Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ekrem İmamoğlu’nun İBB Davası’ndaki savunması sürüyor: “Yaşadıklarımız, halkın iradesinden korkanların koltuklarını kaybetmemek için demokrasi dışı yollarla rakibini devreden çıkartma girişimi”

İBB Davası’nda savunmasına devam eden Ekrem İmamoğlu, “Yaşadıklarımız halkın iradesinden korkanların koltuklarını kaybetmemek için demokrasi dışı yollarla rakibini hem de hiç görülmemiş biçimde devreden çıkartma girişimidir. Bir avuç muhterisi bu noktaya getirense benim ve arkadaşlarımın İstanbul’u yönetirken sergilediğimiz büyük başarı ve halkla kurduğumuz güven ilişkisinin tüm Türkiye’ye örnek olmasıdır, tüm Türkiye’ye umut olmasıdır. Çünkü biz yıllardır ihmal edilmiş, bir siyasetçinin tapulu malı gibi gördüğü ve kaynaklarını bir avuç insanın çıkarı için kullanılmış bir şehri, bütün İstanbulluların şehri yapmak için yola çıktık ve başardık” dedi.

İBB Davası'nda savunmasına devam eden Ekrem İmamoğlu, “Yaşadıklarımız halkın iradesinden

Haber: Esra TOKAT – Zuhal ÇİLOĞLAN

(İSTANBUL) – İBB Davası’nda savunmasına devam eden Ekrem İmamoğlu, “Yaşadıklarımız halkın iradesinden korkanların koltuklarını kaybetmemek için demokrasi dışı yollarla rakibini hem de hiç görülmemiş biçimde devreden çıkartma girişimidir. Bir avuç muhterisi bu noktaya getirense benim ve arkadaşlarımın İstanbul’u yönetirken sergilediğimiz büyük başarı ve halkla kurduğumuz güven ilişkisinin tüm Türkiye’ye örnek olmasıdır, tüm Türkiye’ye umut olmasıdır. Çünkü biz yıllardır ihmal edilmiş, bir siyasetçinin tapulu malı gibi gördüğü ve kaynaklarını bir avuç insanın çıkarı için kullanılmış bir şehri, bütün İstanbulluların şehri yapmak için yola çıktık ve başardık” dedi.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 100. günü Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesindeki duruşmayla devam ediyor. Ekrem İmamoğlu, üçüncü günde savunmasına devam ediyor.

İmamoğlu, “Bir şafak baskını, hatta sahur baskını gördük. Soru sorulmadan geçen 4 gün herkese açık, savunmaya kapalı bir soruşturma gördük. ‘Tutukla, aileyi al, şablonu koy, kapıyı aç’ diye işleyen bir itirafçı düzeni gördük. Bir partinin kapatılmasıyla biten bir ceza iddianamesi gördük. Bir belediyenin teşkilat şemasından çıkartılmış bir örgüt şeması gördük. Ve 560 milyardan 160 milyara, 160 milyardan 0’a inen bir rakam gördük. Devlet projesini yüklenicisine yazılmış bir maden zararı gördük. Borcunu ödediği için dolandırıcılıkla suçlanan bir yönetim gördük. Kamuya yarım milyar lira kazandırdığı için rüşvetle suçlanan bir ihale iptali gördük. Zamanda geriye akan paralarla uydurulan bir iftiraname gördük. Müştekinin memurundan bilirkişi gördük. Kapanan mikrofondan yazılmayan cümleler, değişen hakimler ve bütün bunların bedelini cezaevlerinde ödeyen yüzlerce insan gördük” dedi.

“BU DOSYADA SİPARİŞLE YAZILMIŞ BİR İFTİRANEME VAR”

İddianameyi eleştiren İmamoğlu, “Bu dosyanın hiçbir durağında belge yok. Manşet var, şablon var, duyum var, siparişle yazılmış bir iftiraname var. Belge bizde, cümle onlarda. Hükmümü söylüyorum: Bu dosyada suç yok. Bu dosyada siyaset var. Sandık var, milletin bir iradesi var. O iradeyi bir ceza dosyasıyla yenmeye çalışan acz içindeki insanlar var. Bu suç değil, siyasettir. Bu yazılan şey siyasetin ta kendisidir. Siyaset bu ülkede bir zümreye ya da bir kişiye ait değildir, millete aittir” diye konuştu.

“İSTANBUL’DA AZ ZAMANDA, AZ KAYNAKLA KAMU YARARINA İNANILMAZ BAŞARILI İŞLER ÜRETTİK”

İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde kendi yönetiminde yapılan çalışmaları anlatarak, önceki dönemlerle kıyaslama yaptı. İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Biz bizden önceki yönetimlerle kıyaslandığımızda herkes görecektir ki İstanbul’da az zamanda, az kaynakla, kamu yararına inanılmaz başarılı işler ürettik. Çok daha fazla iş yaptık. Çok daha fazla metro, çok daha fazla altyapı yatırımı, çok daha fazla yeşil alan, çok daha fazla sosyal destek, hem de misli misli çok daha fazla sosyal kültürel yatırım. Peki bu nasıl mümkün oldu? Dürüst ve liyakatli yönetimimiz sayesinde mümkün oldu. Siyasetin esir almadığı, siyasetin hüküm koymadığı, yani siyasi partinin göreviyle devletin konumunu birbirinden ayıran ahlakla oldu.”

2019 yerel seçimlerini önemli bir milat olarak nitelendiren İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2019 yerel seçiminden önce benim adaylığım, her ne kadar o dönemde mensubu bulunduğum Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti arasındaki ittifakın bir adayı olarak yola çıkmış isem de ki bugün çok değerli iki genel başkanın burada olmasından da mutluluk duyuyorum. Hem Sayın Müsavat Dervişoğlu’nu hem de Sayın Özgür Özel’i saygıyla selamlıyorum” dedi.

İmamoğlu, İstanbullulara hitap etmek ve kapsayıcı bir yönetim anlayışı ortaya koymak için “İstanbul İttifakı” kavramını gündeme getirdiğini belirterek, “2019 seçimleri, daha evvelki gün anlattığım şekliyle, o ittifakın, siyasi ittifakın bir suç sayıldığı şekle kadar giden bir yolculuğu tariflemiştik esasen o gün. Ve o gün başlayan o mücadele gerçekten Türkiye demokrasisi adına ve Türkiye’deki değişim adına muazzam bir başarıyı bizlere kazandırdı” diye konuştu.

“6 YILDA BİZE GÜVENENLERİN BAŞINI ÖNE EĞDİRMEDİK”

İmamoğlu, İBB dönemindeki denetimlere ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

“6 yılda bize güvenenlerin başını öne eğdirmedik. Bin 600 denetimden hepsinden aklanarak çıktık. Aynı periyotla bizden önceki dönemde tam 11 kat denetlendik, 11 kat. Bir tarafta 140, bir tarafta bin 600. Bu kadar misliyle denetlenen bir kurumun, tabiri caizse girmedikleri daire başkanlığı, girmedikleri iştirak kalmadığı halde verilemeyecek hiçbir hesabımız olmadığını ispat ettik. Hakkımızda açılan tek bir dava yok. Bu yüzden sizler de biliyorsunuz ki burada yol arkadaşlarımızla yargılanmamızın sebebi yolsuzluk değil; tam tersine yolsuzluğa, İstanbul’un talanına ve 100 milyarlarca dolarlık imar rantına dur demiş olmamızdır.”

“BU DAVANIN ALTINDA YATAN SİYASİ HUSUMETİN KÖKENİ, İSTANBUL MODELİNİN BÜYÜK BAŞARISIDIR”

İmamoğlu, davanın arkasında siyasi husumet bulunduğunu ifade ederek, “İstanbul Modeli”ni anlattı. İmamoğlu, “Tüm bunların yanı sıra bu davanın altında yatan siyasi husumetin kökeni, İstanbul Modeli’nin büyük başarısıdır. O güçlü, var ettiğimiz İstanbul İttifakıdır. Gerçekten hiçbir insanına, hiçbir hizmetine siyasi bir kılıf takarak değil, tam aksine milletine hizmet eden bir belediyeciliği ortaya koymanın, her siyasi partinin içinde olduğunu, her siyasi anlayışın hizmet almasındaki yolların açık olduğunu, herkese eşit davranıldığını ortaya koyan bir anlayıştır İstanbul Modeli” dedi.

İmamoğlu, seçim kazanmanın ve kaybetmenin demokrasi içinde bir husumet nedeni olamayacağını belirterek, şöyle konuştu:

“İşte İstanbul modelinin bu büyük başarısı siyasi husumetin kökeni olmuştur. Yani ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır’ diyen zihniyetin, bunu kendine tehdit görmesinden dolayı ortaya çıkan bir husumetin, sürecin sonucudur bugünkü dava. Halbuki yani seçim kazanmak, seçim kaybetmek böyle bir husumet doğurabilir mi, mümkün mü? Demokrasi anlayışında bunu kabul etmek ya da bunu bir hakmış gibi göstermek mümkün mü? Ama şu anlayışla mümkün; ‘Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz’ diyen anlayışa sahipseniz mümkündür husumet.

Kaldı ki kazanmak, kaybetmek diye bir şey olmaz, o bir günlük bir şeydir. Ama ertesi gün artık kazanan o şehrin insanı olur. Eğer seçimi kazanan ve yönetimi o gün itibarıyla ele alan bir siyasetçi, o ahlaki duruşu, o demokrat tavrı gösteriyorsa, o an itibariyle herkes kazanıyor demektir. Esasen kazanmanın rekabetidir ahlaki duruş ve ahlaklı siyaset.”

“Bir toplumun, bir ülkenin, bir milletin hizmetine koşan insanlar, birbirine çelme takmaz, daha iyinin yarışını ortaya koyar. Budur demokrasi, budur siyasi siyasetin ahlaki duruşunun usul ve üslubu. Ama bugünkü zihniyet orada değildir” diyen İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 Nisan 2010’da bir çocuğa söylediği “Artık yetki sende, ister asarsın, ister kesersin” sözünü de hatırlattı ve “Bu değildir yönetici” dedi.

“BİZ BAŞARDIK, ONUN İÇİN BU DAVA VAR”

İmamoğlu, kendisinin ve çalışma arkadaşlarının İstanbul’da elde ettiği başarıların iktidar tarafından tehdit olarak görüldüğünü savundu. İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bakımdan yaşadıklarımız halkın iradesinden korkanların koltuklarını kaybetmemek için demokrasi dışı yollarla rakibini hem de hiç görülmemiş biçimde devreden çıkartma girişimidir. Bir avuç muhterisi bu noktaya getirense benim ve arkadaşlarımın İstanbul’u yönetirken sergilediğimiz büyük başarı ve halkla kurduğumuz güven ilişkisinin tüm Türkiye’ye örnek olmasıdır, tüm Türkiye’ye umut olmasıdır. Çünkü biz yıllardır ihmal edilmiş, bir siyasetçinin tapulu malı gibi gördüğü ve kaynaklarını bir avuç insanın çıkarı için kullanılmış bir şehri, bütün İstanbulluların şehri yapmak için yola çıktık ve başardık.

Yandaşa şunu bunu dağıtmadık. Kendimize yandaş kurumlar, dernekler, vakıflar tespit etmedik. Kişilere mekan, mal, mülk dağıtmadık. Hatta bu tür işgal edilmiş İstanbul’u ayıklamaya, temizlemeye, arındırmaya gayret ettik. Ve onun için gurur duyuyorum bütün arkadaşlarım.
“İşte burada sergilediğimiz bu başarı, halkla kurduğumuz güven ilişkisinin tüm Türkiye’ye örnek olmasıdır, tüm Türkiye’ye umut olmasıdır tüm bu yaşadıklarımız. Bunu kendisine tehlike olarak gördü. Altını çiziyorum, biz başardık, onun için bu dava var. Evet biz arkadaşlarımızla gerçekten kıyıda köşede diye tariflediği Beylikdüzü’nde de başardık, İstanbul’da da başardık.”

“Bir başkasının başarısı iktidarın niçin korkulu rüyası olur” d ye soran İmamoğlu, “Rakibiyle girdiği tüm seçimleri kaybeden bir iktidar yeniden kazanabilmek için neden kendine milletine değil de kontrolü altına aldığı yargıya güvenerek, yol ve yöntem geliştirir? Niçin bu kadar acz içerisinde haksız bir hale düşer?” ifadelerini kullandı.

“12 METREKAREDEN HER GÜN HALKIMIZA UMUT VEREN MESAJLAR VERİYORUZ”

İmamoğlu, iktidarın halktan koptuğu değerlendirmesinde de bulunarak, savunmasına şöyle devam etti:

“Sandık konulduğu zaman oraya gidecek olan milletiyle köprü kuramıyorsa, konuşamıyorsa, bağı kopmuşsa, insanlarla buluşamıyorsa, bir Saraya kendini kapatmışsa, bütün imzaları tek bir elde toplamışsa, ortak aklı, istişareyi hafızasından silmişse, ‘benden olanlar, olmayanlar’ zihnine oturtmuşsa, o insanın başka bir yolu ve yöntemi kalmaz.

Ama biz yüzümüzü hep halkımıza döndük. Hala halkımızla konuşuyoruz. 12 metrekareden her gün halkımıza umut veren mesajlar vermenin gayretini ortaya koyuyoruz. Millet, bu iktidarın baştan aşağı yenilenmediği sürece, zihniyeti değişmedikçe, İstanbul’u da Türkiye’yi de asla bizim kadar iyi yönetemeyeceğini net olarak görmüştür. Daha doğrusu, onların artık bu ülkeyi ve bu şehirleri yönetemeyeceğini, halktan koptuğunu görmüştür.”

2024 seçim başarısına da değinen İmamoğlu, “Bunun için İstanbul Modeli herkese bu gerçeği gösterdiğinden ötürü iktidarın korkulu rüyasıdır. Milletimiz, İstanbul Modeli’nin sonuçlarını görmüş, yaşamış, yönetim anlayışımız, yönetim becerimiz, yönetim ahlakımız ve bu iktidar arasındaki dağlar kadar olan farkı hissetmiş, benimsemiş ve kabul etmiştir” diye konuştu.

“BEYLİKDÜZÜ’NDEKİ BAŞARDIKLARIMIZ OLMASA BU KADAR SAĞLAM İSTANBUL MODELİ OLMAZDI”

İmamoğlu, İstanbul Modeli’nin temellerinin 2014-2019 yılları arasında Beylikdüzü’nde atıldığını söyledi. “Biz bu modeli 2014’te Beylikdüzü’nde inşa etmeye, tabiri caizse oya gibi işlemeye esasen başlamıştık. 2014-19 yılları arasında Beylikdüzü’ndeki başardıklarımız olmasa bu kadar sağlam ve etkili İstanbul Modeli olmazdı” diyen İmamoğlu, belediyecilik uygulamalarını bilim, teknik ve ortak akılla geliştirdiklerini belirtti. İmamoğlu, “Hiçbir gün ‘ben bilirim’ noktasında olmadık. Mini minnacık çocuklarımızdan bile projeler öğrendik, taleplerini dinledik, onların dilleriyle projelerin isimlerini koyduk. Çocuklarımızın, 5-6 yaşındaki çocuklarımızın dahi… Böyle bir modeldir, yönetim felsefemiz buradan çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

“ŞEHRİN MEYDANLARINI BİR AVUÇ RANTÇININ DEĞİL, VATANDAŞIN FAYDASINA SUNDUK”

Kamu yararına bir belediyecilik anlayışı ile hareket ettiklerini vurgulayan İmamoğlu, “Hava koridorlarını açık tutmak, çiçekle, ağaçla insanları, sporla bir araya getirmek, dere yataklarını, kent ormanlarını, göl ve deniz kıyılarını, şehrin meydanlarını bir avuç rantçının değil, vatandaşın faydasına sunmaya ne kadar kararlı olduğumuzu o kıyıda köşede dedikleri ilçede başardık biz” diye konuştu.

Beylikdüzü’ndeki Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi ile Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi’ni de anlatan İmamoğlu, “İddia ediyorum, 10 senede bir ilçe belediye başkanı İstanbul’da böyle bir kültür merkezi açamaz” dedi.

Kültür merkezlerinin büyüklüklerine ilişkin bilgi veren İmamoğlu, “Burası da Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi. 33 bin metrekare, diğeri yaklaşık 20 bin metrekarelik büyük, kocaman kültür merkezleri. Birisi şehrin merkezinde, bir diğeri Fatih Sultan Mehmet Kültür ve Sanat Merkezi, Beylikdüzü’nden az oy aldığımız o dönemdeki mahallenin tam göbeğinde. Yüzde 10’larda oy aldığımız mahallenin göbeğinde. Yani ‘Bana oy verene tabii ki metro yapacağım, oy vermeyene niye metro yapayım?’ diyenlerin tam tersine” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, Beylikdüzü’nde kreşler, kütüphaneler ve sosyal yaşam alanları oluşturduklarını belirterek, uyuşturucu ve kumarla anılan bir iş merkezinin dönüştürülerek Zübeyde Ana Sosyal Yaşam Merkezi’nin hayata geçirildiğini anlattı. “Her tarafında uyuşturucunun cirit attığı bir yeri alıp, bir bölümünü kamulaştırıp, bir bölümünü kiralayıp, orayı çocuğun, kadının ders kursuna gittiği, meslek kursuna gittiği, kültür ve sanat eylemlerinin içine geçtiği, yani bir çöküntü alanını toplumsal bir mekana dönüştürmektir İstanbul Modeli” diyen İmamoğlu, “Dosteller Mağazası’nda ihtiyacı olan insanların gelip, bir elin öbür eli görmeden destek alıp verdiği merkezler üretmektir; Askıda Fatura’nın doğduğu yerdir Beylikdüzü” ifadelerini kullandı.

“BEYLİKDÜZÜ METROSU İÇİN 5 YILDIR TEK BİR İMZA EKSİK, CUMHURBAŞKANI İMZASI”

İmamoğlu, Beylikdüzü metrosunun Cumhurbaşkanlığı yatırım planına alınması için yaptığı girişimleri anlattı. Projenin beş yıldır onaylanmadığını belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Yaklaşık 2 milyon nüfusa hizmet edecek Beylikdüzü metrosunu, Büyükşehir Belediye Başkanı olduğumun hemen ikinci yılında, Cumhurbaşkanlığı yatırım planına alınsın diye, Cumhurbaşkanlığı’nın gündemine taşıyan ben, 5 yıldır bunu Cumhurbaşkanlığı’na onaylatamayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Para istemiyoruz, kaynak istemiyoruz, kredi istemiyoruz; projesi hazır, yurt dışından kaynağı hazır, tek bir imza eksik: Cumhurbaşkanı imzası. Yatırım onayı verecek, sonrasını biz yürüteceğiz. 5 yıldır vermiyor! Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?”

Merkezi yönetimin belediyelere yönelik yaklaşımını eleştiren İmamoğlu, “Yöntemi İzmir modeli işte. Yöntemi Afyon modeli. Yöntemi Aydın modeli. Tutar mı? Tutmaz, tutmaz. Emek hırsızlığıyla hiçbir yere gelemezsin, elindeki bereket kaçar. Milli irade hırsızlığıyla milleti ikna edemezsin” ifadelerini kullandı.

“İSTANBUL’A 14 MİLYON METREKARE YEŞİL ALAN KAZANDIRDIK”

İmamoğlu, İstanbul’da hayata geçirilen yeşil alan projelerini de anlattı. “İstanbul’un 2019 itibarıyla muhafızı olduk. Doğasını koruduk. İstanbul’a 14 milyon metrekare yeşil alan kazandırdık. Kent ormanları, yaşam vadileri, şehir parkları, meydanlar, her biri birbirinden tarifsiz güzellikleri kattık. Yüzlerce semt parkı, mahalle parkı, yüzlerce artık 400’lere varan sayılara ulaştı” diyen İmamoğlu, Sarıyer Büyükdere’deki fidanlık alanına ilişkin görselleri de duruşma salonundaki ekranda gösterdi.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’de meyve üretiminin gelişmesi amacıyla Büyükdere’de fidanlık kurulduğunu anlatan İmamoğlu, alanın bakımsız bırakıldığını söyledi. İmamoğlu, “Mustafa Kemal Atatürk’ün, ulu Önder’in Cumhuriyetin ilk yıllarında fidancılığın gelişmesi için özellikle meyve fidancılığı, Türkiye’deki meyve üretiminin gelişmesi için Büyükdere’de fidanlık kuruyor. Kurduruyor. Ve burası fidan yetiştiriciliğinde bir kültür gelişiyor. Biz geldiğimizde üstteki fotoğrafa bakın. Çoğu çürümüş binalar. Yerle bir olmuş falan… Burayı gördüğümde şok oldum” dedi.

“BİZ 2019’DAN İTİBAREN BU ŞEHRE DERİN BİR NEFES ALDIRDIK, DERİN BİR ‘OH’ ÇEKTİRDİK”

Yaklaşık 250 bin metrekarelik alanın imara açılarak konut ve villa yapılmasının gündeme geldiğini belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Baktık ki Sarıyer’in kayıtlarında, Sarıyer’e teklifler. Burayı imara açalım. Bir bölümünü Sarıyer Belediyesi’ne verelim, siz de buraya belediye binası yapın, diğer bölümüne konut yapalım, villa yapalım. 250 bin metrekare yerden bahsediyorum. Boğazın kıyısında bir yerden bahsediyorum. İçinden dere akıyor.

İmamoğlu, İstanbul’da dere yatakları ve sanayi alanlarının plansız biçimde imara açılmasını eleştirerek, “Hataları, geçmişine dönüp, onun kronolojisini iyi analiz edip, toplumla paylaşmak zorundayız. Biz 2019’dan itibaren bu şehre derin bir nefes aldırdık, derin bir ‘oh’ çektirdik” ifadelerini kullandı.

Büyükdere’deki alanın doğal yapısı korunarak yeniden düzenlendiğini belirten Ekrem İmamoğlu, “250 bin metrekarelik o üstte gördüğünüz çürüyen alan, çürüyen binalar, yerinde yine o gördüğünüz binaların birebir yapılmasıyla, yani oraya rant taşımadan, lüzumsuz binalar sokuşturmadan, doğal halini İstanbul’a kazandırmaktır İstanbul modeli” dedi. İmamoğlu, alanın insanların dolaşabildiği, spor yaptığı ve fidancılıkla ilgili kurslara katılabildiği bir yer haline getirildiğini belirterek, “Ve bu gördüğünüz alan yine dayanışmayla yapılmıştır. Bir firmanın katkısıyla yapılmıştır. İrtikap yoktur, rüşvet yoktur. Bir kuruş çıkmamıştır İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin cebinden yapılırken” diye konuştu.

(Sürecek)