Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Aziz İhsan Aktaş davası” üçüncü gün… Duruşmada, tutuklu sanıkların savunmaları alınıyor

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’de görülen “Aziz İhsan Aktaş davasında” üçüncü gün, sanık savunmalarıyla devam ediyor. Tutuklu sanıklar Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Başkanı Önder Gedik ve Avcılar Belediyesi ihale birim yetkilisi İbrahim Koçyiğit, haklarındaki suçlamaları reddetti, tahliye talebinde bulundu.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'de görülen "Aziz İhsan Aktaş

Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’de görülen “Aziz İhsan Aktaş davasında” üçüncü gün, sanık savunmalarıyla devam ediyor. Tutuklu sanıklar Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Başkanı Önder Gedik ve Avcılar Belediyesi ihale birim yetkilisi İbrahim Koçyiğit, haklarındaki suçlamaları reddetti, tahliye talebinde bulundu.

Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı organize suç örgütünün, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla, 33’ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşmasının üçüncü günü sürüyor. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü’nde bulunan duruşma salonunda görülen duruşmada, bazı sanıklar ve avukatları salonda hazır bulundu.

Duruşmada, 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve “resmi belgede sahtecilik”, “kamu kurum kuruluşları zararına dolandırıcılık” iddialarıyla yargılanan Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Başkanı Önder Gedik’in savunması alındı. Hakkındaki suçlamaların, Beltaş’a ait hastane binasının satış işlemine dayandırıldığını ancak söz konusu satış işlemi nedeniyle herhangi bir maddi ya da manevi menfaat elde edilmesinin söz konusu olmadığını söyleyen Gedik, iddianamede de somut, açık ve kişisel bir menfaat teminine ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığını belirtti.

Gedik, “Hastane binasının satışında usulsüzlük bulunduğu iddialarını kesin bir dille reddediyorum. Bu satış işlemi, hukuka ve kamu yararına uygun şekilde, Beltaş’ın Beşiktaş Belediyesi’ne olan borçlarının ödenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Savcılık makamının, Beltaş Yönetim Kurulu kararlarıyla tarafıma verilen satış yetkisinin usulsüz olduğu ve satışa zemin hazırladığı yönündeki iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. 4 ve 5 Temmuz 2024 tarihli Yönetim Kurulu kararlarının satıştan sonra alındığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Bu kararlar, satıştan önce alınmış, usulüne uygun, geçerli ve yönetim kurulu üyelerinin oy birliğiyle imzalanmış kararlardır. 3 Temmuz 2024 tarihli yönetim kurulu kararının noter tasdikli olmasına karşın, 4 ve 5 Temmuz tarihli kararların noter tasdikli olmamasının şüpheli olarak değerlendirilmesi de hukuken hatalıdır” savunmasını yaptı.

İhale sürecini bizzat takip etmediğini, ihale evraklarının satıştan sonra sahte olarak düzenlendiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını ifade eden Gedik, “Satış sonucunda elde edilen yaklaşık 470 milyon TL’nin tamamı Beşiktaş Belediyesi’ne aktarılmıştır. Bu tutarın yaklaşık 70 milyon TL’si belediye personel maaş ödemelerinde kullanılmak üzere belediyeye gönderilmiş, kalan yaklaşık 400 milyon TL ise Beltaş’ın belediyeye olan borçlarına mahsup edilmiştir. Savcılık makamının bu bedellerin belediyeye aktarılmadığı yönündeki değerlendirmesi gerçeğe aykırıdır; hesap hareketleriyle bu durum açıkça sabittir” şeklinde konuştu. Gedik, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.

Avcılar Belediyesi ihale birim yetkilisi İbrahim Koçyiğit’in savunması

Avcılar Belediyesi ihale birim yetkilisi İbrahim Koçyiğit de 4 Eylül 2025’te tutuklandığını, “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yargılandığını belirterek, “Hayatım boyunca devlet terbiyesiyle yetişmiş biri olarak, kurallara uygun çalışmayı ve mevzuata bağlılığı kendime ilke edindim. Askerlik geçmişim, yürüttüğüm görevler ve tarafıma verilen üstün hizmet madalyaları ile takdir belgeleri bu durumu açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

İddialara konu ihale sürecinde, mevzuatın gerektirdiği usul ve esaslara uygun hareket ettiğini belirten Koçyiğit, ihaleye fesat karıştırma suçlamasını reddetti. Koçyiğit, “Söz konusu ihale, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca açık ihale usulüyle gerçekleştirilmiştir. Benim bu ihaledeki görevim yalnızca yaklaşık maliyet tespiti için kurulan piyasa fiyat araştırma komisyonu üyeliği ile sınırlıdır. Yaklaşık maliyet tespiti, Kamu İhale Uygulama Yönetmeliği’nin 8. maddesinde belirtilen yöntemler çerçevesinde, ülke genelinde yaygın olarak kullanılan piyasa fiyat araştırması yöntemi esas alınarak yapılmıştır” diye konuştu.

“Ortada herhangi bir suç unsuru bulunmamaktadır”

İddialara konu ihalenin teknik şartnamesi ve diğer idari işlemlerinin, ilgili yönetmelik hükümleri doğrultusunda idare tarafından hazırlandığını, sürecin mevzuata uygun yürütüldüğünü aktaran Koçyiğit, şu savunmayı yaptı:

“İhale devam ederken Kamu İhale Genel Tebliği’nde yapılan değişiklikler nedeniyle puanlama sisteminde düzenleme yapılması gerekmiştir. Bu değişiklikler, yürürlük tarihleri dikkate alınarak uygulanmış, ancak EKAP sisteminin teknik altyapısı nedeniyle uygulamada tereddütler yaşanmıştır. Bu husus, idarenin kusurundan değil, sistemsel uyumsuzluktan kaynaklanmıştır. Tarafıma yöneltilen suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Her iki eylemin konusu aynı hizmete ilişkindir. Birinci ihale, teknik ve mevzuatsal zorunluluklar nedeniyle iptal edilmiş; ikinci ihale ise kamu hizmetinin aksamaması amacıyla pazarlık usulüyle yapılmıştır. Bilirkişi raporları, müfettiş incelemeleri ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her iki ihalenin de mevzuata uygun şekilde yürütüldüğü ve herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı açıkça görülmektedir. Yaklaşık maliyetin usulsüz şekilde paylaşıldığı yönündeki iddialara rağmen, dosyada bu yönde tek bir somut delil dahi bulunmamaktadır. Görev aldığım hiçbir ihalede yaklaşık maliyet bilgilerini yetkisi olmayan kişilerle paylaşmadım. Tarafıma iletilen fiyat tekliflerini, güvenlik amacıyla çıktısını aldıktan sonra elektronik ortamdan sildim. Bu husus, çalışma arkadaşlarımın ifadelerinde de açıkça yer almaktadır. Ortada herhangi bir suç unsuru bulunmamaktadır.

Ben de her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi adil yargılanma hakkımı talep ediyorum. Yaklaşık altı aydır tutuklu kalmamı gerektirecek hangi somut delilin bu dosyada bulunduğunu halen göremiyorum. Bunu samimiyetle ifade ediyorum. Benim hastalığımı ve durumumu bildikleri için dışardaki eşim dostum ben tutuklanınca borçlarımı kapattı. Ailem kesinti yapılan maaşımla geçiniyor. İddia edilen suçlamalar, yaşam şartlarımla uyuşmamaktadır. Ben ömrünü vatan savunmasına adamış eski bir askerim. Vatan toprağına kanını dökmüş, bu uğurda arkadaşlarını toprağa vermiş biri olarak kamuya zarar verdiğim iddiası çok ağırdır. Avukatım tarafından dosyaya sağlık raporum sunuldu. Bunlar ciddi hastalıklardır. Tutuklu bulunduğum 6 ay süre zarfında kontrole gidemedim. Kaldığım koğuş 35 kişilikti şu an 70 oldu. Sağlığım ciddi risk altındadır. Hastalıklarım arasında aort damarı genişlemesi de vardır. Hakkımda gözaltı kararı olduğunu öğrenince bizzat kendim teslim oldum. Kaçma şüphem yok. Bu ülkeden kovulsam da gitmek istemem. Tahliyemi ve beraatimi talep ederim.”