Zülfikar Doğan
(ANKARA) – Kara para, suç gelirleri, kaynağı belirsiz kazançlar, yurt dışına çıkartılan servet ve varlıklar konusunda bugüne kadar yeterli ve gerekli adımları atmaktan kaçınan iktidar, aksine defalarca çıkarttığı vergi barışı, varlık barışı, servet affı vb. yasalarıyla kayıt dışı ekonominin boyutlarının olağanüstü düzeylere ulaşmasına kendi elleriyle zemin yarattı. Türkiye organize suç örgütleri, kara para ve suç gelirlerinin aklanmasında dünyada ilk sıralara yerleşirken, Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından da gri listeye alındı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, göreve başlar başlamaz Türkiye’yi gri listeden çıkartmak için yoğun çaba gösterdi. Bu doğrultuda bazı adımlar atıldı. Türkiye FATF’ın geçen yılki toplantısında gri listeden çıksa da Şimşek’in kara ve kayıt dışı para konusunda hedeflerine ulaştığını söylemek güç. Kayıt dışı ekonomi hala çok ileri boyutta. Kimse iktidara güvenmediği için yastık altındaki 200-250 milyar dolar olduğu tahmin edilen altın ve dövizlerin, yurt dışında tutulan yüz milyarlarca dolarlık varlıkların ekonomiye kazandırılması çağrılarından sonuç alınamadı. Bunun için en önemli adım, hukuk devleti, bağımsız yargı, adalete güven, kamu alımları-harcamaları-ihalelerinde şeffaflık olduğu halde Türkiye, bu alanların tümünde hızla daha da geriye gidiyor. Son dönemdeki bazı şirket, banka, kripto varlık, dijital para transferi, sanal bahis, suç gelirini aklama operasyonlarında el konulan devasa varlıklar gerçekte buz dağının küçük bir kısmı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıkladığı yargı borsası, dava süreçleriyle ilgili adliyelerde yaşanan çeteleşme, milyonlarca dolarlık tarifelerle tahliye, dosya kapatma, takipsizlik vb. kararların çıkartılması iddiaları çürümenin vardığı noktayı, yargı borsasının kara para-kayıt dışı kazanç boyutlarını gözler önüne seriyor.
Erdoğan’ın 2003’te iptal ettiği “Nereden Buldun?” sorusunu Şimşek’e bağlı MASAK soracak
Tam bu aşamada Bakan Şimşek’e bağlı Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) 2026 başından itibaren yürürlüğe girmek üzere hazırladığı tebliğ taslağı, kara para ve kayıt dışı kazançlarla mücadele açısından iyi niyetli bir girişim olsa da zamanlama ve arkasında siyasi iradenin var olup olmaması açısından hayata geçmesi güç görünüyor. Kara paranın yanı sıra, yasal yollardan elde edilmiş ancak kayıt altına alınmamış gelirleri de birlikte hedef alan tebliğin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanmayıp geri çevrilmesi, ertelenmesi ya da 2026 başında yürürlüğe girememesi yüksek ihtimal.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2006’da Başbakan olduğu AKP hükümetinin çıkarttığı yasaya rağmen 19 yıldır “vergi cennetleri” listesini yayınlamadı. Bu yüzden Türkiye’den vergi cennetlerine yapılan ya da yurt dışından ülkeye yapılan milyarlarca dolarlık para transferlerinin izlenmesi, yasa uyarınca yüzde 30 vergilendirilmesi ve paranın izinin sürülmesi mümkün olamıyor.
MASAK, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın resmi web sayfasında yayınladığı Tebliğ Taslağı için ilgili kişi ve kurumlardan 18 Ağustos’a kadar görüş ve değerlendirme istiyor. Tebliğin finansal kuruluşlarca yapılan EFT, havale ve nakit işlemlerde şeffaflığı artırmak, kayıt dışılığı önlemek ve finansal sistemin güvenliğini güçlendirmek amacıyla “FATF’ın suç gelirlerinin aklanmasının ve terörizmin finansmanının önlenmesi, kayıt dışı ekonomiyle mücadele” tavsiyeleri doğrultusunda hazırlandığı vurgulanıyor.
MASAK tebliği, küresel para piyasalarının talebiyle güven telkini için mi hazırlandı?
MASAK’ın para hareketlerini kayda alma amaçlı bu tebliği, mevzuatta bir ilk. FATF’ın “şartı” ya da zorunluluğu değil, “tavsiyesi” söz konusu. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in, FATF’ın dayatması olmadığı halde bu adımı atmasının ardında, başta Londra ve New York olmak üzere uluslararası para ve finans çevrelerinin talebi ve güven sağlama amacının yattığı anlaşılıyor.
Tebliğe göre 200 bin liraya kadar (5 bin dolar) transferlerde herhangi bir açıklama söz konusu değil. 2 milyon liraya kadar (50 bin dolar) transferlerde 20 karakterlik yazılı izahat, 20 milyona kadar (500 bin dolar) işlemlerde “sorgu formu” doldurulması zorunlu. 20 milyonu aşan para transferlerinde ise sorgu formunun yanında paranın transfer amacı, kaynağı ve ispat belgeleri istenecek. AK Parti 2002’de iktidara geldiğinde ilk iş olarak eski Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in çıkarttığı, kayıt dışı gelir ve kazançların sorgulanıp, kaynağının kanıtlanmasını ve vergilendirilmesini öngören “Nereden Buldun” yasasını yürürlükten kaldırmıştı.
Şimşek’in hazırlattığı bu tebliğle 23 yıl sonra Gelir İdaresi yerine artık MASAK “Nereden Buldun?” diye soracak. Ancak kayıt dışı kazançların transferi için vergi cennetlerini ilan etme yetkisini bile 19 yıldır kullanmayan Erdoğan’ın Şimşek’in bu girişimine sıcak bakması zor görünüyor. Kaldı ki ekonomik konjonktür ve zamanlama açısından tebliğin kara parayla mücadele dışında, kayıt dışı ancak beyan edilmemiş yasal kazançların banka ve finans sisteminden kaçmasına, yastık altına ya da yer altı ekonomisine akmasına neden olacağı ekonomi kulislerinde dile getiriliyor. Dolayısıyla 18 Ağustos’ta dolacak görüş bildirme süresi ardından 2026 başında yürürlüğe girecek tebliğ, büyük ihtimalle Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmayacak ya da yürürlük tarihi ileri yıllara ertelenecek.
Bugüne kadar hiç tutmayan enflasyon hedefi yeni enflasyon raporunda da değişmedi
Merkez Bankası’nın (MB) 2025-III Enflasyon Raporu’nda “enflasyon düşüyor” algısını sürdürmek için yıl sonu hedefleri sabit tutuldu. Yüzde 24’lük mevcut oran “ara hedef” oldu. Yılsonu hedefi yüzde 25-29 aralığında korundu. 2026 hedefi yüzde 12’den yüzde 13-19 aralığına, 2027 hedefi yüzde 8’den 9’a yükseltildi. Enflasyonun “orta vadede yüzde 5’e düşeceği” bir kez daha yinelendi.
Orta Vadeli Program (OVP) ve MB’nin enflasyon hedefleri hiçbir dönemde tutmadığı için artık heyecan yaratmıyor. Piyasalar tarafından da fazla ciddiye alınmıyor. Nitekim 2023 OVP’de, 2024’te yüzde 33, 2025’te yüzde 15,2 enflasyon öngörülmüştü. 2024 enflasyonu hedefin 10 puan üstünde gerçekleşti ve yüzde 44,3 oldu. 2024 OVP’de 2025 enflasyon hedefi yüzde 17,5 idi. Şimdi MB’nin 2025 beklentisi yüzde 25-29, piyasa uzmanları ve akademisyenlerin tahmini yüzde 30 düzeyinde. Koç Üniversitesi Veri Enstitüsü’nün ağustos anketinde ise beklenti yıl sonunda yüzde 62, gelecek 12 ayda yüzde 59. OVP ve MB’nin hedefleri ile gerçekleşen enflasyon arasındaki büyük fark, dezenflasyon programının sorgulanmasına, ekonomik programa desteğin azalmasına yol açıyor.
Milyonlarca asgari ücretli, işçi, memur, emekli tutmayan hedeflerin mağduru
Ekonomi yönetiminin ilan ettiği hedeflerin gerçeklerle örtüşmediği, tutarsızlığı apaçık ortada olduğu halde ücret artışları, maaş zamları tutmayan hedeflere göre yapılıyor. Milyonlarca kişi mağdur ediliyor. Memur ve memur emeklileriyle 6,5 milyon kişi adına yürütülen 2026-2027 8. Dönem Toplu Sözleşme pazarlıklarında işveren konumundaki iktidarın önerdiği zam oranları bunun somut göstergesi. Kamu çalışanlarının protestolarına, iş bırakma eylemlerine yol açan komik zam teklifine karşılık MB Başkanı Fatih Karahan’ın açıkladığı enflasyon hedefleri, ekonomi yönetiminin toplumun taleplerine ve ekonominin gerçeklerine kulak tıkadığını gösteriyor. Sanayinin, üretimin çarklarını durduran, kitlesel yoksullaşmayı yaygınlaştıran gelişmelere duyarsız kalmayı sürdüren iktidar ve ekonomi yönetimi, adeta kendi kurguladıkları apayrı bir ekonomi dünyasında yaşıyor.

