(BALIKESİR)- Türkiye ile Yunanistan arasında 1923 yılında gerçekleştirilen Nüfus Mübadelesi’nin 103’üncü yılı dolayısıyla Ayvalık’ta sergi ve anma törenleri düzenlendi. Ayvalık Belediyesi, Ayvalık Kent Konseyi ve Ayvalık Giritliler Derneği’nin katkılarıyla gerçekleştirilen etkinliklerde, mübadelenin toplumsal hafızada bıraktığı izler hatırlatıldı.
Anma programı kapsamında ilk olarak Orhan Peker Sanat Galerisi’nde Mübadele Anı Materyal Sergisi açıldı. Sergide, zorunlu göçün yarattığı derin izler, fotoğraflar, belgeler ve mübadil ailelere ait kişisel eşyalar aracılığıyla ziyaretçilere sunuldu. Programın sonunda ise mübadil mutfağından örnekler sunularak katılımcılar aynı sofrada buluştu. Sergi, mübadelenin toplumsal bellekteki yerini hatırlatmayı ve bu büyük göçün insan hikâyelerini gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.
“Sergi yalnızca bir anma değil, ortak belleğimize sahip çıkma çağrısıdır”
Belediye Başkanı Mesut Ergin, mübadelenin yalnızca bir yer değiştirme değil, geride bırakılan evler, yarım kalan hayatlar, bavullara sığdırılan anılar demek olduğunu söyledi. Bu topraklara gelen mübadillerin, yanlarında yalnızca eşyalarını değil; kültürlerini, emeklerini, dayanışma duygularını ve hayata tutunma iradelerini de getirdiklerini hatırlatan Başkan Ergin, şöyle konuştu:
“Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Mübadele Anı Materyal Sergisi, işte bu hafızayı canlı tutmak için hazırlandı. Sergimizde yer alan her fotoğraf, her belge ve her obje; bir ailenin, bir yolculuğun, bir hayatta kalma mücadelesinin sessiz tanığıdır. Bizler biliyoruz ki geçmişi unutan toplumlar, geleceğini sağlam kuramaz. Bu nedenle bu sergi yalnızca bir anma değil, aynı zamanda ortak belleğimize sahip çıkma çağrısıdır. Acıyı hatırlarken, dayanışmayı da hatırlamak; ayrılığı anarken, birlikte yaşam kültürünü güçlendirmektir. Sergimizde ikram edilecek mübadil lezzetleri ise, kültürün yalnızca sözcüklerle değil, tatlarla, kokularla ve paylaşımla da yaşatıldığını bize hatırlatıyor. Bu anlamlı serginin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, geçmişten bugüne bu kentin belleğine katkı sunan tüm mübadil ailelerimizi saygıyla anıyorum. Katılımınız için hepinize teşekkür ediyor, Mübadele Anı Materyal Sergisi’nin hayırlı olmasını diliyorum.”
Cunda Adası’nda anma töreni
Anma etkinlikleri, Cunda (Alibey) Adası’nda düzenlenen törenle devam etti. Mübadillerin Cunda’ya ilk ayak bastıkları noktada gerçekleştirilen törende, Başkan Mesut Ergin, Ayvalık Giritliler Derneği Kurucu Başkanı Coşkun Tunçmen ve katılımcılar tarafından denize çelenk bırakıldı. Etkinlik kapsamında yapılan paylaşımlarda, Mübadele’nin yalnızca bir tarihsel olgu değil, kuşaktan kuşağa aktarılan ortak bir hafıza olduğu vurgulandı.
Burada da bir konuşma yapan Başkan Ergin, “Bu meydanda bugün bir tarih anlatmıyoruz, bu meydanda bugün bir sessizlik dinliyoruz. Mübadele, bu kelime, kitaplarda iki satırdır. Ama Ayvalık’ta bir ömürdür. Bugün burada rakamları anmak için toplanmadık. Bugün burada kaç kişinin gittiğini, kaç kişinin geldiğini saymayacağız. Çünkü bu topraklar sayılarla değil, yarım kalmış hayatlarla doludur. Mübadele, sadece yer değiştirmek değildir. Mübadele, kapıyı kilitlemeden çıkmaktır. Mübadele, ‘nasıl olsa dönerim’ diyerek anahtarı cebine koymaktır” ifadelerini kullandı.
“Mübadele sadece geçmişin hikâyesi değildir”
Bugün insanların hâlâ yerlerinden edildiğini, hâlâ sürgün yollarına düşürüldüğünü gördüklerini hatırlatan Ergin, şöyle devam etti:
“Ayvalık, işte bu yüzden sadece bir kent değildir. Ayvalık, iki halkın da kalbinde kalan bir yaradır. Gidenler, geride bıraktıkları evlerin duvarlarına sadece eşyalarını değil, çocuk seslerini, bayram sabahlarını, akşam sofralarını bıraktılar. Gelenler ise bu sokaklara umutla ama korkuyla bastılar. Çünkü bilmedikleri bir şehirde, başkasının hatıralarıyla dolu evlerde yaşamaya başladılar. Bu şehirde her taşın iki hikâyesi vardır. Her kapının ardında iki dil susmuştur. Her pencere, iki farklı memlekete bakar. Biz Ayvalık’ta, aynı acıyı iki taraftan da dinlemiş bir kentin çocuklarıyız. Mübadele bize şunu öğretti: Bir insanı yerinden edebilirsiniz, ama hatıralarını asla. Bugün burada, ne gidenleri sadece ‘mağdur’, ne gelenleri sadece ‘misafir’ olarak anacağız. Çünkü bu şehirde kimse misafir kalmadı. Herkes, acısını bavulundan çıkarıp bu toprağa gömdü. Ve zamanla… O acılar bu kentin mayası oldu. Ayvalık’ta hoşgörü varsa, Ayvalık’ta komşuluk varsa, Ayvalık’ta farklı olana saygı varsa, bunun nedeni yaşanmış bu büyük kırılmadır.
O yüzden mübadele sadece geçmişin hikâyesi değildir. Mübadele, bugüne söylenecek bir uyarıdır. Biz Ayvalık olarak şunu söylüyoruz: Hiçbir toprak, insanından daha kıymetli değildir. Hiçbir sınır, bir çocuğun gözyaşından daha kutsal değildir. Bu anma, bir yas değildir sadece. Bu anma, bir vicdan çağrısıdır. Gidenlerin ruhuna, gelenlerin sabrına, bu kentin hafızasına saygıyla.Ayvalık, unutmuyor. Ama kin de tutmuyor. Çünkü biz, acıdan düşmanlık değil, insanlık çıkarmayı öğrendik. Ve bugün, burada, bir kez daha söz veriyoruz: Bu topraklarda bir daha hiç kimse ‘gitmek zorunda kalmasın’ diye hafızamıza sahip çıkacağız.”

