Haber: Erva GÜN
(TBMM) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarına ilişkin, 23 Ekim itibarıyla 93 fonda 71 bin 899 hesaba toplam 68 milyar lira ödeme yapıldığını bildirdi. Olağanüstü tasfiye kapsamında 1 milyon liraya kadar ödemelerin cuma günü İş Bankası ve Ziraat Bankası aracılığıyla başlayacağını belirten Yılmaz, “Dün itibarıyla 11 milyar lira bir geri ödeme söz konusu. Ama bu hızla yine artacaktır diye bekliyoruz” dedi.
AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin geneli ile Sayıştay Raporları üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
Milletvekillerinin teklif üzerindeki değerlendirmelerinin ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sorulara yanıt verdi.
Yılmaz, 2027 bütçesinde özellikle emeklileri önceliklendirdiklerini kaydederek, “Emeklilerimize enflasyonla gelecek artışın daha üstünde bir imkan sağlamayı esas alarak bütçemizi hazırladık. Bu çerçevede bir miktar dikkat ederseniz açığımız arttı. Yüzde 3,1 bekliyorduk bu sene sonu itibarıyla. Gelecek seneyi yüzde 3,5 olarak planladık” ifadelerini kullandı. Bütçedeki bütün imkanları bu çerçevede değerlendireceklerini vurgulayan Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu sadece asgari emeklilerle ilgili bir çalışma değil. Daha genel anlamda emeklilerimize dönük bir çalışma. Burada alternatifler üzerinde ilgili tüm kurumlarımızla teknik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Henüz tamamlamış değiliz. Enflasyonla bağlantılı otomatik artışlar dışında mutlaka kanunla bu alanın düzenlenmesi gerekiyor. O çerçevede alternatiflerimizi dikkatle çalışıyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın da dünkü beyanında vurguladığı üzere hakkaniyeti, adaleti gözeten bir yaklaşım içinde emeklilerimizin daha iyi koşullara kavuşması yönünde tüm gayretimizi sarf edeceğiz. İmkanlarımızı bu yönde kullanacağız. Ama bunun alternatifleri var, teknik birtakım çalışmalar devam ediyor. Onlar tamamlandığında muhtemelen bütçe sürecinden sonra zaten Plan ve Bütçe’de bu işin öncelikle ele alınması gerekecek. Buradaki bütçe çalışmaları bittikten sonra teknik çalışmalarımızı da olgunlaştırıp Grubumuz, ittifakımız çerçevesinde Meclis’imizin takdirine bu çalışmaları getireceğiz. Bu alternatifleri sistemin geneli açısından, uzun vadeli gidişatı açısından çok dikkatli değerlendirmek gerekiyor. Çünkü sosyal güvenlik sistemi sıradan bir sistem değil. Tüm toplumu ilgilendiren, bütün milletimizi ilgilendiren bir sistem. Çok titiz bir çalışma sonrasında detaylı bir şekilde zaten Meclis’imizin gündemine bu çalışmalar getirilecektir.”
“YOKSULLUK ARTTIĞI İÇİN DEĞİL, SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI GÜÇLENDİĞİ İÇİN SOSYAL HARCAMALAR ARTTI”
Yılmaz, sosyal harcamalardaki artışın yoksulluğun artmasından kaynaklandığı yönündeki değerlendirmelere değinerek, sosyal devlet anlayışının güçlenmesiyle desteklerin artırıldığını savundu. Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bir taraftan yoksulluk göstergeleri azalırken, gelir dağılımı iyileşirken Türkiye sosyal harcamalarını artırdı. Sosyal devlet olma vasfını güçlendirdi. Sosyal harcamaları herhalde şunlarla karıştırıyorsunuz: Valiliklerin periyodik yardımlarıyla 65 yaş üstü maaşlardan tutun engellilere sunduğu hizmetlere varıncaya kadar birçok alanda desteklerimizi artırdık. İşte bu çerçevede de sosyal konutlara varıncaya kadar birçok sosyal harcamamız artmış durumda. Dolayısıyla yoksulluk arttığı için değil, sosyal devlet anlayışı güçlendiği için sosyal harcamalarımız arttı. Anayasa’mızda da zaten sosyal bir devlet olduğumuz çok net bir şekilde vurgulanıyor. Ama bunu bazı siyasi gelenekler lafta bıraktılar. 25 senelik AK Parti iktidarı kim ne derse desin dünyada sosyal devlet zayıflarken Türkiye’de sosyal devlet güçlendi. Ama 25 yılın özetine bakarsanız dünyada sosyal devletin zayıfladığı, neoliberal anlayışın güçlendiği bir dönemde Türkiye’de sosyal devlet nispi olarak güçlenmiştir. Sosyal kesimlere verilen destekler artırılmıştır.”
“ATIL İŞ GÜCÜ ARTIYOR”
Yılmaz, atıl iş gücünün işsizlikle aynı kavram olmadığını belirterek, bu göstergenin arttığını kaydetti. Atıl iş gücünü azaltmaya yönelik mesleki eğitimden kadınlara ve çocuklara yönelik bakım hizmetlerine kadar çeşitli tedbirler bulunduğuna işaret eden Yılmaz, üretim kültürünün ve emeğin değerinin yeniden vurgulanması gerektiğini söyledi. Yılmaz, şöyle konuştu:
“Geçen yılki OVP’den başlayarak da bunu bir başlık olarak da Orta Vadeli Program’a koyduk. Bu işsizlik değil. İşsizliğin uluslararası bir tanımı var. Onu biz de yapmıyoruz. Uluslararası Birleşmiş Milletler yapıyor, Eurostat yapıyor. Biz de herkes nasıl ölçüyorsa öyle ölçüyoruz. Farklı bir ölçümümüz, kriterimiz yok. Ama atıl iş gücü artıyor mu? Evet, artıyor. Zamana bağlı eksik istihdam ve potansiyel iş gücü dediğimiz iki kavram altında atıl iş gücünün arttığını görüyoruz. Burada da çok yönlü tedbirlerimiz var. Mesleki eğitimden kadınlara dönük, çocuklara dönük bakım hizmetlerine varıncaya kadar tedbirlerimiz var. Ama bana göre en önemli unsurlardan biri üretim kültürünü yeniden vurgulamamız. Çocuklarımıza, yeni nesillere, sosyal medyanın da desteğiyle oluşan kısa yoldan gelir elde etme veya hemen bir şeylere ulaşma duygusu yerine emek sarf ederek, uzun yıllar çalışarak, alın teri dökerek bir şeyler elde etmenin değerini yeni toplumlara, yeni nesillere çok daha güçlü bir şekilde vermeliyiz. Bu atıl iş gücünün ben bununla da çok bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla üretim kültürü ve emek kavramı üzerinde daha fazla durmamız gerekiyor.”
“VERGİ HARCAMASININ 1 TRİLYON 460 MİLYARI SADECE ASGARİ ÜCRETLE İLGİLİ”
Vergi adaleti konusundaki eleştirilere yanıt veren Yılmaz, gelir vergisi tarifesinin alt dilimindeki oranın yüzde 22’den yüzde 15’e indirildiğini, üst dilimin ise yüzde 35’ten yüzde 40’a çıkarıldığını hatırlattı. Asgari ücretin vergi dışı bırakıldığını belirten Yılmaz, vergi harcamalarının önemli bir bölümünün bu uygulamayla ilgili olduğunu ifade etti. Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Vergi harcamaları ile işçimiz, memurumuz, esnafımız, çiftçimiz, engellilerimiz, gençlerimiz başta olmak üzere birçok alana katkı sağlayacak vergisel teşvikler sunuyoruz. Ayrıca buradaki vergi harcamasının 1 trilyon 460 milyarının sadece asgari ücretle ilgili olduğunu da vurgulamak isterim. Burada istisnalarda da bir düşüş trendinde olduğumuzun da altını çizmek isterim. 2023 yılında bu vergi harcamaları yüzde 6,4, 2024’te yüzde 6,2 olmuş. 2025’te yüzde 5’e düşmüş mill, gelire oranı. 2026 yılında yüzde 4,5’a, 2027’de ise tahminen yüzde 4,4’e düşecek. Program dönemi sonunda da yüzde 4’ün altına inmesi bekleniyor.”
FAİZ GİDERLERİNİN BÜTÇE İÇİNDEKİ PAYI YÜZDE 14’ÜN ÜZERİNDE
Yılmaz, milletvekillerinin faiz giderlerine yönelik sorularına ilişkin, “Faiz giderlerimiz son dönemde bir miktar artmış durumda” karşılığını verdi. Öte yandan Yılmaz, faiz giderlerinin bütçe içindeki payının son dönemde yüzde 14’ün üzerine çıktığını, 2002’de ise bu oranın yüzde 43’ü aştığını anımsattı. Yaşanan bu artışta deprem harcamaları, küresel belirsizlikler ve borçlanmanın vade yapısının etkili olduğunu belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
“Böyle bir sorunla karşı karşıyayız ama bu geçici bir sorun. Bu taşlar oturduğu zaman Türkiye’nin faiz ödemelerinin bütçe içindeki payı da düşecektir. Ayrıca şunun da altını çizeyim: Hep nominal rakamlar üzerinden söylüyorsunuz. Gelecek sene 111 trilyonu aşan bir milli gelir büyüklüğünden bahsediyoruz. Yani ortaya konan nominal tutarları bu yeni milli gelir büyüklüğü içinde anlamlandırmak çok daha doğru gerçek olacaktır. Dediğim gibi bu geçmişe göre çok çok daha düşük faiz harcamalarımız ama biz bunu da yeterli görmüyoruz elbette. Önümüzdeki dönemde daha istikrarlı bir ortamda inşallah bu oranlar daha aşağıya doğru gelecektir.”
ENERJİ SÜBVANSİYONLARI İÇİN 605 MİLYAR LİRA ÖDENEK AYRILACAK
Yılmaz, enerji fiyatlarına yönelik bütçe desteklerine ilişkin değerlendirmesinde, 2021-2026 döneminde enerji sübvansiyonları için 3,9 trilyon lira harcandığını söyledi. Bu tutarın 74,9 milyar dolara karşılık geldiğini kaydeden Yılmaz, destekler verilmeseydi vatandaşların söz konusu maliyeti kendilerinin karşılamak zorunda kalacağına dikkati çekti. Yılmaz ayrıca, 2027 bütçesinde enerji sübvansiyonları için 605 milyar lira ödenek ayrıldığını bildirdi.
“93 FONDA ÖDEMELER YAPILDI”
Tasfiyesine karar verilen fonların geri ödemesine ilişkin konuşan Yılmaz, Devlet Denetleme Kurulu’nun görevlendirildiğini ve incelemelerin sürdüğünü belirtti. Adli mekanizmaların da devreye girdiğini kaydeden Yılmaz, “Bu işin genel koordinasyonu için bakın bu genel koordinasyon lafının altını çizmek isterim. Çünkü bahsettiğimiz bu alan bağımsız düzenleyici otoritelerin sorumlu olduğu bir alan ve yargının konusu olan bir alan. Dolayısıyla bizim Fon Koordinasyon Kurulu olarak mikro kararlar almamız ve uygulamamız mümkün değil. Bizim yaptığımız bu kurumlar arasında genel koordinasyonu yapmak. Sürecin içinde Hazine ve Maliye Bakanlığımız var, Adalet Bakanlığımız var, bağımsız düzenleyici kurullar var” şeklinde konuştu. Fonlarla ilgili yasal düzenlemelere de değinen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Olağanüstü tasfiye ile ilgili kanun çıktı. Olağan tasfiyelerle ilgili biliyorsunuz üç şirketin tasfiyesi tamamlandı. Bir tanesi de tamamlanmak üzere. A1 Capital, Bulls, Pardus ve Hedef adlı şirketler ve bunların altındaki 93 fonun ödemeleri yapılmış durumda. Toplam 93 fona, 71 bin 899 hesaba 68 milyar TL ödendi 23 Ekim itibarıyla. Dolayısıyla bu süreçler devam ediyor. Meclisimizde kanun da çıktı. Bununla birlikte TERRA’nın biliyorsunuz tasfiyeden sorumlu bankası İş Bankası, diğer Pusula ve Atlas var geriye kalan. Atlas’ın da olağan tasfiyeye girip girmeyeceği üzerinde tartışma devam ediyor. Girerse olağan tasfiye olacak, girmezse o da olağanüstü tasfiyeye tabi olacak. Bu ikisiyle ilgili sorumlu kuruluş da Ziraat Bankası. Dolayısıyla bunlarla ilgili hazırlıklarını yapmış durumdalar. Cumhuriyet Bayramı’ndan dolayı çarşamba, perşembe tatil olmasından dolayı biraz sıkıntı var. Cuma günü itibarıyla ödemelerin başlayacağını söyleyebilirim.
OLAĞANÜSTÜ TASFİYE KAPSAMINDA ÖDEMELER CUMA GÜNÜ BAŞLAYACAK
Olağanüstü tasfiye ile ilgili 1 milyon TL’ye kadar ödemeler cuma günü itibarıyla İş Bankası ve Ziraat Bankası kanalıyla başlayacak. En düşükten başlayıp en yükseğe doğru gidilecek. Tabii bir dağıtma durumunda oldukları nakitleri var. Onun dışında hızla nakde çevrilebilir kaynakları var. Onları da izleyen bir-iki hafta içinde değerlendirerek bu süreci kasım ortalarına kadar tamamlamalarını bekliyoruz. Daha hızlı da yapmaları yönünde her türlü gayreti sarf ediyoruz ama cuma günü önemli oranda bir ödemenin yapılacak. Geriye kalan 125 milyar TL net yatırım tutarı gözüküyor. 1 milyona kadar. Dolayısıyla onun da bu geri ödemelerle birlikte rahatlıkla sağlanabileceği öngörülüyor.
ÖDEMELER ÜÇ KAYNAKTAN KARŞILANACAK
Üç kaynaktan finanse edilecek bu harcamalar. Birincisi bu fonlarda kalan tutarlar var. Kendi varlıkları var. Nakdi varlıklar var veya nitelikli hisseler var, başka değerleri var. İkincisi bu geri ödemelerden fahiş kar elde etmiş olanlardan veya haksız kazanç elde etmiş olanlardan geri kazanılanlar var. Dün itibarıyla 11 milyar lira bir geri ödeme söz konusu. Ama bu hızla yine artacaktır diye bekliyoruz. Oradan gelen kaynaklar da yine eğer bir fonla ilgiliyse o fona, değilse genel bir hesabımız var, oraya gelecek. SPK’nın belirlediği kriterlere göre fonlara dağılımı yapılmış olacak. Üçüncüsü de varlıkları var bu yargı sürecinde olan kişilerin. İşte tedbir kararı konmuş varlıkları var, gayrimenkulleri var. Bunlar da TMSF’ye devrediliyor, Meclis’imizin onayladığı kanunla çok daha hızlı bir şekilde likit bir varlığa dönüştürme yetkisi verdik bu kanunla. O çerçevede TMSF de üzerine düşeni yapıp oradan da yine bu fonlara, yatırımcılara ödemeleri yapacağız.
“FON VURGUNCULARIYLA SONUNA KADAR BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM”
Bu ülkeyi seviyorsak, bu ülkenin kalkınmasını, yapılmasını istiyorsak sermaye piyasalarımızı desteklememiz lazım. Sağlıklı çalışan, meşru yatırımcıyı desteklememiz lazım. Öyle bir hava oluştu ki sermaye piyasalarına yatırım yapmak, bir fona yatırım yapmak, bir hisse senedi almak bir suçmuş gibi kriminalize edilecek bir atmosfer oluşturuldu. Bu yanlış bir yaklaşım. Hırsızlarla, yolsuzlarla, fon vurguncularıyla, manipülatörlerle sonuna kadar birlikte mücade edelim. Meşru yatırımcıyla manipülatörü birbirinden ayıralım. Ayırmazsak meşru yatırımcıya da, bu ülkenin kalkınma sürecine de zarar vermiş oluruz. Kim yanlış yapmışsa, kim gayrimeşru bir iş yapmışsa cezasını da fazlasıyla çeksin.”

