Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davası… Eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik: Eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Alp Aslan örgütün üst aklı

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin yeniden görülen davada savunma yapan müşteki sanık eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, “Bu örgütün diğer suç örgütlerinden farklılıklarını gördüm. Kendisi ile ilgili hüküm verecek olan Cumhuriyet Başsavcıları ve yeni ele geçen telefonda da bazı hakimlerle işbirliğinde olduğu şüphesini duyduk. Hatta bu örgütün lideri Ayhan Bora Kaplan da değil, daha büyük kişiler var. Siyasete de bir yere kadar sızmışlar maalesef. Bunların üst aklı var. Eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Alp Aslan üst akıl. Araba almışlar başsavcıya, dün yayımlanmış haberlerde. Böyle bir örgütle biz nasıl mücadele edeceğiz?” dedi.

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin yeniden görülen davada savunma

Haber: Esra TOKAT

(ANKARA) – Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin yeniden görülen davada savunma yapan müşteki sanık eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, “Bu örgütün diğer suç örgütlerinden farklılıklarını gördüm. Kendisi ile ilgili hüküm verecek olan Cumhuriyet Başsavcıları ve yeni ele geçen telefonda da bazı hakimlerle işbirliğinde olduğu şüphesini duyduk. Hatta bu örgütün lideri Ayhan Bora Kaplan da değil, daha büyük kişiler var. Siyasete de bir yere kadar sızmışlar maalesef. Bunların üst aklı var. Eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Alp Aslan üst akıl. Araba almışlar başsavcıya, dün yayımlanmış haberlerde. Böyle bir örgütle biz nasıl mücadele edeceğiz?” dedi.

Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik 17’si tutuklu 61 sanığa verilen bir kısım cezaların istinafta bozulmasının ardından operasyonu düzenleyen polisler, Kaplan’ın avukatları ve M7 kod adlı gizli tanık Serdar Sertçelik’in dosyalarının birleşmesinin ardından 76 sanıklı davanın görülmesine Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda devam edildi.

Duruşmada söz alan sanık Serdar Sertçelik, savunma hakkının kısıtlandığını savunarak, “Ben 70 klasörü nasıl inceleyeyim?” dedi. Savcının sorularını da yanıtlamayan Sertçelik, “Cevap veremeyeceğim hiçbir soru yok. Sadece savunmam için süre istiyorum” talebinde bulundu.

Sertçelik’in avukatı Serbülent Özavcı da müvekkilinin savunma hakkının ihlal edildiğini öne sürerek, ”Bu mesajlaşmaların yer aldığı dosyalar incelendikten sonra savunma yapmasına izin verilse belki de pek çok soru cevap bulacak. Whatsapp kayıtları suç delili, suç unsuru olarak dosyaya konulmuş. Israrla dijital kayıtları vermek durumundasınız diyoruz. Bunları almadan, hukuki açıdan değerlendirmeden savunma yapmamız mümkün değil. 1-2 ay gibi makul süre verilmesini istiyoruz” beyanında bulundu.

Bora Kaplan’ın avukatı Umut Köroğlu da, “Duruşmadan sadece 5 gün önce sisteme yüklenen dosyayı inceleme şansım olmadı. Bu yüzden dosyanın tamamının tarafıma iletilmesini öncelikli talep ediyorum. Dosyayı incelemek için de makul sürenin tarafıma verilmesini istiyorum. Duruşmanın başında talebimizin matbuu gerekçe ile reddedildi. Bu savunma hakkımızı kısıtlamak demektir. Ne yapılmaya çalışıldığını, neye doğru sürüklenmeye çalışıldığımızı anlamıyorum” dedi.

Kaplan: Bana süre verin iddianamenin çöp niteliğinde olduğunu kanıtlayayım

Mahkeme Başkanı bu taleplere ilişkin daha önce değerlendirme yapıldığını ifade ederek, değerlendirmeye yer olmadığına hükmetti.

Duruşmada sanık Ayhan Bora Kaplan da “Dosya yok elimde. Dijital materyaller yok ama savunma yapmamı bekliyorsunuz. Ben nasıl yapayım bu şartlar altında? Bana süre verin Savcı Bey’in yazdığı iddianamenin çöp niteliğinde olduğunu kanıtlayayım. Ama siz benim gördüğüm kadarıyla kararı vermişsiniz. Biz ne desek bir anlamı yok. Sizin bizim haklarımızı kısıtlıyorsunuz. Ben asla susma hakkımı kullanmıyorum. Siz bana savunma hakkımı vermiyorsunuz” beyanında bulundu.

Kaplan’ın avukatlarından Oğuzhan Bilgin de “Siz yargılama yapmıyorsunuz, zulmediyorsunuz. Zorla savunma almaya çalışıyorsunuz. Biz göremediğimiz evraktan savunma yapamayız. Biz kimsenin malını istemiyoruz. Biz dosyadaki dijital materyalleri istiyoruz. Bu böyle devam ettikçe sizin vereceğiniz her karar sakat. Savunma hakkımızı kısıtlıyorsunuz” dedi.

Kaplan’ın diğer avukatı Umut Köroğlu da “Neden ısrarla süre verilmiyor? Hayatımda böyle bir şey görmedim. Serdar Sertçelik’e zorla savunma yaptırılmaya çalışıldı burada. İstediğimiz süre 3-5 ay da değil. Bir ay süre istiyoruz sadece. Bize savunma hakkı vermediğiniz sürece 3 yıl sonra, 5 yıl sonra da olsa bu dosya bozulacak” beyanında bulundu.

Duruşmaya verilen kısa bir aranın ardından dosyada müşteki sanık olan polis memurlarının savunmalarına geçildi.

Eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik: Operasyonumuz nedeniyle örgütün iftiraları ile karşı karşıya kaldık

İlk olarak eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik’in savunması alındı.

Çelik, savunmasında şunları kaydetti:

“Meslek hayatım boyunca örgütlü suçlar ve terör suçlarında ihtisas yaptım. Teşkilatın güveni nedeniyle bu tarz görevlerde bulundum. Bu güvenleri nedeniyle de hala da devlete karşı yapılan örgüt suçlarının soruşturmasında görevliyim. Ben Ankara’ya atandığımda bu örgüt bir düğün ile gündeme gelmişti. Ben de bu düğünden yaklaşık 10 gün önce atanmıştım. Bir suç örgütü lideri hakkında yaptığımız araştırma sırasında ne yazık ki Organize Suçlarda en üst düzeyde görevli olan kişilerce öğrenilmesi nedeniyle havaalanında kaçarken yakaladık bu kişiyi. Arabanın kapısını ben açtım. Bu operasyonumuz nedeniyle örgütün iftiraları ile karşı karşıya kaldık ve 113 gün bu yerleşkede hapis yattık.

Bu örgütün diğer suç örgütlerinden farklılıklarını gördüm. Kendisi ile ilgili hüküm verecek olan Cumhuriyet Başsavcıları ve yeni ele geçen telefonda da bazı hakimlerle işbirliğinde olduğu şüphesini duyduk. Biz bu görevlerin hepsini cumhuriyet savcılarının talimatıyla yaptık zaten. İftiraya uğradım ancak bu iftiranın dozu fazlaydı. Öyle bir örgütki yöneticilerinden biri avukat, Cengiz Haliç. Hatta bu örgütün lideri Ayhan Bora Kaplan da değil, daha büyük kişiler var. Siyasete de bir yere kadar sızmışlar maalesef. Telefon konusuna da gelince onu da kim gönderdiyse Allah razı olsun. Ben 38 yıldır devletin verdiği ekmeği ile büyüdüm. Devlet babamız, vatan anamız bizim.

“Araba almışlar başsavcıya dün yayımlanmış haberlerde, böyle bir örgütle biz nasıl mücadele edeceğiz”

Biz bu vatana, millete yönelik en küçük bir şeye müsaade eder miyiz. Hükümete yönelik darbe iddiası. Böyle bir şey olabilir mi? Bunların üst aklı var. Eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Alp Aslan üst akıl. Araba almışlar başsavcıya dün yayımlanmış haberlerde. Böyle bir örgütle biz nasıl mücadele edeceğiz. Hakime ‘şekerim’ diyor efendim.

Ben FETÖ ile mücadele eden bir insanım. Ben bir operasyon yaptım. Benim yakalama yetkim var. İntihar eden Mustafa Süvari dört dörtlük bir polis memurumuzdu. Ben hapisten çıkınca kalp krizi geçirdim, üç stent takıldı bana. Bunları hiç anlatmadım daha önce. Hiç sorun da değil canım feda. Oğlumu da tehdit ediyorlar, onun da canı feda. Biz her şeyi hukuka uygun yaptık. Şikayetçiyim ve en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyorum. Bu telefon keşke daha önce gelseydi, biz bu kadar yatmazdık, gazeteciler bizi linç etmezdi.

“Bir suç örgütünü cezaevinden kurtarmak için devletin şerefli polis memurlarına bunlar yapılmamalı”

Savcı Mustafa Kaya’yı ben tanımam. Sadece bir kere gördüm o da Ayhan Bora Kaplan’a yaptığımız operasyon öncesinde. Ben operasyon emrini zaten başsavcıdan aldım. Bir suç örgütünü cezaevinden kurtarmak için devletin şerefli polis memurlarına bunlar yapılmamalı. Bu telefondan çıkan suçlar, bu örgütün işlediği suçların yüzde 10’udur efendim. 27 dosya vardı, birbirini açtık. Geriye 26 dosya kaldı. Onu da size havale ediyorum, ihbar ediyorum efendim.”

Mülakat odası iddialarına yanıt: Dinlenme odamızdı

Savunmasını tamamlayan Çelik’e çapraz sorgu yapıldı. Mülakat odası var mı şeklindeki soruya yanıt veren Çelik, “Orası dinlenme odamız, yemek yeme yerimiz. Oranın mobilyalarını da Şube Müdürü Kerem Gökay Öner belirledi. Bu olsaydı ilk anda söylerlerdi efendim, 2 yıl sonra söylemezlerdi. Hatta benim kan dolaşım bozukluğum var. Bu yüzden ilk olarak o odaya aletler koymuştuk. Sonrasında da dinlenme, yemek odası oldu. ABK operasyonunda Şube Müdürümüz ile görüşürüz ve o da yardımcısına talimat verir. Şevket Demircan’ın ise Nurullah Kopuk üzerinden zannediyorum görüşmesi oldu Sertçelik ile. Ne Serdar’a ne de herhangi birine fiziki bir müdahale olmaz. Bunların tamamı hayal ürünü” dedi.

Mahkeme Başkanı, Çelik’e Serdar Sertçelik ile hiç görüşüp görüşmediğini sordu. Çelik, “Hayır efendim benim hiç bir görüşmem olmadı. En altta alınan biri ile benim muhatap almam mümkün değil” dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı “Ama havaalanındaki operasyona gidiyorsun” ifadelerini kullandı.

“Ben elimdeki kişiyi niye kaçırayım”

Mahkeme Başkanı’nın “Serdar Sertçelik’e kaç dedin mi, ya da Şevket Demircan’a Sertçelik’in kaçması yönünde talimat verdin mi?” sorusunu “Ben elimdeki kişiyi niye kaçırayım. Bu durum bizi hatta zor durumda bıraktı büyüklerimiz karşısında. Bize kaçmasının bir faydası da olmaz ki zaten. Sertçelik’in kaçtığını birkaç saat içerisinde öğrendim. Bunu da Şube Müdür Kerem Gökay Öner tarafından öğrendim. Hatta yan yanaydık. Bütün bilgileri bana Kerem verdi ya da Şevket’e sordum” diye yanıtladı.

Kapıya bırakılan telefon: İki hafta sonra teslim ettik kendi rızamızla. Bu süreçte inceledik içindekileri

Serdar Sertçelik’e ait olduğu iddia edilen telefon hakkında da konuşan Çelik, “İki hafta sonra teslim ettik kendi rızamızla. Bu süreçte inceledik içindekileri ancak herhangi bir şey yapmadık. Mustafa Öztaş’ın yanına gittik bu telefon ile. Tutanağı orada tuttuk, güvendiğimiz bir arkadaşımızdı” dedi.

Gazeteciler ile olan ilişkisi sorulan Çelik, “T24’ü çağırdığımız söylendi operasyona. Böyle bir şey yok. T24 ben tutuklandığımda, tutuklu fotoğrafımı yayımlayan bir gazete. Ben mahkemeye verdim zaten haber yapanları. Ben basına vermedim bu görüntüleri. Bizim tarafımızdan basına bir görüntü verilmedi. Bu görüntünün basına yansıması zaten bizim operasyonumuzu biraz baltaladı. T24, Sözcü bana neler dedi. Cevheri Güven, ölmüş babama hakaret etti. Bu isimlerin hiçbiriyle bir bağım yok” ifadelerini kullandı.

“Cengiz Haliç firar etti ve bu bilgiyi Ankara Adliyesi’nden verdiler”

Telefonuna format atıp atmadığı sorulan “Ben görev değişikliğim nedeniyle telefonumu temizledim, doğrudur. Ben icloud adreslerimi ve şifrelerimi verdim. Geri getirmişler zaten bazı verileri. Savcı, karım ile olan mesajları bile sordu bana. Benden bir terörist yaratmak istediler. Veysel Kaçmaz, Yüksel Kocaman, Ahmet Yıkılmaz’ı şikayet ettim. Bu operasyonu birlikte bana yaptıklarına karşı kuvvetli şüphelerim ve tespitlerim var. Cevheri Güven, benim hangi maddeden tutuklanmaya sevk edileceğimi, sevk edilmeden bile biliyordu. Cengiz Haliç firar etti ve bu bilgiyi Ankara Adliyesi’nden verdiler efendim” dedi.

Çelik, Kaplan’ın avukatlarının pek çok sorusuna yanıt vermedi

Çelik, Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından Umut Köroğlu’nun “Kendisinin altında bir polis memuru operasyona neden katılmadı da kendisi katıldı? Kerem Gökay Öner, neden adliyede kaldı?” sorusuna, “Gözaltı kararını almak için oradaydı diye hatırlıyorum” yanıtını verdi. Çelik, sanık avukatının “Çok önemli bir operasyon yaptığınızı söylüyorsunuz. Burada bir numara siz, iki numara Kerem Gökay Öner mi?”, “Bora Kaplan dosyasında başka isimleri gizli tanık yapmaya çalıştınız mı?” , “Çalışma prensibinizde sahte ihbar yapma gibi bir uygulamanız var mı? Şevket Demircan ile aranızda buna benzer yazışmalar var” gibi pek çok soruya ise yanıt vermek istemediğini ifade etti.

Avukat Köroğlu’nun, “Beni neden takip ettirdiniz” sorusuna ise Çelik, “Böyle bir şey yok. Kanıtla, suç duyurusunda bulun” şeklinde yanıt verdi.

Çelik, Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından Oğuzhan Bilgin’in “Önce Serdar ile mi görüşüldü gizli tanık meselesi için yoksa Savcı talimat verdikten sonra mı Serdar ile görüşüldü” ve “Cengiz Haliç, Türkiye’den ne zaman ayrıldı?” sorularına da yanıt vermedi.

Kaplan’ın avukatlarından Umut Köroğlu, ana davanın Mahkeme Başkanı olan Mehmet Güven ile Şevket Demircan arasındaki araç tahsisi diyaloğu hakkında “Emniyetin görevi miydi bu? Araç mı tahsis edildi?” sorusunu yöneltti. Çelik ise “Savcı ve hakimler araç isteyebilir, bunda bir sorun yok. İstedi mi hatırlamıyorum” dedi.

Duruşma çapraz sorguyla devam ediyor.