(TBMM)- YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nde gelir vergisi tahsilatının yüzde 52 artırılmasının hedeflendiğini belirterek, “Enflasyonu yüzde 28 olarak kabul ediyoruz. Ama gelir vergisi tahsilatı yüzde 52 artıyor. Nasıl oluyor bu? Nasıl bir düzen bu?” dedi. Karabat, “Bütün bu yanlış ekonomi politikalarının bedelini ne yazık ki ücretli çalışan ve tüketici kesimler ödüyor” ifadelerini kullandı.
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, TBMM’ye sunulan 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kanun Teklifine ilişkin, faiz giderlerinin arttığını, hedeflerin tutmadığını, vergi yükünün ücretli çalışanlara ve tüketicilere bırakıldığını, servetin ise yeterince vergilendirilmediğini savundu. Karabat, şunları söyledi:
“Bu bütçe, geçen bütçeleri takip eder şekilde açık şekilde faize çalışıyor. Ve hedefler her yıl sapıyor. Vergi yükü ücretli çalışana ve tüketiciye yükleniyor. Bütçede öncelikler, tercihler yanlış bir noktada; harcanan kaynak yeni kaynak yaratmıyor. Yatırımlar faize kurban edilirken ne yazık ki bütün bunlar zayıf kapasiteli kadrolar tarafından yapılıyor ve bunlardan da iyi bir bütçe beklemek mümkün değil.”
“FAİZLERE AYRILAN PAY BAKANLIK BÜTÇELERİNDEN BÜYÜKTÜR”
2027 bütçesinde faiz giderleri için 3 trilyon 975 milyar lira ayrıldığını aktaran Karabat, bu tutarı bakanlık bütçeleriyle karşılaştırdı. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin 2 trilyon 459 milyar lira, Sağlık Bakanlığı bütçesinin ise 1 trilyon 967 milyar lira olduğunu belirten Karabat, faiz ödemelerine ayrılan kaynağın eğitim bütçesinden yaklaşık 1,5 trilyon lira fazla, sağlık bütçesinin ise yaklaşık iki katı olduğunu söyledi.
Karabat, “İddiamız şudur: Faizlere ayrılan pay bakanlık bütçelerinden büyüktür. Bu bütçe faiz bütçesidir” dedi. Faiz giderlerinin büyüklüğünün bir tercih olduğunu savunan Karabat, bütçeden günlük yaklaşık 10,9 milyar liranın faize gideceğini belirterek şöyle konuştu:
“Bu tablo elbette bir kader de değildir. Bu bir tercihtir. Her gün bu bütçeden 10,9 milyar lira faize gidiyor. Bu para ne okula gidiyor ne hastaneye ne çiftçiye gidiyor. Bu para bankalara ve tahvil sahiplerine gidiyor.”
Karabat, 2025’te 2 trilyon 54 milyar lira olan faiz ödemelerinin, 2027 için öngörülen tutarla karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 93 arttığını ifade etti.
“HER BEŞ LİRALIK VERGİNİN BİR LİRASI FAİZE GİDİYOR”
Faiz ödemelerinin vergi gelirleri içindeki payının yükseldiğine dikkati çeken Karabat, 2017’de yüzde 10,6 olan bu oranın 2027’de yüzde 20’ye çıkacağını belirtti. Karabat, “Vergiler topluyoruz ve bunu faize harcıyoruz. Toplanan her beş liralık verginin bir lirası faize gidiyor” dedi.
Faiz giderlerinin bütçe ve gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payının da arttığını söyleyen Karabat, bu durumun bir borç ve faiz sarmalına dönüştüğünü savundu.
“İKİ YIL İÇİNDE ÖNGÖRÜ YÜZDE 58 SAPMIŞ”
Orta Vadeli Programlarda yer alan faiz gideri hedeflerinin tutmadığını belirten Karabat, bunun iktidarın öngörüsüzlüğünü gösterdiğini savundu. 2027 yılı faiz giderine ilişkin tahminleri karşılaştıran Karabat, önce 2 trilyon 519 milyar lira, ardından 3 trilyon 40 milyar lira olarak öngörülen tutarın, bütçede 3 trilyon 975 milyar liraya yükseldiğini aktardı. Karabat, şöyle konuştu:
“İki yıl içinde sürekli değişen, istikrarlı bir şekilde artarak değişen bir faiz öngörüsüyle karşı karşıyayız. Yani iki yıl içinde öngörü yüzde 58 sapmış. Ve bu bütçeyi de başkaları yapmamış. Aynı iktidar yapmış. Yine aynı kadrolar yapmış. Aynı siyasi irade yapmış. Dolayısıyla bu kadar büyük sapmalar kabul edilebilir bir sapma değildir.”
“BÜTÇE AÇIĞI TAHMİNİ İKİ YILDA YÜZDE 90 BÜYÜDÜ”
Bütçe açığı tahminlerinde benzer bir tablo bulunduğunu belirten Karabat, 2027 yılı için önce 2 trilyon 39 milyar lira, ardından 2 trilyon 739 milyar lira açık öngörüldüğünü, bütçedeki tutarın 3 trilyon 868 milyar liraya ulaştığını söyledi.
Karabat, “Aynı hükümet değişmemiş, aynı iktidar değişmemiş, aynı kadrolar; yüzde 90’lık bir sapmayla karşı karşıya kalmışız. Dolayısıyla temel göstergeler yol gösterici olmaktan, rehber olmaktan, genel kabul görmüş değerler olmaktan çıkmıştır” ifadelerini kullandı.
“PİYASA BUNUN HANGİSİNİ GEÇERLİ KABUL EDECEK?”
Enflasyon hedeflerinin tutturulamadığını savunan Karabat, geçmiş programlarda açıklanan hedefler ile sonradan ortaya çıkan rakamları karşılaştırdı. Merkez Bankası tahminleri ile Orta Vadeli Program’daki hedefler arasındaki farklılıkları da eleştiren Karabat, 2027 sonu için Merkez Bankası’nın yüzde 15, Orta Vadeli Program’ın ise yüzde 21 enflasyon öngördüğünü belirtti.
Üreticilerin maliyet ve ihracat planlaması yapabilmesi için güvenilir tahminlere ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Karabat, “Merkez Bankası’nın revizyonlarına yetişemiyoruz. Devletin iki biriminin, ki birbiriyle bağlantılı birimler, iki tane ayrı raporunun kısa zamanda bu kadar büyük sapma gösteriyor olması piyasaların en çok ihtiyaç duyduğu güven duygusunu zedeler. Bu gerçekten büyük bir vahamettir” dedi.
Karabat, hedefler arasındaki farklılıkların yatırım kararlarını etkilediğini savunarak, “Piyasa bunun hangisini geçerli kabul edecek? Neyi öngörecek? Yabancı yatırımcı hangi hedefle Türkiye’de yatırım yapmayı hesaplayacak, planlayacak? Bu rakam tutmazlığıyla bir plan yapılabilir mi? Dolayısıyla hükümet her geçen gün inandırıcılığını kaybediyor” diye konuştu.
“YANLIŞ EKONOMİ POLİTİKALARININ BEDELİNİ ÜCRETLİ ÇALIŞAN VE TÜKETİCİ ÖDÜYOR”
Ekonomi politikalarındaki yanlışların bedelinin vergiler yoluyla vatandaşlara ödetildiğini savunan Karabat, “Bütün bu yanlış ekonomi politikalarının bedelini ne yazık ki ücretli çalışan ve tüketici kesimler ödüyor” ifadelerini kullandı.
2027 bütçesinde gelir vergisinden 5 trilyon 535 milyar lira gelir beklendiğini belirten Karabat, bu tutarın büyük bölümünün ücretli çalışanlardan tahsil edilmesinin planlandığını söyledi. Karabat, şöyle devam etti:
“Bunun büyük bir kısmını ücretliden almayı planlıyorlar. Çalışanın bordrosu üzerinden kesilen vergiden almayı planlıyorlar. Dolayısıyla bu bütçedeki hatalı tercihlerin bedelini çalışanlar ve dolaylı vergiler üzerinden tüketiciler ödüyor.”
Servetin yeterince vergilendirilmediğini ileri süren Karabat, Motorlu Taşıtlar Vergisinden beklenen gelirin 175 milyar lira olduğunu belirtti. Karabat, veraset ve intikal vergisi ile lüks konutlardan alınan vergilerin bütçe içindeki ağırlığının düşük kaldığını söyledi.
“ÜCRETLİNİN VERGİSİ ENFLASYONDAN DAHA HIZLI ARTIYOR”
Gelir Vergisi tahsilatındaki artış hedefini enflasyonla karşılaştıran Karabat, “Ücretlinin vergisi enflasyondan daha hızlı artıyor. Enflasyonu yüzde 28 olarak kabul ediyoruz. Ama gelir vergisi tahsilatı yüzde 52 artıyor. Nasıl oluyor bu? Nasıl bir düzen bu?” ifadelerini kullandı.
Karabat, harç gelirlerinde yüzde 69, KDV gelirlerinde yüzde 38, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi gelirlerinde ise yüzde 36 artış öngörüldüğünü aktardı. Motorlu taşıtlar vergisi ve ÖTV gelirlerindeki artışın ise karşılaştırdığı enflasyon oranının altında kaldığını belirten Karabat, ÖTV’deki durumu petrol fiyatları ve eşel mobil sistemi kapsamında vazgeçilen vergilerle ilişkilendirdi.
Vergi gelirlerindeki artış hedeflerinin TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarının gerçekçiliğine ilişkin soru işaretleri yarattığını savunan Karabat, “Hem ücretliye yükleniyorsunuz vergi toplamak için hem de büyük bir adaletsizlik yaparak enflasyondan bile daha fazla vergi artışına sebebiyet veriyorsunuz” dedi.
“VARSIL DAHA VARSIL, FAKİR DAHA FAKİR OLUYOR”
Bütçe tercihlerinin gelir ve servet dağılımındaki eşitsizliği artırdığını savunan Karabat, toplam gelirin yüzde 48’inin en yüksek gelirli yüzde 20’lik kesime, yüzde 6,4’ünün ise en yoksul yüzde 20’lik kesime gittiğini belirtti.
Karabat, Türkiye’de en zengin yüzde 1’in toplam servetin yüzde 39,5’ine, en zengin yüzde 10’un ise yüzde 69,8’ine sahip olduğunu aktararak, “Türkiye’de ne yazık ki varsıl daha varsıl, fakir daha fakir oluyor. Zengin daha zengin oluyor” dedi.
Bakanlık bütçelerinin görüşmelerinde eleştirilerini ve alternatif tercihlerini ayrıntılı olarak paylaşacaklarını belirten Karabat, “Özetle bu bütçede mali disiplin olmadığını, istikrarlı bir disiplinsizlik olduğunu görüyoruz. Rekor kaynak sözlerinin sadece manşet atma kaygısından ibaret olduğunu görüyoruz. Faiz-borç sarmalının bütçeyi ve ülkeyi esir almış durumda olduğunu ve bütçenin kontrolden çıkmış olduğunu görüyoruz. Bu bütçe ve program anlayışıyla gelir adaletsizliği giderilemez, yoksulluk azaltılamaz” dedi.

