(İZMİR) – Tüm İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hekimi, Diğer Sağlık Personeli ve OSGB Çalışanları Sendikası (TÜM İSG-SEN), İzmir Bornova’da 30 Aralık 2022’de 6 işçinin yaşamını yitirdiği ve 3 işçinin yaralandığı vinç kazası nedeniyle iş güvenliği uzmanı Fikret A’nın 12 yıl 6 ay hapis ve 3 yıl meslekten men cezasına çarptırılmasını protesto etti.
Sendika üyeleri, Bayraklı Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı makine mühendisi Ümit Turan okudu. Turan, kazanın tüm sorumluluk boyutlarıyla araştırılması, iş güvenliği uzmanlarının görev ve yetkilerinin de hukuki değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini belirtti.
“Hayatını kaybeden işçilerin aileleri adalet istiyor, biz de adalet istiyoruz” diyen Turan, adaletin yalnızca kişileri cezalandırmak değil, facianın nasıl meydana geldiğini ortaya çıkarmak olduğunu söyledi.
Kazaya ilişkin alınan 3 bilirkişi raporunda 3 farklı sonuca ulaşıldığını ifade eden Turan, “Kamuoyuna yansıyan bilgiye göre iş güvenliği uzmanının bir raporda kusuru bulunmadığı, bir diğerinde tali kusurlu, üçüncüsünde ise asli kusurlu olduğu belirtiliyor. Üç rapor, üç farklı değerlendirme. Ve meslektaşımız Fikret hakkında 12 yıl 6 ay hapis ve 3 yıl meslekten men cezası verildi. Üstelik Fikret, istinaf kararı beklenmeden karar duruşmasında fiilen tutuklandı. Peki, hangi somut delil? Hangi ihmal, hangi etki? Fikret’e yüklenen kusur nedir? Bu kusurun kazanın meydana gelmesiyle bağlantısı nasıl kurulmuştur? Farklı bilirkişi değerlendirmeleri mahkeme kararında nasıl ele alınmıştır? Bunları görmek istiyoruz” dedi.
“GERÇEK SORUMLULARI BELİRLEMEDEN İŞ KAZALARINI ÖNLEYEMEYİZ”
Adalet varsayımlarla değil; bilimle, hukukla ve somut delille sağlanacağını söyleyen Turan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İş güvenliği uzmanı işveren değildir. Şantiyeyi, işleri tek başına yöneten değildir. Vinç operasyonunu sırf unvanı nedeniyle yöneten değildir. Her kararı veren, her yetkiye sahip olan kişi değildir. Biz sorumluluklarımızdan kaçmıyoruz. Yasanın doğru uygulanmasını istiyoruz. 6331 sayılı kanunun ilgili maddeleri gereğince yasadaki tehlikeler uzman eşliğinde risk değerlendirme ekibiyle birlikte belirlenir. İş Güvenliği Uzmanı’nın görevi teknik bilgisiyle tespit ve önerileri işverene bildirmek ve rehberlik yapmaktır. Bildirilen bu eksikleri gidermek ve tedbirleri hayata geçirmek bütünüyle işverenin yükümlülüğündedir. Gerçeği bir kez daha vurguluyoruz. Uzman, sahasının teknik gözü ve rehberidir. Soruyoruz. Bir meslek unvanı insanı her kazanın sorumlusu yapabilir mi? İşverenin sorumlulukları görmezden gelinebilir mi? Şantiyeyi, iş yeri yönetiminin kararları araştırılmadan adalet sağlanabilir mi? Vinç yükseltilmesini kim planladı, kim yönetti, teknik önlemleri kim almak zorundaydı? İşçilerin barınmak amacıyla indirildikleri yer nasıl değerlendirildi? Bütün bunlar araştırılmadan, bütün sorumluluk ilişkileri ortaya çıkarılmadan gerçek adalete ulaşılabilir mi?”
Fikret A’nın riski işverene sözlü ve yazılı olarak tebliğ ettiğini ve rehberlik ve danışmanlık görevini tamamladığını belirten Turan, işveren ve saha amirlerinin ise, “Bu konteynerleri buradan kaldıramam. Ama vinç çalışmasında alan sınırlamasını yapar, giriş çıkışı engellerim ve konteynerlerin kullanılmamasını sağlarım” dediğini anlattı.
Turan, “İş güvenliği uzmanının operasyonel kuralı uygulayamayan işverenin ihmalinden ve yönetimsel kusurlarından sorumlu tutulması, ceza hukukunun illiyet bağına ve suçun şahsiliği ilkesine aykırıdır. İş güvenliği uzmanı günah keçisi değildir. Kusur unvanla değil, somut delillerle belirlenmelidir. İş kazalarının ardından bütün sorumluluğu iş güvenliği uzmanlarının üzerine yıkmak iş yerlerindeki tehlikeleri ortadan kaldırmaz. Uzmanları cezalandırmak çalışma alanlarını güvenli hâle getirmez” diye konuştu.
“KUSURUN UNVANLA DEĞİL, DELİLLE BELİRLENMESİNİ İSTİYORUZ”
Arkadaşları hakkında verilen kararın bütün deliller ışığında yeniden incelenmesini istediklerini bildiren Turan, şunları kaydetti:
“Çelişkili olduğu belirtilen bilirkişi raporlarının açıklığa kavuşturulmasını, gerekiyorsa bağımsız ve yetkin bir heyetten yeni bir değerlendirme alınmasını istiyoruz. İşverenin, şantiye ve iş yeri yönetiminin ve vinç operasyonunda görev alan herkesin somut sorumluluklarının araştırılmasını istiyoruz. Fikret’in tutukluluk durumunun hukuka ve ölçülülük ilkesine uygun biçimde yeniden değerlendirilmesini, serbest bırakılmasını istiyoruz.
İş güvenliği uzmanlarına yönelik yaptırımlar adli yargıya taşınmadan, yalnızca ceza puanı gibi idari tedbirlerle sınırlı tutulmalıdır. Ve iş güvenliği uzmanlarının mesleki bağımsızlıklarının, bildirim haklarının ve iş güvencelerinin korunmasını istiyoruz. Çünkü sahada ayağı olmayan kısmi zamanlı uzmanın sahadaki anlık kural ihlallerini bilip eş zamanlı olarak bakanlığa bildirmesi fiilen imkânsızdır. Ve ceza gerekçesi yapılamaz. Cezalar, tedbirleri fiilen hayata geçirmeyen asıl sorumlulara yüklenmelidir. Asıl sorumlulara uygulanmalıdır.”

