Haber: Beril KALELİ
(İSTANBUL) Şile Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da aralarında bulunduğu 11’i tutuklu 53 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasının beşinci günü tamamlandı. Duruşmada savunma yapan İBB Başkan Danışmanı Tonguç Çoban “15 ay sonunda Emniyet ve savcılık sorgusundaki sorular ve ifadeler dışında iddianamede benim hakkımda tek bir ek, yeni belge, yeni bir delil yok. O halde ben 2025 yılı sonundan bugüne kadar niye tutukluyum? Ya bir çağırın sorun. Hakkımda başkasına bir şey sorun. O da yok. Biz tutuklu bekliyoruz. Neymiş? Delil karartma, kaçma şüphesi. Sadece tek cümlelik, bak bir tek cümlelik bir itirafçı beyanıyla karşınızdayım. Soracaktım kendisine ama herhalde mazeret bildirdi, ne oldu? Başım ağrıdı bir anda, karnım mı tuttu?” sorularını yöneltti.
Şile Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da aralarında bulunduğu 11’i tutuklu 53 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasının beşinci günü tamamlandı. Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Şehit Hasan Kılıç Konferans Salonu’nda yapılan duruşmaya Özgür Kabadayı’nın da aralarında olduğu sanıklar katıldı. Duruşmada sanıklar Yavuz Urkun, Yılmaz Urkun, Murat Özdemir, Tonguç Çoban ve Berkan Delikan dinlendi.
Savunmasına “Kendimle ilgili çok şey anlatabilirim, çok şey konuşabilirim ama sadece kendimle ilgili, sadece hukuki bir değerlendirme yapacağım. Hukuki bir savunma yapacağım. Bu Şile operasyonu Temmuz 2025’te başladı. 5 ay sonra Aralık 2025’te örgüt kurma, yönetme, ihaleye fesat, rüşvet almak, irtikap suçlamalarıyla gözaltına alındım. Hatta kapı açıldığı zaman ben dedim ki ‘9 aydır sizi bekliyordum. Neredeydiniz?’ dedim. Yani o kadar operasyon oluyor ki hani İBB’de çalışan birisi olarak bize de bir yerden vuracağını tahmin ettim.” sözleriyle başlayan Tonguç Çoban şöyle devam etti:
“15 AYDA MAHKEME HUZURUNDAYIZ”
“Sadece rüşvet almak suçlamasıyla tutuklandım burası önemli. Yani ben 5 suçlamayla gözaltına alındım, sadece rüşvet almak suçlamasıyla tutuklandım. Başka bir tutuklanma gerekçem yok. 6 ay sonra 3’üncü operasyon yapıldı. 13 ay sonra iddianame yazıldı ve sağ olun kısa sürede gün verdiniz bu kadar yoğunluk içerisinde. Bakın 15 ayda mahkeme huzurundayız. Bu tüm belediye operasyonları içerisindeki en uzun süre. Bu, geçmişe baktığımız zaman çok eski yargılamalarda gördüğümüz bir süre. Yani 1,5 yıl sonra, 2 yıl sonra mahkeme huzuruna çok eskiden 12 Eylül’de falan çıkılırdı. Bir kere bu özellikle biz tutuklu sanıklar açısından ekstra bir mağduriyet doğuruyor. Şimdi bakın akşam olacak. Biz 3 gündür buradayız, arkadaşlar evlerine gidecek, çorbalarını içecek. Biz burada kelepçe takılacak… Tek gidenler artık ne varsa buzdolabında peynir, ekmek, bir şeyler yiyecekler, sıcak su varsa duş alacaklar. Biz koğuşlarda kalanlar sağ olsun gençler yemeğimizi hazırlıyor. Duşumuzu alacağız. Kirlimizi, çorabımızı yıkayacağız. Sabaha tekrar hazırlanacağız enerjik bir biçimde ve böyle bir süreçte mahkemeye hazırlanacağız.
“HAKKIMDA TEK BİR BELGE, DELİL YOK”
Şimdi 15 ay sonunda Emniyet ve savcılık sorgusundaki sorular ve ifadeler dışında iddianamede benim hakkımda tek bir ek, yeni belge, yeni bir delil yok. O halde ben 2025 yılı sonundan bugüne kadar niye tutukluyum? Ya bir çağırın sorun. Hakkımda başkasına bir şey sorun. O da yok. Biz tutuklu bekliyoruz. Neymiş? Delil karartma, kaçma şüphesi. Bu da standart yazılıyor ya böyle her yerde. Hiçbir geçerli karşılığı olmayan şey. Ve biz ikinci operasyonda tutuklananlar açısından söylüyorum; herkes tahliye oldu bir şekilde. Aslı Hanım’la biz 10 aydır tutukluyuz; burada 11 aya girdik. Diğer arkadaşlar 15-16’ıncı ayındalar. Son tutuklananlar da 4 aydır tutuklu.
“SORGUDA DA SÖYLEMİŞTİM, ŞİMDİ TEKRARLIYORUM: BENİM BU DOSYADA NE İŞİM VAR?”
Soruşturma gizli olduğu için ben sabırla iddianameyi bekledim. Hiçbir şey konuşmadım. Hiçbir beyanat vermedim. Hiçbir televizyona, oraya buraya gazetelere çıkmadım. Yoksa bizim de çevremiz var, arkadaşlarımız var. Belki dedim ki soruşturma gizli, belki başka bir şey çıkabilir. Hani ciddi bir biçimde bekledik. Nihayetinde ortaya bir iddianame çıktı ve bu süreç içerisinde ek soru sorulmadan, delil toplanmadan, bir şey yapılmadan iddianamede benim adıma hiçbir yeni bilgi, belge, delil yok. Sorguda da söylemiştim, şimdi tekrarlıyorum: Benim bu dosyada ne işim var? Ben Şile Belediyesi’nde çalışmadım. Şile’de oturmadım. Şile’de ticaret yapmadım. Şile Belediyesi ile ticari, hukuki, idari hiçbir bağım yok. Ben niye bu dosyadayım? Sadece tek cümlelik, bak bir tek cümlelik bir itirafçı beyanıyla karşınızdayım. Bu bir cümlelik iftira ve yalan ile 10 aydır tutukluyum. Soracaktım kendisine ama herhalde mazeret bildirdi, ne oldu? Başım ağrıdı bir anda, karnım mı tuttu? İshal mi oldu? Ne oldu? Gitmiş arkadaş. Neyse pazartesi sorarız, problem yok. Bakın ben bu dosyanın organik bir parçası değilim. Ben bu dosyaya iliştirilmiş bir sanığım. Belki bilirsiniz, belki hatırlarsınız; 2003 Körfez Savaşı’nda askerlerin yanına gazeteci iliştirirlerdi, onlara da iliştirilmiş gazetecilik denilirdi. Ben de açık bir dosyanın içerisinde böyle iliştirildim, burada karşınızdayım”
“AK PARTİ, CHP, MHP DEMEDEN, BELEDİYE AYRIMI YAPMADAN ÇALIŞMA YÜRÜTTÜK”
Tutuklanana kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı olduğunu anımsatan Çoban savunmasına şöyle devam etti:
“Benim görevim 39 ilçe belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasındaki ilişkileri koordine etmek. Özellikle ilçe belediyeleri ile Büyükşehir Belediyesi arasındaki ilişkileri koordine etmek, ilçe belediyelerinin Büyükşehir’den beklediği proje, yatırım, kendi ilçelerinde yapılmasını istediği hizmetleri toplamak, derlemek, bunları genel sekreter, genel sekreter yardımcıları, ilgili daireler nezdinde takip etmek. Yani şöyle: Ekrem Başkan çıkıyoruz, geziyoruz. Özellikle seçim sonrasında bütün belediyeleri… Belediyelerin talepleri var: Benim ilçeme şunu yap, şu yolu yap, şu kültür merkezini yap, şunu yap… Hani 600 tane liste var ama sizin bütçe çerçevesinde 200’ünü yapma imkanınız var. Bu 200 ne olmalı? Hangi önceliklere göre sıralanmalı? Burada toplumsal araştırmalara bakıyorsunuz, muhtarların taleplerine bakıyorsunuz, siyasi taleplere bakıyorsunuz ama bir denge çerçevesinde hiçbir ayrım yapmadan; AK Parti, CHP, MHP demeden, belediye ayrımı yapmadan İstanbul’un 39 ilçesine bu yardımları, bu yatırımları, projeleri dağıtmak için bir çalışma yürüttük. Ve 2019 öncesinde bunlar yoktu.
İlçe belediye başkanları bırakın belediye başkanını, genel sekreterle, genel sekreter yardımcılarıyla, daire başkanlarıyla bile görüşemezdi. Niye? Muhalif oldukları için. Oysa Ekrem Başkanın, Ekrem İmamoğlu’nun kurduğu sistemde bir koordinasyon çerçevesinde tüm belediyelerde AK Parti, CHP, MHP ayrım etmeksizin böyle bir ilişki kuruldu. Bunu da bir danışmanlık mekanizmasıyla koordinasyon olarak bana bu görevi verdi. Zaten 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun yanılmıyorsam 27. maddesi Büyükşehir’in bir görevi de ilçe belediyeleri arasındaki koordinasyonu sağlamaktır der. Ben bu çerçevede bu görevi yaptım.
“GÖREVİM BOYUNCA İLGİLİ MEVZUAT DIŞINDA HİÇBİR EYLEMİM OLMADI, ASLA!”
Belediye başkanları Büyükşehir Belediye Başkanına ulaşmak istedikleri zaman bazı talepleri oluyordu. İşte ‘Şu meydanı kullanabilir miyiz?’ gibi, yani tamamen mevzuat çerçevesinde yatırım ve proje dışındaki taleplerini de ona ulaşamadıkları zaman bana iletiyorlardı, ben de başkana iletiyordum. Yani böyle bir görev yaptık. Zaman zaman belli daireler arasında koordinasyon toplantıları yaptık. İlk defa 39 ilçe belediyesinin zabıta müdürleriyle ortak toplantı yaptık. Emlak konularında bazen ihtiyaçlar oluyor, bunları yaptık. Kültür, sanat, spor, bunları da yaptık. Dediğim gibi bu ilçe belediyeleri koordinasyonu çerçevesinde bir belediye başkanı danışmanlığını yaptım. Bakın bu görev boyunca ilgili mevzuat ve yürürlükteki yasalar dışında hiçbir eylemin içinde olmadım, asla! Aksine o güne kadar mevzuat eksikliği olan, hukuki eksikliği olan çok sayıda projeyi, yarım kalmış işi hukuki eksikliklerini gidererek, tamamlayarak hayata geçirdik, topluma kazandırdık. Bunlar hepsi yarım kalmış projelerdi.
“SUÇLAMA, YALANDIR, İFTİRADIR”
İddianameye yönelik eleştiriler de yönelten Tonguç Çoban, “Yani bir kere iddianame karar vermeli: Rüşvet mi, irtikap mı benim hakkımda. Hangisi denk gelirse mi? Şimdi ikisi de denk gelmiyor. Eylem 14’ün başlığı: ‘A101, Şok ve BİM’den yardım kartı istenmesi.’ Tutukluğumun tek gerekçesi rüşvet almak. Tekrar altını çiziyorum, dayanak yapılan tek delil de 261’inci sayfada Sanık Oğuz Kaçmaz’ın tek cümlelik iftirası.
Şimdi onu okuyacağım, başka bir şey yok çünkü. Diyor ki, ‘Ruhsat Şefi Evren Bıçak ve Tuncay Tolga Özçakmak, Ruhsat işlemleri biten kişilerden son imza karşılığında A101 ya da BİM’den yardım kartı talep edip bunun karşılığında son imzalar atıyorlar. Temin ettikleri bu yardım kartlarını da Tonguç Çoban’a verdiklerini biliyorum.’ Biliyor yani. Arkadaş şimdi açık söylüyorum: Bu beyan gerçek dışıdır, yalandır, iftiradır. Şimdi görüyorum ve anlıyorum ki tamamen tahliye olma saikiyle bana atılmış bir iftiradır.” dedi.
Çoban savunmasının devamında şunları söyledi:
“Ben bunu kollukta da, sayın Savcıya da ifadede de söylemiştim. Bu arkadaşı izliyoruz işte iki gündür 3 gündür, her taşın altında var bu. Şimdi o arkadaş ya kendisi tabii savunacak. Ben şimdi yüzüne dönüp söyleyecektim de yok ki yani, ishal oldu gitti. Yani bu arkadaş tutuksuz, biz tutukluyuz ya. Oğuz Kaçmaz isimli bu şahıs bu yalan ifadeyi tutuklanmasından 5 ay sonra, Kasım 2025’te… Etkin pişman bir de. Etkin pişmanlık olmaz siz de biliyorsunuz. İşler yapılmış, ondan sonra etkin pişmanlık… Yok böyle bir şey.
Ya dönüp en azından soruşturma aşamasında ‘Ya arkadaş Tuncay Tolga Özçakmak, Evren Bıçak bak böyle böyle diyor. Sen Tonguç Çoban’a böyle bir şey verdin mi?’ diye sorulmaz mı? Bu da sorulmamış. Yani onun beyanı yeterli, bizim beyanımız yetersiz. Bir doğrulama, bir gerçekleştirme ihtiyacı duyulmadan biz tutuklandık. Başka da bir şey yok. Temmuz 2025 ilk ifadesinde yok. 5 ay sonra bir anda aydınlanma geliyor arkadaşa ve bunu söylüyor. Sayın savcı gerçeğe ulaşmak için dönüp sorardı. Ya şimdi ben desem ki, ‘Bu Oğuz Kaçmaz hırsızın tekidir’ desem, siz bana dönüp sormaz mısınız; ‘Nereden biliyorsun? Gördün mü? Tanık oldun mu? Ne zaman? Nereye girmiş? Neyi çalmış?’ Dönüp sorulmaz mı? ‘A101 ya da BİM kartlarını Evren Bıçak, Tuncay Tolga tarafından Bıçak’a verdi biliyorum.’ Abi gördün mü sen? Duydun mu yani? Gördün mü? Hangi marketin kartı? Bir kere karar ver, A101 mi, BİM mi? ‘A101 ya da BİM’, salla gitsin! Nerede, ne zaman, ne miktarda? Bunlar sorulmaz mı?’ Bunlar sorulmamış, belli ki.”
İddianamenin 652 sayfasının 34 yerinde ve 21 eylemin sadece bir tanesinde addının geçtiğini de belirten Çoban suçlamaları reddederek tahliyesini istedi.
MUHMUT TANAL: ADALETİN TERAZİSİ PARTİYE GÖRE DEĞİŞMEZ
Şile Davası duruşmasına pazartesi sabahı devam edilecek.
Duruşmayı izleyen YENİ Parti Milletvekili Mahmut Tanal da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Bir sanığın aleyhindeki iddialar kadar lehindeki kayıtlar da aynı ciddiyetle değerlendirilmelidir. Adalet, dosyanın tamamını görmeyi gerektirir.” dedi. Tanal şu ifadelere yer verdi:
“Kartal’daki Anadolu Adliyesi’nde, 27. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Şile Belediyesine ilişkin davanın bugünkü duruşması sona erdi. Duruşmaya pazartesi günü devam edilecek.
Bugün iddiaları ve savunmaları dinledim. Anlatılanları aynı ölçütlerle Şanlıurfa’daki AKP’li belediyelere uygularsanız, bütün belediye başkanlarının cezaevinde olması gerektiği sonucuna varırsınız. Kimsenin cezaevinde olmasını istemem. AKP’li belediye başkanlarının da. Ancak hukukun siyasi kimliğe göre farklı uygulanmasına itiraz ederim. Savunmalarda, suçlama konusu işlemlerin önceki dönemdeki uygulamaların devamı olduğu ifade ediliyor. Öyleyse neden 2024 öncesine gidilmiyor? Şile Belediyesi o dönemde AKP yönetiminde olduğu için mi?
Aynı işlem önceki dönemde yapıldığında başka, belediye yönetimi değiştiğinde başka mı değerlendiriliyor? Yargılama, belediyenin el değiştirdiği tarihten başlatılan bir siyasi hesaplaşmaya dönüşmemeli. İddialar bütün dönemleri kapsayacak biçimde, somut delillerle ve aynı hukuk ölçütleriyle incelenmeli. Adaletin partiye göre değişen terazisi olamaz.”




