Haber: Beril KALELİ
(İSTANBUL) Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da aralarında bulunduğu 11’i tutuklu 53 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması 6’ıncı gününde devam etti. İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Şehit Hasan Kılıç Konferans Salonu’nda görülen duruşma sabah saat 10:00 sıralarında başladı. Sanıklardan Oğuz Kaçmaz, başkan yardımcıları Berna Avcı ve Tuncay Tolga Özçakmak’ın savunmalarının alındığı duruşma saat 22.00 sıralarında tamamlandı. Özçakmak, 75 mesai günü çalıştığı Şile Belediye Başkanlığı’ndaki görevi nedeniyle 475 gündür tutuklu olduğunu belirterek, “Neden tutuklu yargılandığımı inan ki bilmiyorum.” dedi. Mahkeme heyeti, duruşmaya çarşamba günü devam edilmesine karar verdi.
Şile Belediyesi davasının ilk duruşmasının 6. gününde ilk olarak etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye olan Oğuz Kaçmaz dinlendi. Kendisinin “gölge başkan” olduğu yönündeki ifadeleri ve rüşvet aldığı yönündeki iddiaları reddeden Kaçmaz, Özgür Kabadayı’nın talimatları doğrultusunda hareket ettiğini savundu; “Ben Özel Kalem asistanıydım. Bana verilen talimatları yerine getiririm. Benim asistanlığım bu sayın başkan” dedi.
Telefonundan elde edilerek iddianameye giren ve rüşvet alınan isimlerin ve meblağların yazılı olduğu iddia çeteleye ilişkin, “Not kağıdı benim değil. Özgür Kabadayı’nın bana yazdırdığı nottur” diyen Kaçmaz görevden alındıktan sonra notu Kabadayı’ya teslim ettiğini, teslim etmeden önce fotoğrafını notun fotoğrafını çektiğini söyledi. Kaçmaz, “Telefonla da çekmiştim. Tutuklanacaksın dediler. Korktum sildim. Ama son silinenlerde kalmış. Teknolojiyle aram iyi değil” savunmasında bulundu. Kaçmaz, dosyada yer alan ve rüşvet pazarlığı olduğu iddia edilen ses kaydının da kendisine ait olmadığını savundu. Kaçmaz, tutuklu belediye başkan yardımcısı Tuncay Tolga Özçakmak’a ilişkin suçlamalarda bulundu.
Kaçmaz’ın ardından Özgür Kabadayı’nın başkanlığında belediye başkan yardımcısı olarak görev yapan tutuklu sanık Berna Avcı savunmasını gerçekleştirdi. Özgür Kabadayı’nın ruhsat süreçleriyle ilgili bir talimatı ya da yönlendirmesine şahit olmadığını ve iddianamede yer alan suçlamalarla ilgili şahitliği ya da bilgisinin olmadığını beyan etti. Avcı, Kabadayı’nın belediye başkanlığı süresince kısa süre içinde kadro değişikliklerinin olmasına ilişkin şöyle konuştu:
“ŞİLE’DE BAZI ALIŞKANLIKLAR VAR, DEĞİŞTİREMİYORSUNUZ”
“İmarla ilgili aksaklıklar, eksiklikler konusu çok gündemdeydi. Başından beri dinlediğiniz şekilde sokak sürekli şikayet (ediyordu) ruhsatımız çıkmıyor, iskan onayı çıkmıyor gibi konuşuyordu… Ekip değişiyor. Yeni gelen ekip bir anlamaya çalışıyor. Başka birinin yaptığı dosya üzerinden tekrar kontrol etmeye ihtiyaç duyuyor. Son gelen ekip de Tolga Bey’den sonra işte Aslı hanımlar, Evren beyler de anlama ihtiyacı duydular tabii ki. Hem bölgeyi tanımıyorlar hem de bir sürü ruhsat verilmiş, kurallar değişiyor. Bir de maalesef Şile’de bazı alışkanlıklar var, değiştiremiyorsunuz. Yani çok kolay algılanıyor fakat uygulama safhasında mevzuatı çok anlatamıyorsunuz. Ben de çok yaşadım. Yerel bir insan olarak aslında yerel yönetimde çalışmak çok daha zor. Bölgenin insanı olduğunuz için bir kural uygulamanız çok zor oluyor.”
İddianamede suçlamalar arasında yer alan Şile Bezi Festivali’ne ilişkin ifadesinde, festivalin zeminini hazırlayanların Oğuz Kaçmaz, Ferhat Domurcuk ve Furkan Yapıcı olduğu yönündeki beyanıyla ilgili bu kişilerin bu kişilerin resmi yetkileri olmamasına rağmen kültür müdürlüğü personeli üzerinde etkili oldukları anlamına mı geldiği soruldu.
Avcı, “kültür müdürlüğünde tek yetkili kültür müdürü. Kendileri de bu bilgiye sahipti. Tavır veya üslup veya biraz karakteristik özelliklerle alakalı olabilir. Yani içeride bir kaos oldu mu? Oldu. Ama kişilerin biraz karakteristik dominant özelliklerinden alakalı. Zaten kendilerine kültür müdürünün tek yetkili olduğu, herhangi bir karar da olmayacakları söylenmişti. Ama iç işleyişle alakalı bazen böyle iletişimlerde yanlışlıklar oluyor muydu? Oluyordu maalesef. Sonradan törpülendi.” şeklinde yanıt verdi.
“ŞİLE BELEDİYESİ’NDE BÜYÜK SORUNLAR VARDI”
Avcı’nın ardından tutuklu sanıklardan belediye başkan yardımcısı Tuncay Tolga Özçakmak dinlendi. Özçakmak şu ifadeleri kullandı:
“Şile Belediyesi’nin büyük sorunları vardı. Görevden almalar ve hukuksuzluklar olmuştu, bir tecrübeye ve iradeye ihtiyaç vardı. Savcılık makamında benimle ilgili iddiaların hepsini burada ‘Hayır biz öyle bir şey demedik’ denildi. Ama suçumu öğrendim: Bir eğitimim, iki arka planım.”
Oğuz Kaçmaz’ın suçlamalarına da yanıt veren Özçakmak, “Oğuz Kaçmaz, ben halk işçiler mezunu değilim. İyi araştıramamışsın. Ben turizm mezunuyum. İşletme mezunuyum. Kamu yönetimi mezunuyum. Siyaset bilimi mezunuyum. Sen aday olduğun yere mezuniyetin yetiyor mu acaba? Bir de şunu söyleyeyim: İmardan sorumlu başkan yardımcılığı diye devlette bir tabir yoktur. Bu halkın siyasi başkan yardımcısı diye bir tabir yoktur kanunen. Bu tamamen yakıştırmadır. Bilmediğiniz şeyleri konuşmayın. Hani ahkam kesiyorsunuz ya. her şeyi çok iyi biliyormuşuz diye. Böyle bir şey yoktur. Kamu yöneticisi kamu yöneticisidir.
“ŞİLE OPERASYONU A PARTİSİ, B PARTİSİ MESELESİ DEĞİLDİR”
Benim okuduğum okul değil, yapılan hukuksuzluklar konuşulmalıdır. Şile Belediyesi operasyonu bir siyasi operasyondan çok mali vurgun operasyonudur. Fon vurgunu ile yarışacak çıkar odaklarının olduğu bir operasyondur. A partisi, B partisi meselesi değildir. Şile’de kronikleşmiş bu sorunları çözememişlerdi ya da çözmek istememişlerdi. Kurumsallıktan uzak bir belediye ve ağır ceza reisinin karşısında bile tehditkar konuşacak kadar kendini bilmez insanlar oluşmuştu.
475 gündür hücredeyim. Aldığım var mı, yok; verdiğim var mı, yok. Kanunu uyguladığım için cezaevindeyim. 49 kişiyi dinledik, kimse ‘Tolga’ya şunu verdim’ diyemedi. Sadece Halis Kökbalık’ın bir kuyruk acısı var. Adamın kardeşinin emlak ve mimarlık ofisi var, bana sürekli dosya getiriyordu. Şişli’den geldim diye kanunsuz işe imza mı attım, kaçak yapı mı yaptım, havuz emsallerini mi görmezden geldim? Tam aksine bunlara göğsümü siper ettim.
“SUÇ İŞLEMEDİK DİYE BUGÜN BURADA OLMAK NEDİR?”
Yangın merdiveni olmayan bir otelin tadilat ruhsatına arkadaşlarım müsaade vermedim diye saldırı oldu. Suç işlemedik diye bugün burada olmak nedir? Sayın Başkanım ben bugün burada rüşvet alıyor olmuş olsaydım vallahi de billahi de ben bugün burada değildim. Düzen devam edecek olsaydı bu dava da olmazdı. Ben Kartal, Şişli ve Beykoz’da görev yapmış biriyim. İmar usülsüzlüklerine izin vermedim. Çay bardağı ruhsatı alıp sürahi gibi bina yapanların ruhsatını iptal ettim.
Beni Ekrem İmamoğlu’nun gönderdiği iddia ediliyor. Öyle bir sahip çıksa adam Şile’ye gider mi? Sürgün ya. Bütün anketlerde Beykoz belediye başkan adaylığında birinci çıktım ama aday gösterilmedim. 2019 yerel seçimlerinde Artvin’de 9 belediyenin 8’ini kazanan ekibin danışmanıydım ve başarıya ulaştığımız gün istifa ettim. Benim işim para pul olsaydı oradaki belediyeleri yönlendirirken başka türlü davranırdım. 3-4 paravan şirketin attığı iftirayla aileme gözyaşı döktürebilirsiniz ama tarihi değiştiremezsiniz. FETÖ ve Ergenekon süreçlerinde yaşanan kumpaslar gibi tarih tekerrürden ibarettir.”
Özçakmak kendisine yönelik imar süreçlerini yavaşlattığı yönündeki iddialara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Göreve gelmeden önce odada 300-400 dosya birikmişti, benim odamda ise bir dosya 24 saatten fazla durmadı. 75 mesai gününde iş beklettiğimi iddia ediyorlar. Rantın büyüklüğüne bakın. İmar Müdürü Aslı Hanım 9 Mayıs’ta bana WhatsApp’tan 280 dosyadan 120’sinin verildiğini raporladı. Verilmeyen 160 dosya ise emsal ve mevzuat problemlerinden dolayı verilmedi. Kanunun 58 yapıya izin verdiği yere adamlar 78 tane yapmaya kalkıyordu.”
“HAK MIDIR BU?”
Özçakmak savunmasını şöyle sürdürdü:
“Ben göreve başladığımda mülki idareyle ve emniyetle devlet terbiyesine uygun ilişkiler kurdum. Oğuz Kaçmaz ve Halis Kökbalık belediyede kriz olduğunu söyleyerek baskı yapmaya çalıştılar. Belediye Başkanı’nın kamu yönetimi tecrübesi olmadığı için çevresindekiler tarafından yanlış yönlendirildiğini ve mayına bastırıldığını gördüm. Ben müdürlüklerime kimseyi karıştırmadım.
Beykoz Hakimi Adem Bey ile bir Ramazan günü iftarda buluştuğumuzda Şile Savcısı da oradaydı ve bana Oğuz Kaçmaz ile ilgili çekincelerini iletti. Ben de bu durumu Belediye Başkanı’na arz ettim ve gereği yapıldı. Ancak daha sonra Oğuz Kaçmaz’ın tekrar koordinatör yapıldığını duyunca görevimden ayrılmak istedim. Savcının uyarısıyla görevden aldırttığım kişi bugün dışarıda denize girerken ben 475 gündür cezaevindeyim. Hak mıdır bu?
135 gün 75 mesai günü çalıştığım Şile Belediye Başkanlığı’nda 475 gündür tutukluyum ve çok şükür savunmamı yapacağım. Neden tutuklu yargılandığımı inan ki bilmiyorum. Müfettiş incelemesi yapılmadan, Sayıştay raporu olmadan, her şey bir yana şahsımın tek bir somut delili olmadan tutuklu olmamı bunca hukukçuya, bunca profesöre sorduk ama bir türlü cevap alamadım. Hep bu sorunun cevabını aradım. Üç evladımdan, eşimden, yaşlı anne babamdan beni ayırarak tutuklu kalmamı gerektiren ne olmuştur?”
ÇARŞAMBA SABAHINA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti, duruşmaya çarşamba günü devam edilmesine karar verdi.

