Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Babacan: “‘Türkiye kazandı, Kürtler yenildi’ psikolojisini oluşturacak bir iletişim ülke içinde çok çok tehlikeli, çok zararlıdır”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Suriye’deki son gelişmelerin Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından iyi olduğunu belirterek, “Türkiye kazanmıştır ama yenilen kimdir, oraya çok dikkat etmek gerekiyor. Yani, ‘Türkiye kazandı, Kürtler yenildi’ psikolojisini oluşturacak bir iletişim ülke içinde çok çok tehlikeli, çok zararlıdır. Burada terör yenildiyse tamam” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Suriye'deki son gelişmelerin Türkiye'nin

(ANKARA) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Suriye’deki son gelişmelerin Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından iyi olduğunu belirterek, “Türkiye kazanmıştır ama yenilen kimdir, oraya çok dikkat etmek gerekiyor. Yani, ‘Türkiye kazandı, Kürtler yenildi’ psikolojisini oluşturacak bir iletişim ülke içinde çok çok tehlikeli, çok zararlıdır. Burada terör yenildiyse tamam” dedi.

MK TV “Yakın Plan” programında gazeteci Gizem Fidan’ın sorularını cevaplandıran Babacan, “Suriye’deki son gelişmelerin Türkiye’nin ulusal çıkarları açısından iyi olduğunu” söyledi.

Babacan, şöyle devam etti:

“Türkiye kazanmıştır ama yenilen kimdir, oraya çok dikkat etmek gerekiyor. Yani, ‘Türkiye kazandı, Kürtler yenildi’ psikolojisini oluşturacak bir iletişim ülke içinde çok çok tehlikeli, çok zararlıdır. Burada terör yenildiyse tamam. Ama şu andaki iktidarın özensiz dili ve özellikle sosyal medya üzerinden ve üçüncü kanallardan Erdoğan’ın zaferi diye vermek istediği mesaj, bizim başta kendi Kürt vatandaşlarımız olmak üzere, Suriye’deki Kürtleri de Irak’taki Kürtleri de rencide edebiliyor. Buna çok dikkat etmek, kendi vatandaşlarımıza bir duygusal kopuşa sebep olacak bir söylemde asla bulunmamamız lazım.”

Babacan, geçmişte Erdoğan’ın, “Kobani düştü, düşecek” sözlerinin büyük bir duygu kopuşuna sebep olduğunu da hatırlattı.

“Sahte bahar havasıyla erken seçim olabilir”

Ali Babacan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin geldiği 2018 yılından beri ekonominin kötü gittiğini ifade ederek, “Sekiz yıldır kötü olan ekonomiyi ‘asgari ücrete zam, emekliye zam, biraz kredi musluklarını açalım’ deyip son altı ayda şöyle bir yalancı bir bahar rüzgarı estirip seçime gitmeyi tercih edebilirler. Ama bu bir yalancı bahar olur. Bu bir saman alevi gibi parlar, geri söner” dedi.

Öcalan’ın Bahçeli’ye kilim hediyesi: Jestler güzeldir

Abdullah Öcalan’ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye özel dokunmuş kilim hediye etmesini, “Jestler güzeldir, semboller önemlidir. Bu kadar gerginlik varken, Suriye’de bu kadar çatışma varken, Türkiye içerisinde böyle bir yani hediyeleşme, jestler bunlar güzel şeyler. Bu toplumdaki gerginliği de azaltan şeylerdir bunlar” sözleriyle değerlendiren Babacan, Bahçeli ile Öcalan arasında epey zamandır farklı bir iletişim olduğunu ve bunu zararlı görmediğini söyledi.

Ali Babacan ,”O iletişimin, sokağa yansımasına, topluma yansımasına bakarım. Siyaset bunun için var. Çünkü insan için siyaset yapıyoruz. Yani bu iletişim dediğim gibi toplumda da insanların birbirine daha ılımlı bakması, gerginlikleri yumuşatması açısından iyidir, yani zararı yok” dedi.

“Erdoğan, seneye DAVOS’a gidebilir”

Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “one-minute” krizi sonrası protesto ettiği DAVOS’a yeniden katılabileceğini savundu. Erdoğan’ın özellikle dış politika konularında bazen inatlaşıp sonra U dönüşleri yaptığını hatırlatan Babacan, “Bir daha katılmayacağım dedi. Katılmadı ama bakarsınız gelecek yıl katılabilir “dedi

Babacan, kendisinin Dışişleri Bakanı olduğu o yıl Türk ekonomisinin dünyadaki krize rağmen güçlü olduğunu vurgularken, “Son yüzyılın en büyük ekonomik krizi yaşanıyor tüm dünyada. Oysa Türkiye’nin ekonomisi çok güçlü, tabiri caizse havamız yerinde, itibarımız var. Dolayısıyla o ekonomik güce ve itibara dayanarak bir bakıma dünyaya meydan okuyan bir tavırla o one minute sahnesini hep beraber orada izledik. Türkiye sözünün gücüyle pek çok olaya yön verebiliyordu” diye konuştu.

“Erdoğan yeniden Davos’a katılmalı mı?” sorusuna Babacan, “Olmasının ne faydası olurdu, emin değilim. Eskisi gibi Davos’ta varsanız dünya sahnesinde varsınız, Davos’ta yoksanız dünya sahnesinde yoksunuz; öyle bir durum da yok. Davos eski Davos değil” cevabını verdi.

“CHP muhalefeti AK Parti’yi etkilemiyor”

Babacan, AK Parti’yi vicdanen en çok DEVA Partisi ve Yeni Yol Grubu’nun rahatsız ettiğini savunarak, şunları söyledi:

“CHP muhalefetinin AK Parti tabanıyla ilgili öyle fazla bir etkisi yok. Orada bakanlar ‘CHP, CHP’liğini yapıyor’ deyip geçiyorlar. Ama bizim muhalefetimizin, AK Parti tabanına, hatta AK Parti içindeki vicdan sahibi insanlara çok büyük etkisi var. Onun için en çok bizden rahatsızlar. Onun için şu anda bu Yeni Yol Grubu üzerinde saldırılar çoğalıyor. Hemen herkesle uğraşıyorlar şu anda. Onun için en çok bizden rahatsızlar. Tayyip Bey’in siyaset tarzında hep bir karşı taraf olacak ya. Bir elverişli düşman olacak ya, o açıdan CHP çok işine geliyor. Ondan fazla şikayet olduğunu da zannetmiyorum. Yani ‘Bir karşıtım olacaksa CHP olsun’ diyor. ‘Diğer karşıtlarımı da zayıflatayım’ diyor.”

“Suriye’deki bu tablo, dış politikadaki bazı lokal başarılar önemlidir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanlışların özeleştirisini yapması gerektiğini kaydeden Ali Babacan, “Suriye’deki bu tablo, dış politikadaki bazı lokal başarılar önemlidir. Türkiye’nin kazancıdır. Bunu inkar edemeyiz. Ama bir başka taraftaki hatayı, hukuksuzluğu, adaletsizliği, bu kadar yaygın fakirliği, yoksulluğu, Suriye başarısıyla örtemezsiniz. Biz, ‘Tamam Suriye’de iyi şeyler olsun, ama dönüp kendi memleketimizde, kendi milletimiz için, kendi vatandaşlarımız için de hukuk olsun, adalet olsun diyoruz. İnsanlar fakir olmasın, zengin olsun’ diyoruz” dedi.

“Cezada adalet, infazda eşitlik”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan , KHK’lara ilişkin bir soruya şöyle yanıt verdi:

“Eğer, adaletten bahsedeceksek herkes için adalet olmalı. Yani devlet yönetenlerin kendi şahsi kızgınlıkları, şahsi öfkeleri, şahsi hesaplaşmaları asla kararlarına yansımamalı. Şimdi ben bu KHK meselesinde biraz onu görüyorum. Yani biraz, şahsi kızgınlık, inatlaşma, restleşme bunu görüyorum. Bu doğru değil. Bu konularla alakalı kriterleri çok açık, net koyup, adil çözümler bulmak gerekiyor. Ve biz hep şunu söylüyoruz, iki tane önemli ilkemiz var; cezada adalet, infazda eşitlik. Şimdi infazda eşitlik demediğin anda, ‘Ben bunları bırakıyorum, bunlar yatsın kardeşim içeride’ dediğinizde bu adil olmuyor.”