Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Halkevleri Doğu Karadeniz Temsilcisi Özkan Hopa’da konuştu: “Ekonomik krizde değiliz, bu bir ekonomik tercih”

Halkevleri Doğu Karadeniz Bölge Temsilcisi Haktan Özkan, “Örgütlü halk her sorunu çözer” Karadeniz buluşmaları kapsamında Hopa’da konuştu. Özkan, “İktidar şunu propaganda ediyor ‘Ekonomik krizdeyiz’. Biz de buradan çıkarak diyoruz ki hayır, ekonomik krizde değiliz, bu bir ekonomik tercihtir” dedi. 

Halkevleri Doğu Karadeniz Bölge Temsilcisi Haktan Özkan, “Örgütlü halk her sorunu

Haber: Uğur İSTANBULLU

(ARTVİN) – Halkevleri Doğu Karadeniz Bölge Temsilcisi Haktan Özkan, “Örgütlü halk her sorunu çözer” Karadeniz buluşmaları kapsamında Hopa’da konuştu. Özkan, “İktidar şunu propaganda ediyor ‘Ekonomik krizdeyiz’. Biz de buradan çıkarak diyoruz ki hayır, ekonomik krizde değiliz, bu bir ekonomik tercihtir” dedi.

“Örgütlü halk her sorunu çözer” Karadeniz buluşmaları kapsamında düzenlenen halk buluşması Hopa’da gerçekleştirildi.

Halkevleri Doğu Karadeniz Bölge Temsilcisi Haktan Özkan, burada yaptığı konuşmada, “iktidarın ‘Ekonomik krizdeyiz’ propagandası yaptığını” söyleyerek, “Biz de buradan çıkarak diyoruz ki hayır, ekonomik krizde değiliz. Türkiye’de bir ekonomik kriz yoktur. Bir kriz yoktur ki on yıl boyunca bu dalgalanmayla sürsün. Krizler belirli kesitlere sıkışır. Açılır, çözülür, sistem kendini restore eder vesaire. Hayır, tam aksine bu ekonomik bir tercihtir” ifadelerini kullandı.

“İTİRAZ EDEN TEK ODAĞI GÜÇLENDİRMELİYİZ”

“Halkın büyük çoğunluğunun Türkiye’nin ekonomik krizde olduğunu düşündüğünü” söyleyen Özkan, “‘Seçim yaklaşıyor, seçimde pastadan pay dağıtmak zorunda kalırlar’ gibi gündelik beklentilerle aslında halkın temel sorunlarının üstü örtülmüş oluyor. Bu model tükendi. Bu modele göre sermayenin birikmesi, sermayenin yeniden kendini var etmesi ve el değiştirebilmesi için son derece kuralsız bir yönetim biçimi lazım. Fon vurgunu buna bir örnektir. Yani fon vurgununda yaşadığımız şeyin özeti, nedeni nedir? Sadece açgözlü birkaç kişinin, politikacının ya da açgözlü birkaç iş insanının yapmış olduğu bir vurgun değil bu. Bu, kuralsızlıkla, ancak ve ancak kuralsızlıkla yapılabilecek bir şeydir. Bir vurgundur.

“TÜRKİYE’DE SADECE TOPLUMSAL MUHALEFET KALDI”

Bütün bu kuralsızlığın dayatılabilmesi için yapılması gereken şey Türkiye’de şu ana kadar yapıldı. Sistem açısından tüm kurumlar ortadan kaldırıldı. Yani herhangi bir kural koyacak ya da var olan bir kuralı denetleyecek herhangi bir kurum ve mekanizma yok. Yargı dâhil olmak üzere; ordusu, bürokrasi vesaire, tüm bunlar dâhil olmak üzere, Meclis dâhil olmak üzere, belirli sivil toplum kuruluşları ve kamusal kurumlar dâhil olmak üzere… Tek şey kaldı şu an Türkiye’de: Toplumsal muhalefet dediğimiz muhalefet biçimi. Bu nedenle aslında biz biraz da toplumsal muhalefeti bir halk mücadelesi ekseninde örgütleme tartışması yapıyoruz. Neden? Türkiye bir süredir çeşitli seçim denklemlerinin ve çeşitli iktidar içi ittifak düzenlerinin içinden geçiyor. Fakat bu seçim denklemleri aşıldıktan sonra halk kendi temel sorunlarıyla tekrar baş başa kalıyor.

Memleket bir iki yıl içinde, bir yıl içinde hatta bir seçim sathı hâline girecek. Ve aslında bu, Türkiye için yine çok büyük bir fırsatın kaçırılması anlamına gelecek. ‘Zaten değişecek, zaten bir şeyler olacak, zaten bir şeyler olabilir’ ya da oraya bakan, perspektifini oradan kuran çeşitli stratejiler aslında şu yenilgiye uğrayacak. Bu seçim de gelip gidecek. Tıpkı 2023 gelip gittiği, tıpkı 2018 gelip gittiği gibi bu seçim de gelip gidecek. Ve günün sonunda, seçimin sabahı baktığımızda, tekrardan tüm kamusal hakların yağmalandığı, yine aynı faturaları ödemek zorunda kaldığımız, aynı kiraları ödemek zorunda kaldığımız, aynı yoksulluğun, devlet okullarındaki aynı sefilliğin, aynı katliamların, aynı cinayetlerin, aynı iş cinayetlerinin söz konusu olduğu bir dünyaya, bir memlekete uyanacağız.”

“İKTİDAR KRİZİ ÇÖZMEK YERİNE KRİZİ YARATIYOR”

Halkevleri Örgütlenme Sekreteri Nebiye Merttürk ise “Bu krizleri çözmesini beklediğimiz, bugün saray rejimi olarak tarif ettiğimiz iktidarın kendisi, krizleri çözmeyi bir tarafa bırakalım, krizi yaratan pozisyonda hayatımıza müdahil oluyor” ifadelerini kullandı. Merttürk, şunları söyledi:

“Çok uzunca bir süredir yaşadığımız baskı koşullarında, şuralar altında haklarımız teker teker gasbedilirken, çok ufak kazanımlar elde ederek temel haklarımızı bile dişimizle, tırnağımızla, sokakta, emeklerimizle kazıya kazıya aldığımız bir ortamda halk yeniden nasıl bir toplumsal güç olarak örgütlenebilir? Bunun sorusunu hep birlikte arıyoruz aslında, bakacak olursak. Bir yandan toplumsal bir kriz yaşanıyor memlekette, bir yandan ekonomik, bir yandan ekolojik. Bütün bu krizleri ayrı ayrı bir kriz olarak değerlendirmek mümkün değil. Hepsi birbiriyle bağlantılı krizler olarak yaşanıyor.

Bu krizleri çözmesini beklediğimiz, bugün saray rejimi olarak tarif ettiğimiz iktidarın kendisi, krizleri çözmeyi bir tarafa bırakalım, krizi yaratan pozisyonda hayatımıza müdahil oluyor. Çözme kapasitesini giderek daha fazla yitiren ya da çözme niyeti olmayan ve halkın rızasını alma potansiyelini de daralttığı bir yerde saray rejimi, bugün sorunların çözüm yeri değil, tam olarak kaynağı olarak karşımıza çıkabiliyor bu manzarada.”