Haber: Serhat YETÜT
(DİYARBAKIR) – Diyarbakır’daki çeşitli sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki bazı barolar, “Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, Kobani Davası’nda demokratik siyaset alanını daraltan yaklaşımını terk etmeye, hapishanelerde hukuka aykırı biçimde tutulan siyasetçiler hakkında bir an önce AİHM kararlarının gereği olan tahliye kararını vermeye çağırıyoruz. Bu karar, hukuki güvenlik ilkesi gereği bir zorunluluk olduğu kadar coğrafyamızın tamamında kalıcı bir barışın tesisi için en önemli adımlardan biri olacaktır” açıklamasını yaptı.
Diyarbakır’daki çeşitli sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki bazı barolar tarafından Diyarbakır Adliyesi önünde “Kobani” davasına ilişkin basın açıklaması düzenlendi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, burada yaptığı açıklamada, “Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik yargısal operasyonun onuncu yılının geride bırakıldığını” belirterek, “2013 ile 2015 yılları arasında toplumda Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü umudu doğuran sürecin başarısızlıkla sonuçlanması akabinde tekrardan başlayan çatışmalı ortam ile birlikte HDP temsilcileri demokratik siyasetin dışına itilmek istenmiştir” diye konuştu.
IŞİD’in Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik saldırılarına karşı HDP Genel Merkezi tarafından yapılan paylaşım gerekçe gösterilerek, 6-8 Ekim 2014 tarihleri arasındaki toplumsal olayların sorumluları olarak HDP MYK üyelerinin gösterildiğini anlatan Yılmaz, bunun üzerine MYK üyeleri hakkında soruşturma süreci başlatıldığını belirtti.
Yılmaz, şunları kaydetti:
“20 Mayıs 2016 günü TBMM genel kuruluna sunulan 6718 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişikliğin Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin yasalaşması ile milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının hukuki alt yapısı oluşturulmuştur. Yasanın Resmi Gazete ilanından kısa bir süre sonra kamuoyunda Kobani Davası olarak bilinen dosya kapsamında aralarında hala tutuklu olarak bulunan dönemin HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 12 milletvekili gözaltına alınmış, milletvekillerinden 9’u tutuklanmıştır. 4 Kasım 2016 gününden sonraki yaklaşık 1 yıllık süreçte gözaltına alınan milletvekili sayısı 27’ye, tutuklu milletvekili sayısı 15’e kadar çıkmıştır. Söz konusu dava dosyası kapsamında 2020 yılı eylül ve ekim aylarında HDP’li siyasetçiler hakkında tekrardan yeni gözaltı ve tutuklama kararları verilmiştir. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen dava hakkında 16 Mayıs 2024 günü verilen karar ile tutuklu bulunan 5 siyasetçinin tahliyesine, ifadesi alınmayan 72 siyasetçinin dosyalarının ayrılmasına karar verilmiştir. Şu an itibariyle Kobani Dosyası kapsamında 14’i tutuklu olmak üzere 108 kişi yargılanmaktadır.”
Yılmaz, Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözümü amacıyla 2 yılı aşkın süredir devam eden diyalog sürecinin en önemli kazancının şiddet ortamının ve yaşam hakkı ihlallerinin durma noktasına gelmesi olduğunu belirtti. Kürt meselesinin demokratik çözümü için silahların devreden çıkıp demokratik siyasetin ön plana çıkması gerekliliğinin hemen herkes tarafından sıklıkla dile getirilen bir husus olduğunu ifade eden Yılmaz, buna karşın legal bir siyasi partiye mensubiyet nedeniyle yurttaşların hala tutuklu olarak bulunmasının, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü inancını zayıflatan bir durumun yaşanmasına neden olduğunu söyledi.
“TAHLİYE KARARI VERİLMEMESİ TÜRKİYE’DE YARGININ TAKINDIĞI KEYFİ TUTUMU ORTAYA KOYMAKTADIR”
Bu inancın zayıflamasına neden olan en önemli etkenin, yurttaşların haklarını her türlü saldırıdan korumakla görevli kabul edilen mahkemelerden kaynaklandığını belirten Yılmaz, Kobani Davası’nı gören Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi ile istinaf incelemesi yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi’nin anayasal bir zorunluluk olan Kobani Davası tutuklularının tahliye kararlarını vermeyerek varlık gerekçelerine aykırı davrandıklarını savundu.
Yılmaz, “Özelikle istinaf incelemesi konusunda yetkili olan mahkemenin yaklaşık 1 yıl önce kendisine iletilen tahliye talepleri hakkında herhangi bir karar vermemiş olması Türkiye’de yargının takındığı keyfi tutumu ve siyasi tavrı çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yargının içinde bulunduğu bu durum TBMM bünyesinde kuruluna Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan nihai raporun 7. bölümünde de yer alarak, yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanması zorunluluğuna vurgu yapılmıştır” ifadelerini kullandı.
“AİHM KARARLARININ GEREĞİ TAHLİYE KARARI VERİLSİN”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kobani Davası’nda tutuklu siyasetçilerin tahliye edilmesi gerektiği kararının uygulanmasını istediklerini bildiren Yılmaz, şunları kaydetti:
“Siyasetçiler hakkında verilen tutuklama kararları yalnızca bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğurmamakta, aynı zamanda seçmenlerin siyasi iradesinin ve demokratik temsil hakkının da etkilenmesine, demokratik siyasetin alanının daralmasına ve toplumun adalet duygusunun zedelenmesine yol açmaktadır. Bu durum, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözümüne ilişkin umutların güçlendiği bir dönemde, demokratik siyasetin önündeki engellerin aşılması yönündeki çabalara da zarar vermektedir. Bu nedenle Kobani Davası konusunda yetkili ve görevli bulunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi’ni demokratik siyaset alanını daraltan yaklaşımını terk etmeye, hapishanelerde hukuka aykırı biçimde tutulan siyasetçiler hakkında bir an önce AİHM kararlarının gereği olan tahliye kararını vermeye çağırıyoruz. Bu karar, hukuki güvenlik ilkesi gereği bir zorunluluk olduğu kadar coğrafyamızın tamamında kalıcı bir barışın tesisi için en önemli adımlardan biri olacaktır.”

