Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AK Parti Grup Toplantısı… Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, namuslu insanlara yolsuzluk ithamında bulunmak da suçtur

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milletin

(TBMM) – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis’te partisinin Grup Toplantısı’na katıldı. Konuşmasına hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin için başsağlığ dileyerek başlayan Erdoğan, dün yapılan oylamada Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili olarak seçilen Muhammet Emin Sarıoğlu’nu tebrik etti. İnsanı insan yapan değerler olduğunu, acıya saygının, empatinin bunlardan biri olduğunu söyleyen Erdoğan şöyle konuştu:

“Ziya kardeşimizin hepimizi kedere boğan vefatından sonra özellikle sosyal medya platformlarında tek merkezden yönetildiği anlaşılan alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh hiç tanımadıkları bir insana karşı içlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustu. Bu gözü dönmüşlük öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayımlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış, sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenab-ı Allah’a havale ediyorum.”

“24 YIL BOYUNCA ÜLKENİN AYAĞINA NE ZAMAN TAŞ DEĞSE UMUTLANDILAR”

İçinde bulunulan yeni konjonktürde Türkiye’nin yeni bir siyaset tarzına, yeni bir siyaset diline ihtiyaç olduğunu özellikle belirttiğini kaydeden Erdoğan, “Siyaseti millete daha iyi hizmet etme yarışı olmaktan çıkarıp dost-düşman ikiliğine hapsetmenin sadece demokrasimiz için değil, toplumsal barış ve huzurumuz için de tehdit oluşturduğunu ifade ettik” diye konuştu. Bununla kalmayıp bir de iyi niyetli bir çağrı yaptıklarına değinen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Rakiplerimiz dahil tüm siyasi partileri söz konusu milletin ve memleketin menfaatleri olduğunda siyaset kurumu olarak savaş baltalarını bir yana bırakıp müştereklerimizi çoğaltmaya davet ettik. Türkiye merkezli siyaset gütmenin bilhassa bu dönemde ülkemiz açısından ihtiyaçtan öte milli bir görev olduğunun altını çizdik. Ancak son üç haftada hayal kırıklığı yaşadık. Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye’ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler.

Kendi dar çıkarları dışında her şeyi gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. Plan deseniz, yok. Program deseniz yok. Ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz yok. Siyasette nezaketi koruyalım deseniz maalesef o da yok. Kusura bakmasınlar. Ama bu tavır doğru bir tavır değildir. Sorumlu bir tavır değildir. Türk demokrasisi için tehlikeli olduğu kadar marazi de bir tavırdır. Benim menfaatime olacaksa, isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin tavrı son derece bencilce bir tavırdır. Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavırdır. Üç kuruşluk siyasi ikbalini vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak egoist bir zihin dünyasının başvurumudur.

24 yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar. 24 yıl boyunca Türkiye’nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar. 24 yıl boyunca tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar. Dikkat edin, bugün de aynı ham hayali kuruyorlar. Geçenlerde bir tanesi çıkmış, şuursuzca ‘savaştayız’ diyor. Hırsı aklını esir almış bu zata sormak lazım. Hayırdır beyler. Kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş? Öyle mi?

24 yıl boyunca bu ülkenin başına çok ciddi sıkıntılar geldi. Ülkemize aba altından sopa gösterenler oldu. Boylarına poslarına bakmadan Türkiye’yi alçakça tehdit edenler oldu. Türkiye’yi içerden çökertmek için Gezi olayları gibi nice dümen çevrildi. ‘Muhalefeti destekleyip iktidarı devireceğiz’ diyeninden, dergi kapakları üzerinden mesaj verenine kadar nice saldırıyla karşılaştık. Bunların hiçbirinde sesiniz çıkmadı. Türkiye’yi tehdit edenlere, Türkiye’yi karıştırmak isteyenlere karşı bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Hatta gittiniz, onlardan yardım dilendiniz. El açtınız, etek öptünüz. Şimdi çıkmış, utanmadan ‘savaştayız’ diyorsunuz. Allah aşkına, siz ne dediğinizin, lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaset yapmayı ne zaman öğreneceksiniz? Onlara diyorum ki, bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin.

Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Açık söylüyorum, böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, sürekli insanları tahrik ederek siyaset yapılmaz. Çünkü siyaseti aklına geleni söyleme değil, sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. ‘Efendim, ben ona buna bakmam, istediğimi söylerim’ derseniz, o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası, sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz.”

“DEMOKRASİ ZEMİNDE BUNUN MÜCALESİNİ VERECEĞİZ”

Muhalefeti kast eden Erdoğan, onların siyasetsizliği siyaset haline getirmelerinin sadece söylemlerle sınırlı olmadığına söyledi. “Aynı ciddiyetsiz tavrı fon tartışmalarında da gördüklerini” savunan Erdoğan, “dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynadıklarını” ileri sürdü. Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak, sonra da çıkacaksın yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna ‘eyvallah’ demeyiz.

İftira siyasetine, ‘çamur at, izi kalsın’ siyasetine teslim olmayız. Kimse kusura bakmasın, iftira atmanın, insanların izzetiyle oynamanın, insanları töhmet altında bırakmanın faturası pişkinlik olamaz. Biz hukuk zemininde, demokrasi zemininde bunun mücadelesini sonuna kadar veririz, vereceğiz. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir. 86 milyonun birliği, dirliği ve huzurunun her şart altında korunmasıdır. Türkiye’nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır. Milli iradenin bila kaydü şart egemen kılınmasıdır. Demokrasimizin tehditler karşısında savunulmasıdır. İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde iç cephemizin güçlendirilmesidir. Siyaset kurumunun itibarının korunması, milletin sorunlarına tek çözüm adresi olmaya devam etmesidir. Biz bunun için çalışıyor, bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz.”

“TOPLAM ÜÇ BİN 270 VATANDAŞIMIZIN TAHLİYESİ SAĞLANDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta İstanbul ve çevre illerde meydana gelen aşırı yağış, sel ve su baskınlarına maruz kaldıklarını anımsatarak, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden bu afetler karşısında devlet olarak hiç vakit kaybetmeden harekete geçtiklerini vurguladı. İlgili Bakanların derhal İstanbul’a intikal ettiklerini belirten Erdoğan, “Hem afetin boyutlarını hem de ihtiyaçları tespit etmek amacıyla çalışmalara vaziyet ettiler. İlk etapta 14 Ekim tarihinde afet gruplarımız, İstanbul’daki il ve ilçe AFAD yönetim merkezlerinde 7 gün 24 saat esasıyla çalışmaya başladılar. İstanbul’daki arama, kurtarma, müdahale ve destek çalışmalarında toplam 47 bin 217 personelimiz, beş bin 280 araç ve 14 botla sahada görev aldı. 19 Ekim itibarıyla 112 Acil Çağrı Merkezi ve AFAD’a yapılan 21 bin 600 ihbar doğrultusunda toplam üç bin 270 vatandaşımızın güvenli bölgelere tahliyesi sağlandı” şeklinde konuştu.

İstanbul’da yedi, Kocaeli’nde ise bir vatandaşın hayatını kaybettiğini ve vefat edenler için başsağlığı dileyen Erdoğan, “Hayatını kaybeden kardeşlerimizle ilgili olarak gerekli her türlü soruşturma ve inceleme sürüyor. Bilinsin ki, ihmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır. Fakat milletçe hepimizi üzen bu acı hadiseyi kendileri için, kendi siyasi ajandaları için, özellikle de belediyelere yönelik yolsuzluk operasyonlarını itibarsız hale getirmek için kullanmaya çalışan fırsatçılara da asla müsamaha göstermeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Bşakanı Recep Tayyip Erdoğan, “Afetten olumsuz etkilenen vatandaşlarımıza her türlü desteği veriyoruz. Vatandaşlarımızın acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik Aile Bakanlığımız tarafından hane başına 10 bin lira olmak üzere toplam 200 milyon lira, AFAD tarafından 230 milyon lira, Ticaret Bakanlığımız tarafından toplam 80 milyon lira İstanbul Valiliğimize aktarıldı. Şu ana kadar İstanbul’daki 37 ilçemizde beş bin 672 haneye yaklaşık 57 milyon lira tutarında dağıtım yapıldı” bilgilerini paylaştı.

(Sürecek)