Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu… Erkan Baş: Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 38 bin 216 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a, iş cinayetleri, işçilerin yoksullaşması ve çalışma koşulları üzerinden eleştiriler yöneltti. AK Parti iktidarında 38 bin 216 işçinin iş kazalarında hayatını kaybettiğini belirten Baş, “Ülke zenginleşiyor ama işçi yoksullaşıyor” dedi. Baş, işçilerin maaşlarını alabilmek için Ankara’ya yürümek ve günlerce parkta yatmak zorunda kaldığını ifade ederek, “Çünkü siz bir kölelik düzeni yarattınız” diye konuştu.

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM Plan ve

(TBMM) – Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a, iş cinayetleri, işçilerin yoksullaşması ve çalışma koşulları üzerinden eleştiriler yöneltti. AK Parti iktidarında 38 bin 216 işçinin iş kazalarında hayatını kaybettiğini belirten Baş, “Ülke zenginleşiyor ama işçi yoksullaşıyor” dedi. Baş, işçilerin maaşlarını alabilmek için Ankara’ya yürümek ve günlerce parkta yatmak zorunda kaldığını ifade ederek, “Çünkü siz bir kölelik düzeni yarattınız” diye konuştu.

AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesinin görüşmeleri sürüyor. Komisyonda söz alan Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Bakan Işıkhan’a yönelik eleştirilerini sıraladı. Baş, şöyle konuştu:

“Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 38 bin 216 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. Yani bu iktidar dönemi aynı zamanda bir sınıf savaşının, bir sınıf kırımının yaşandığı iktidar dönemiydi. Sayın Bakan, siz saat 11.00’de konuşmaya başladınız. Şu anda sizin konuşmaya başladığınız anda hayatta olan iki işçi artık yaşamıyor. Türkiye ortalaması bu. Bu ciddiyetle tartışmamız, bu ciddiyetle konuşmamız gerekiyor. Ama ben sizin konuşmanızı dinlerken gayri ihtiyari üstüne şunu yazmışım: ‘İşçinin adı yok.’ Koca konuşmada Türkiye’de binlerce işçinin hayatını kaybettiğine ilişkin tek bir satır yok. Gerçekten itirafname gibi bir konuşma hazırlamışsınız. Türkiye’de iki ayrı hayat, iki ayrı dünya, iki ayrı yaşam olduğunu çok açık ve net biçimde ortaya seriyorsunuz. İkincisi, gerçekten bürokratlarınızı çok zorluyorsunuz. Üçüncüsü, bakıyorsunuz ama görmüyorsunuz. Belki duyarsınız diye bazı gerçekleri burada sizinle paylaşacağım. Şimdi değerli arkadaşlar, bakın, açık konuşalım. Burada koltuklar rahat, dosya önümüzde, ekran önümüzde, yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda. Buradan bakınca Türkiye’nin gerçeklerinin görülmediğini düşünüyorum.

“KAYMAK TABAKA, BİZİM CANIMIZLA, KANIMIZLA ÜRETTİĞİMİZ DEĞERLERE ÇÖKÜYOR”

Şöyle bir soru sordum. Şu Bakan’ın konuşmasını alsak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herhangi bir insana göstersek, desek ki ‘Bu ülkenin çalışma bakanı böyle mi bir sunuş yaptı’ Ya, ‘Bu hangi ülkenin çalışma bakanı?’ diye sormaz mı? Gerçekten mesela 70 yaşındaki dedesini inşaatta çalışırken kaybeden bir işçiye bu konuşmayı yapabilir misiniz Sayın Bakan? 14 yaşındaki evladını mesela kaybeden bir annenin karşısına geçseniz, ‘Bak, rakamlar ne kadar güzel, bir Türkiye anlatıyor’ deseniz yüzüne bakabilir misiniz? Bizimle bu ciddiyetle konuşmanızı bekliyoruz. Gerçekten geride kalan yıllara bakıyorum arkadaşlar. Bu ülkede en zengin yüzde 1, toplam servetin yüzde 40’ını gasp etmiş. Yani işçiler sizin iktidarınızda eskisinden olduğundan daha çok çalışıyor. Daha fazla gün çalışıyor. Ömrünün daha fazla kısmını çalışarak geçiriyor. Ülke zenginleşiyor ama işçi yoksullaşıyor. Sonra bakıyoruz, paralar nereden çıkıyor? Fon hırsızlarından, yolsuzluklardan. Yani memleketin tepesindeki bir kaymak tabaka bizim canımızla, kanımızla pahalıya ürettiğimiz değerlere çöküyor. Ve siz Çalışma Bakanlığı koltuğunda bunu seyrediyorsunuz.

“İSTATİSTİK BİLİMİ ŞAŞKINLIK İÇERİSİNDE”

Şunu özellikle söylemek istiyorum: Türkiye zengin bir ülke. Türkiye zenginleşen bir ülke. Ama Türkiye’yi zenginleştirenleri siz fakirliğe mahkûm ediyorsunuz. Sadece bir avuç para babasını zengin etmek için. Şimdi gerçekten istatistik bilimi şaşkınlık içerisinde. Ya, geçen yıl hazırladığınız rakamlarla bu yılki rakamları yan yana koyarak okuyor arkadaşlar. Bakın, biz buna emek harcıyoruz. Geçen yıl gelmişsiniz, demişsiniz ki istihdam 32 milyon 500 bin ve biz bunu yükselteceğiz, 600 bin daha büyüteceğiz demişsiniz. Şimdi gelmişsiniz, 32 milyon 400 bin açıklıyorsunuz. Ne oldu? Hesap vermeyecek misiniz Geçen sene koyduğunuz hedefler gerçekleşmemiş, artı geriye düşmüş. Ama siz buradan şunu çıkartıyorsunuz: Memlekette işsizlik düşmüş. Yani insanlar iş gücüne katılmayınca işsizlik düşer mi? Daha fazla sayıda insan iş bulmaktan umudunu kaybetmiş. Sayın Bakan, bakın, siz sayılarla, rakamlarla falan konuşuyorsunuz ama biraz insanlarla konuşalım. İnsanlarla konuşalım. Siz konuşurken açtım cep telefonunda ‘maden’ yazdım. (Rehberinde kayıtlı madencilerin adlarını sayarak)

“KÖLELİK DÜZENİ YARATTTINIZ”

Bir gün şu işçilerle bir yan yana gelseniz Sayın Bakanım. Yani şu olabilir mi arkadaşlar? Herkese soruyorum. İşçi, şu Bakan’ı üstünde burada dinleyen bir işçi yerine koyun kendinizi. Maaşını alabilmek için, altını çiziyorum, maaşını alabilmek için 100 kilometre yol yürüyecek, günlerce aç sefil Ankara’da parkta yatacak, polisten gaz yiyecek, cop yiyecek, gözaltına alınacak, dayak yiyecek; sadece maaşını alabilmek için. Sayın Bakan, ne yaptınız biliyor musunuz? Artık Türkiye’de insanlar işçi olmak için mücadele ediyor. Çünkü siz bir kölelik düzeni yarattınız. Bakın, Sosyal-İş Sendikası, A101 adını veriyorum, ihbar ediyorum burada. A101’de sendika eylemler düzenliyor. Ne istiyor biliyor musunuz? Sandalye, kasada sandalye istiyor ve bir şişe su istiyor. İşçiyi getirdiğiniz hâl bu. Dolayısıyla bu ciddiyetle yaklaşın meselelere. Bu ciddiyetle o koltukta oturmaya devam edin. Ha, yapamıyoruz diyorsanız da yapacak birileri mutlaka vardır. Hiç merak etmeyin.”