Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Artvin’de DİSK’li kadınlardan eşitlik ve güvenceli çalışma talebi

DİSK Rize-Artvin Şube Başkan Yardımcısı Yeşim Sancal, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınların düşük ücret, güvencesiz çalışma ve bakım yükü nedeniyle iş gücünden dışlandığını belirterek, eşit işe eşit ücret, kamusal kreşler ve şiddetsiz bir çalışma yaşamı için mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

DİSK Rize-Artvin Şube Başkan Yardımcısı Yeşim Sancal, 8 Mart Dünya

Haber : Uğur İSTANBULLU

(ARTVİN) – DİSK Rize-Artvin Şube Başkan Yardımcısı Yeşim Sancal, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınların düşük ücret, güvencesiz çalışma ve bakım yükü nedeniyle iş gücünden dışlandığını belirterek, eşit işe eşit ücret, kamusal kreşler ve şiddetsiz bir çalışma yaşamı için mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.

DİSK üyesi kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Artvin Atapark’ta “Tut Elimden Örgütlen” başlığıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, CHP Artvin İl Başkanı Orhan Atan, CHP Parti Meclisi Üyesi Asiye Ergül, Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem, DİSK Genel-İş Sendikası Rize-Artvin Şube Başkanı Selim Bilgin, İl Genel Meclisi Başkanı Hakan Makar da katıldı.
DİSK Rize-Artvin Şube Başkan Yardımcısı Yeşim Sancal, açıklamada şunları kaydetti:

“Bugün, 8 Mart’ta her zaman olduğu gibi dünyanın dört bir yanında kadınlar eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam için taleplerini haykırıyor. Biz de buradan DİSK’li kadınlar olarak aynı kararlılıkla sesleniyoruz. Biz kadınlar hayatın her alanında eşitsizlikle ve ayrımcılıkla yüz yüzeyiz. Siyasal iktidarın yıllardır sürdürdüğü piyasacı, otoriter ve cinsiyetçi politikaları toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor, kadın emeğini değersizleştiriyor ve kadınları eve hapsetmeye çalışıyor. Nitekim son veriler Türkiye’de her 10 kadından yalnızca 3’ünün istihdamda olduğunu, kadın istihdam oranının yüzde 32 civarında seyrederken erkeklerde bu oranın yüzde 66’nın üzerinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu tablo, iş gücü piyasasında cinsiyet temelli eşitsizliğin biz kadınlar aleyhine kalıcı hale getirildiğini göstermektedir.

“Kadınlar, erkeklere kıyasla daha düşük ücretlerle, daha güvencesiz çalışıyoruz”

Bugün Türkiye’de biz kadınlar, erkeklere kıyasla daha düşük ücretlerle, daha güvencesiz koşullarda ve daha esnek biçimlerde çalıştırılıyoruz. Çalışan kadınların yaklaşık yüzde 30’u kayıt dışı çalıştırılmakta, özellikle kısmi zamanlı işlerde güvencesizlik oranı yüzde 60’lara kadar çıkmaktadır. Bu tablo kadın emeğinin sistematik biçimde değersizleştirildiğini gözler önüne sermektedir. Eşdeğer işe eşit ücret hâlâ en temel taleplerimizden biridir. Kadınların erkeklerle aynı nitelik ve sorumluluk düzeyindeki işleri yapmalarına rağmen daha düşük ücret alması kabul edilemez bir ayrımcılıktır. Ücret eşitsizliği, denetimsiz ve cinsiyetçi bir çalışma rejiminin sonucudur. 8 Mart’ta talebimiz açıktır; eşdeğer işe eşit ücret yasal ve fiili olarak güvence altına alınmalıdır. Biz yalnızca işyerinde değil, yaşamın bütününde ayrımcılığa maruz bırakılıyoruz. Ev içi ve bakım emeği kamusal bir sorumluluk olmaktan çıkarılıp bizim ‘doğal görevimiz’ gibi sunuluyor. Kreş hakkının yaygınlaştırılmaması, yaşlı ve engelli bakımının kamusal olarak desteklenmemesi biz kadınları ya düşük ücretli işlere ya da iş gücünün dışına itiyor.

Nitekim Türkiye’de 21,5 milyon kadın iş gücüne dahil değildir ve milyonlarca kadın ev içi bakım yükümlülükleri nedeniyle çalışma yaşamının dışında kalmaktadır. Oysa biz biliyoruz ki bakım emeği toplumsal yeniden üretimin temel dayanağıdır ve kamusal bir sorumluluktur. Ücretsiz ve nitelikli kreşlerin yaygınlaştırılması, yaşlı ve hasta bakım hizmetlerinin kamusal olarak örgütlenmesi ve ev içi ücretsiz emeğin sosyal güvence kapsamına alınması toplumsal cinsiyet eşitliği için zorunludur. 8 Mart’ta bir kez daha söylüyoruz; bakım yükü bizim kaderimiz değildir. 8 Mart’ın tarihsel mirası bize şunu göstermektedir: Haklar lütufla değil mücadeleyle kazanılır. Eşitlik ancak örgütlü olduğumuzda mümkündür. Sendikalarda, işyerlerinde, mahallelerde, meydanlarda yan yana geldiğimizde; taleplerimizi haykırdığımızda, şiddete ve ayrımcılığa karşı birlikte durduğumuzda güçleniriz.

“8 Mart’ta bir kez daha ilan ediyoruz; haklarımızı geri alacağız”

Ancak bugün Türkiye’de her 10 kadın işçiden yalnızca biri sendika üyesidir ve kayıt dışı istihdam da hesaba katıldığında gerçek sendikalaşma oranı yüzde 7’ye kadar düşmektedir. Bu nedenle kadınların örgütlenmesi yalnızca bir hak değil, aynı zamanda eşitlik mücadelesinin temel aracıdır. Bugün burada taleplerimizi hep beraber el ele, kol kola yeniden haykırıyoruz; İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasa etkin bir biçimde uygulanmalıdır. 25 Haziran 2021’de yürürlüğe giren ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi Türkiye Hükümeti tarafından onaylanmalı ve etkin biçimde uygulanmalıdır.Toplumsal cinsiyet temelli suçlarda, kadın cinayetlerinde cinsiyetçi iyi hâl ve tahrik indirimi gibi uygulamalardan vazgeçilmelidir.İktidarın politikalarında kadın istihdamını artırmak için önerilen esnek çalışma biçimleri yerine kadınlar için tam zamanlı ve güvenceli istihdam olanakları yaratılmalıdır. Kadınların iş gücüne katılımının önündeki en büyük engellerden olan bakım sorumlulukları için kamu kurumları ve yerel yönetimler tarafından kreş, gündüz bakım evi, hasta ve yaşlı bakım evleri gibi merkezler açılmalı ve herkesin ücretsiz yararlanabileceği bir hak olarak tanımlanmalıdır. Kamu-özel ayrımı olmaksızın çalışan ebeveynlere dönüşümlü ve eşit olarak ücretli izin verilmelidir.

Bugün 8 Mart’ta bir kez daha ilan ediyoruz; haklarımızı geri alacağız. Eşdeğer işe eşit ücret için, güvenceli çalışma için, kamusal kreşler için, şiddetsiz işyerleri ve şiddetsiz bir yaşam için, özgürlük ve eşitlik için örgütleneceğiz. Çünkü biliyoruz ki bu düzen değişmeden eşitlik gelmez ve bu düzeni değiştirecek olan örgütlü kadınlardır. Bu nedenle iş yerlerimizde ve toplumun her alanında kız kardeşlerimizin ellerinden tutarak örgütlenmeye devam edeceğiz.”