(ANKARA) – CHP’nin Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, AK Parti iktidarının CHP’li belediyelerdeki çocuk merkezlerine yönelik açıklamalarını eleştirerek, “Amaç belli, çocuk merkezlerimizin üzerine çökmek. Bizim hedefimiz; çocukların kaderinin doğdukları yere göre belirlenmediği bir Türkiye’dir. Bizim hedefimiz; çocukların tok, güvende, eşit, özgür bir şekilde yaşayabildiği bir Türkiye’dir. Unutulmasın: Eşitlik kendiliğinden gelmez. Eşitlik, ancak sosyal politikalarla birlikte inşa edilebilir” ifadesini kullandı.
CHP’nin Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, İstanbul Planlama Ajansı’nda düzenlenen “Yerel Yönetimlerde Çocuk Merkezleri” konulu toplantıda yaptığı konuşmada, “Bir çocuğun hayata kapatamayacağı kadar büyük bir farkla başladığında nasıl eşitlenebileceğini, kadınların nasıl özgürleşebileceğini, nasıl hayatta eşit olarak yer alabileceğini, ailelerin nasıl güçlenebileceğini ve hiç şüphesiz bir toplumun adaletinin nasıl oluşturulabileceğini konuşacağız. Çünkü biliyoruz ki; toplumun adalet duygusu çocuklarına verdiği değerle ölçülür. Eğer bir toplumda çocuklar eşit değilse, o toplumda eşitlikten, eşit bir gelecekten bahsetmek mümkün değildir” ifadesini kullandı.
Nazlıaka, şunları kaydetti:
“Bugün Türkiye’de milyonlarca çocuk erken çocukluk hizmetlerine erişemiyor. Bu sadece çocuk gelişimi meselesi değil. Yoksulluğun kuşaktan kuşağa aktarılması meselesi. Fırsat eşitsizliğinin derinleşmesi meselesi. Bu aynı zamanda sosyal devlet olmanın gereğinin yerine getirilmemesi meselesi. İşte bizim belediyelerimiz, iktidarın yerine getirmediği bu hizmetlerin boşluğunu dolduruyor. Yerel yönetimler; halka en hızlı ulaşabilen, sorunları doğrudan bilen, halkla doğrudan temas eden, çözümleri hızla halka ulaştırabilen kurumlardır. Ve sosyal belediyecilik dediğimiz şey, ihtiyacı görmek, sorumluluk almak ve çözüm üretmek demektir. Partimizin Çocuk Merkezleri en güçlü örnekleri oluşturuyor.
“Planlı bir sosyal politika tercihi”
Bu model, planlı bir sosyal politika tercihidir. Çocukları önceleyen bir yerel yönetim anlayışıdır. Eşitliği büyütme iradesidir. Çocuk Merkezlerimiz sayesinde; bir çocuk, güvenli bir ortamda gelişim fırsatı buluyor. Bir anne, çalışma hayatına devam edebiliyor. Bir aile, yalnız olmadığını hissediyor. Yani aslında bu merkezler; sadece çocuklara ve ailelerine değil, topluma nefes aldırıyor. Çocuk Merkezlerimiz eşitliğin ve sosyal devlet anlayışının somut karşılığıdır. Bu merkezler çocuklarımıza; fiziksel, zihinsel ve psikososyal gelişimlerini sağlıklı şekilde sürdürebilecekleri nitelikli ve güvenli bir ortam sunuyor. Ve özellikle dar gelirli ailelerin, dezavantajlı çocuklarına yanında yer alıyor.
Bu merkezler yılın 11 ayı boyunca hizmet üretiyor. Saat 07.30’dan 17.00’ye kadar, kimi yerde çalışan ebeveynler için 19.00’a kadar süren hizmetler veriyor. Çalışan ebeveynler açısından, bu hayatını planlayabilme, kendine zaman ayırabilmek demek, toplumun içerisine katılabilmek demek. Bu merkezleri asıl güçlü kılan sadece erişim olanakları değil, aynı zamanda çok disiplinli bir anlayışla kurgulanmış olmaları. Bu merkezlerimizde psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, rehberlik kadroları ile her bir çocuk için bütüncül bir gelişim desteği sunuluyor. Uygulanan program; erken çocukluk alanında kabul görmüş, etkililiği kanıtlanmış ve özgün bilimsel bir içerik taşıyor. Çocuğun; bilişsel, duygusal, sosyal, dilsel ve fiziksel gelişimini bir bütün olarak ele alıyor.
“Amaçları çocuk merkezlerimizin üzerine çökmek”
Bu merkezlerde çocuklara sadece bilgi verilmiyor, aynı zamanda duygularını tanıma, bu duyguları en iyi şekilde ifade etme ve düzenleme becerisi kazandırılıyor. Kendini ifade edebilen, sorgulayan, analiz yapabilen, eleştiren, düşünen bireyler yetiştirmek için var bu merkezlerimiz. Çünkü biz şuna inanıyoruz: İtaat eden değil, düşünen çocuklar güçlü bir toplumun temelini oluşturur. Çocuklara yatırılan bir dolarlık yatırım 11 dolar olarak geri dönüyor. Çocuk kazanıyor, aile kazanıyor, ülke kazanıyor. Bugün Türkiye’de bakım yükü kadınların omzundadır. Bu merkezler sayesinde kadınların çalışma hayatı içerisinde daha fazla yer alma imkanı sağlanıyor. Çocuk bakım hizmetleri bir yardım değil, bir kamusal hak olarak görülüyor partimiz tarafından. Ve bu hak; yaygın, erişilebilir ve nitelikli şekilde sunulmak zorunda. Yerel yönetimlerin kurduğu bu merkezler, tam da bu hakkın hayata geçirilmiş halidir. İktidara geldiğimizde mor bir dönüşüm başlatacağız. Kadınların omzundaki bakım yükünü kamusal alana taşıyacağız. Kadınları özgürleştireceğiz, demokrasimizi ve kadınları eş zamanlı olarak güçlendireceğiz. Biz bu bakım merkezlerini her mahallede olmasını temin edeceğiz. Bunu merkezi yönetimler ile yerel yönetimlerin eş güdümünde gerçekleştireceğiz. Ancak görüyoruz ki; bu çocuk merkezlerimiz iktidar tarafından da keşfedilmiş ve hedefe konulmuş. Mesnetsiz bir iddia ile İstanbul’daki bir çocuk etkinlik merkezimize dair soruşturma başlatıldı. İçinde birçok tutarsızlık var. Buna rağmen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, koşa koşa gitti, iddia sahibi aileyi ziyaret etti ve evin önünde AKP İl Başkanı ile birlikte basın açıklaması gerçekleştirdi. Biz isterdik ki bakanın bu sahip çıkma halini, çocuklarımız yanarken de, istismara uğrarken de, işçiliğe sürüklenirken de görelim. Aile Bakanı yaşadığımız bu birçok dramda yoktu. Amaç belli: çocuk merkezlerimizin üzerine çökmek. Bizim hedefimiz; çocukların kaderinin doğdukları yere göre belirlenmediği bir Türkiye’dir. Bizim hedefimiz; çocukların tok, güvende, eşit, özgür bir şekilde yaşayabildiği bir Türkiye’dir.
“Eşitlik sosyal politikalarla inşa edilebilir”
Unutulmasın: Eşitlik kendiliğinden gelmez. Eşitlik, ancak sosyal politikalarla birlikte inşa edilebilir. Ve bu politikalar; sadece merkezde değil, hayatın içinde yani yerel yönetimlerle güçlenir. Bu nedenle yerel yönetimlerin attığı her adım, Türkiye’nin geleceğine atılmış bir adımdır. İktidarın tüm baskılarına rağmen adımlarımızı çoğaltacak, adımlarımıza yeni adımlar ekleyecek ve adımlarımızı güçlendirip kalıcı hale getireceğiz.”

