(İSTANBUL) – NATO’nun kuruluş yıl dönümü nedeniyle “Ülkemizde bulunan NATO üsleri derhal kapatılsın! 2026 yılında ülkemizde yapılması planlanan NATO Zirvesi iptal edilsin!” talepleriyle Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi önünden Dolmabahçe’ye bir yürüyüş gerçekleştirdi. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ın da katıldığı yürüyüşte “Çocuk istismarcısı Tom Barrack sınır dışı edilsin” pankartı taşındı. Ortak açıklamada ise “Dün Amerikan gemilerine karşı namaz kılanlar, bugün NATO’nun genişleme stratejilerinde figüranlık yapıyor, emperyalizmin sofrasında kırıntı topluyorlar” denildi.
Emekçi Hareket Partisi, Emek Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Toplumsal Özgürlük Partisi “Ülkemizde bulunan NATO üsleri derhal kapatılsın! 2026 yılında ülkemizde yapılması planlanan NATO Zirvesi iptal edilsin!” talepleriyle Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi önünden Dolmabahçe’ye bir yürüyüş gerçekleştirdi. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ın da katıldığı yürüyüşte TİP kortejinde “Çocuk istismarcısı Tom Barrack sınır dışı edilsin” pankartı taşındı.
Yürüyüş nedeniyle yapılan açıklamada Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1968 yılında gerçekleştirdiği “6. Filo Defol” eylemi anımsatıldı ve şu ifadelere yer verildi:
“Dün Amerikan gemilerine karşı namaz kılanlar, bugün NATO’nun genişleme stratejilerinde figüranlık yapıyor, emperyalizmin sofrasında kırıntı topluyorlar”
“Bundan tam 57 yıl önce, 6. Filo’nun erleri, çiçeklerle karşılanacağı bir ülkeye geldiklerini sandıkları bir anda, onbinlerce üniversiteli gencin şiddetli protestosu ile karşılaşmış, çıkmaya çalıştıkları Dolmabahçe rıhtımından, İstanbul Boğazı’nın soğuk sularına gömülmüşlerdi. Dostlar, iyi bakın o tarihe! Emperyalist ABD, adım attığı her ülkeyi bir genelevler mahallesine, her toprağı bir işportacı çarşısına çevirmeye alışmıştı! Onlar için dünya; Vietnam’da halkları katlederken dinlenebilecekleri, eğlenebilecekleri ve kirli paralarıyla alışveriş yapabilecekleri devasa bir limandan ibaretti. İşbirlikçilerin ihanetiyle ülkeleri kendi arka bahçelerine, sömürge üslerine çevirenler; halkın onurunu hiçe sayan bir yağmacı sürüsüydü!
Peki ya o gün 6. Filo’yu kıble belleyip secde edenler? Onlar da bugün aynı yerdedirler! Dün Amerikan gemilerine karşı namaz kılanlar, bugün NATO’nun genişleme stratejilerinde figüranlık yapıyor, emperyalizmin sofrasında kırıntı topluyorlar.
“Dün 6. Filo’ya secde eden zihniyet, bugün Türkiye’yi NATO’nun nükleer üslerine ve kanlı operasyonlarına peşkeş çekmektedir”
Denizlerin bize öğrettiği en büyük ders şudur: Emekçilerin alın terini kan emici çetelere, ülkenin kaynaklarını uluslararası tekellere armağan edenler, ne kadar ‘yerli ve milli’ maskesi takarsa taksın, anti-emperyalist kılığına girmiş sahtekarlardır! Dün 6. Filo’ya secde eden zihniyet, bugün Türkiye’yi NATO’nun nükleer üslerine ve kanlı operasyonlarına peşkeş çekmektedir. Beyaz Saray’ın ‘mübarek’ merdivenlerini tırmanıp bir fotoğrafa girmek için kırk takla atıyor. NATO bir savunma örgütü değil, emperyalizmin savaş örgütüdür! Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren, Irak’tan Libya’ya, Suriye’den Filistin’e kadar her acının, her göçün ve her katliamın arkasında NATO vardır. Ekmeğimiz küçülürken, gençlerin geleceği ipotek altına alınırken; onlar Temmuz ayında Ankara’da, NATO 2026 Zirvesi’nde savaş haritaları açmaya hazırlanıyorlar.
Dolmabahçe’den haykırıyoruz: Ankara’yı savaş baronlarına dar edeceğiz! Topraklarımızı katillere toplantı salonu yaptırmayacağız. NATO ‘barış’ diyorsa onun adı halklara ölümdür, ‘demokrasi ve özgürlük’ diyorsa onun adı daha fazla sömürüdür! Türkiye’nin, sizin savaşlarınızın ileri karakolu olmasına izin vermeyeceğiz! Bu mücadele yalnızca bugünün değil, geleceğin mücadelesidir. Bugün burada kurulan her cümle, yarının toplumsal düzenine dair bir iddiadır. Ve bu iddia, savaşsız, sömürüsüz bir dünya iddiasıdır”
“NATO’ya ve onun yerli işbirlikçilerine karşı anti-emperyalist mücadelede birleşelim!”
Ortak açıklama şöyle sona erdi:
“Kapitalist-emperyalizmin kuşatması altında nefessiz bırakılmak istenen işçiler, geleceği çalınan üniversiteliler, liseliler ve sömürünün en ağır yükünü omuzlayan kadınlar! İçinizde biriken o öfke; İliç’te toprağımızı zehirleyen, maden işçilerini o toprağın altına gömen, Kazdağları’nda dalımızı kıran uluslararası tekellerin arsızlığına karşı duyduğumuz öfkedir! Bu ülkenin emekçilerini, uluslararası sermayeye ‘ucuz emek’ diye pazarlayan bu yağma düzenine karşıysanız; Topraklarımızın karış karış maden şirketlerine peşkeş çekilmesine, derelerimizin ve ormanlarımızın emperyalist talana kurban edilmesine karşıysanız; ABD ve İsrail’in Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren saldırganlığına, İran halkına dönük katliam girişimlerine sessiz kalmayanların safındaysanız; Kendi efendileri olan ABD’nin adını ağzına bile alamadan, bölge halklarını hedef tahtasına koyan Körfez ülkelerinin ve bu işbirlikçi koronun ikiyüzlü bildirilerine karşı ‘anti-emperyalizm’ diyorsanız; Gelin, NATO’ya ve onun yerli işbirlikçilerine karşı anti-emperyalist mücadelede birleşelim! Bizler, efendilerinin sofrasından kırıntı toplayanların yarattığı bu çamur deryasını taşımak zorunda değiliz! Bu memleket bizim, bu gelecek bizim; yaşasın tam bağımsız Türkiye!”

