Haber: Mehmet OFLAZ
(ANKARA) – Adıyaman’da yaşayan Hüseyin Gülmez, 6 Şubat’taki ilk depremde yatağının yanındaki duvarın yıkılması sonucu yere düşerek hayatını kaybetti. Binanın yapımında görev alan şüpheliler, Gülmez’in “atladığını” ileri sürerken, tanıkları da dinleyen Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı, Gülmez’in deprem nedeniyle oda duvarının yıkılması sonucu vefat ettiğine kanaat getirdi. Başsavcılığın, şüpheliler hakkında iki kez “kovuşturmaya yer olmadığına” dair karar vermesi üzerine aile, konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, Adıyaman’ın Merkez ilçesi Eskisaray Mahallesi’nde bulunan Ali Çifçi Apartmanı’nın birinci katında yaşayan Hüseyin Gülmez, yatağının yanındaki duvarın yıkılması sonucu yere düştü ve daha sonrasında hastanede “iç kanama” nedeniyle hayatını kaybetti.
Hüseyin Gülmez’in kardeşi Songül Gülmez, 3 yıldır adalet mücadelesi veriyor. ANKA Haber Ajansı, Gülmez’in yaşadığı süreci derledi. Songül Gülmez, depremin ardından ağabeyinin hayatını kaybetmesi nedeniyle Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak, “Abim, meydana gelen depremde yatağının yanındaki duvarın yıkılması nedeniyle vefat etti; abimin ölümünde sorumluluğu olan kişilerden şikayetçiyim” dedi.
“Aldığım duyumlara göre…”
Şikayetin ardından binanın yapımında görev alan kişilerin ifadeleri alındı. Müteahhit Aziz Demirci savunmasında, binayı yönetmeliklere göre inşa ettiğini belirterek, “Aldığım duyumlara göre şahıs depremden sonra yaşamını yitirmemiş, hatta binanın önünde oturup sigara içtiğini görenler olmuş. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.
Müteahhidin avukatı, duvarın yıkılmasının maktulün düşmesine neden olmuş olabileceğini belirterek HTS kayıtları ve kamera görüntülerinin dosyaya eklenmesini talep etti.
“Sokağa doğru kendisi atlamış” iddiası
Müteahhidin oğlu ve şantiye şefi Uğur Demirci, savunmasında “binanın taşıyıcı sistemlerinin hasar görmediğini, yalnızca bazı duvarlarda hasar oluştuğunu” belirterek, şöyle konuştu:
“Vefat bilgisini sonradan öğrenmiş olduğum Hüseyin Gülmez, benim aldığım harici duyumlara göre binanın birinci katında oturmakta iken oturma odasının önündeki duvarın sokağa doğru yıkılması neticesinde oluşan boşluktan sokağa doğru kendisi atlamış. Atladıktan sonra da kendisini binanın önünde otururken gören daire sakinleri olmuş. Kendisi depremden sonra sağ imiş ve iç kanama geçirerek hastanede hayatını kaybetmiş. Deprem günü çok fazla ölü ve yaralının hastaneye sevk edilmesi nedeniyle tedavi görememiş olabilir.”
“Duyduğum kadarıyla panikleyip yere atlamış”
Statik proje denetçisi Mehmet Gaffar Kingir, savunmasında, “Duyduğum kadarıyla binanın birinci katında ikamet eden Hüseyin Gülmez isimli şahıs, evinin duvarının bir kısmı yıkılınca panikleyip yere atlamış; hatta çevrede bulunan vatandaşlar bu şahsın yanına giderek su ve sigara ikramında bulunmuşlar. Daha sonra şahıs hastaneye kaldırılmış, geçirdiği iç kanama nedeniyle vefat etmiştir. Biz yapı denetim firması olarak işimizi layıkıyla yerine getirdik” dedi.
Emniyet raporu: Güvenlik kamera kaydına rastlanmadı
Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğü’nün raporunda, “Hüseyin Gülmez’in deprem günü binadan atlayarak hayatını kaybettiği” belirtilirken, binayı gören ya da binaya ait herhangi bir güvenlik kamera kaydına rastlanmadığı ifade edildi.
“Yerde yatan şahıs ‘duvarla birlikte düştü’ diye yanıt verdi”
Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla deprem günü binada ikamet eden ve uzman çavuş olarak görev yapan kişilerin beyanları soruldu. Uzman çavuşlardan birisi beyanında, şöyle konuştu:
“6 Şubat günü yaşanan depremin hemen ardından ev arkadaşımla kendimizi dışarı attık. Birinci katın yıkılan duvarının üzerinde yaşlı erkek şahsın yattığını gördük. Yatan şahsa, ‘Sen buraya nasıl geldin?’ diye sorduğumda yerde yatan şahıs, ‘Duvarla birlikte düştüm’ diye cevap verdi. O sırada yağmur yağdığı için çevredekilerle birlikte binanın altında bulunan dükkanın içine doğru çektik ve üzerine battaniye sererek yağmurdan ve soğuktan korunmasını sağladık; daha sonra kurtarma çalışmalarına katılmak üzere ayrıldık.”
“Delil yetersizliği” gerekçesiyle takipsizlik
24 Aralık 2023’te Başsavcılık, şüpheliler hakkında “delil yetersizliği” nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdi, karara itiraz edildi.
Adıyaman 2. Sulh Ceza Hakimliği itirazın kabulüne karar verdi. Gerekçede, “Olay anında henüz yaşayan Gülmez’e tanıkların yardımda bulunduğu, maktulün tanıklara deprem anında duvarla birlikte düştüğünü beyan ettiği, tanığın alınan beyanı ile bu hususun doğrulandığı, tanık ve müştekinin beyanlarının uyuştuğu” belirtilerek, “başvurucunun ağabeyi Hüseyin Gülmez’in duvarın yıkılmasıyla birlikte aşağı düşerek hayatını kaybettiğinin sabit olduğu” ifade edildi. İtirazın kesin kabulüyle birlikte, bahse konu olayla ilgili soruşturmaya devam edildi.
Deprem hasarı için sorumlu tespiti yok
Başsavcılığın talebi üzerine, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden 7 akademisyen tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, “Deprem nedeniyle hasar gören binanın mevcut durumuna göre sorumlu olabilecek kişi ve/veya birimler, bilirkişi heyetimiz tarafından ilişkilendirilememiştir” denildi.
“Kusurlu kimse bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir”
Başsavcılık, 5 Aralık 2024 tarihinde bir kez daha “kovuşturmaya yer olmadığına” dair karar verdi.
Kararda, “Hüseyin Gülmez’in deprem nedeniyle oda duvarının yıkılması sonucu vefat ettiği, şahsın ölümünde kusurlu kimsenin bulunmadığının alınan bilirkişi raporuyla anlaşıldığı, bu nedenle de şüphelilerin üzerine atılı suç bakımından binanın duvarının yıkılmasında kusurlarının bulunmadığı ve kovuşturma yürütülmeyeceği anlaşılmıştır” denildi.
Adıyaman 1. Sulh Ceza Hakimliği de yapılan itirazı reddetti.
AYM’ye başvuru: Yaşam hakkı ve etkili başvuru hakkı ihlal edildi
Depremde hayatını kaybeden Hüseyin Gülmez’in kardeşi Songül Gülmez, avukatı aracılığıyla Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, “yaşam hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiği” ileri sürülerek, ihlal kararı verilmesi istendi.
ANKA Haber Ajansı’na konuşan kardeş Gülmez, “Duvarın yıkılmasında payı olan tüm suçluların gereken cezayı almalarını, ‘her yanlışın bir bedeli olduğunu’ öğrenmelerini; yani adaletin sağlanmasını istiyorum” dedi.

