Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Devlet Bahçeli: Savaş değil barış hakim olmalıdır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD ve İsral’in İran’a saldırısına ilişkin, “İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu beklenmeden ABD-İsrail eşgüdümünde icra edilen askeri operasyonların haksız, hukuksuz ve yaygın tehditlere açık olduğunu değerlendiriyorum. Ortalık kan revan içindedir. Zincirleme savaşlar derhal durmalı, aklı selim öne çıkmalıdır. Barış varken savaşmak bölgesel ve küresel sistemi dinamitlemek demektir. Uyarıyorum; Tahran’ın, İsfahan’ın, Kum’un ve Kerec’in vurulması; sonuç olarak cevabi mahiyette karşılıkların verilmesi küresel bir savaşa doğru hızla dönüşebilecektir. Savaş değil barış hakim olmalıdır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD ve İsral’in İran’a saldırısına

(ANKARA)– MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD ve İsral’in İran’a saldırısına ilişkin, “İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu beklenmeden ABD-İsrail eşgüdümünde icra edilen askeri operasyonların haksız, hukuksuz ve yaygın tehditlere açık olduğunu değerlendiriyorum. Ortalık kan revan içindedir. Zincirleme savaşlar derhal durmalı, aklı selim öne çıkmalıdır. Barış varken savaşmak bölgesel ve küresel sistemi dinamitlemek demektir. Uyarıyorum; Tahran’ın, İsfahan’ın, Kum’un ve Kerec’in vurulması; sonuç olarak cevabi mahiyette karşılıkların verilmesi küresel bir savaşa doğru hızla dönüşebilecektir. Savaş değil barış hakim olmalıdır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Bahçeli, burada yaptığı konuşmada şunları kaydetti:

“Ülkü Ocakları, Ülkücü Türk gençliğinin hiç sönmeyecek meşalesidir”

“Ülkü Ocakları, Türklük gurur ve şuurunun, İslam ahlak ve faziletinin eylem ve fikir membaı; Kızılelma ülküsüyle İ’la-yı Kelimetullah ruhunun erdem ve fazilet mektebidir. Bu mektep, ahlak ve edebin refakatinde, aklın ve gönlün refikliğinde kemale ermenin hevesinde olan serdengeçti yüreklerin, yani Ülkücü Türk gençliğinin hiç sönmeyecek meşalesidir. Hz.Mevlana; ‘hamdım, piştim, yandım’ sözüyle hayatındaki müessir dönüşümü kelimelerle anlatmış, gerçekte de içindeki aydınlığın keşfini yapmıştı. Benzer şekilde açıklayacak olursak; Ülkü Ocakları meşale gibi yandıkça hamlık geçecek, tamlık gelecek; nihayet bu kutlu yuvanın sırrına erenler iç ve dış medeniyet âleminin dengesiyle müşerref olacaklardır.

“Köklerimiz Orta Asya, gövdemiz Anadolu, dallarımız Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu’dur”

Bizim sesimiz kardeşliğin sesidir. Yaptığımız ve yapacağımız; söylediğimiz ve söyleyeceğimiz her neyse düşman sesi duymamak için sergilenmiş milli birlik ve kardeşliğin güçlü nefesidir. Mazlumun çağrısına nasıl kulağımızı tıkayamazsak, Müslümanın hasretine nasıl katlanamazsak, Türklüğün ülküsüne nasıl sırt çeviremezsek, kardeşliğimizin, kader ortaklığımızın sesine ses, haline tercüman olmaktan da asla ama asla vazgeçmeyeceğiz. Köklerimiz Orta Asya, gövdemiz Anadolu, dallarımız Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu’dur. Binlerce yıl geride kaldı, her engeli geçtik. Asırlar bize vız geldi, çağları bir bir aştık. Tarih tanık, insanlık şahittir. İşte davamız, işte ülkümüz, işte Ülkücü Türk gençliği, tarihi tekerrür ettirmeye yeniden hazır olduğumuz herkesçe bilinmelidir.

“Etrafımızda kuşlar uçması gerekirken füzeler uçuyor”

Dünyanın karmakarışık siyasi ve jeopolitik ortamında bizi biz yapan, bizi tarihin ve kültürün derin köklerine bağlayan değerler mecmuuna sıkı sıkıya bağlanmaktan başka seçenek yoktur. Etrafımızda kuşlar uçması gerekirken füzeler uçuyor. İnsanlık bir savaştan diğerine, bir çatışmadan bir başkasına sürükleniyor. Felaket senaryoları kuvveden fiile yavaş yavaş çıkıyor. Soykırım derseniz, en korkuncu yaşanıyor. Gözyaşları derseniz, kanla karışık oluk oluk akıyor. Ölüm sırasını bekleyen çocuklar merhamet ve vicdanları kavuruyor. Sabaha çıkar mıyım diye düşünen mağdur ve savunmasız insanlar hepimizin ciğerini dağlıyor. Pakistan ile Afganistan arasındaki savaştan sonra ABD’nin İran’a beklenen saldırısı maşa devlet, haydut devlet, barbar devlet, terör devleti İsrail tarafından yapıldı.

“Barış varken savaşmak bölgesel ve küresel sistemi dinamitlemek demektir”

ABD-İsrail ortak yapımı saldırılara yönelik İran’ın misillemesi farklı ülkelerdeki ABD üslerini hedef aldı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi, Kuveyt, Bahreyn ve kısmen de Katar ateşin içinde kaldı. İran’la yürütülen müzakerelerin sonucu beklenmeden ABD-İsrail eşgüdümünde icra edilen askeri operasyonların haksız, hukuksuz ve yaygın tehditlere açık olduğunu değerlendiriyorum. Ortalık kan revan içindedir. Zincirleme savaşlar derhal durmalı, aklı selim öne çıkmalıdır. Barış varken savaşmak bölgesel ve küresel sistemi dinamitlemek demektir. Uyarıyorum; Tahran’ın, İsfahan’ın, Kum’un ve Kerec’in vurulması; sonuç olarak cevabi mahiyette karşılıkların verilmesi küresel bir savaşa doğru hızla dönüşebilecektir. Savaş değil barış hakim olmalıdır. Mübarek ramazan ayında İslam beldelerinin karanlığa gömülmesi kabul edilemez bir durumdur. Merhameti kalmamış, empati duymayan, kendi çıkarlarına odaklanmış, masumları hedefine almış, öldürmeyi, yakmayı, yıkmayı, kırmayı olağan hale getirmiş sözde gelişmiş ülkeler ve bunların taşeronları inanıyorum ki iki cihanda da hesap vereceklerdir.

“Burada esas olarak milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınmasıdır”

İsrail Savunma Bakanı’nın, ‘önleyici saldırı’ başlattıklarını iddia etmesi, ABD Başkanı’nın ‘İran’a yönelik büyük bir operasyon başlattık’ açıklaması aynı aklın ürünü, aynı amacın üretimidir. Burada esas olarak Türkiye’mizin sağduyu ve soğukkanlı hareket ederek barışçıl çağrıları ısrarla taraflarla paylaşması, milli güvenliğimizin muhafazası için her tedbirin alınmasıdır. Ramazan ayının mehabet ve muhabbetini tahrip edenler insanlıktan nasibini almayan kirli odaklardır.

“Ülkücüden katil, katilden de ülkücü olmadığını en iyi gösterecek sizler olacaksınız”

Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanıma karşı göstermiş olduğunuz yüksek duyarlılığı; şiddet, kumar ve dijital bağımlılıkla mücadeleyle de birleştirerek Türk gençliğine örnek teşkil edeceksiniz. Sosyal sorumluluk projelerinizi, fikri ve edebi çalışmalarınızı arttırarak, yaygınlaştırarak devam ettireceksiniz. Ülkücüyü yanlış tarif eden, suçlayan, iftira atan, karalayan ve kara çalan namertlere karşı Ötüken şuuruyla, Söğüt duasıyla karşı duracaksınız. Ülkücüden katil, katilden de ülkücü olmadığını en iyi gösterecek sizler olacaksınız. Kalem, kelam ve kitapla iç içe yaşayacak; yeri gelirse, şartlar başka bir seçeneği işaret etmezse, vatan ve bayrak için kılıcı da elinize alacaksınız. Yeni bir yüzyıla gözümüzü dikmiş durumdayız. Türk ve Türkiye Yüzyılı diyoruz.”