Haber: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: MEHMET ÇALPAR
(İSTANBUL) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Aziz İhsan Aktaş davasında ilk günün ardından Silivri’de “Ankara’nın mahkeme üzerine baskı kurarak kararları etkilemesinin de önüne geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Umarım ve dilerim bir yerlerde yazılmış olan kararlar hayata geçsin diye burada dava yürütülmüyordur. Bugün neredeyse bir yılı aşkın bir zamana yaklaştı. Bu kadar süre bu insanların tutuklu kalması ve hakim karşısına birinci yılın sonunda çıkıyor olması da başlı başına bir garabet” açıklamasını yaptı.
Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı organize suç örgütünün bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 33’ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın duruşması İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’nde yapıldı.
Kimlik tespitinin ardından iddianamenin özetinin okunmasının ardından duruşma yarına ertelendi. Duruşmaya ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, adil yargılamaya dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bugün mahkeme başkanı, kimlik kontrolleri ve diğer süreçleri hızlı götürerek yargılamanın bir an önce bitebileceğinin işaretini verdi. Yarın Adıyaman ve Adana’nın ilçelerinden başlayarak da sanıklar kendileriyle ilgili iddialarla ilgili savunma yapacaklar. Ahmet Özer’e verilen 6 yıl 3 aylık cezayı gördükten sonra bu ülkede adil yargılamaya olan inancımı bir kez daha kaybettim. Bütün Türkiye’nin gözü önünde suçsuzluğu kesin delillerle ortaya konmuş, bu kadar açık ve net bir dosyada bile bir mahkumiyet kararı çıkabiliyorsa o zaman bu yargılamanın ve kararların mahkemede deliller üzerinden mi, ifadeler üzerinden mi, tanıklar üzerinden mi, yoksa önceden hazırlanmış olan kararlar buralarda sadece şekil şartı yerine getirilerek mi hayata geçiyor; bu konudaki tereddütlerimizin ortadan kalkması lazım. Bir kez daha bugün burada tutuklu bulunan arkadaşlarımızın avukatları, bu yargılamanın mahkeme başkanı tarafından medyaya servis edilebilmesi için bir talepte bulundular. Bu kabul görmedi. Aslında yarından başlayarak yapılacak olan tüm savunmalar Türk demokrasisinin 103 yıllık cumhuriyet tarihimizin bugüne kadar geldiği bütün evreleri ortadan kaldıran ve demokratik hayatımızı onlarca yıl geriye götüren uygulamaların temel bir göstergesi olacak.
“Bir tarihin içinden geçiyoruz”
Burada aslında bir tarihin içinden geçiyoruz. Burada tarihe not düşen çok sayıda uygulamanın içinden geçiyoruz. Dilerim mahkeme, vereceği kararla, izleyeceği yöntemle en azından bugüne kadar haksız biçimde tutuklu bulunan arkadaşlarımız açısından bir nebze olsun adaleti yerine getirmiş olur. Ben Ankara’nın mahkeme üzerine baskı kurarak kararları etkilemesinin de önüne geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Umarım ve dilerim bir yerlerde yazılmış olan kararlar hayata geçsin diye burada dava yürütülmüyordur. Çok sayıdaki arkadaşımızla ilgili iddiaların tamamı boştur. ‘Duydum, gördüm, başkasından işittim’ biçiminde ifadelere dayanmaktadır. Bugün neredeyse bir yılı aşkın bir zamana yaklaştı. Bu kadar süre bu insanların tutuklu kalması ve hakim karşısına birinci yılın sonunda çıkıyor olması da başlı başına bir garabet. Böyle olmaması gerekir. Bu kadar uzun süre insanlar yargılanmadan tutuklu olmamaları gerek. Belediye başkanlarımızın asla tutuklu yargılanmalarını bile doğru bulmuyoruz. Herkes yargılanabilir. Herkes adalet önünde kendisiyle ilgili iddiaları cevaplamak zorundadır. Kimse kendisini yargının üstünde göremez ama iddianamenin çıkması ve mahkemenin başlaması bir yıl sürmüş. Yarın ilk görüşmelerde biz arkadaşlarımızın tutuksuz yargılanmalarıyla ilgili bir karar almasını da mahkeme heyetinden bekliyoruz.”

