(ANKARA) – Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, Orta Doğu’daki savaşa ilişkin, “Türkiye’nin bugüne kadar savaştan uzak durma yönündeki tutumunu olumlu buluyoruz. Ancak NATO üzerinden Türkiye’nin bu savaşa dahil edilme ihtimali bizleri tedirgin etmektedir. Türkiye, bu konuda daha net ve güçlü bir duruş sergilemelidir” dedi.
Anahtar Parti Sözcüsü Fuat Geçen, parti genel merkezinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçen, özetle şunları söyledi:
“Filistinli kardeşlerimizle ilgili İsrail Parlamentosu’nda alınan karar, insanlık adına kabul edilemez bir vahşettir. Filistinli esirlerin temyiz hakkı dahi olmadan idam edilmelerinin önünü açan bu düzenlemeyi en güçlü şekilde kınıyoruz. Ancak kınamanın ötesine geçilmesi, somut adımlar atılması gerekmektedir.
“Savaşın yayılma ihtimali giderek artıyor”
Bölgemizde bir savaş yaşanıyor ve bu savaşın yayılma ihtimali giderek artıyor. ABD ve İsrail’in politikaları, bölgeyi istikrarsızlaştırmakta ve ülkeler arasında uzun süreli çatışmaların zeminini hazırlamaktadır. Türkiye’nin bugüne kadar savaştan uzak durma yönündeki tutumunu olumlu buluyoruz. Ancak NATO üzerinden Türkiye’nin bu savaşa dahil edilme ihtimali bizleri tedirgin etmektedir. Türkiye, bu konuda daha net ve güçlü bir duruş sergilemelidir.
“Ekonomik şartlar, krizleri yönetmeyi daha da zorlaştırmaktadır”
Geçmişte yaşanan Körfez krizlerinde Türkiye savaşın dışında kalmayı başarmıştır. Bugün de aynı kararlılık gösterilmelidir. Ancak mevcut ekonomik şartlar, böyle krizleri yönetmeyi daha da zorlaştırmaktadır. Ekonomik olarak güçlü bir Türkiye, krizleri daha sağlıklı yönetebilir. Bugün ise yüksek enflasyon ve gelir dağılımındaki bozulma, ülkemizin direncini zayıflatmaktadır.
“Terör örgütü elebaşının muhatap alınmasına karşıyız”
Terörle mücadelede kararlıyız. PKK ve tüm uzantılarıyla mücadelenin yanında olduğumuzu her fırsatta ifade ettik. Ancak bu sürecin yönetim tarzına ve terör örgütü elebaşının muhatap alınmasına karşıyız. Terörle mücadele, müzakereyle değil, terörün anlayacağı yöntemlerle sonuçlandırılmalıdır.
“Yolsuzlukla mücadele, siyasetin bir aracı haline getirilmesi hem devlete hem de topluma zarar verir”
Yolsuzlukla mücadele, devletin temel sorumluluklarından biridir. Bu mücadele tarafsız ve şeffaf şekilde yürütülmelidir. Siyasetin bir aracı haline getirilmesi hem devlete hem de topluma zarar verir.
Türkiye kritik bir süreçten geçmektedir. Birliğimizi, dirliğimizi ve ülke bütünlüğümüzü korumak adına tüm siyasi aktörlerin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir.”

