Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Altın Portakal’da ödüllere “Taş ve Tüy” damgası: Gecenin mesajı adalet ve özgürlük oldu

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Film Ödülü”nü Ragıp Türk’ün “Taş ve Tüy” filmi kazanırken, Yeşim Ustaoğlu “Artakalan” ile En İyi Yönetmen seçildi. “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü” Öykü Karayel’e, “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü” ise Mehmet Günsür ve Mert Fırat’a verildi. Gecede sinemacılar adalet, özgürlük, toplumsal hafıza ve dayanışma mesajları verdi.

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde "En İyi Film

Haber: Hilal Solmaz

(ANTALYA) – 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Film Ödülü”nü Ragıp Türk’ün “Taş ve Tüy” filmi kazanırken, Yeşim Ustaoğlu “Artakalan” ile En İyi Yönetmen seçildi. “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü” Öykü Karayel’e, “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü” ise Mehmet Günsür ve Mert Fırat’a verildi. Gecede sinemacılar adalet, özgürlük, toplumsal hafıza ve dayanışma mesajları verdi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Cam Piramit’te gerçekleştirilen ödül töreniyle sona erdi. Pınar Altuğ Atacan ve Emre Kınay’ın sunduğu gecede ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüller sahiplerini buldu. Sinemacıların konuşmalarında Türkiye’nin toplumsal sorunları, geçmişle yüzleşme, özgürlük arayışı ve daha iyi bir geleceğe duyulan umut öne çıktı.

Festivalin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Ragıp Türk’ün yönettiği “Taş ve Tüy”, “En İyi Film Ödülü”nün yanı sıra “En İyi Senaryo”, “En İyi Kurgu”, “Cahide Sonku Özel Ödülü”, “Film-Yön En İyi Yönetmen Ödülü” ve “Sungu Çapan Sinema Yazarları En İyi Film” ödüllerini kazanarak geceyi altı ödülle tamamladı.

Yeşim Ustaoğlu’nun “Artakalan” filmi ise “En İyi Yönetmen”, “En İyi Kadın Oyuncu”, “En İyi Görüntü Yönetimi” ve “En İyi Sanat Yönetimi” ödüllerine değer görüldü.

RAGIP TÜRK’TEN YEŞİM USTAOĞLU’NA TEŞEKKÜR

Festival, Türk sinemasının iki önemli yönetmenini buluşturan özel bir ana da tanıklık etti. Yeşim Ustaoğlu, “En İyi Yönetmen Ödülü”nü Ulusal Jüri Başkanı Derviş Zaim’in elinden alırken, gecenin “En İyi Film Ödülü”nü kazanan Ragıp Türk de sinemaya yönelmesinde Ustaoğlu’nun belirleyici rol oynadığını anlattı.

Sinema yolculuğuna 2003 yılında İstanbul’a müzisyen olmak için gelmesiyle başladığını anlatan Türk, tesadüfen çalışmaya başladığı bir film setinde yönetmen olmaya karar verdiğini söyledi. Türk, kendisine sinemayı sevdiren yönetmenin Yeşim Ustaoğlu olduğunu belirterek, “Sayın Yeşim Ustaoğlu, bana verdiğiniz ilham için size teşekkür ederim” dedi.

“Taş ve Tüy” ile yoksulluğun, kadın olmanın ve adalete ulaşmanın zorluklarını beyazperdeye taşıyan Türk, neden bir kadın hikâyesi anlattığına ilişkin soruların yanıtını da ödül konuşmasında verdi. Hayatındaki kadınların emeğine dikkati çeken yönetmen, meslektaşı Duygu Aktoprak’a, kız kardeşi Pelin Türk’e ve yapımcısı İris Tahhuşoğlu’na teşekkür ederek ödülünü, filmdeki Nazire karakterine ilham veren annesine armağan etti.

YEŞİM USTAOĞLU: “NEYİN ARTA KALDIĞINI GÖRDÜM BİZE”

“Artakalan” filmiyle “En İyi Yönetmen Ödülü”nü kazanan Yeşim Ustaoğlu da Türkiye’nin değişen coğrafyasına, kaybolan yaşam alanlarına ve özgürlük arayışına dikkati çekti. Film sayesinde ülkenin doğasına yeniden bakma fırsatı bulduğunu anlatan Ustaoğlu, “Bu filmle tekrar bu ülkenin taşına, toprağına, dağına, suyuna bakma fırsatı bulabildim. Biraz içim acıdı, neyin arta kaldığını gördüm bize” dedi.

Ustaoğlu, filmin hem Elif karakteri hem de kendisi için bir özgürlük arayışı olduğunu belirterek, daha iyi bir geleceğe duyduğu umudu dile getirdi. Yönetmen, “Herhalde adalete ve vicdana inancımı sürdürüyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

ÖYKÜ KARAYEL: “HEPİMİZİN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN”

“Artakalan” filmindeki performansıyla “En İyi Kadın Oyuncu” seçilen Öykü Karayel, ödülünü jüri üyesi Fatih Artman’ın elinden aldı. Karayel, ödül konuşmasında özgürlük vurgusu yaparak, “Hepimizin özgürlüğü için, şu anda içeride olanlar için alıyorum ödülümü” dedi.

MEHMET GÜNSÜR: “GÜZEL GÜNLER GELECEK”

Hüseyin Karabey’in yönettiği “Hakikatin Ölümü” filmindeki performanslarıyla Mehmet Günsür ve Mert Fırat, “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü paylaştı.

Türkiye’nin yakın geçmişindeki faili meçhul cinayetleri, işkenceyi, yüzleşmeyi ve adalet arayışını merkezine alan filmde iki oyuncunun performansı jüri tarafından ödüle değer görüldü.

Ödülünü Meryem Uzerli’nin elinden alan Mehmet Günsür, yönetmen Hüseyin Karabey ve film ekibine teşekkür ederek, toplumsal hafızanın korunmasının önemine dikkati çekti. Günsür, “Güzel günler gelecek, biz bunların filmini yapmaya devam edeceğiz. Çünkü unutmamak lazım, yeni jenerasyonlara her şeyi anlatmak lazım. Biz buradayız, devam ediyoruz” dedi.

MERT FIRAT: “HAKİKATİN ARKASINDA SAĞLAM DURDUĞUMUZ GÜNLERE”

Aynı filmle ödül kazanan Mert Fırat ise konuşmasında hakikat ve vicdan vurgusu yaptı. Filmin büyük bölümünde dar bir mekânda karşılıklı oynadıklarını hatırlatan Fırat, Mehmet Günsür ile kurdukları oyunculuk ilişkisine değindi. Fırat, “Hakikatin ölmediği, hakikatin arkasında sağlam durduğumuz günlere” sözleriyle ödülünü aldı.

DERVİŞ ZAİM: “SİNEMA BİZE YALNIZ DEĞİLSİN DER”

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanı Derviş Zaim, ödül törenindeki konuşmasında sinemanın toplumsal sorunları görünür kılma, empati geliştirme ve kolektif hafızayı koruma gücüne dikkat çekti. Sinemanın yalnızca bir eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda toplumsal olayları yansıtan ve insanları harekete geçirebilen güçlü bir sanat olduğunu vurgulayan Zaim, şöyle konuştu:

“Sinema sorunları doğrudan sihirli bir değnekle çözmez ancak farkındalık yaratır, kamuoyu oluşturur, empati yeteneğini geliştirir ve insanlara rehberlik edecek entelektüel ve duygusal bir zemin hazırlar. Bir problemi çözmenin ilk yolu, onu anlamak ve görünür kılmaktır. Sinema bize, bu devrin en büyük sorunlarından biri olan yabancılaşma karşısında ‘Yalnız değilsin’ der. Dileğim, sorunlarla boğuşan günümüz dünyasına bu topraklardan umut ve uyarı ışığı yayan sinema ateşinin hiç sönmemesidir.”

Festivalde toplumsal sorunlar karşısında hak arayan, farklı anlatım biçimlerini deneyen ve toplumun yüzleşmekten kaçındığı travmaları beyazperdeye taşıyan filmler izlediklerini belirten Zaim, sinemanın kolektif bir yüzleşme ve iyileşme alanı yaratabileceğini söyledi.

Zaim ayrıca, gelecek festivallerde ses tasarımı, makyaj, kostüm, dijital efekt ve oyuncu seçimi alanlarında da ödüller verilmesini önerdi. Bu yıl ses tasarımıyla “Artakalan”ı, makyaj çalışmalarıyla da “Hakikatin Ölümü”nü özellikle kutladı.

EROL BABAOĞLU: “SİNEMA UNUTMAYA KARŞI BİR YÜZLEŞME SANATIDIR”

Ferit Karahan’ın yönettiği “Cinlerin Düğünü” filmindeki performansıyla İlhan Şen ile birlikte “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü”nü paylaşan Erol Babaoğlu, gecenin dikkat çeken konuşmalarından birini yaptı. Filmin yüzleşme ve hatırlama üzerine kurulu olduğunu belirten Babaoğlu, sinemanın geçmişin acılarını unutturmayan ve insanlara yalnız olmadıklarını hatırlatan bir sanat olduğunu söyledi.

Babaoğlu, “Filmimiz biraz yüzleşme ve hatırlamayla ilgili. Derviş Zaim’in de söylediği gibi sinema, en çok unutmaya karşı yapılan, yüzleşmeyi getiren ve yalnız olmadığımızı hatırlatan bir sanat. Geçmişten devraldığımız birçok acıyı geleceğe devrediyoruz. Bu kırılmaları yapacağımız yer tam da burası” dedi.

Konuşmasında genç yaşta yaşamını yitiren Replikas grubunun solisti Gökçe Akçelik’i, gazeteci ve yazar Evrim Alataş’ı ve siyasetçi, sinemacı Sırrı Süreyya Önder’i de anan Babaoğlu, “Keşke erken ölmeselerdi. Daha neler yapacaklardı?” ifadelerini kullandı.

Babaoğlu, ödülünü şu sözlerle aldı:

“Umutsuzluğa alışmadığımız, birbirimizin elini tuttuğumuz ve karanlıkta kalanları da hatırladığımız zor ama aydınlık günler için bu ödülü alıyorum.”

“KADİM MAVİ” ÜÇ ÖDÜL KAZANDI

Emir Ziyalar’ın yönettiği “Kadim Mavi”, “Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü”, “En İyi Müzik” ve “En İyi Kurgu” ödüllerinin sahibi oldu. Ziyalar, ödülünü sinemada kalıpları kırmaya ve yenilikçi anlatım biçimlerini denemeye cesaret eden yönetmenlere adadı.

“Bir Anne Hakkında” filmiyle Büşra Bülbül, “Behlül Dal En İyi İlk Film Ödülü”nü kazanırken aynı filmde rol alan çocuk oyuncu Duygu Köse, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” seçildi.

BELGESEL ÖDÜLÜ MADEN İŞÇİLERİNE ADANDI

Ulusal Belgesel Film Yarışması’nda “En İyi Belgesel Ödülü”nü Arda Sarıgül’ün yönettiği “Mükellef” kazandı. Sarıgül, ödülünü sinemada yeterince temsil edilmediğini düşündüğü işçi sınıfına ve maden kazalarında hayatını kaybeden işçilere adadı.

“Belgesel Jüri Özel Ödülü”nü kazanan “Kül ve Tuz”un yönetmeni Çağatay Yurt ise ödülünü Gazze’de savaşın ortasında yaşam mücadelesi veren çocuklara ve filmin kahramanlarına ithaf etti.

Ulusal Kısa Film Yarışması’nda Soner Alan’ın “Kısa Akıl” filmi “En İyi Kısa Film” seçilirken Melis Balcı’nın “Anaokulu” filmi “Jüri Özel Ödülü”nü kazandı. Sis Gürdal ise “Porkatal” filmiyle Kısa Film Yönetmenleri Derneği “En İyi Yönetmen Ödülü”nün sahibi oldu.

ULUSLARARASI YARIŞMADA EN İYİ FİLM “BABALARIMDAN BİRİ AY’DIR”

Andreas Sinanos başkanlığındaki Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması jürisi, George Ovashvili’nin yönettiği “Babalarımdan Biri Ay’dır” filmini “En İyi Film” seçti.

“En İyi Yönetmen Ödülü” “Nehir Treni” filmiyle Lorenzo Ferro ve Lucas Vignale’e verildi.

“Minotaur” filmi “Jüri Özel Ödülü”nü, “Gece Yarısı Tüm Aşıklar” ise “Jüri Özel Mansiyon Ödülü”nü kazandı.

Uluslararası jüri üyesi Yasmin El Massrî de konuşmasında Filistin halkının sesini duyurma mücadelesine dikkati çekerek, sanatın ve sinemanın bu mücadeledeki önemini vurguladı.

DİĞER ÖDÜLLER DE SAHİPLERİNİ BULDU

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda “Artakalan” ile “Kiril Prodonov En İyi Görüntü Yönetimi”, Osman Özcan ve Görkem Canpolat “En İyi Sanat Yönetimi” ödüllerini kazandı. “Taş ve Tüy” ile “Melda Tuzluca Cahide Sonku Ödülü”ne, Naim Kanat ise “En İyi Kurgu Ödülü”ne değer görüldü. “En İyi Kurgu Ödülü”nü “Kadim Mavi” ile Emir Ziyalar ve Jerome Pesnel de paylaşırken, aynı filmin müziklerini hazırlayan Can Kuman “En İyi Müzik Ödülü”nü aldı.

Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nda Orhan Kerem Kartal’ın “Dostlar Sağolsun” filmi “En İyi Film”, Selin Toprak’ın “Dünya Günü Kutlu Olsun” filmi “Jüri Özel Ödülü”nü kazandı.

Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda “Altı Haftalık Veda” filmindeki performansıyla Magdalena Laubisch “En İyi Kadın Oyuncu” seçildi. “Riverstone” filminde rol alan Mahendra Perera, Shyam Fernando, Randika Gunathilaka ve Priyantha Sirikumara “En İyi Erkek Oyuncu Ödülü”nü paylaştı.

“Sungu Çapan Sinema Yazarları En İyi Film Ödülü” ise Shahram Mokri’nin yönettiği “Siyah Tavşan Beyaz Tavşan” filmine verildi.

ALTIN PORTAKAL’DA SİNEMANIN TOPLUMSAL HAFIZASI ÖNE ÇIKTI

Bu yıl Altın Portakal’da ödül kazanan filmler kadar, sinemacıların sahneden verdikleri mesajlar da dikkat çekti.

“Taş ve Tüy” yoksulluğun ve toplumsal eşitsizliğin kadınların yaşamındaki etkilerini, “Artakalan” doğanın tahribatıyla bireyin özgürlük arayışını, “Hakikatin Ölümü” ise geçmişin karanlık dönemlerinden bugüne uzanan adalet ve yüzleşme meselesini gündeme taşıdı.

Ödül konuşmalarında dile getirilen özgürlük, hakikat, adalet ve dayanışma çağrıları, 63. Altın Portakal’ın yalnızca sinemasal başarıların değil, toplumsal belleğin de konuşulduğu bir festival olarak sona ermesini sağladı.