Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı… Yankı Bağcıoğlu: “Düzensiz göçmenlere karşı sınırlarımızda güvenlik önlemlerinin arttırılması, ilave tedbirlerin alınması zaruridir”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısına ilişkin, “Burada Türkiye’nin de alacağı dersler bulunmaktadır. Öncelikle hem Afganistan-Pakistan arasındaki çatışmalar hem İran’da olası bir iç istikrarsızlık dikkate alındığında düzensiz göçmenlere karşı sınırlarımızda güvenlik önlemlerinin arttırılması, ilave tedbirlerin alınması zaruridir. Bunu Suriye iç savaşı sırasında acı bir şekilde tecrübe ettik” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, ABD ve İsrail'in İran'a

(ANKARA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısına ilişkin, “Burada Türkiye’nin de alacağı dersler bulunmaktadır. Öncelikle hem Afganistan-Pakistan arasındaki çatışmalar hem İran’da olası bir iç istikrarsızlık dikkate alındığında düzensiz göçmenlere karşı sınırlarımızda güvenlik önlemlerinin arttırılması, ilave tedbirlerin alınması zaruridir. Bunu Suriye iç savaşı sırasında acı bir şekilde tecrübe ettik” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısına ilişkin açıklama yaptı. CHP’li Bağcıoğlu, şunları kaydetti:

“Haftalardır süren yığınaklanma ve tertiplenme safhası ithamında Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail bu sabah İran’a yönelik birleşik bir harekat başlattılar. Harekatın sabah saatlerinde icra edilmesi, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı’nın gelecek hafta başında İsrail’e bir ziyaret yapacağının açıklanması, müzakerenin devam etmesi ve gelecek hafta Viyana’da teknik görüşmelerinin yapılacağının duyurulması, muhtemelen bir baskın etkisi yaratmak maksadıyla bir aldatma faaliyetleri olarak kullanıldı. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’e ait hava ve deniz unsurları daha önce belirlenmiş olan hedeflere yönelik harekatlarına devam ediyorlar. İran da bölgedeki değişik devletlerdeki Amerikan varlıklarına ve İsrail’e yönelik misilleme faaliyetlerini yürütüyor. Burada temel husus, milletlerin kendi iradeleriyle yönetimlerini değiştirme veya yönetimlerini seçme hakkı olduğudur. Askeri güç kullanarak bir yönetimin değişmesi günümüzde asla kabul edilemez.

“Türkiye’nin de alacağı dersler bulunmaktadır”

İran yönetiminin toplumsal veya demokratik haklarını barışçıl bir şekilde kullanan göstericilere orantısız güç kullanması ve baskı uygulaması da kabul edilemez. Böyle gerginliklerin veya sorunların müzakereler vasıtasıyla çözülmesi, zaten patlamaya hazır bir bomba olan bölgemizde daha fazla sıkıntıların oluşmasına engel olacaktır. Zaten bugün bu başlayan harekatla birlikte İran’ın çeşitli devletlere, ülkelere misilleme yapması da gerginliğin bir bölgesel çatışma halini alabileceğinin bir emaresi olarak ortaya çıkmıştır. Burada Türkiye’nin de alacağı dersler bulunmaktadır. Öncelikle hem Afganistan-Pakistan arasındaki çatışmalar hem İran’da olası bir iç istikrarsızlık dikkate alındığında düzensiz göçmenlere karşı sınırlarımızda güvenlik önlemlerinin arttırılması, ilave tedbirlerin alınması zaruridir. Bunu Suriye iç savaşı sırasında acı bir şekilde tecrübe ettik. İkincisi, İran’a destek için Husilerin bazı deniz ticaretine yönelik Aden Körfezi ve Kızıl Deniz’de saldırılarda bulunabileceği aşikardır. Hürmüz Boğazı bölgesinde çeşitli askeri faaliyetlerin olacağı aşikardır. Bu konuda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bir ikaz yayınlaması Deniz Ticaret Bürosu’na zaruridir. En azından ticaret gemilerimizin müteyakkız olması sağlanmalıdır.

“Çelik Kubbe projesi geç başlatılmış ama önemli bir projedir”

Güvenlik bağlamında ise alabileceğimiz dersler çeşitlidir. Örneğin hava savunma sistemlerine ne kadar acil ve önemli bir ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır. Çelik Kubbe projesi geç başlatılmış ama önemli bir projedir. Mevcut kaynakların mutlaka hava gücümüzün modernizasyonu ve yeni uçaklarımızın tedariğine ve çelik kubbe hava savunma sisteminin bir an önce bütün bileşenleriyle tesis edilmesine kaynak aktarılması zorunludur. Yani iç politika odaklı, seçim odaklı uçak gemisi gibi kesinlikle acil olmayan seçim odaklı projelere ne kaynak ayıracak ne insan gücü ayıracak durumumuz vardır. Milli güvenliğimiz bu bağlamda tehlikelidir. İkincisi, kuzeyimizde ve güneyimizde neredeyse yoğunluklu, yüksek tempolu bir savaş ortamı yaşanırken hala askeri sağlık sistemine sahip değiliz. Askeri sağlık sisteminin artık oyalanmayı bırakılıp bir an önce tesis edilmesi gerekiyor. Üçüncüsü de toplumsal dirençlilik. Silahlı kuvvetleriniz ne kadar güçlü olursa olsun, toplumsal dirençlilik uygun bir seviyede değilse istikrarınızı, milli güvenliğinizi sağlamanız mümkün değildir. Toplumsal dirençlilik de demokratik ve adil bir yönetim, hukukun üstünlüğünü esas alan yönetim ve toplumun tüm bireylerine adaletin eşit şekilde uygulandığı bir yönetimle mümkün olur. Bu da bazılarının belirttiği gibi iç cepheyi kuvvetlendirecek, güçlendirecek en önemli unsurdur.”