Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu Bursa’da konuştu: “Bütün vergi yükü işçinin, emekçinin, halkın üzerinde”

DİSK Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İçin Emekçi Buluşmaları” kapsamında Bursa’da konuştu. Çerkezoğlu, “Biz gelirde adalet istiyoruz. Asgari ücret başta olmak üzere bütün ücretlerin derhal artırılmasını istiyoruz. Ücretlerimizin hedef enflasyona göre belirlenmesinden vazgeçilmesini, büyümeden, milli gelir artışından işçinin, emekçinin, emeklinin payını alması gerektiğini söylüyoruz” dedi.

DİSK Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İçin Emekçi Buluşmaları”

Haber: Zehra Değirmenci

(BURSA) – DİSK Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İçin Emekçi Buluşmaları” kapsamında Bursa’da konuştu. Çerkezoğlu, “Biz gelirde adalet istiyoruz. Asgari ücret başta olmak üzere bütün ücretlerin derhal artırılmasını istiyoruz. Ücretlerimizin hedef enflasyona göre belirlenmesinden vazgeçilmesini, büyümeden, milli gelir artışından işçinin, emekçinin, emeklinin payını alması gerektiğini söylüyoruz” dedi.

DİSK’in “Gelirde, Vergide, Ülkede Adalet İçin Emekçi Buluşmaları”nın bugünkü durağı Bursa oldu. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Kent Meydanı’nda gerçekleşen buluşmada yaptığı konuşmada, “yaşanan açlığı ve yoksulluğu uzun uzun anlatmaya gerek olmadığını, ülkenin tüm değer ve güzelliklerini yaratan 86 milyon insanın her gün bu süreci yaşadığını” belirtti.

Çerkezoğlu, şöyle konuştu:

“Biz geçinemiyoruz. Ücretlerimiz her gün eriyor. Yüksek enflasyon karşısında her gün daha da gerileyen alım gücümüz nedeniyle her gün daha fazla yoksullaşıyoruz. Asla tutmayan enflasyon hedefine göre ücretlerimizi belirledikleri için; büyümeden, milli gelir artışından payımızı almadığımız için her gün daha fazla yoksullaşıyoruz. Bu da yetmiyor, dünyanın en adaletsiz vergi sisteminin olduğu ülkemizde vergiler her gün belimizi daha fazla büküyor. Bütün vergi yükü işçinin, emekçinin, halkın üzerinde.”

“OCAKTA ALDIĞIMIZI MARTTA ALAMIYORUZ”

Dolaylı vergiyi en adaletsiz vergi olarak tanımlayan Çerkezoğlu, bir kilo domates, patates gibi ürünler alındığında en yoksulun da en zenginin de aynı vergiyi ödediğini ve devletin toplam vergi gelirlerinin yüzde 65’ini bunun kapsadığını anlattı.

Çerkezoğlu, hatırlattığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Ücretlerimizden peşin peşin ödediğimiz vergiler her ay daha fazla artıyor, vergi dilimi soygunu nedeniyle ocakta aldığımızı martta, nisanda; nisanda aldığımızı eylülde, ekimde alamıyoruz. Bizler bu adaletsiz vergi sistemine karşı, yani çalışanın, işçinin, emekçinin, ücretlinin peşin peşin ve yüksek oranda vergi verdiği ama sermayenin, patronların canı istediği zaman, canı istediği kadar vergi verdiği bu adaletsiz vergi sistemine karşı yan yana, omuz omuza geliyoruz.”

“DOKUZ AYDA 2 TRİLYON BİZİM CEBİMİZDEN ÇIKTI”

DİSK-AR’ın işçilerin vergi, enflasyon ve vergi kesintileri hesaplamalarına göre yılın dokuz ayında SGK kaydı olan işçilerin enflasyon, vergi ve kesintiden kaynaklı kaybının 2 trilyon 254 milyar lira olduğunu kaydeden Çerkezoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Yani dokuz ayda 2 trilyon 254 milyar liramız bizim cebimizden çalındı, sermayeye ve hükümete aktarıldı. Eylül ayında biz işçiler yılın yarısını, 15 gününü vergi ve kesintiye, enflasyona çalıştık. Bir ortalama ücret olan asgari ücretin dokuzuncu aydaki kaybı 6 bin 828 lirayı buldu. Yani 28 bin lira olan asgari ücret gerçekte 21 bin liralara ulaştı. Yani bu kadar büyük bir soygunun içerisinde Türkiye’de öyle bir düzen kurdular ki düzenin bütün çarkları zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapmak için dönüyor. O nedenle diyoruz ki yaşadığımız bu tablo bir tesadüf değil. Hükümetin, ekonomi bürokratlarının, sık sık değişen maliye bakanlarının beceriksizliği değil. 25 yıldır ülkeyi yöneten AKP iktidarlarının sınıfsal ve siyasal tercihlerinin sonuçlarını yaşıyoruz.”

“İŞSİZLİK FONU İŞVEREN İÇİN KULLANILIYOR”

Düzenin bütün çarklarının işçiden alıp patron ve sermayeye vermek için döndüğünü belirten Çerkezoğlu, işsizlik sigortası fonu kaynaklarının bile işveren fonuna dönüştüğünü ifade etti. Çerkezoğlu, şunları kaydetti:

“Özellikle son yıllarda, 2023 yılından bu yana işsizlik sigortası fonundan işçilere ödenen para, sermayeye ödenenin yarısı kadar. Bizlerin ücretlerinden kesilen primlerle oluşan, işçilere, işsizlere ait olan işsizlik sigortası fonu kaynakları ya doğrudan çeşitli biçimlerde sermayeye ya da iktidara, hükümete, kamu borçlanmasının kaynağı olarak aktarılıyor. İşsizlik sigortası fonu kaynakları işverenlere gidiyor. Zamanında GAP gibi büyük projelerde kullanılan fon kaynakları şimdi de hükümetin iç borçlanma aracı olarak şeffaf olmayan biçimlerde doğrudan ya da dolaylı bir biçimde sermayeye aktarılıyor. İşsizlik sigortası fonu işçilerindir, işsiz işçilerindir. Amacı dışı kullanımına, işverenlere aktarılmasına son verin.”

“ASGARİ ÜCRETLİNİN 6 BİN YILDA KAZANDIĞINI OTURDUKLARI YERDEN KAZANDILAR”

Son günlerde ülke gündeminde yer alan “fon soruşturması”na da değinen Çerkezoğlu, şunları söyledi:

“Kaynakların böyle amaç dışı kullanımına son verilmesini ve özellikle son fon vurgununda gördüğümüz gibi denetimin olmadığı, denge ve denetleme mekanizmalarının ortadan kalktığı bir düzenin böyle gitmeyeceğini görüyoruz. Düşünün ki bir asgari ücretlinin tam 6 bin yıl hiç durmadan çalışarak elde edebileceği bir geliri, bir avuç insan oturduğu yerden dört ayda fonlanarak elde edebiliyor. Yani devletin, bu ülkenin bütün değerlerinin, birikiminin, kaynaklarının başını bir avuç insan tutmuş. Birlikte fonlanıyorlar, birbirlerini denetliyorlar, kimse hiçbir sorumluluk almıyor ve ülkenin bütün kaynakları bir avuç rantçıya, yandaşlara akıtılıyor.”

Ülkede üretim, kaynak ve zenginliğin olduğunu hatırlatan Çerkezoğlu, yoksullaşmanın nedeninin ülkenin fakir olması değil, kaynakların adaletli bölüşülmediği için olduğunu söyledi.

Meclis’e sunulan 2027 bütçesinin çok önemli bir kısmının faiz harcamalarına, sermayeye ve faiz ödemelerine ayrıldığını gördüklerini kaydeden Çerkezoğlu, “Bütçede sermaye, sermayenin talepleri, sermayenin çıkarları var ama işçi, emekçi ve halk yok. Bu yürüttüğümüz mücadele gelirde, vergide, ülkede adalet mücadelesi aynı zamanda ülkenin geleceğinin mücadelesidir” ifadelerini kullandı.

“TALEBİMİZ GELİRDE ADALET”

Çerkezoğlu taleplerini şu sözlerle açıkladı:

“Taleplerimiz çok açık ve net. Biz gelirde adalet istiyoruz. Asgari ücret başta olmak üzere bütün ücretlerin derhal artırılmasını istiyoruz. Ücretlerimizin hedef enflasyona göre belirlenmesinden vazgeçilmesini, büyümeden, milli gelir artışından işçinin, emekçinin, emeklinin payını alması gerektiğini söylüyoruz. Bu ülke büyüyorsa bizim alın terimiz de büyüyor. Büyümeden payımızı istiyoruz. Hakkımızı istiyoruz. Kimseden sadaka istemiyoruz. İkincisi, biz vergide adalet istiyoruz. Anayasada yazdığı gibi az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan adil bir vergi sistemi istiyoruz. Vergilerin dolaylı vergilerden, üç kuruş aldığımız ücretlerimizden kesilen vergilerden değil; sermayenin, faizin, rantın, servetin vergilendirilmesinden olmasını istiyoruz. Üçüncüsü, biz emeklilikte adalet ve insanca yaşam istiyoruz.

“DEMOKRASİNİN İŞLEDİĞİ BİR ÜLKE İÇİN MÜCADELE VERİYORUZ”

Yıllarca çalıştık, yıllarca ürettik. Herkes açısından belli bir süre çalıştıktan sonra emekli olmak ve emekli olduktan sonra da son nefesimize kadar insanca yaşayacak bir ücret, hepimiz için temel haktır. Devletin de bunu sağlamak görevidir. Emeklileri yük olarak gören bu zihniyet terk edilmeli, emekliliğin hak olduğu kabul edilmelidir. Bugün emeklilik sisteminde bir dizi adaletsizlik var. İşte kademeli emeklilik isteyenler, emeklilik sistemindeki o sert dönüşümden, sert geçişten kaynaklı yaşanan mağduriyetler, staj ve çıraklık sigortası mağdurları… Yani bütün bu taleplerin karşılık bulması, emeklilikte adalet, insanca yaşam, en düşük emekli aylığının en az asgari ücret düzeyine yükseltilmesi, hazineden tamamlama biçimindeki o ucube sisteme artık son verilmesi ve tüm emekli aylıklarının da artırılması için bu mücadeleyi birlikte büyütüyoruz.

Biz demokrasi istiyoruz. Demokrasinin olmadığı yerde ekmek de yoktur. O nedenle demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlediği bir ülke için mücadele veriyoruz. Demokrasi dediğimizde de beş yılda bir gidip sandıkta oy vermeyi anlamıyoruz yalnızca. Demokrasi hayatın her anında, her alanında; başta işçiler, emekçiler, emekliler, kadınlar, gençler olmak üzere hayatın her anında ve her alanında söz ve karar sahibi olmak demektir. O nedenle işçi sınıfının kendi hayatı hakkında söz ve karar sahibi olmasının biricik yolu olan sendikalaşma ve örgütlenmenin önündeki bütün engellerin kaldırılması için mücadele veriyoruz. Demokrasinin en temel kuralı olan seçme ve seçilme hakkımıza sahip çıkmak için, seçtiğimiz belediye başkanlarının tutuklanıp cezaevlerine gönderilip yerlerine kayyumların atanmaması için, ifade özgürlüğümüz için, itiraz edenin anında tutulup hapishanelere kapatıldığı bir düzene son vermek için, basının özgür olduğu, televizyon kanallarının kapatılmadığı, gazetecilerin tutuklanmadığı bir ülke için mücadele veriyoruz.”