Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı her akşam CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler. Ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle bir yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim Allah bunlara akıl, CHP’li vatandaşlarıma da sabır versin” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Lafa

(TBMM) – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler. Ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle bir yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim Allah bunlara akıl, CHP’li vatandaşlarıma da sabır versin” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.

Erdoğan, toplantı salonunda, geçtiğimiz günlerde giyim tarzı nedeniyle gündem olan Mihalgazi Belediye Başkanı Zehra Güneş ile yan yana oturdu. Grup toplantısı salonunda, Güneş’e destek için beyaz tülbentleriyle gelen kadınlar da yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, bir asır önce İstiklal Harbi’nde olduğu gibi beyaz örtmelerini takıp, şalvarlarını giyerek, Eskişehir Mihalgazi’den grup salonuna, Belediye Başkanı Zeynep Güneş’le birlikte gelen kadınlara teşriflerinden dolayı teşekkür etti, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan bu vakur duruşları için kendilerine şükranlarını sundu.

Erdoğan, “Milletten aldığı yetkiyle Milletten aldığı yetkiyle ilçesine 3 dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiyi, ‘Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir. Ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasbedenlerle, Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ihramına, fistanına dil uzatanlarla, millete tepeden bakan, milleti hor ve hakir görenlerle mücadelelerini her zeminde sonuna kadar devam ettireceklerini söyledi.

Ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadıklarını ve yummayacaklarını, kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmediklerini, etmeyeceklerini ifade eden Erdoğan, eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduklarını, duracaklarını belirtti.

Erdoğan, bölgede ve dünyada kırılma anlarını sembolize eden gelişmelere şahitlik edildiğini, iktidar ve ittifak olarak bu gelişmeleri yakından takip ve tahlil ederek, gerekli müdahaleleri yaparak, Türkiye lehine yönlendirmeye çalıştıklarını kaydetti.

Kırgız edebiyatının önemli isimlerinden yazar Cengiz Aytmatov’un, “Gün Olur Asra Bedel” ifadesinde anlamını bulan bir dönemin tam göbeğinde bulunulduğunu aktaran Erdoğan, “En küçük bir hatanın, vahim sonuçlar doğurabileceği bu kritik dönemde yasama ve yürütme görevimizi layıkıyla yerine getirmeye gayret ediyoruz” dedi.

“Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz”

Dış ilişkiler konusunda önemli temas trafiği yürüttüklerini belirten Erdoğan, geçtiğimiz hafta, Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli ziyaretler gerçekleştirdiklerini, Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettiklerini anlattı.

Erdoğan, 7 Şubat Cumartesi günü Ürdün Kralı 2. Abdullah’ı misafir ettiklerini, Kral 2. Abdullah ile oldukça, verimli, ikili ilişkileri güçlendiren istişareler yaptıklarını belirterek, kendisinin de en kısa zamanda Ürdün’e bir ziyarette bulunacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’i ağırlayacaklarını, yarın da Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in Ankara’ya geleceğini, gelecek hafta pazartesi ve salı günleri de Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Etiyopya’yı ziyaret edeceklerini bildirerek, şöyle konuştu:

“Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik, istikrar, kalkınma, refah istiyorsak komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız bunun içindir. Bilinen, bilinmeyen, görünen, görünmeyen temaslarımızın temel gayesi aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgalarıyla, Gazze’de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz.”

“Suriye meselesinde tavrımız ilk günden beri nettir”

Suriye’nin 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa, huzura süratle kavuşmasının en büyük temennileri olduğunu dile getiren Erdoğan, Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün, kendileriyle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük memnuniyet duyduğunu, Suriye’nin huzuru için bu üç ülkeyle hareket edeceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bizim Suriye meselesinde tavrımız ilk günden beri nettir. Orada akan her damla kan ve gözyaşı bizim de yüreğimizi dağlamaktadır. Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye’de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye’ye vicdan merceğinden bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir, tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının ‘tek ordu, tek devlet, tek Suriye’ temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır. Artık Suriye’nin kaynaklarının tünel yapmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz hakını dost, kardeş bildiğimiz Suriye’de gelişmeleri takip etmeyi sürdüreceğiz. Türkiye samimi bir şekilde dış politikasında kardeşlik diyor.”

“Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son operasyonlar sırasında hemen talimatlarını verdiklerini, AFAD’ı, Kızılayı süratle harekete geçirdiklerini, ilk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini gönderdiklerini anlattı. Kardeşlik ve komşuluk hukukunun gereği neyse Türkiye olarak yerine getirdiklerini söyleyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle selden kütük kapma telaşına düşmüştür. Suriye konusunu siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koçbaşlığını ise ana muhalefet başkanı yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadıysalar bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye’nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski bunları zerre ilgilendirmiyor. Ne Kürtler, ne Nusayriler ne başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi.

“Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin”

Benim milletim, bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Bu gerçeği sadece CHP Genel Başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Biz CHP’nin başındaki zattan bir proje önermesini, milletin ve coğrafyamızdaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemiyoruz. Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini en azından bunu milletten esirgemesini, hakaret etmeden, küfür etmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin.

CHP’de gelen gideni aratır gerçeği asla değişmiyor. Biz eskisini, oturduğu koltuğun hakkını vermiyor diye eleştiriyorduk, yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Sayın Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk meğer günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler. Ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle bir yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim Allah bunlara akıl, CHP’li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz kalbi, zihni temiz evlatlarını bu zattan korumaya devam etsin.”

(SÜRECEK)