Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İYİ Parti 9. yılını kutluyor… Dervişoğlu: “Bütün kaleler zapt edilebilir ama İYİ Parti zapt edilemez”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Bu millet artık geçmişte söylediğimiz gibi ‘Bugün bizi çağırıyor’. Çünkü ne azız ne kimsesiziz. Ne çaresiz ne umutsuzuz. Bakın herkes bir yerleri fethetmeye çalışıyor, partilere el koymak istiyor, şirketlere kayyum atıyor, milletin geleceğiyle ilgili adımlar atmak suretiyle bu memleketin insanlarının istikbaline sınırlar koyuyor. Buradan söylüyorum; bütün kaleler zapt edilebilir ama İYİ Parti zapt edilemez” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Bu millet artık geçmişte

(ANKARA) – İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Bu millet artık geçmişte söylediğimiz gibi ‘Bugün bizi çağırıyor’. Çünkü ne azız ne kimsesiziz. Ne çaresiz ne umutsuzuz. Bakın herkes bir yerleri fethetmeye çalışıyor, partilere el koymak istiyor, şirketlere kayyum atıyor, milletin geleceğiyle ilgili adımlar atmak suretiyle bu memleketin insanlarının istikbaline sınırlar koyuyor. Buradan söylüyorum; bütün kaleler zapt edilebilir ama İYİ Parti zapt edilemez” dedi.

Dervişoğlu, partisinin kuruluşunun 9. yılı dolayısıyla bir otelde düzenlenen resepsiyonda partililerle bir araya geldi. Dervişoğlu, burada yaptığı konuşmada, 9 yıl önce bugün, bir avuç insanın ellerinde bir fikir ve yüreklerinde bir inançtan başka hiçbir şey olmadan yola çıktığını söyledi.

O günlerde kapıların yüzlerine kapandığığını, salonların kendilerine çok görüldüğünü, ”Bunlar dağılır” diye hafife alındıklarını belirten Dervişoğlu, şöyle devam etti:

“Bu dokuz yılın içinde seçimler var, mücadeleler var. Hayal kırıklıkları, gecenin sabahına kadar süren sandık başı bekleyişleri var. Yüreklerimizi yaralayan hüzünler var. Ama sevinçler de var; gözyaşıyla karışık, omuz omuza yaşanmış mutluluklar var. Ve bütün bu olup bitenlerin sonunda İYİ Parti hâlâ olduğu yerdedir, Türk milletinin kalbinde ve hizmetindedir.

Yola çıktığımız ilk andan itibaren bugünlere gelmemize büyük emek veren başta Kurucu Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener olmak üzere, tüm kurucu üyelerimize en derin teşekkürlerimi sunuyorum. Bu yolda bizimle yürüyüp, bugün aramızda olmayan bütün yol arkadaşlarımızı rahmetle, minnetle ve özlemle anıyorum. Onların emeği bu partinin harcındadır. Hatıraları bu salondadır. Ve adını kimsenin bilmediği, kapı kapı dolaşan, yağmurda çamurda stant açan, kimse görmezken bu davayı omuzlayan teşkilat mensuplarımıza buradan gönülden teşekkür ediyorum. Bu parti en çok sizin sayenizde ayaktadır.

“İYİ PARTİ’NİN KURULUŞU FİKRİ BİR TERCİHTİR”

Biz marazdan doğan iyiliğiz. Biz ‘hayır’ diyenleriz, itiraz edenleriz. Hanedan heveslerine, tek adam sultasına, partizan devlet idaresine karşı duranlarız. Türk milletinin, Cumhuriyet ve demokrasi ilkelerinden koparılmasına razı olmayanlarız. Bizim kuruluşumuz yarım bırakılmış bir parti içi mücadelenin devamından ibaret değildir. İYİ Parti’nin kuruluşu fikri bir tercihtir. Siyasi bir yükseliştir. Sosyal bir hakikattir. Daha da önemlisi, ahlaki bir tercihtir. Biz buna kuruluş ahlakı diyoruz. 25 Ekim 2017, Türk siyasi tarihinde yalnızca yeni bir siyasi partinin kuruluş tarihi değildir. Aynı zamanda, siyasetin giderek iki kutba sıkıştığı, toplumsal ayrışmaların derinleştiği ve geniş bir seçmen kitlesinin kendisini mevcut siyasi seçenekler arasında yeterince temsil edilmemiş hissettiği bir dönemde, alternatif bir milliyetçi, demokrat, kalkınmacı merkez siyaset arayışının kurumsal ifadesidir. İYİ Parti, bu arayışın sonucu olarak doğmuş; milliyetçilik ile demokrasiyi, devlet geleneği ile hür vatandaş fikrini, milli kimlik ile çoğulcu toplumsal yapıyı aynı siyasi zeminde buluşturma iddiasını üstlenmiştir. Yani kendi kendine oluşan siyasi bir hareket değiliz. Bu hareketin her yerinde sizin alın teriniz, sizin mücadele azminiz vardır. Dolayısıyla İYİ Parti sıradan bir parti olarak değil, siyasetin kalbinde Türk milletinin üzerine güneş gibi doğan bir siyasi hakikattir. Ve bugün, dokuz yıl sonra, aynı sorular yeniden önümüzdedir: Devlet kimin devletidir? Millet bu devletin neresindedir? Milletin verdiği yetki ne anlama gelir? Bizim cevaplarımız bellidir.

“DEVLET AKLI, BİR PARTİNİN MENFAATİNİ DEVLETİN MENFAATİ GİBİ SUNMAK DEĞİLDİR”

Biz milliyetçiliği, milleti bir lidere, bir partiye ya da bir aileye tabi kılmanın değil; milleti, devletin ve egemenliğin asli sahibi kılmanın fikri olarak görüyoruz. Bizim milliyetçiliğimizin özü; başı dik, hür, hakkını hukukunu bilen Türk ferdidir. Devlet aklı, bir partinin menfaatini devletin menfaati gibi sunmak değildir. Devlet aklı; milletin birliğini, hukukun üstünlüğünü, kurumların devamlılığını ve ortak geleceği koruma kabiliyetidir. Devlet ile iktidarı birbirinden ayıramayan anlayış, sonunda devleti iktidarın mülküne çevirir. Bu yüzden milliyetçiliğimiz, aynı zamanda Cumhuriyetçidir. Çünkü Cumhuriyet’in sahibi millettir; öznesi hür yurttaştır. Cumhuriyet, vatanı ortak yurt, milleti egemenliğin sahibi, devleti de milletin ortak kurumu hâline getirir. İşte İYİ Parti bunun için vardır. Düsturumuz şudur: Milleti yaşat ki, devlet yaşasın.

“DEVLETİ GERÇEK SAHİBİ OLAN MİLLETE GERİ VERMEK İSTİYORUZ”

Soruyorum; millet sürünürken o devlet nasıl yaşayacaktır? Vatandaş kendi devletinden korkuyorsa, o devlet nasıl güçlü olacaktır? Akşam sofrasında çocuğunun yüzüne bakamayan bir baba varsa, faturayı açmaya korkan bir emekli varsa, diplomasını cebine koyup, yurt dışına bilet bakan bir genç varsa, alın teri karşılıksız kalan bir işçi, adalet kapısında umudunu yitiren bir anne varsa, biz devletin büyüklüğünden nasıl bahsedeceğiz? Biz devleti küçültmek istemiyoruz. Başkalarının da küçültmesine rıza göstermeyeceğiz. Devleti, gerçek sahibi olan millete geri vermek istiyoruz. Makam emanettir; siyasetçi o emanetin sahibi değil, bekçisi olmalıdır. Millet güdülecek bir sürü değildir. Verdiği emaneti geri almak da verdiği yetkinin hesabını sormak da milletin hakkıdır. Bu bir haysiyet meselesidir… Devletin haysiyeti, vatandaşını kendi kapısında küçük düşürmemektir. Vatandaşın haysiyeti, hakkını isterken boynunu eğmek zorunda kalmamaktır. Siyasetin haysiyeti ise güç kimdeyse onun etrafında pervane olmak değil, hakkın ve hakikatin yanında saf tutmaktır. Biz kim olursa olsun, hangi koltukta oturursa otursun, doğruya doğru, yanlışa yanlış dedik. Bunun bedelini de bildik; yalnız kalmayı, hedef olmayı, hakikatin ateşinde yanmayı göze aldık. İşte bu yüzden biz tarafız. Hukukun, hürriyetin ve Cumhuriyet’in tarafındayız. Türk milletinin tarafındayız. Ve bunu iktidarda kim olduğuna bakarak değiştirmeyiz. Çünkü bir siyasi hareketi parti yapan, yalnızca programı değildir. Zor zamanda nerede durduğudur. Kime rağmen neyi savunduğudur.

“RAĞMENLERİN İÇİNDEN GELDİK”

Bizim dokuz yıllık hikayemiz de budur. Rağmenlerin içinden geldik. Bu parti kurulamaz dediler, kuruldu. Yaşayamaz dediler, yaşadı. Meclise giremez dediler, girdi. Uzun süre ayakta kalamaz dediler, işte buradayız. Kim ayakta, kim sürünüyor gelin burada görün. Bunları söylerken dokuz yıl boyunca hiç hata yapmadık demiyorum. Elbette yapmış olabiliriz. Yanlış kararlar aldığımız, birbirimizi anlamadığımız zamanlar olabilir. Bunları söylemekten çekinmiyoruz; çünkü bu ailenin hatası da sevabı da hepimizindir. Eleştiri ihanet değildir. Uyaroğluluk marifet değildir. Tekleşme selamet değildir. Bir siyasi parti, kendisini eleştirebildiği kadar büyür. Ama bütün bunların üzerinde bir hakikat vardır: İYİ Parti’nin tarihi, kimlerin gelip kimlerin gittiğinin değil, hangi fikrin ve amacın kaldığının tarihidir. Tarih vazifelerin sırasını değiştirmiştir; maksadını değil.

“GELİN SORUMLULUK ALIN”

İYİ Parti’nin gücü, yalnızca hangi koşullarda doğduğu ile değil, doğduğu koşulları değiştirebilecek düşünsel kapasiteye sahip olup olmadığıyla ölçülür. Bizim maksadımız bellidir: Hür Türk ferdi, egemen Türk milleti, hukuka bağlı Türk devleti. Ve bizi dünden bugüne oradan da yarınlara taşıyan, milletten güç alan, millete hizmet edenlerin cumhuriyeti. Bir insanın siyasette söz sahibi olabilmesi, geldiği çevreye ya da hangi kapıya dayandığına bağlı olamaz. İYİ Parti’nin kuruluş iddialarından biri de siyaseti dar çevrelerin, kapalı grupların ve imtiyazlı birkaç kişinin mesleği olmaktan çıkarmaktır. Fikri olan söylemelidir. İtirazı olan etmelidir. Cesareti olan öne çıkmalıdır. Emeği olan karşılığını bulmalıdır. O yüzden bilhassa genç arkadaşlarıma, ama yalnız onlara değil, herkese buradan sesleniyorum: Gelin, sorumluluk alın. Ben sizden bize tabi olmanızı değil, memleketin meselelerine sahip çıkmanızı istiyorum. Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı tabi olan insanlar değil; kendi aklıyla düşünen, kendi vicdanıyla tartan insanlardır.

“BİZİM İÇİN HUDUT YANLIZCA HARİTADAKİ SINIRLAR DEĞİLDİR. HUDUT NAMUSTUR”

İYİ Parti işte bu iradenin çatısıdır, yoludur, cephesidir. Ve o cephe yalnız seçimden seçime kurulmaz. Milletin hakkı nerede çiğneniyorsa oradadır. Cumhuriyet nerede tartışmaya açılıyorsa oradadır. Türk milletinin egemenliği nerede pazarlık konusu yapılıyorsa oradadır. Çünkü bizim için hudut yalnızca haritadaki sınırlar değildir. Hudut namustur. Ve bir ülkenin hududu yalnız toprağında değil, vicdanındadır. Kanun vardır ama adalet yoksa eksiktir. Yetki vardır ama vicdan yoksa tehlikelidir. Devlet vardır ama millet yoksa geriye yalnızca bina ve makam kalır. Bizim milliyetçiliğimiz geçmişe hasretle bakan bir nostalji değil, geleceği kurma sorumluluğudur. Bayrağı yalnız direkte değil; fabrikada, tarlada, laboratuvarda ve okul sırasında da dalgalandırmaktır. Bir gencin kendi vatanında gelecek kurabilmesi, bir çiftçinin toprağından kopmaması, bir kadının kendi hayatı üzerinde söz sahibi olması da bu sorumluluğun parçasıdır. Çünkü üretemeyen, bilim ve teknoloji geliştiremeyen, insanını yetiştiremeyen bir millet bağımsızlığını yalnızca sözle koruyamaz. Bu yüzden biz milliyetçiliği, Cumhuriyeti, demokrasiyi ve kalkınmayı birbirinden ayırmıyoruz. Ve Türk milliyetçilerinin vazifesi, kendi içine kapanan bir cemaat olmak değil, Türk milletini bir araya getirmektir. Ayrıştırmayacağız, buluşturacağız. Kovmayacağız, kavuşturacağız. Çünkü meselemiz bir siyasi mahallenin en büyük partisi olmak değildir.”

“İYİKİLERİN PARTİSİ OLMAK ZORUNDAYIZ”

Müsavat Dervişoğlu, Türkiye’yi yönetmeye; Türk milletinin tamamının gönlüne ve vicdanına talip olduklarını söyledi. Partilerinin 9. yılında asıl muhasebey de buradan yapmaları gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, şöyle konuştu:

“Rağmenlerin partisi olduk. Rağmenlere karşı kurulduk. Artık iyi kilerin partisi olmak zorundayız. Bir genç, memleketinde kalmaya karar verdiği gün ‘iyi ki’ demelidir. Bir çiftçi, bir işçi, bir emekli evine huzurla döndüğü akşam iyi ki demelidir. Bu ülkenin yarınından kaygı duyan milyonlarca insan, çocuğunun başını okşarken ‘iyi ki İYİ Parti var’ diyebilmelidir. Bu da sloganla değil, çalışarak mümkündür. Yanlış yaptığımızda, düzelterek mümkündür. Fikri tutarlılığı muhafaza etmekle mümkündür. Kurumsal kapasiteyi arttırarak mümkündür. Kim ne der diye bakmadan, milletin yanında durarak mümkündür. Millet adına yapılan her itirazın, bir iktidar programına dönüştürülmesiyle mümkündür. Çünkü tarih geçici alkışlarla değil, kalıcı izlerle yazılır. Dört gün sonra Cumhuriyetimizin 103. yaşını kutlayacağız. Bir asır önce yokluğun, yorgunluğun, yıkımın içinden bir millet yeniden ayağa kalktı. Biz o milletin torunlarıyız. O emanet bizim omuzlarımızdadır. Biz çocuklarımızın bu topraklarda korkmadan büyüyeceği, gençlerimizin bu topraklarda umutla yaşlanacağı bir Türkiye istiyoruz. İstiklali tam, iradesi sağlam, istikbale yürüyen bir Türkiye istiyoruz. Bunun için vazifemiz açıktır. Türkiye’yi Türksüzleştirmeyeceğiz. Türk vatanını böldürmeyeceğiz. Cumhuriyeti yıktırmayacağız. Ama yalnız ‘hayır’ demekle de yetinmeyeceğiz. Meclisi yeniden millet iradesinin merkezi yapacağız. Adaleti yeniden herkes için tesis edeceğiz. Üretimi, refahı ve bereketi yeniden bu memleketin gündemi yapacağız. Devlet ile millet arasındaki akdi yeniden tahkim edeceğiz. Meclis’te, meydanda, sandıkta; Müdafaa-i Hukuk diyeceğiz, Müdafaa-i Millet diyeceğiz, Müdafaa-i Cumhuriyet diyeceğiz. Bunu yapacak güçteyiz.

“BÜTÜN KALELER ZAPT EDİLEBİLİR MA İYİ PARTİ ZAPT EDİLEMEZ”

Bu millet bize güveniyor. Bu millet artık geçmişte söylediğimiz gibi ‘Bugün bizi çağırıyor’. Çünkü ne azız ne kimsesiziz. Ne çaresiz ne umutsuzuz. Bakın herkes bir yerleri fethetmeye çalışıyor. Partilere el koymak istiyor, şirketlere kayyum atıyor, milletin geleceğiyle ilgili adımlar atmak suretiyle bu memleketin insanlarının istikbaline sınırlar koyuyor. Buradan söylüyorum: Bütün kaleler zapt edilebilir ama İYİ Parti zapt edilemez. İyilerin ve cesurların ruhları esir alınamaz. İyilerin vicdanları susturulamaz. Türkiye sahipsiz değildir. Türk milleti yalnız değildir. Cumhuriyet kimsesiz değildir. Biz bitti denilen yerden başlayanlarız. Sürmez denilen yerden filiz verenleriz. Yılmayan, yıkılmayan, eğilmeyen bir iradeyiz. Cumhuriyetin bekçisiyiz, Türk milletinin emrindeyiz. Dokuz yıl önce buradaydık. Bugün buradayız. Yarın da burada olacağız. Ve son söz, her zaman olduğu gibi, gelecek büyük Türk milletinin olacaktır. Dokuzuncu yaşımız kutlu olsun. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Türk milleti. Ne mutlu Türk’üm diyene.”