(ANKARA) – ABD ve İran arasında müzakereler sürerken Washington’un Tahran’a gözdağı niteliğindeki askeri yığınağı sürüyor. Cebelitarık boğazını aşan uçak gemisi USS Gerald R. Ford’un günler içinde hedeflenen görev bölgesi olan İsrail açıklarına ulaşması bekleniyor. Bu sevkiyatla birlikte ABD’nin bölgedeki nükleer savaş gemisi taarruz grubu sayısı ikiye yükselirken, ABD medyası Washington’un Orta Doğu’ya son 20 yılın en yoğun hava ve deniz gücü konuşlanmasını yaptığını açıkladı.
İran’a yönelik askeri saldırı seçeneği gündemdeyken ABD ordusunun, Orta Doğu’ya askeri sevkiyatı sürdürüyor. Karayip’lerde, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırıldığı ABD operasyonuna katılmasının ardından Atlantik üzerinden Orta Doğu’ya hareket eden USS Gerald R. Ford’un ve bağlı bulunduğu uçak gemisi taarruz grubu (CSG) unsurlarının Cebelitarık Boğazı’ndan geçerek Akdeniz’e girdiği görgü tanıklarınca paylaşılan görüntülerle teyit edildi.
Ford Uçak Gemisi Taarruz Grubu hâlihazırda Orta Doğu’da konuşlu bulunan Lincoln Taarruz Grubu’nun yanı sıra diğer donanma gemileri, taktik savaş uçakları, keşif ve gözetleme uçakları, yakıt ikmal uçakları ve hava savunma unsurlarına katılması bekleniyor. Ford ve Lincoln taarruz grubu gemilerinin bir arada 10 binden fazla personelle görev yapma kapasitesi bulunuyor. ABD merkezli The New York Times’a göre Tel Aviv ve çevresini korumak üzere İsrail açıklarına yerleştirilmesi beklenen Ford’un hedeflenen görev bölgesi orasıysa, ulaşmasının birkaç gün daha sürebileceği tahmin ediliyor.
Deniz gücü ve hava savunması unsurları nerede?
Öte yandan ABD Donanması’nın bölgede halihazırda 13 savaş gemisi konuşlu bulunuyor. Bu gücün merkezinde, Nimitz sınıfı uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln var. Uçak gemisine eşlik eden dokuz destroyer, İran’dan fırlatılabilecek balistik füzeleri havada imha etme kapasitesine sahip olduğu ve gerektiğinde Tomahawk seyir füzeleriyle İran içindeki hedefleri vurabilecek kabiliyette.
Deniz gücüne ayrıca güdümlü füze denizaltısı USS Georgia ile Kızıldeniz, Umman Denizi ve Arap Denizi hattında faaliyet gösteren ikmal ve destek gemileri eşlik ediyor. ABD medyasına göre deniz kuvvetlerinin ABD’deki bu yığınağı 1991 Körfez Savaşı’ndaki askeri sevkiyatta daha küçük olmakla birlikte, 2003 Irak işgalinden bu yana bölgede görülen en kapsamlı deniz-hava konuşlanması niteliğinde.
Hava savunması cephesinde ise ABD, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı bölgeye THAAD ve Patriot hava savunma sistemlerini konuşlandırdı. Yüksek irtifada balistik füzeleri imha edebilen THAAD sistemleri, Patriot bataryalarıyla birlikte daha kısa menzilli ve alçak irtifa tehditlere karşı tamamlayıcı bir savunma kalkanı oluşturuyor.
Özellikle Katar’daki Al Udeid Hava Üssü, hava savunması noktasında, ABD’nin Orta Doğu’daki hava operasyonlarının komuta merkezi olması nedeniyle kritik bir nokta olarak öne çıkıyor. ABD merkezli The New York Times’ın haberine göre, Pentagon olası bir ABD-İran çatışmasında üslerin hedef haline gelme riskini azaltmak amacıyla El-Udeyd başta olmak üzere bölgedeki bazı Amerikan üslerinden yüzlerce askeri personeli kademeli olarak başka görevlere ve daha geri noktalara kaydırdı. Haberde gelişme Washington’un daha uzun ve yıkıcı bir çatışma ihtimaline karşı savunma hatlarını yeniden düzenlemesi olarak değerlendirildi.
ABD’nin savaş, tanker ve keşif uçakları bölge üslerini doldurdu
ABD’nin Orta Doğu’daki askeri yığınağının bir başka parçası da savaş uçakları. Uçuş takip platformu Flightradar24’ün paylaştığı verilere göre, ABD’ye ait askeri uçuşlar bu hafta platformda en çok takip edilen seferler arasında yer aldı. Paylaşılan zaman atlamalı harita görüntülerinde, özellikle ABD ve Avrupa’dan Orta Doğu’ya uzanan yoğun askeri hava trafiği dikkati çekti.
Son bir ayda ABD ve Avrupa’dan çok sayıda taktik savaş uçağı, keşif-gözetleme platformu ve yakıt ikmal uçağı, Ürdün ve Suudi Arabistan’daki ABD üslerine intikal etti. Uçuş takip verileri ve ABD medyası tarafından ulaşılan uydu görüntüleri, özellikle Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü’nde neredeyse tüm taktik jet park alanlarının dolduğunu gösteriyor. Üste en az 18 F-15E Strike Eagle, 18 F-35A Lightning II, 12 F-16 Fighting Falcon, altı EA-18G Growler elektronik harp uçağı ve iki MQ-9 Reaper silahlı insansız hava aracı olduğu iddia ediliyor.
ABD’nin hava gücü yığınağı yalnızca taarruz uçaklarıyla sınırlı değil. Düşmanın hava savunma ve komuta-kontrol sistemlerini körleştirmeye, yanıltmaya veya işlevsiz hale getirmeyi amaçlayan elektronik harp ve bastırma görevleri için EA-18G Growler’lar, hava sahası kontrolü ve erken uyarı için E-3 AWACS ve E-2D Advanced Hawkeye uçakları da bölgeye konuşlandırıldı. Bu unsurların, olası bir harekâtta İran hava savunmasının bastırılması ve uzun menzilli sortilerin koordine edilmesi açısından kritik rol üstleneceği belirtiliyor.
Öte yandan Portekiz’e bağlı Azor Adaları’ndaki Lajes Hava Üssü’ne en az 11 KC-46 Pegasus yakıt ikmal uçağı, 12 F-16 savaş uçağı ve bir C-17 Globemaster III nakliye uçağı konuşlandırıldığı ifade ediliyor. Bu yoğunluk, uzun menzilli saldırıların havada yakıt ikmaliyle destekleneceğine ve ABD’nin İran’a yönelik harekât planlarında yakıt ikmal kapasitesine özel ağırlık verdiğine işaret ediyor.
Benzer biçimde Suudi Arabistan’daki Prince Sultan Hava Üssü’nde tanker ve erken uyarı uçağı trafiğinde artış gözlenirken, Katar’daki Al Udeid Hava Üssü’nde tanker sayısında görece bir azalma dikkati çekiyor. İran, haziran ayındaki 12 Gün Savaşı’nda El-Udeyd üssüne saldırmıştı.
ABD medyasında yer alan haberlere göre ABD Hava Kuvvetleri ayrıca C-17 ve C-5 Super Galaxy tipi ağır nakliye uçaklarını kullanarak mühimmat, yedek parça ve personel sevkiyatını da sürdürüyor. Bu tablo, Pentagon’un yalnızca kısa süreli sınırlı bir operasyonu değil, uzun soluklu bir hava kampanyasını destekleyecek lojistik ve komuta altyapısını da eş zamanlı olarak hazırladığını gösteriyor.
ABD Başkanı’nın İran’a verdiğini söylediği 10 günlük süre, askeri hazırlıklarla eş zamanlı ilerlerken; Batı medyasında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, 28 Şubat’ta İsrail’e gitmeye hazırlandığına dair haberler dikkati çekiyor.
Öte yandan Tahran’ın, Cenevre müzakereleri kapsamında ABD’ye sunulmak üzere öneri dosyası hazırladığı da biliniyor. Sahada uçak gemileri ve savaş uçaklarının trafiği sürerken, masada şekillenecek olası bir anlaşmanın bölgenin kaderini belirleme ihtimali de varlığını koruyor.

