(İSTANBUL)- Genç tasarımcıların İstanbul için geliştirdiği projeler, İBB iştiraki İSTON’un akademi dünyasıyla kurduğu iş birlikleri kapsamında İSTON x Akademi Sergileri 2’de ziyaretçilerle buluştu. İSTON Genel Müdürü Fevzi Alp Atar, “Tüm çalışmalarda öğrenciler yalnızca sınıf ortamında değil, kentin ve üretimin gerçek koşulları içerisinde de deneyim kazanıyor. Onların kendi fikirlerini geliştirirken sektörün bilgi ve deneyiminden de yararlanmasını önemsiyoruz” dedi.
İBB iştiraki İSTON tarafından İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen İSTON x Akademi Sergileri 2, İPA Kampüs Florya Hangar’da ziyaretçileriyle buluştu. İSTON x Akademi çatısı altında gerçekleştirilen sergi; üniversitelerle yürütülen iş birliklerini, öğrenci projelerini ve İSTON Tasarım Merkezi’nin mentorluk çalışmalarını bir araya getirdi.
Sergide, İstanbul Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü 1. sınıf öğrencilerinin İSTON ve Oyun İstanbul iş birliğiyle geliştirdiği “Kentte Modüler Oyun” projelerinin yanı sıra, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencilerinin İSTON Tasarım Merkezi mentorluğunda geliştirdiği kent mobilyası tasarımları da yer aldı.
“KENTLERİN GELECEĞİ, GENÇLERİN BAKIŞ AÇILARIYLA BİRLİKTE YENİDEN ŞEKİLLENDİRİLEBİLİR”
Serginin açılış konuşmasını yapan İSTON Genel Müdürü Fevzi Alp Atar, bu yıl İSTON x Akademi Sergileri’nin ikincisini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, kentlerin geleceğini yalnızca üretim gücüyle değil; tasarım, araştırma, akademik bilgi ve gençlerin bakış açılarıyla birlikte şekillendirilebileceğine inandıklarını söyledi.
“ÖĞRENCİLERİN KENDİ FİKİRLERİNİ GELİŞTİRİRKEN SEKTÖRÜN BİLGİ VE DENEYİMLERİNDEN DE YARARLANMASINI ÖNEMSİYORUZ”
Bu nedenle üniversitelerle kurdukları iş birliklerini çok kıymetli bulduklarının altını çizen Atar, konuşmasına şöyle devam etti; “Çünkü akademiyle kurulan her bağ, bizim için yeni bir bakış açısı, yeni bir soru ve kente dair yeni bir düşünme biçimine dönüşüyor. İSTON x Akademi çatısı altında gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarda öğrenciler yalnızca sınıf ortamında değil, kentin ve üretimin gerçek koşulları içerisinde de deneyim kazanıyor. Onların kendi fikirlerini geliştirirken sektörün bilgi ve deneyiminden de yararlanmasını önemsiyoruz.
“GENÇ TASARIMCI ADAYLARININ FİKİRLERİNİ GÖRMEK BİZİM İÇİN BÜYÜK BİR MUTLULUK VE HEYECAN KAYNAĞI”
Bugün burada sergilenen projeler de bu yaklaşımın somut bir karşılığı. Genç tasarımcı adaylarının İstanbul’a, kente, oyuna ve kamusal yaşama dair geliştirdikleri fikirleri görmek bizim için büyük bir heyecan kaynağı. Bu sergiyi yalnızca öğrencilerin çalışmalarını paylaştığı bir alan olarak değil, akademi ile sektörün birbirinden öğrendiği, deneyimlerini paylaştığı ve birlikte ürettiği bir buluşma noktası olarak görüyorum.
“BURADA ORTAYA ÇIKAN FİKİRLERİN BİRÇOĞU GELECEKTE İSTANBUL’UN FARKLI NOKTALARINDA KENT YAŞAMININ BİR PARÇASI OLARAK KARŞIMIZA ÇIKACAK”
Bu süreçte emeği geçen İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere tüm üniversitelerimize, değerli akademisyenlerimize, öğrencilerimize, Oyun İstanbul’a ve İSTON Tasarım Merkezi’ndeki çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bugün burada ortaya çıkan fikirlerin birçoğu, gelecekte İstanbul’un farklı noktalarında kent yaşamının bir parçası olarak karşımıza çıkacak.”
“SERGİDEKİ PROJELER, ÜNİVERSİTE İLE SEKTÖRÜN BİRLİKTE DÜŞÜNMESİNİN, ARAŞTIRMASININ, ÜRETMESİNİN, TASARIM YOLUYLA KENTE İLİŞKİN YENİ OLASILIKLAR ÖNERMESİNİN SONUÇLARI”
İstanbul Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi ve İSTON Tasarım Merkezi Akademik Danışmanı Berrak Karaca Şalgamcıoğlu da İSTON x Akademi Sergileri kapsamında öğrencilerin çalışmalarını paylaşmaktan büyük mutluluk duyduklarını dile getirerek sergide yer alan projelerin kendileri için yalnızca bir akademik dönemin sonunda ortaya çıkan öğrenci çalışmaları olmadığını aynı zamanda üniversite ile sektörün birlikte düşünmesinin, araştırmasının, üretmesinin ve tasarım yoluyla kente ilişkin yeni olasılıklar önermesinin sonuçları olduğuna dikkat çekti.
PROJENİN ORTAYA ÇIKIŞ SÜRECİNİ ANLATTI
Şalgamcıoğlu, projenin ortaya çıkışını ise şu sözlerle anlattı:
“Projeye başlarken çıkış noktamız oldukça temel bir soruydu: Çocukların kentte oyun oynayabilmesi için mutlaka sınırları belirlenmiş, kalıcı bir çocuk parkına mı ihtiyacımız var? Bugün kentlerde çocuklara ayrılan oyun alanlarını düşündüğümüzde, oyunun çoğunlukla belirli sınırlar içerisine yerleştirildiğini görüyoruz. Parkın sınırları belli, içindeki oyun elemanları belli, hatta çoğu zaman çocuğun o elemanlarla nasıl oynayacağı bile büyük ölçüde önceden belirlenmiş durumda. Oysa oyun bundan çok daha fazlası.
“BU PROJEDE ÖĞRENCİLERE YALNIZCA YENİ BİR OYUN ELEMANI TASARLAMALARINI DEĞİL, KENT İLE ÇOCUK ARASINDAKİ İLİŞKİYİ YENİDEN DÜŞÜNMELERİNİ İSTEDİK”
Oyun, çocuğun çevresini keşfetme, dönüştürme, yeniden anlamlandırma ve kendi dünyasını kurma yollarından biri. Dolayısıyla biz bu projede öğrencilere yalnızca yeni bir oyun elemanı tasarlamalarını söylemek istemedik. Onlardan, kent ile çocuk arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmelerini istedik.
Tam da bu nedenle, geçtiğimiz ay Londra’da Royal College of Art’ta düzenlenen Include 26 konferansında, Yasemin Armağan Emiroğlu ve Elif Korkmaz ile birlikte bu yaklaşımı ‘Designing Play Beyond the Park’, yani parkın ötesinde oyunu tasarlamak başlığıyla sunduk.
Öğrencilerimizden modüler, taşınabilir ve farklı kentsel bağlamlara uyarlanabilir sistemler geliştirmelerini istedik. Tasarım sürecinde yalnızca formu değil; üretimi, malzemeyi, kurulumu, taşımayı, güvenliği, farklı yaş gruplarını ve kamusal mekânla kurulan ilişkiyi birlikte düşünmeleri gerekiyordu.
Burada sergilenen çalışmalar, bu sorulara verilmiş farklı tasarım cevapları. Ancak bugün bu projelere baktığımda, aslında meselenin yalnızca çocuklar, oyun ya da kent mobilyası olmadığını düşünüyorum. Burada daha temel bir eğitim meselesi var.
Yakın zamanda kaybettiğimiz filozof Ioanna Kuçuradi, eğitim üzerine düşünürken çok önemli bir ayrım yapıyor. Eğitimin sık sık ‘istenilen davranışları kazandırmak’ şeklinde tanımlandığını söylüyor ve hemen ardından çok temel bir soru soruyor: ‘Ancak kim belirliyor bu ‘istenilen davranışları’?’ Kuçuradi’ye göre insan eğitimini, istenilen davranışları kazandırmak olarak değil, ‘kişilerin insanlaşmasına yardımcı olmak’ olarak anlamak daha uygun. Bu düşüncenin tasarım eğitimi açısından son derece önemli olduğunu düşünüyorum.
Şalgamcıoğlu, konuşmasının sonunda İSTON ile gerçekleştirilen çalışmanın, öğrencilerin fikirlerini yalnızca stüdyonun korunaklı ortamında değil, gerçek üretim koşulları, gerçek kentsel problemler ve gerçek kullanıcılar üzerinden düşünmelerine olanak sağladığına dikkat çekerek başta İSTON ekibine, İBB’ye ve iş birliğinin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkür dileklerini iletti.
ÖĞRENCİLER PROJELERİNİ TANITTI
Açılış konuşmalarının ardından İSTON Genel Müdürü Fevzi Alp Atar, İstanbul Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi ve İSTON Tasarım Merkezi Akademik Danışmanı Berrak Karaca Şalgamcıoğlu, İstanbul Enerji Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın, İstanbul Halk Ekmek Genel Müdürü Derya Atacan, İSYÖN Genel Müdürü Hamdi Arpa ve İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Mehmet Yıldız, öğrencilerin projelerinin yer aldığı sergiyi gezdi. Öğrenciler, yapmış oldukları projeler hakkında ziyaretçilere bilgi verdi.
Etkinliğin ardından İSTON Genel Müdürü Fevzi Alp Atar ve İstanbul Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi ve İSTON Tasarım Merkezi Akademik Danışmanı Berrak Karaca Şalgamcıoğlu ANKA’ya sergi hakkında açıklamalarda bulundu.
“GENÇ ARKADAŞLARIMIZIN FİKİRLERİNİ OLABİLDİĞİNCE SAHADA UYGULAMAYA ÇALIŞIYORUZ”
İSTON’un Kent mobilyaları ve şehir altyapısı konusunda Türkiye’nin ve dünyanın en büyük üreticilerinden biri olmasının yanında aynı zamanda bir tasarım merkezi olduğuna dikkat çeken Fevzi Alp Atar, “Bakanlık onaylı tasarım merkezinde çalışan mimar, mühendis ve endüstriyel tasarımcı arkadaşlar bu ürettiğimiz ürünleri tasarlıyor. Biz akademik arkadaşlarla da son yıllarda çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Bu ikinci sergimiz. Akademideki genç öğrenci arkadaşlarımız, tasarım ekibiyle beraber yeni ürünler çıkarmak için çalışıyorlar. Onlar kendi fikirlerini bizlere anlatıyor, Tasarım Merkezi’ndeki arkadaşlarımız ise bu genç arkadaşlarımızın fikirlerini sahada uygulanıp uygulanamayacağını test ediyorlar. Ve olabildiğince bu fikirleri sahada uygulamaya çalışıyoruz” diye konuştu.
“GENÇ ARKADAŞLARIN FİKİRLERİ BİZDE YENİ UFUKLAR AÇTI”
Akademi birlikteliğinin kendileri için önemli olduğuna dikkat çeken Atar, öğrencilerin fikirlerini çok önemsediklerini belirterek konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bizler için akademi birlikteliği bir tür yeni alanlardan beslenme kaynağı oluyor. Bizler, sadece tasarım alanında değil AR-GE alanında ve diğer mühendislik hizmetleri alanında da akademik birlikteliklerimize devam etmek istiyoruz.
Aslında hayal ettiğim şeyi burada gerçekleştirmiş olduk. Çünkü bizler yıllardır işin içindeyiz fakat bazen derler ya sektörün miyopluğu oluyor, bazı şeyleri görmekten imtina ediyoruz ya da görme yeteneğimiz azalabiliyor. Bu genç arkadaşların fikirleri de bize tekrardan o taze bilgileri canlandırma fırsatı verdi. Yeni ufuklar açtı. Bizler için de çok güzel bir fırsat oldu.”
“ÖĞRENCİLERLE PROFESYONELLERİ BİRLEŞTİRMEK ÖNEMLİ BİR BAŞARI”
Berrak Karaca Şalgamcıoğlu ise öğrencilerin çalışmalarını insanlarla buluşturmanın çok önemli olduğunu ve serginin çok verimli geçtiğini anlatarak, “Çok da güzel yorumlar aldık. Hem çok kalabalık bir sergi oldu hem de öğrencilerimiz burada projelerini anlattılar. Daha ilk seneden çok farklı kişilere projelerini anlatarak bu deneyimi kazanmış oldular ve geri bildirim almış oldular. Öğrencilerimiz çok çeşitli alanlarda projeler üretti. Kent için düşündüler ve çocuklar için, kentteki çocuklar için düşündüler. İSTON Akademi sergilerinin ikincisinde öğrencilerimizin projeleri sergilenmiş oldu. Bir başarı bu iki tarafı birleştirmek, üniversiteyle sanayiyi birleştirmek, öğrencilerle profesyonelleri birleştirmek çok önemli bir başarı” dedi.
40 PROJE GELİŞTİRİLDİ
14 haftalık tasarım sürecinde öğrenciler, Atatürk Kent Ormanı’nda başlayan saha araştırmalarıyla farklı oyun alanlarını gözlemledi; kullanıcı deneyimlerini inceleyerek kentin farklı ölçeklerinde kullanılabilecek modüler oyun sistemleri üzerine çalıştı. Öğrenciler bunun yanı sıra çocukların evde de kullanabileceği modüler oyuncak senaryoları geliştirdi. İSTON ve Oyun İstanbul uzmanlarının katkılarıyla yürütülen süreçte öğrenciler, gerçek bir tasarım problemi üzerinden fikirlerini geliştirme fırsatı buldu. Toplam 40 projenin geliştirildiği çalışmalar arasından seçilen projeler, maketleri ve çizimleriyle sergide ziyaretçilerle buluştu.
Bu yıl sergide ayrıca İSTON Tasarım Merkezi’nin dünyanın farklı ülkelerinde katıldığı konferanslarda sunduğu projelerden çıktılar da yer aldı. Böylece genç tasarımcıların çalışmaları ile İSTON’un tasarım ve araştırma alanındaki üretimleri aynı platformda buluşma fırsatı buldu.

