Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Adana’da 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler anıldı: 3 yıl da geçse, 30 yıl da geçse; sevdiklerimizi bizden koparanlardan hesap sormak bizlerin görevidir

Adana’da 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler, üçüncü yılında yürüyüşle anıldı. Adana Deprem Dayanışması adına yapılan açıklamada, “3 yıl da geçse, 30 yıl da geçse; sevdiklerimizi bizden koparan, o binaları mezara çevirenlerden hesap sormak bizlerin görevidir. Çünkü biliyoruz ki adalet yerini bulmadığı her gün, o enkazlar üzerimize yeniden çöküyor” denildi.

Adana'da 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler, üçüncü yılında yürüyüşle anıldı.

Haber: Mehmet OFLAZ

(ANKARA) – Adana’da 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler, üçüncü yılında yürüyüşle anıldı. Adana Deprem Dayanışması adına yapılan açıklamada, “3 yıl da geçse, 30 yıl da geçse; sevdiklerimizi bizden koparan, o binaları mezara çevirenlerden hesap sormak bizlerin görevidir. Çünkü biliyoruz ki adalet yerini bulmadığı her gün, o enkazlar üzerimize yeniden çöküyor” denildi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Adana Deprem Dayanışması’nın çağrısıyla akşam saatlerinde Aksagaz Kavşağı’nda bir araya gelen vatandaşlar, “6 Şubat depreminde kaybettiklerimizi saygıyla anıyoruz” yazılı pankart ile “Beton tabutlar değil, güvenli evler istiyoruz” yazılı pankart taşıdı.

Gençlik Meydanı’nda “6 Şubat’ı unutma, unutturma” sloganının atıldığı anmaya; Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ve depremlerde yakınlarını kaybeden yurttaşlar katıldı. Adana Deprem Dayanışması adına yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“6 Şubat’ın üzerinden geçen zaman, içimizdeki sızıyı hafifletmek bir yana, adaletin geciktiği her gün o yükü biraz daha ağırlaştırıyor. Dostlar, burada sadece bir takvim yaprağını anmak için değil, o karanlık gecede beton yığınlarının altında kalan seslerin yankısı olmak için toplandık. Bizim için saatler hala 04.17’yi gösteriyor. Bizim için o dondurucu Şubat, o dondurucu soğuk hiç geçmedi. O enkazların tozu hala genzimizde. Bize ‘her şey kontrol altında’ diyorlar. Ama biliyoruz ki kontrol altında olan tek şey suçların imtiyazlarıdır. Yıkımı yönetemediler. Cenazelerimizi bulamadılar. Kayıplarımızı bulmadılar. Antakya’da yarattıkları enkazın önüne brandalar çekerek gizlemeye çalıştılar.

“Öfkemiz sadece depreme değil; insanın canını bir maliyet kalemi olarak gören o karanlık zihniyetedir”

Öfkemiz sadece depreme değil; insanın canını bir maliyet kalemi olarak gören o karanlık zihniyetedir. 3 yıl da geçse, 30 yıl da geçse; sevdiklerimizi bizden koparan, o binaları mezara çevirenlerden hesap sormak bizlerin görevidir. Çünkü biliyoruz ki adalet yerini bulmadığı her gün, o enkazlar üzerimize yeniden çöküyor. Çünkü onların gördükleri; iştahla baktıkları maden sahaları, şirketlerin karları için ‘kamulaştırma’ adı altında zorla kestikleri zeytin ağaçlarımız, şantiye haline dönüştürdükleri şehirlerimiz, bir yağmurda dökülen TOKİ evlerinin ihaleleri… Hepsi aynı kaynaktan besleniyor. Rant, insandan daha kutsal sayılıyor.”

“Hepsi aynı suçun ortaklarıdır, peşini bırakmayacağız”

“Bu yıkımlar tesadüf değil” denilen açıklamada şöyle devam etti:

“Bir otelin kolonunu kesen müteahhit, maden sahasında kapasite artırımına onay veren bürokrat ve denetimi sadece kağıt üzerinde bırakan mekanizma… Hepsi aynı suçun ortaklarıdır. Bugün kaybettiklerimizi anıyoruz. Anmak, bir dakikalık saygı duruşuna sığmaz. Anmak; ihmallerin, denetimsizliğin ve insan hayatını hiçe sayan hırsların üzerine gitmektir. Bu kadim toprakları bizlere mezar edenleri, ihmalleri tek tek ifşa etmektir. Anmak; hayatlarımızı hiçe sayanların, ‘bir şey olmaz’ diyerek kolon kestirenlerin, sorumluluktan kaçanların yüzlerine gerçekleri haykırmaktır. O imzaları atan kalemler, o ruhsatları veren eller, o denetimsizliğe göz yuman makamlar da en az o betonları çalanlar kadar suçludur.

Alpargün Apartmanı davasında alınan ‘olası kast’ kararı bir teselli değil, bir başlangıç olmalıdır. Biz o kararı bütün davalarda görmek istiyoruz. Sadece müteahhitlerin değil; o ruhsatlara imza atanların, denetlemeyenlerin, o binaları kağıt üzerinde sağlam gösterenlerin peşini bırakmayacağız. O sayıların ardındaki gülüşleri, yarım kalan hikayeleri ve çalınan gelecekleri biliyoruz. Sizin kar hırsınız, bizim yaşama hakkımızdan daha büyük değil. Hafızamızı taze tutacak, adaleti söküp alana kadar bu sistemin karşısında dimdik duracağız. Affetmeyeceğiz, unutmayacağız, helalleşmeyeceğiz.”