Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davası… Şevket Demircan: “Yapmış olduğum ses kayıtları tamamen kendimizi güvence altına almak içindi”

Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün yeniden görülen davasının duruşmasında savunma yapan dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, davanın sanığı ve “M7” kod adlı gizli tanığı olan Serdar Sertçelik ile yaptığı görüşmeleri kayda almasına ilişkin, “Yapmış olduğum ses kayıtları da tamamen kendimizi güvence altına almak içindi. Bunları bir yerde kullanmak ve deşifre etmek gibi bir niyetim yoktu. Zaten de kullanmadım. Ben bugüne kadar yaptığım her görüşmeyi kayıt altına alıyorum. Bundan da gocunmuyorum. Zor duruma düşmemek için yaptım. İyi ki de yapmışım açıkçası” dedi. Duruşmaya 13 Nisan’da devam edilecek.

Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün yeniden görülen davasının duruşmasında savunma

Haber: Esra TOKAT

(ANKARA) – Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün yeniden görülen davasının duruşmasında savunma yapan dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, davanın sanığı ve “M7” kod adlı gizli tanığı olan Serdar Sertçelik ile yaptığı görüşmeleri kayda almasına ilişkin, “Yapmış olduğum ses kayıtları da tamamen kendimizi güvence altına almak içindi. Bunları bir yerde kullanmak ve deşifre etmek gibi bir niyetim yoktu. Zaten de kullanmadım. Ben bugüne kadar yaptığım her görüşmeyi kayıt altına alıyorum. Bundan da gocunmuyorum. Zor duruma düşmemek için yaptım. İyi ki de yapmışım açıkçası” dedi. Duruşmaya, 13 Nisan’da devam edilecek.

Ayhan Bora Kaplan (ABK) suç örgütüne yönelik 17’si tutuklu 61 sanığa verilen bir kısım cezaların istinafta bozulmasının ardından operasyonu düzenleyen polisler, Kaplan’ın avukatları ve M7 kod adlı gizli tanık Serdar Sertçelik’in bulunduğu dosyaların birleştirilmesi sonucu oluşan 76 sanıklı dosyaya ilişkin açılan davanın ilk duruşmasının dördüncü celsesi görüldü.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen duruşmaya müşteki sanık dönemin Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürü (KOM) Kerem Gökay Öner’in çapraz sorgusuyla devam edildi.

“Emniyet’ten bilgi sızıyordu ve herkes bu yüzden gergindi”

Çapraz sorguda Öner, “Emniyet’te yeniler ve eskiler arasında bir güvensizlik vardı. Basında her gün haber çıkıyordu. Çok fazla bilgi kirliliği vardı. Emniyet’ten bilgi sızıyordu ve herkes bu yüzden gergindi” dedi.

Öner, sanık avukatlarının tüm sorularına “Yanıt vermek istemiyorum” diyerek yanıtladı. Bunun üzerine Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu, “Bu usül de yeni herhalde kimse soruları yanıtlamıyor” dedi. Mahkeme Başkanı da “Bu usule ilişkin ilerde bir değerlendirme yapacağız. Ayrıca bu usulü Serdar Sertçelik başlattı” diye konuştu.

Öner, sanıkların sorularını yanıtlamadı

Öner, Ayhan Bora Kaplan’ın da “Murat Çelik’in bölüme aldığı kişinin sonradan FETÖ’cü çıktığı ve sizin tarafınızdan gönderildiği doğru mu?”, “Ben gözaltındayken siz adliyede yalnızdınız. Fırsatınız varken Cengiz Haliç’e haber verebilirdiniz değil mi?” şeklindeki sorulara da yanıt vermedi.
Çapraz sorgu sonrasında Öner’in avukatlarının savunması alındı. Öner’in avukatı Suna Öztaşdönderen, “Yargılamamız bizim ilk darbe dosyası ile başladı. Siyasetçilerin hedef gösterilmesiyle haklarında bir soruşturma başlatıldı. Ardından müvekkilim ve huzurdaki polis memurları gözaltına alındı. Gözaltı nedeni de Şevket Demircan ve Murat Çelik arasındaki konuşmaydı. Operasyonu yapanların ve operasyon yapılanların dosyalarının birleştirilmesini hukuka aykırı görüyorum. Dünyanın başka bir yerinde örneği yoktur” diyerek savunmasına başladı.

“Bizim dediğimiz her şey çıktığı için benim müvekkilim tutuklanmadı”

Öztaşdönderen, savunmasında şunlara yer verdi:

“O dönemki tanık koruma dairesi başkanı ve sinyalin gidip gitmediğine yönelik bilgileri sorulan görevlilerin ifadesi alınmalı. Çünkü müvekkilim bu yüzden suçlanmaktadır, Serdar Sertçelik’in yurt dışına çıkmasına yardımcı olmakla. Bizim dediğimiz her şey çıktığı için benim müvekkilim tutuklanmadı. Polis haftasında burada suçlularla operasyonu yapan polislerin bir arada bulunmasının nedeni mesleğin gereklerini gerektiği gibi yapmamalarıdır. Benim müvekkilim bunun sorumlusu değildir.”

Şevket Demircan: “Biz Sertçelik’e gizli tanıklık yapması için herhangi bir baskıda bulunmadık”

Öner’in avukatı savunmasını tamamladıktan sonra dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan’ın savunması alındı. Demircan, “Ankara’ya 2023 yılının Eylül ayında atandım. Kerem ve Murat Müdür ile daha önce çalışmadım. Saat 18.00 sırasında Kerem Bey havaalanına geçmemi söyledi. Bana gelen bilgi havaalanından kaçacağına yönelikti. Operasyonu yaptık ve yakaladık. Basına çok hızlı şekilde görüntüler düştü biz de şaşırdık. Bana da bu görüntülere dair soru soruldu ama ben bilmiyordum” dedi.

Serdar Sertçelik’in Kıbrıs’tan getirildikten sonra gizli tanık beyanında bulunduğunu ifade eden Demircan, “Biz gizli tanıklık yapması için herhangi bir baskıda bulunmadık. Kimse onu zorlamadı. Kimse ona not vermedi okuması için. Gizli tanık savcımız kim ben bilmiyorum. Bu konuya da daha sonra değineceğim biraz farklı bir konu çünkü. Anlatınca anlayacaksınız Başkanım” ifadelerini kullandı.

“Ahmet Yıkılmaz Savcımız ‘şunları alın, şunları almayın’ dedi. Benim garibime gitti”

Demircan, savunmasında şu ifadelere yer verdi:

“Gizli tanık olduktan sonra ev hapsine çıkartıldı. Ufuk Komiser numarasını verdi acil bir şey olursa diye. Çünkü kendisi korkuyordu ‘bana bir şey olur’ diye. ‘AB’ diye bir WhatsApp grubumuz vardı, soruşturma dosyasında yok ama ben anlatayım. Bu grupta başsavcıvekili Ahmet Yıkılmaz, soruşturma savcılarımız, Mustafa Kaya savcı, şube müdürleri, komiserler, hatta Murat Çelik de vardı kendisi sonradan ayrıldı. Buradan bize talimat verirlerdi.”

ABK suç örgütüne yapılan ikinci operasyona da değinen Demircan, “30 kişilik bir liste vardı. Hatta Ahmet Yıkılmaz Savcımız ‘şunları alın, şunları almayın’ dedi. Benim garibime gitti” iddiasında bulundu.

Demircan, Sertçelik hakkında hastaneden sahte rapor aldıkları iddiasına yönelik de “Bizim sahte rapor hazırladığımız söyleniyor. Öyle bir durum da söz konusu değil. Biz tamamen adli mercilerden gelen talimatları yerine getirdik. Bizim yurt dışına çıktığına dair bir fikrimiz yoktu. Hatta biz ‘yakalarız Ankara’da nereye gidebilir’ diye düşünüyorduk” dedi.

“Biz kaçırmış olsak onu neden böyle desin?”

Sertçelik ile yaptıkları telefon görüşmeleri hakkında da savunma yapan Demircan, şunları söyledi:

“Serdar Sertçelik ile ben kendi telefonum üzerimden görüşmedim hiç. Nurullah Kopuk’un telefonu üzerinden görüştüm. Biz ona ‘Ahmet Yıkılmaz bizden biliyor kaçtığını’ diyoruz, Sertçelik de ‘ya müdürüm öyle şey mi olur’ diyor. Biz kaçırmış olsak onu neden böyle desin? Yurtdışından getirmeye uğraştığımız sürede görüşmelerimizde bana bir parti ismi verdi ve ‘oradan da gelmemi istemiyorlar zaten, vazgeçtim gelmekten’ dedi. Görüşmelerimiz sonrasında kendisi zaten bir video yayımladı. Ardından da bize operasyon yapıldı. Gizli tanık ifadesini alan savcımız bize ‘sen mi aldın’ diye soruyor. Bu bana garip geldi. Bizim FETÖ’cü olduğumuz söylendi. Ben zaten pek çok göreve getirilmeden araştırıldım. Hiçbir ilişkim bulunmadı ki bu birimlerde çalıştırıldım.

Bizim bu suç örgütünü kişiselleştirildiğimiz şekilde yansıtıldı her yerde, sanki ‘Ayhan Bora Kaplan suç örgütü polislere düşman, onlar da onlara’ diye. Ben Ayhan Bora’yı tanımıyordum ki, ilk kez havaalanında gördüm kendisini.”

“Abdurrahman Şimşek tweet atıyor, ‘yapılan operasyonlarda FETÖ izi var’ diye, hayret ettik”

Kendilerine yapılan operasyon sürecine değinen Demircan, “Bize atılan FETÖ iftirasını ilk Yüksel Kocaman dillendiriyor bir röportajında. Sonra Abdurrahman Şimşek tweet atıyor, ‘Yapılan operasyonlarda FETÖ izi var. Ankara Emniyeti’ni dikkatle izliyoruz’ diyor. Biz okuyunca hayret ettik. İşte böyle başlıyor bu süreç. Üzerime atılı suçların hiçbirini kabul etmiyorum. Ben devletimizin bana verdiği görevi ifa ettim. Yapılan her şey doğrudur. Cebir şiddet kimseye uygulamadık. Uygulasaydık bir sürü avukat görüşmeye geliyorlardı. Eninde sonunda onlar söylerdi. Bana yönlendirilecek hiçbir soruya sizin dışınızda yanıtlamak istemiyorum Başkanım” diye konuştu.

“Sertçelik ve avukatlarındaki ifade ile Cevheri Güven’in yayınladığı ifadedeki imzaların yeri farklı”

Demircan, Cevheri Güven’e bilgi sızdırma suçlamasıyla Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dosyaya ilişkin de “Bu davadan yargılanmamızın sebebi, Terör Suçlarından sorumlu Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz’dır. Serdar Sertçelik Türkiye’ye geldikten sonra 7 Şubat’ta Mustafa Kaya savcıya ifade verdi. 11 veya 12’sinde bu ifadeyi Cevheri Güven yayınladı. Savcı Mustafa Kaya bu ifadenin orijinalini bir üst yazıyla terör savcısına göndermiș. Sertçelik ve avukatlarındaki ifade ile Cevheri Güven’in yayınladığı ifadedeki imzaların yeri farklı. Bunun üzerine Sertçelik terör suçlarına suç duyurusunda bulunmuş, bizi FETÖ’den yargılatan Veysel Kaçmaz bu suç duyurusunu basın bürosuna havale etmiş” dedi.

“Ben bugüne kadar yaptığım her görüşmeyi kayıt altına alıyorum”

Dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan, savunmasının ardından Mahkeme Başkanı sorular yöneltti. Dosyaya giren ses kayıtları sorulan Demircan, “Yapmış olduğum ses kayıtları da tamamen kendimizi güvence altına almak için. Bunları bir yerde kullanmak ve deşifre etmek gibi bir niyetim yoktu. Zaten de kullanmadım. Ben bugüne kadar yaptığım her görüşmeyi kayıt altına alıyorum. Bundan da gocunmuyorum. Zor duruma düşmemek için yaptım. İyi ki de yapmışım açıkçası” ifadesini kullandı.

Sertçelik ile telefon görüşmeleri sorulan Demircan, “Sertçelik ile aramdaki görüşmelerde de şahsa güven telkin etmek amacıyla yaptım bu görüşmeleri. Dosyada bize daha fazla bilgi vermesi için. Kesinlikle başka bir amacım yoktu, olamaz da” dedi.

Duruşma 13 Nisan Pazartesi gününe ertelendi.