Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bakan Fidan: Savaşın durdurulması için atılabilecek adımları görüşmek üzere bölge ziyaretine çıkıyorum

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “İsrail’in siyasi suikastleri özellikle İran’da devlet adamlarına, siyasi adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastlar normal savaş hukukunun dışında olan, gerçekten illegal faaliyetler. Bunların da bir an önce son bulması gerekiyor. Savaşın durdurulması için atılabilecek adımları görüşmek üzere yakında bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "İsrail'in siyasi suikastleri özellikle İran'da devlet

(ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “İsrail’in siyasi suikastleri özellikle İran’da devlet adamlarına, siyasi adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastlar normal savaş hukukunun dışında olan, gerçekten illegal faaliyetler. Bunların da bir an önce son bulması gerekiyor. Savaşın durdurulması için atılabilecek adımları görüşmek üzere yakında bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’ye ziyarette bulunan Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Bakanlık’ta bir araya geldi. İki Bakan görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Fidan şöyle konuştu:

“Bir araya geldiğimizde ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin genel seyrini, ilerlettiğimiz alanları, ilerletmemiz gereken alanları ve ne şekilde ilerleyeceğimize ilişkin çok değerli fikir alışverişinde bulunduk. Biz Kanada’yla uzak coğrafyalarda yer almakla birlikte küresel barış ve istikrara aynı vizyonla bakan iki köklü müttefikiz. G20, AGİT ve OECD gibi platformlarda küresel sınamalara karşı ortak irade sergilemekteyiz.

Değerli mevkidaşımla bölgesel ve küresel meselelerde yakın işbirliği içinde çalışmaktayız. Bu yapıcı diyaloğu sayın mevkidaşımın gerçekleştirdiği bu ziyaretle daha da ileri bir noktaya taşımış olduk. Bu bağlamda şunu özellikle belirtmek isterim ki, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Kanada Başbakanı Sayın Mark Carney arasındaki liderler ilişkisi gerçekten ortak vizyona dayalı ve iki ülkenin çıkarını gözeten ve dünya barışına, ekonomisine de katkı yapmayı hedefleyen model bir ilişki olma yönünde ve bu iki liderin bize verdiği vizyoner stratejik yön gerçekten önemli.

“Sayın Carney’in ülkemize gerçekleştirmesini öngörülen ziyaretin hazırlıklarını yürütüyoruz”

Sayın Carney Başbakan oldu olduğu andan itibaren gerçekten Kanada’nın hem dış politikasında hem ekonomi politikalarında son derece olumlu değişiklikler yapmaktadır. Biz de bunu takdirle takip ediyoruz. Bu politik değişiklikler hem dünya barışını hem dünya ekonomisi için önemli bir anlam ifade ediyor diye düşünüyoruz. Sayın Carney’in Sayın Cumhurbaşkanımızın davetine icabet ile bu yıl içinde ülkemize gerçekleştirmesini öngörülen ziyaretin hazırlıklarını da büyük bir titizlikle yürütmekteyiz. Bölgemizde sıcak gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşecek bu ziyaretin işbirliğimize ivme kazandıracak kritik bir teşvik ettiğine inanıyoruz.

Siyasi diyaloğumuzda ortaya koyduğumuz bu iradenin ekonomik ve ticari ilişkilerimize de doğrudan yansıdığını büyük bir memnuniyetle görmekteyiz. Ocak ayında Ottawa’da Ortak Ekonomik ve Ticari Komitesi’nin ikinci toplantısını çok şükür başarıyla icra ettik. Bu toplantıyla ekonomik iş birliği potansiyelimizin ne derece geniş ve derin olduğunu somut olarak bir kez daha teyit etmiş olduk. Bu çerçevede geçtiğimiz yıl 2,7 milyar dolar olarak gerçekleşen toplam ticaret hacmimiz önümüzdeki dönemde daha da ileri bir noktalara inşallah ulaştık diye değerlendiriyoruz. Bunun yanı sıra nükleer enerji başta olmak üzere enerji sektöründe de iş birliğimizi kuvvetlendirecek yönlendirecek önemli adımlar atmaktayız.

“Savunma sanayi sektöründe suni engellere mahal vermeksizin ortak projeler geliştirmeliyiz”

Kendisiyle savunma sanayi alanındaki ortaklığımızı da ele aldık. Bu alandaki iş birliğimizin üst seviyelerde çıkarılması yönündeki güçlü irade bir kez daha ortaya koyduk. Ülkelerimizin mukayeseli üstünlüklere sahip olduğu bu kritik bir sektörde suni engel ve kısıtlamalara mahal vermeksizin ortak projeler geliştirmemiz gerekmekte. Buna ilaveten yakın çevremizde önemli krizlerin yaşandığı bir dönemde Avrupa Atlantik coğrafyasının güvenliğine yönelik katkılarımızı kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha teyit ettik. Bu noktada AB üyesi olmayan müttefiklerin AB’nin savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerine dahil edilmeleri gerekmektedir. AB’nin yürüttüğü bu girişimlerin NATO ile tekrara düşmeyen NATO’nun faaliyetlerini tamamlayıcı mahiyette ve tüm müttefiklerin katkısına açık bir anlayışla yürütülmesi elzemdir.

“Körfez’de süren tırmanma bağlamında endişelerimiz artmakta”

Bugün bölgesel konularda masaya yatırdığımız ilk ve en sıcak başlık şüphesiz İran’daki gelişmeler oldu. Körfez’de süren tırmanma bağlamında ortak endişelerimiz de artmakta. Bildiğiniz gibi savaş her geçen gün yaygınlaşmakta. Devam eden savaş bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirmekte. Ayrıca durdurulamadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline de sahiptir. Türkiye olarak krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz. Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız.

Bölgemizde yaşanan savaşın Rusya ile Ukrayna arasında barışın tesisine yönelik gayretleri sekteye uğratmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sorunu sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaları uluslararası hukukun ve BM şartının temel ilkeleriyle uyumlu kalıcı ve adil bir barışla bir an önce neticelenmesini umuyoruz. Müzakerelerin bir sonraki turunun en kısa sürede gerçekleştirilmesi için ev sahipliği yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha burada ifade ediyorum. Nitekim buraya gelmeden önce sayın meslektaşımla buluşmadan önce bugün öğleden sonra Sayın Lavrov ile bir telefon görüşmemiz oldu. Burada da yürüyen müzakerelerle ilgili ve Türkiye’nin muhtemel katkılarıyla ilgili görüş alışverişinde bulunduk.

“Mescid-i Aksa’da ibadetin engellenmesi kabul edilemez bir adım”

Bugün ayrıca Filistin ve Lübnan konularını da ele aldık. Bölgemizde süren savaş karşısında bir gerçeği unutmamalıyız. Gündem ne kadar değişirse değişsin, Gazze’de yaşanan trajedi değişmiyor. Netanyahu hükümetinin Gazzelileri daha da ağır şartlara mahkum eden ateşkes ihlallerine göz yumulmamalıdır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa’da ibadetin engellenmesi de kabul edilemez bir adımdır. Bu provokasyon karşısında herkes tek ses olmalıdır.

“İsrail’in Lübnan’a yönelik kara harekatı, sivil nüfus için şimdiden ağır sonuçlar doğurmakta”

İsrail’in Batı Şeria’da dayatmaya çalıştığı oldubittiler iki devletli çözümü ciddi biçimde tehdit etmektedir. İsrail’in yeni krizleri fırsat bilerek Filistin’de adil ve kalıcı çözüm çabalarını sekteye uğratmasına kesinlikle ama kesinlikle imkan tanınmamalıdır. Bugün ihtiyaç duyulan yaklaşımlar bellidir. Uluslararası toplum iki devletli çözüm vizyonu etrafında çok daha güçlü bir dayanışma sergilemelidir. İsrail’in yıkıcı gündemi bununla da sınırlı kalmıyor. Tüm bölgeye yayılıyor. Lübnan yeni bir savaşın sahası haline getirilmemelidir. Son olarak İsrail’in Lübnan’a yönelik başlattığı kara harekatı, sivil nüfus için şimdiden ağır sonuçlar doğurmaktadır. İsrail’in bu adımının işgale dönüşmesine izin verilmemelidir.

Türkiye ve Kanada uluslararası arenada sergiledikleri vizyonla küresel ölçekte ağırlıkları giderek artan, krizler karşısında özgün söz söyleyebilen iki kilit aktördür. Gerek küresel gerek bölgesel meselelerin çözüme kavuşturulmasına ortak katkı sağlayacak biçimde iş birliğimizi her alanda derinleştirmemiz ve stratejik bir eksene oturtmamız mümkündür. Bunun da çalışması içindeyiz. Kanada ile karşılıklı ortak menfaatlerimiz ve küresel barışın temini için ilişkilerimizi stratejik bir seviyeye taşımamız gerektiğine inanıyoruz. Temaslarımızı önümüzdeki dönemde de sürdürerek iş birliğimizi kuvvetlendirmeyi hedefliyoruz.”

“Türk halkı Orta Doğu’da yaşanan kriz çerçevesinde Kanadalılara büyük bir destek sağladı”

Kanada Dışişleri Bakanı Anand konuşmasında şunları kaydetti:

“Bugün ilişkilerimizdeki pozitif ivmeyi konuştuk. Türkiye ve Kanada arasında her alanda tabii ki enerji, ticaret, savunma, güvenlik ve halklar arası ilişkileri değerlendirdik. Ancak her şeyden önce şunu ifade etmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti halkına Kanadalıları bu kadar güzel ağırladıkları için teşekkür etmek istiyorum. Halihazırda Orta Doğu’da yaşanan kriz çerçevesinde bu dönemde çok önemli bir dayanışma sergiledi Türk halkı ve Kanadalılara büyük bir destek sağladı. Haftalar boyunca Kanada konsolosluk yetkilileri İstanbul’da yüzlerce Kanadalıyı ağırladılar ve Orta Doğu’dan, Körfez ülkelerinden gelen Kanada vatandaşlarına yardımcı oldular. Türkiye’nin İran sınırı var ve bu çerçevede yine sınırdan da onlarca Kanadalı’nın geçmesine Türk yetkili mercileri imkan sağladılar.

“İlişkilerde çok önemli pozitif bir ivme var”

Türkiye-Kanada ilişkilerinde çok önemli pozitif bir ivme var. Sayın Bakan Fidan ve ben bunu devam ettirme konusunda kararlıyız. Bu çerçevede üst düzey ikili ve çok taraflı angajmanı artıracağız. Bu Türkiye’ye ilk ziyaretim. Gelecekte Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Carney arasında da böyle bir ziyaret olacak. Ülkelerimiz arasındaki ilişki şu anda ivme kazanmış ve ilerleyen yönde devam ediyor.

Türkiye ve Kanada ikili ilişkilerin üst seviyeye taşınmasına odaklanmış durumdalar. Bizim Dışişleri Bakanları olarak görevimiz enerji alanındaki diyaloğa da ekonomik iş birliğine de ticaret ve yatırım imkanlarına da savunma, güvenlik ve halklar arasındaki güçlü ilişkilere de odaklanıyor.

Ekonomik ilişkilerde ülkelerimiz arasında uzay sanayi ve savunma sanayi alanında önemli iş birliği çalışmaları var. Bunlar tabii ki her iki ülkeyi de bir başka seviyeye taşıyacak olan gelişmeler. Özellikle de Kanada’nın yeni savunma sanayi politikasını da destekleyecek bir çalışma. NATO’da müttefik iki ülke olarak bu temelin üstüne inşa edebileceğimiz çok önemli alanlar var. Kanada’nın İzmir’de bir grup görevlisi var. Oradaki NATO üssünde çalışıyorlar ve bizler de NATO’da müttefik olarak birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

“Şima Açan Kanada’daki Türk kökenli ilk parlamenter”

Halklar arası ilişkilere baktığımızda ülkelerimizi bağlayan ilişkilerin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Binlerce Türkiye kökenli Kanadalı var, Kanada’da yaşamakta olan ve 300 bin Kanadalı turist de her yıl Türkiye’yi ziyaret ediyor. Bugün Şima Açan ile birlikteydim. Kendisi Türkiye’de doğmuş ve yaşamış bir kişi. Geçtiğimiz yıl Kanada Parlamentosu’nda seçildi. Kendisi Kanada’daki Türk kökenli ilk parlamenter.

“Türkiye arabuluculuk rolünü üstlenen çok önemli bir ülke”

Türkiye çok önemli bir kavşakta bulunuyor: Doğu kültürünü Avrupa’ya bağlayan önemli bir kavşakta. Ukrayna’dan Balkanlara, Akdeniz’den Orta Doğu’ya ve Güney Kafkasya’ya kadar çok önemli bir kavşakta bulunuyor. Ancak benim buradaki kelimelerim, sözlerim sadece coğrafyayla ilgili değil. Kanada Türkiye’yi mevcut Orta Doğu çatışmasında da yine önemli bir oyuncu olarak görüyor. Mevkidaşım Sayın Fidan çok önemli bir rol oynuyor. Bir kez daha şunu ifade etmek istiyorum. Türkiye arabuluculuk rolünü üstlenen çok önemli bir ülkedir ve Sayın Bakan çok önemli bir rol oynamaktadır.

Sayın Bakan ve ben, Orta Doğu’daki durumu, Köfez’deki durumu çok detaylı bir biçimde ele aldık. Birlikte yapacağımız çalışmalar, çatışmayı ve gerilimi azaltmak için yapacağımız çalışmalar sivillerin korunması ve diplomatik bir çözüm bulunarak mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak. Ben Kanada’nın gerilimin azaltılması ile ilgili taahhüdünü ortaya koymak için bölgeyi ziyaret ediyorum ve tarafları bir araya getirmek için önemli bir rol oynayabileceğimizi düşünüyorum. Sayın Fidan’ın da ifade ettiği gibi kalıcı ve adil bir barış buradaki nihai hedefimizdir.”

“Savaş Lübnan’da yaygınlaşmaya başladı ve Irak’ta daha çetrefilli bir hale geliyor”

İki Bakan ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Fidan, bir gazetecinin İran’daki son gelişmeler ile çatışmanın uzaması halinde özellikle enerji arz güvenliği, ticaret yolları gibi alanlarda ortaya çıkabilecek risklere karşı öngörülen senaryolara ilişkin soru üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye bölgenin sorumlu bir ülkesi olarak gelişmeleri de uzun yıllardır çok yakından takip etmekte. Maalesef olayların, ne zaman, hangi yaşımda geldiğine göre yönünde bir öngörümüz oluyor. Umarım kötü olanlar gerçekleşmez diye de sürekli bir temennimiz içerisinde oluyoruz, eylem içerisinde oluyoruz. Bu savaştan önce de biliyorsunuz geçen sene süren 12 gün savaşında birtakım ortaya değerlendirmeler çıkmıştı. Onun akabinde böyle bir savaşın gelme ihtimalini görüyorduk. Böyle bir yaygın kanaatimiz de vardı.

Bu sefer bunun daha büyük yayılma riski göstermesini de bekliyorduk. Onun için yoğun bir çalışma içerisine girdik. Hem kendimiz hem bölge ülkeleriyle tıkanmış olan görüşmeleri tekrar nasıl başlatırız, diplomasinin yolunu nasıl açarız, bölgede bu yıkımı nasıl önleriz, Cumhurbaşkanımızın, bizim baştan beri en büyük gayretimiz yapıyor bu oldu. Türkiye’nin bütün etkisini, gücünü dostları üzerindeki samimiyetini, bağını kullanarak bu ajandayı ilerletmek istedik. Ama günün sonunda maalesef savaş başladı. Amerika İsrail’in de bastırmasıyla İsrail ile beraber İran’a saldırdılar.

Buna mukabil İran bildiğiniz gibi bölge ülkelerine saldırdı ve şu anda bir yaygınlaşmış savaş var. Tabii hep kötünün kötüsü vardır, iyinin iyisi vardır. Kötü durumdan daha kötü duruma geçmemek için ne yapılabilir, şu an onunla meşgul oluyoruz ama son birkaç gündür gördüğünüz iki tane husus var. Birincisi savaşın Lübnan’da da yaygınlaşmaya başladığını görüyorsunuz. İkincisi Irak’ta giderek daha çetrefilli bir hale geliyor. Dolayısıyla İslam dünyasının başına çökmüş olan bu savaş musibetinin bir an önce kaldırılması için ne türden adımlar atılması gerektiği konusundaki gayretlerimiz bitmiyor.

“İran’da devlet adamlarına yönelik suikastlar savaş hukuku dışında”

Diğer taraftan tabii ki İsrail’in siyasi suikastleri özellikle İran’da devlet adamlarına, siyasi adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastlar normal savaş hukukunun dışında olan, gerçekten illegal faaliyetler. Bunların da bir an önce son bulması gerekiyor. Savaşın durdurulması için atılabilecek adımları görüşmek üzere yakında bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah hem Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili mesajlarını paylaşma hem de Türkiye’nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum.”

“Gazze Barış Planı’nın öyle veya böyle hayata geçmesi için elimizden geleni yapıyoruz”

İsrail’in Gazze’deki ateşkes ihlalleri ve Lübnan’a yönelik kara harekatına ilişkin değerlendirmesi sorulan Fidan, şu yanıtı verdi:

“Gazze’deki ve Lübnan’daki gelişmeleri de gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Gazze Barış Planı’nın öyle veya böyle hayata geçmesi için ne yapılması gerekiyorsa hem biz hem müttefiklerimiz elinden geleni yapıyorlar. Ama biliyorsunuz Gazze konusunda beraber çalıştığımız bazı ülkeler, özellikle Orta Doğu’daki ülkeler şu anda savaş telaşı içindeler. Orada sıkıntımız var. Ama biz özellikle insani yardımlar konusunda ve devam eden görüşmeler, kurumların hayata geçirilmesi, işleyişleri bu konulardaki mesaimiz yoğun bir şekilde devam ediyor.

Lübnan’da şu anda sayıları 800 bini aşmış, 1 milyona doğru giden bir nüfusun yerlerinden edilmiş olması, bunlar şu anda ülke içerisinde yerlerinden edilmiş durumdalar. Ama savaş ve işgal yaygınlaşma gösterirse bunun kalıcı bir mülteci krizine ve ülkelerinin sınırları dışında yer arayan sığınmacılara dönme ihtimali var. Bunun bir an önce durması gerekiyor. Dolayısıyla uluslararası kamuoyunun her platformda yaptığı Lübnan’ın işgalinin durdurma çağrısı son derece yerinde ve biz de buna güçlü bir sesle destek veriyoruz. Destek vermeye devam edeceğiz.”