(TBMM) – YENİ Parti Ordu Milletvekili Seyit Torun, Ordu’nun Fatsa ilçesinde ihale edilen maden ruhsatlarının iptali istemiyle dava açan köylülerle yaptığı açıklamada, “Benim insanım toprağını istiyor, suyunu istiyor, börtü böceğini istiyor. Çok fazla bir şey istemiyor. Bu topraklarda ataları yaşadıysa bu toprakları aynı şekilde torunlarına bırakmak istiyor” dedi.
Ordu’nun Fatsa ilçesinde ihale edilen maden ruhsatlarının iptali istemiyle açılan davanın duruşması, Ankara 22. İdare Mahkemesi’nde görüldü. YENİ Parti Ordu Milletvekili Seyit Torun ve DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın davaya katılan Ordulularla Meclis’te bir araya geldi.
Akın yaptığı açıklamada, kontrolsüz şekilde her yerde maden faaliyeti yürütüldüğünü ifade ederek, “Köylülerin varlığını ortadan kaldıran, ürünlerini yapmasını engelleyen, sularını kesen ve artık orada yaşayamaz hale getiren bir anlayış biçimiyle, kuralsız bir şekilde ruhsat dağıtılıyor ve şirketler açıkçası devletin desteğiyle, polisiyle, jandarmasıyla Perşembe Yaylası’nda olduğu gibi her türlü faaliyeti yapma konusunda inanılmaz bir saldırganlık siyaseti içerisindeler” diye konuştu.
“HALKIN LEHİNE BU İŞİN SONUÇLANMASINI İSTİYORUZ”
Yasal düzenlemelerle maden şirketlerinin önünün açıldığını, doğayı, tarımı, yaşamı korumanın mümkünsüz hale geldiğini kaydeden Akın, şöyle konuştu:
“Meclis’in önünden bir kez daha sesleniyoruz ki bu yasanın bir an önce Anayasa Mahkemesi vasıtasıyla şu anda durdurulması gerekiyor. Biz durdurma talebimizi Anayasa Mahkemesi’ne söyledik. Ancak maalesef böyle bir karar Anayasa Mahkemesi almadı. Ama öğrendiğimiz kadarıyla bu yılın sonuna kadar bu mahkemenin 7554 sayılı yasada bir kısım kararları vermesini bekliyoruz. Biz halkın lehine, emekçilerin lehine ve köylülerin lehine bu işin sonuçlanmasını istiyoruz. Hak arayışları artık her yerde sokaklarda değil, meşru, demokratik olarak sürdürülecek bir mücadeleyle gerçekleştirilmesi gerekiyor. O nedenle köylüler hoş gelmişler, sefa gelmişler. Bu meşru, demokratik, onurlu mücadele bizim için kıymetli, değilse gerçekten bu rejim herkesin hakkını gasp etmekte, siyaseten mevcut hukuku istediği gibi kullanmakta ve istediği sonuçları almak için görüldüğü gibi her şeyi yapmaktadır. O nedenle hak mücadelesi bugün bu koşullarda bize Anayasa’nın verdiği yetki bağlamında meşrudur.”
“TOPRAĞIMIZI DA SUYUMUZU DA HAVAMIZI DA BİZE BIRAKSINLAR”
YENİ Parti Ordu Milletvekili Torun da bir talanla ve “vahşi madencilikle” karşı karşıya olduklarını, Ordu’nun yüzde 74’ünün maden ruhsat alanı ilan edildiğini kaydetti. Binlerce ruhsat verildiğini ifade eden Torun, yaylalarının, coğrafyanın tehdit altında olduğuna ve bu işin yasa tanımadan, her türlü hukuki karara rağmen büyük bir aymazlıkla devam ettiğini savundu. Torun, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Benim insanım toprağını istiyor, suyunu istiyor, börtü böceğini istiyor. Çok fazla bir şey istemiyor. Bu topraklarda ataları yaşadıysa bu toprakları aynı şekilde torunlarına bırakmak istiyor. Ama maalesef bugünkü yapı yasayı da uygun hale getirerek artık o kadar kolaylaştırdı ki ne ÇED süreci amacına uygun yapılıyor, ne sonraki süreç amacına uygun yapılıyor. Bugün Bahçeler Köyü’nde, Yukarı ve Aşağı Bahçeler Köyü’nde, orada gözümüzün önünde bir felaket dururken yeni felaketlere yol açmanın bir anlamı yok. Orada siyanür havuzu her an bir doğal afetle karşı karşıya kaldığımızda büyük bir felakete dönüşebilir. Hemen kenarında Elekçi Deresi var. Hemen kenarında yerleşim alanları var. Hemen aşağısında bir büyük ilçe var. Bu orada dururken, o tehdit hemen yanı başımızdayken yeni tehdit alanlarını oluşturmak, yaşamımızı kısıtlamak, yaşanmaz hale getirmek doğru değil.
Bugün iktidarların görevi, kamunun görevi insanının yaşamını kolaylaştırmak, insanının yaşamını idame ettirmek, ona hizmet sunmak. Ama maalesef şu anda hizmet yerine onun yaşamının güvencesini sağlamak yerine tehdit etmekle meşgul. Bunu kabul etmek mümkün değil. Burada gördüğümüz gibi hemşehrilerimiz, bütün meslek grupları, çiftçilerimizden, avukatlarımızdan, muhtarlarımızdan, toplumun bütün kesimleri burada ve tek bir şey için direniyorlar. ‘Toprağımızı bize bırakın, havamızı, suyumuzu bize bırakın, burada yaşamamıza izin verin’ diyor. Bundan daha doğal bir hak ne olabilir? Daha haklı bir gerekçe ne olabilir? Bunun sonuna kadar mücadelesini hem hukuki hem siyasi her anlamda vereceğiz ve hakkımızı alana kadar da bu mücadeleyi vazgeçmeyeceğiz. Çünkü bu topraklar yaşamamız için çok kıymetli.
Ordu’da artık fındık tarımı bitmek üzere. Tarımsal üretim bütün anlamda bitmek üzere. Turizm, turizm, turizm diyorsunuz. ‘Dört mevsim turizm’ diyor. Ordu Büyükşehir Belediyesi her yere afiş asmış. ‘Dört mevsim turizm’. Nasıl yapacaksınız bu topraklarda dört mevsim? Söyler misiniz? Çambaşı Yaylası’nı eğer maden alanına açarsanız nasıl orayı kış turizmine açacaksınız? ‘Milyarlarca lira yatırım yaptık’ diye övünüyorsunuz. Yaz turizmine nasıl açacaksınız Perşembe Yaylası’nı? Nasıl açacaksınız o doğal güzellikleri, nasıl tanıtacaksınız bundan sonra? Bu vatana ihanetten başka bir şey değildir. Bu ihaneti bir an önce sonlandırsınlar. Bir an önce bu yanlış kararlarından vazgeçsinler. Toprağımızı da suyumuzu da havamızı da bize bıraksınlar.”

