Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Mehmet Bora Zor: “Gazetecilerin kaderi soruşturmalarda gözaltına alınmak ve hapse konulmak olarak kanıksanmış durumda”

Anadolu Basın Birliği Genel Başkanı Mehmet Bora Zor, “Gazetecilerin kaderi yasaklanmak, darp edilmek, sansürlenmek, soruşturmalarda gözaltına alınmak ve hapse konulmak olarak kanıksanmış durumda. Artık bir gazetecinin başına bunlar geldiği zaman çok normal karşılıyoruz. Basın özgürlüğüne müdahaleyle ilgili herhangi bir şey olduğu zaman iktidarı ciddi anlamda eleştiriyoruz. Ama ben burada muhalefet partilerinin de basının yanında net olarak durduğunu söyleyemeyeceğim üzülerek. Siyasi partilerin bu konuda özellikle il teşkilatlarını, il örgütlerini bir sorgulaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Anadolu Basın Birliği Genel Başkanı Mehmet Bora Zor, "Gazetecilerin kaderi

(ANKARA) – Anadolu Basın Birliği Genel Başkanı Mehmet Bora Zor, “Gazetecilerin kaderi yasaklanmak, darp edilmek, sansürlenmek, soruşturmalarda gözaltına alınmak ve hapse konulmak olarak kanıksanmış durumda. Artık bir gazetecinin başına bunlar geldiği zaman çok normal karşılıyoruz. Basın özgürlüğüne müdahaleyle ilgili herhangi bir şey olduğu zaman iktidarı ciddi anlamda eleştiriyoruz. Ama ben burada muhalefet partilerinin de basının yanında net olarak durduğunu söyleyemeyeceğim üzülerek. Siyasi partilerin bu konuda özellikle il teşkilatlarını, il örgütlerini bir sorgulaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Anadolu Basın Birliği, Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Kocatepe Kültür Merkezi’nde “Gazeteciliğin Geleceği” paneli düzenledi. Moderatörlüğünü gazeteci Elif Doğan Şentürk’ün yaptığı panelde gazeteci Özlem Gürses, Zeynel Lüle, Zeynep Gürcanlı ve EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sevda Karaca konuşmacı olarak yer aldı.

İki gün sürecek panele Anadolu Basın Birliği Genel Başkanı Mehmet Bora Zor, CHP Samsun Milletvekili Murat Çam, CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Kevser Ofluoğlu, İYİ Parti Burs Milletvekili Selçuk Türkoğlu, İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın, İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan TaşçıSaadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yılmaz, Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, Gelecek Partisi Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ ve siyasi partileri temsilen birçok milletvekili de katıldı.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, yoğun programından dolayı panele katılamadığını belirterek gönderdiği mesajda, “Her koşulda kamuoyunu aydınlatma sorumluluğunu üstlenen basın emekçilerinin Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, programın başarıyla gerçekleşmesini temenni ediyorum” dedi.

“Arkadaşlarımız ciddi anlamda mobinge uğruyorlar”

Anadolu’dan gelen gazetecilerin konuşmalarının ardından açılış konuşmasını yapan Mehmet Bora Zor, şunları söyledi:

“Basın mensupları olarak biz yılda birkaç özel günü kutluyoruz. Ama bunlardan ikisi çok önemli. Birisi 24 Temmuz basından sansürün kaldırılışının yıl dönümü. Biz her yıl basından sansürün kaldırılışını kutlarken kendi kendimize soruyoruz. Neyi kutluyoruz? Kaldırılan bir şey var mı gerçekten? Veya sansür bitti mi? Bitmesi mümkün mü? 24 Temmuz gibi 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde de gazetecilerin fikir işçisi niteliği almasını kutluyoruz. Sansürün kaldırıldığı gibi yine kendimize soruyoruz: Gazeteciler gerçekten fikir işçisinin varlığını alabildiler mi? Şu anda kamu kurumlarında ve belediyelerde gazeteciler ne yazık ki kendi meslekleriyle alakalı kadrolarda değil büyük bir çoğunluğu işçi kadrosuyla yer alıyorlar. Ve özellikle belediyelerde iktidar değişikliğinde bu gazeteci arkadaşlarımız çöpçülük, kaldırım çalışmaları gibi kendileriyle hiç alakası olmayan alanlarda çalıştırılabiliyorlar. Ve bu arkadaşlarımız ciddi anlamda mobinge uğruyorlar. Şimdi bu şartlarda biz 10 Ocak’ta gazetecilerin fikir işçisi unvanını almasını kutlarız. Tezatlar ülkesi Türkiye’de bir tezat da bu diyemeyiz.

“Ülkemizde gazeteciler sıkıntılarıyla baş başa bırakılmış durumda”

Şimdi Anadolu Basın Birliği olarak biz Anadolu basının sorunlarına çözüm aramak için Anadolu Basın’ı çözüm yolunda sloganıyla yola çıktık. Yaklaşık bir buçuk yıl önce. Şubelerimizin bulunduğu şehirleri dolaştık, oradaki gazeteci arkadaşlarımızla bir araya geldik. Sorunlarını dinledik. Çözüm önerilerine kulak verdik. Yerel yöneticilerin de yine aynı şekilde gazetecilikle ilgili hem görüşlerini hem eleştirilerini aldık. Bu çalışmanın sonuç bildirgesini de sizlerle paylaşıyoruz. Siyasetçilerin yani özellikle de gazeteci kökenli milletvekillerimizin bu raporu değerlendirip mesleğimizle ilgili güzel şeyler yapacağını umut ediyoruz. Şubelerimizin bulunduğu 30 şehirde baktığımızda genelde sorunlar aynı. Aslında dijital yayıncılıkla beraber, dijital dünyayla beraber dünyada basın sektörü şu anda bir sıkıntı içerisinde. Kaybedilen ciddi gelir kalemlerini nasıl kazanırız düşünceleri, okuyucuya ulaşma şu anda çok daha kolay ama okutmak büyük bir sıkıntı. Dünyada da şu anda halkın haber alma özgürlüğü için basın sektörüyle ilgili ne tür çalışmalar yapılabilir, ne tür destekler verilebilir, bunlarla ilgili çalışmalar yapılıyor. Ama ülkemizde gazeteciler sıkıntılarıyla baş başa bırakılmış durumda. Ve bunu özellikle Anadolu’da ulaştığımızda çok daha net görebiliyorsunuz.

Gazetecilerin kaderi yasaklanmak, darp edilmek, sansürlenmek, soruşturmalarda gözaltına alınmak ve hapse konulmak olarak kanıksanmış durumda. Artık bir gazetecinin başına bunlar geldiği zaman çok normal karşılıyoruz. Basın özgürlüğüne müdahaleyle ilgili herhangi bir şey olduğu zaman iktidarı ciddi anlamda eleştiriyoruz. Ama ben burada muhalefet partilerinin de basının yanında net olarak durduğunu söyleyemeyeceğim üzülerek. Sorunların dile getirilmesi, yanlışların konuşulması, objektif habercilik yapılması istenen gazeteciler herhangi bir müdahaleyle karşılaştıklarında, arkalarında döndüklerinde ne kadar yalnız olduklarını görüyorlar. Siyasi partilerin bu konuda özellikle il teşkilatlarını, il örgütlerini bir sorgulaması gerektiğini düşünüyorum. Gerçekten de objektif habercilik için partiler, medya kuruluşlarının yanında durabiliyorlar mı? Anadolu’da ben bunu yapabildiklerini söyleyemeyeceğim. Ne yazık ki gazeteci arkadaşlarımız ne siyasi parti desteği ne de STK desteği alamıyor kendi kaderiyle baş başa bırakılıyor.

Devlet tarafından gazetecilikle ilgili olan kurumlar var. İletişim Başkanlığı, Basın İlan Kurumu ve Radyo Televizyon Üst Kurulu. Ne yazık ki bu kurumlar gazetecilerin çok fazla yer almadığı, sektöre uzak yapılarıyla gazeteciliğe katkı yapmak yerine ciddi zararlar da veriyorlar. Bunlardan birisi dezenformasyon yasası. Sorun çözmekten uzak, gazetelere ve basın mensuplarına baskı mekanizmasına dönüşmüş durumda. Biz şunu açık yüreklilikle söylüyoruz: Dezenformasyonla mücadele etmek için dezenformasyonla mücadele birimi kurarsanız herhangi bir sonuç alamazsınız. Dezenformasyonla mücadelenin yolu tektir. Doğru ve objektif haber kaynaklarının sayısını arttırmak. Vatandaşımızın, milletimizin doğru haber kaynaklarına ulaşmasını sağladığınız anda zaten dezenformasyonu önlemiş olacağız.

“Bizleri sizlerin doğrularını yazan haberciler durumuna getirmeyininiz”

Biz siyasetçilere buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bizleri sizlerin doğrularını yazan haberciler durumuna getirmeyiniz. Bu ülkeye, bu millete yapılacak en büyük ihanet bu, en büyük yanlış. Bırakın gazeteciler objektij bir şekilde haberlerini yazsınlar. Dile getirsinler sorunları, sıkıntıları görevlerini yapsınlar ki eğer tarih bizim en önemli ders alacağımız noktaysa geleceğe biz de doğruları bırakalım, geleceğimiz en azından bu yazılanlardan kendine dersler çıkarsın ve ona göre yolunu çizsin. Demokrasinin ve Cumhuriyet’in en önemli unsurlarından birisi olan gazeteciliğin bağımsızlığını kazanması, gerçek ve objektif haberciliğe odaklanabilmesi için baskılardan uzaklaşması gerekiyor. Ve belirli standartlara kavuşturulması gerekiyor. Biz gazeteciler olarak bu konuda da aynı düşüncedeyiz. Gerçekten gazetecilik son dönemde artık standartları olması gereken bir meslek haline geldi. Biz bu noktada basın meslek örgütleri olarak ne yapılması gerekiyorsa o çalışmalarda katkı sağlamak açısından her zaman göreve hazır olduğumuzu bildirmek istiyorum. Şuna inanıyoruz: Atatürk’ün izinden gitmeyen gazetecilik eksiktir.”