Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Almanya SPD Milletvekili Karaahmetoğlu: Almanya İçin Alternatif Parti (AfD)’nin sınır dışı polisi önerisi anayasa ve insan haklarıyla çelişiyor

Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, AfD’nin Bavyera’da “Sınır Dışı Polisi” kurma ve vatandaşlık süreçlerini sertleştirme önerilerinin anayasa ve insan haklarıyla çeliştiğini belirtti. Karaahmetoğlu, hukuka saygılı, insan onurunu merkeze alan göç politikalarının önemine dikkat çekti.

Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, AfD’nin Bavyera’da

Haber: İlhan Baba

(BERLİN) – Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, AfD’nin Bavyera’da “Sınır Dışı Polisi” kurma ve vatandaşlık süreçlerini sertleştirme önerilerinin anayasa ve insan haklarıyla çeliştiğini belirtti. Karaahmetoğlu, hukuka saygılı, insan onurunu merkeze alan göç politikalarının önemine dikkat çekti.

Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, göçmen karşıtı söylemleriyle bilinen sağcı popülist Almanya İçin Alternatif Parti (AfD)’nin, Bavyera eyaletinde ABD’deki Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi’ne (ICE) benzer bir “Abschiebepolizei” (Sınır Dışı Polisi) kurulması ve vatandaşlığa kabul süreçlerinin sertleştirilmesi önerilerine tepki gösterdi. Karaahmetoğlu, bu yaklaşımların Almanya’nın anayasal düzeni, hukuk devleti ilkesi ve insan hakları yükümlülükleriyle bağdaşmadığını belirtti.

Karaahmetoğlu, Almanya’da yabancılar ve vatandaşlık hukukunun Anayasa’nın 73. maddesi uyarınca federal yetki kapsamında olduğunu hatırlatarak, eyaletlerin yalnızca federal yasaları uygulamakla yükümlü olduğunu vurguladı. Federal Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, eyaletlerin federal yetki alanına giren konularda paralel yapılar kurmasının anayasal yetki ihlali olduğunu söyledi.

ABD’de örnek gösterilen ICE uygulamalarının geniş takdir yetkileri, hızlandırılmış sınır dışı süreçleri ve özgürlük kısıtlamaları içerdiğine dikkat çeken Karaahmetoğlu, “Bu model Almanya’daki anayasal ilkelerle ciddi biçimde çatışma riski taşıyor” dedi. Alman Anayasası’nın 1. maddesinin insan onurunu güvence altına aldığını hatırlatan Karaahmetoğlu, ABD uygulamalarının ailelerin zorla ayrılması, çocukların gözaltında tutulması ve yargısal güvenceden yoksun özgürlük kısıtlamaları gibi insan hakları ihlallerine yol açtığını belirtti.

Vatandaşlık hukukunun entegrasyon, hukuka bağlılık ve toplumsal katılım esasına dayandığını söyleyen Karaahmetoğlu, gelir veya ekonomik faydayı belirleyici kriter haline getiren yaklaşımların dolaylı ayrımcılık riski taşıdığını ifade etti.

Bavyera’da yaklaşan yerel seçimler öncesinde hukukun sınırlarını zorlayan söylemlerin toplumsal barışı tehdit ettiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, seçim dönemlerinde göç ve güvenlik politikalarının korku ve dışlama diliyle araçsallaştırılmasının kutuplaşmayı derinleştirdiğini ve devlet kurumlarına güveni zayıflattığını kaydetti.

Karaahmetoğlu, Almanya’nın ihtiyacının “hukuku zorlayan sertlik gösterileri değil, anayasal sınırlara saygılı, insan onurunu merkeze alan ve toplumsal barışı güçlendiren bir göç ve entegrasyon politikası” olduğunu belirterek, “Hukuk devleti gücünü adaletten ve insan haklarına bağlılıktan alır” dedi.