruk, Feyyaz Duman, Naz Göktan ve Berkay Ateş, filmin yalnızca bir köy hikâyesi olmadığını, güç, iktidar, toplumsal şiddet ve insan doğasına dair evrensel bir anlatı kurduğunu söyledi.

Emin Alper imzalı ve Berlinale’de Gümüş Ayı kazanan “Kurtuluş” filminin

Haber: Hilal Solmaz

(İSTANBUL) – Emin Alper imzalı ve Berlinale’de Gümüş Ayı kazanan “Kurtuluş” filminin oyuncuları Caner Cindoruk, Feyyaz Duman, Naz Göktan ve Berkay Ateş, filmin yalnızca bir köy hikâyesi olmadığını, güç, iktidar, toplumsal şiddet ve insan doğasına dair evrensel bir anlatı kurduğunu söyledi.

Emin Alper’in Berlinale’de Gümüş Ayı kazanan filmi Kurtuluşun oyuncuları, film sürecine ve hikâyenin etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ANKA Haber Ajansı’na konuşan oyuncular, filmin yerel bir coğrafyada geçse de evrensel bir anlatı kurduğunu vurguladı.

Caner Cindoruk, senaryoyu ilk okuduğunda sarsıldığını belirterek, “Uzun zamandır böyle güçlü bir hikâye okumamıştım. Gerçek bir olaydan yola çıkması etkisini daha da artırdı” dedi. Mesut karakterinin dönüşümünü oynamanın oyunculuk açısından heyecan verici olduğunu söyleyen Cindoruk, hazırlık sürecinde özellikle dil, şive ve karakterler arası ilişkiler üzerine yoğunlaştıklarını ifade etti.

Feyyaz Duman ise, “Kurtuluş”un yalnızca belirli bir coğrafyaya ait bir hikâye olmadığını belirterek, “Bu film bir toprak kavgasını anlatıyor gibi görünse de aslında güç, iktidar ve toplumsal cinnet üzerine evrensel bir hikâye kuruyor” dedi. Duman, koruculuk sisteminin filmde bir arka plan oluşturduğunu, asıl meselenin ise gücü eline geçiren bir topluluğun nasıl vahşileşebildiği olduğunu ifade etti.

Naz Göktan da filmde canlandırdığı Fatma karakterinin erkek egemen bir dünya içinde güç mücadelesi verdiğini söyledi. Göktan, “Filmde iktidar meselesi sadece köy ya da devlet düzeyinde değil, aile içinde de başlıyor. Fatma da tam bu güç dengelerinin içinde sözünü söyleyen bir kadın” ifadelerini kullandı.

Fatma karakterinin zaman zaman susturulmaya çalışılsa da zekâsı, cesareti ve kararlılığıyla öne çıktığını vurgulayan Göktan, Anadolu’nun tarihsel olarak güçlü kadın hikâyeleri barındırdığını da sözlerine ekledi. Göktan, “Fatma, erkeklerin kurduğu bir düzenin içinde var olmaya çalışan ama aynı zamanda o düzeni de etkileyebilen bir karakter. Bu yönüyle çok katmanlı bir rol” dedi.

Senaryoyu ilk okuduğunda hikâyenin referans aldığı gerçek olayı bilmediğini belirten Göktan, metnin insan doğasına dair evrensel bir anlatı kurduğunu düşündüğünü söyledi. Göktan, “Senaryo insanın özüne dair çok güçlü bir şey anlatıyordu. Coğrafya fark etmeksizin insanların güç, korku ve iktidar karşısında nasıl davranabildiğini gösteren bir hikâyeydi” ifadelerini kullandı

Berkay Ateş ise senaryoyu ilk okuduğunda çok etkilendiğini belirterek, “Metni kapatıp bir kez daha okudum. Ortaya çıkan filmin, sette hissettiğimizden de daha güçlü olduğunu düşündüm” diye konuştu. Ateş, hikâyenin yalnızca bir köye ait olmadığını vurgulayarak, “Böyle karakterleri bir fabrikada, bir şirkette ya da sokakta da görebilirsiniz. Empati kaybolduğunda ve insanlar soru sormayı bıraktığında yıkım kaçınılmaz oluyor” dedi.

Kurtuluşun Berlinale’de aldığı ödülün kendileri için büyük bir gurur olduğunu söyleyen oyuncular, filmin uluslararası alanda gördüğü ilginin de hikâyenin evrensel karşılığını gösterdiğini kaydetti.