(İSTANBUL) – Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB davası kapsamındaki savunmasının ilk gününü tamamladı, savunmasına yarın devam edecek. Yerel seçimlerde kazandıkları belediyelerin çeşitli yöntemlerle ellerinden alındığını, bunun milli irade vurgunu olduğunu belirten İmamoğlu,, “Bu millet umudu kesmeyecek. Çünkü bu millet iradesine el uzatanları her seferinde sandıkta yeniden yenmiştir. Tekrar yenecek” dedi.
İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 98. günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde yapılıyor.
Ekrem İmamoğlu savunmasında, hakkındaki davaların anlatmakla bitmeyeceğini, kötü süreçlerle muhatap edildiklerini belirterek, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden yürütülen davalar, operasyonlar ve buna ilişkili 15-16 tane mahkemenin varlığı, aslında işte tamamının bir bütün olması ve meselenin tümüyle siyasi olması, tümüyle bu zemine oturtuluyor olması nettir. Çünkü rakipsizleştirme, bugünkü siyasi iradenin ve iktidarın hedefidir. Toplumun rakibi, daha doğrusu Cumhurbaşkanına karşı mücadele edecek olan kişiyi, Cumhurbaşkanının bizzat kendisinin tespit etme arzusu bugün yaşadıklarımızın sebebidir” diye konuştu.
“Adaysızlaştırma, lidersizleştirme, partisizleştirme zincirinin en ağır, en akıl almaz, en absürt, en skandal halinin de casusluk iftirası” olduğunu söyleyen İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Ne tesadüftür ki casusluk iftirası içerisinde kurulan tezgahın, o kötü senaryonun, onu yazan ve yazdıran aklın oraya koyduğu aktörün, hiç tanımadığım, hiç bilmediğim, sadece beş dakikalık bir fotoğraf anısına sahip olduğum kişinin diğer salonda casusluk davasına dönüşmesi, aynı kişinin de bu duruşmada bu davada yöneticim olmasını sağlamıştır.”
“KAZANDIĞIMIZ 26 BELEDİYENİN 11’İNİ ELİMİZDEN ALDILAR”
Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2024’te, İstanbul’un kararını verdiğini ve 39 ilçenin 26’sını kazandıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bildiğim kadarıyla İstanbul’da ilk. Ve de şunu da söyleyeyim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi oylarında 39 ilçenin 32’sinde 1’inci olduk. 39 ilçenin 32’sinde 1’inci olduk milletimizin o kutsal oylarıyla. 13’ünü merkezi idareyi yöneten hükümetin partisi kazandı. Bugün o haritaya bakın, bizim kazandığımız 26 belediyenin 11’ini elimizden aldılar. Bir tek sandık kurulmadan, bir tek oy kullanılmadan. Nasıl mı? 3 yolla. Birinci yol; kelepçe ve kayyum. Esenyurt az önce ifade ettiğim gibi Ekim 2024’te gözaltına alındı. Az önce söylediğim uydurma iddianameyle, kent uzlaşısı iddianamesiyle yerine bir kayyum oturtuldu. Sonra tahliye edildi ama görevine dönemedi. Hala da dönemedi. Yerine oturtulan kayyumun da ne duruma düştüğünü geçenlerde takip ettik. Aynı şey Şişli’de, Belediye Başkanımız kendisi burada, Resul Emrah Şahan Başkanımız, yine aynı şekilde 19 Mart operasyonuyla gözaltına alındı. Yine kent uzlaşısı üzerinden tutuklandı ve de Mart 2025’te de Şişli’ye kayyum atandı. Birinci yöntem bu.”
“SANDIĞI TANIMAYANLAR YERİNE KAYYIMI KOYDU”
Sandığı tanımayanların, sandığın yerine kayyum olarak kaymakamı veya valiyi koyduğunu aktaran İmamoğlu, şöyle konuştu:
“İkinci yöntem, ‘başkanı tutukla, meclisi değiştir’ yöntemi. Bu yöntemin adımları hep aynı. Önce seçilmiş başkan gözaltına alınır, tutuklanır, görevden uzaklaştırılır. Sonra meclis toplanır, başkanvekili seçilir. Bizim aday kazanırsa seçim mahkemeye taşınır, iptal edilir. Sonra meclis üyelerine sıra gelir. Kimi gözaltına alınır, kimi bir gecede parti değiştirir ve seçim, sayılar değiştikten sonra tekrarlanır. Gaziosmanpaşa’da meclis, birkaç örnek vereceğim. Gaziosmanpaşa’da meclis çoğunluğu zaten AK Parti’ye aitti. Başkanımız Hakan Bahçetepe tutuklandı. Haziran 2025’te belediye meclisi oylamasıyla karşı tarafa geçildi. Bayrampaşa’da meclis çoğunluğu partimize aitti. Hasan Mutlu tutuklandı. Başkanvekilliği seçimini bizim adayımız kazandı. İtiraz edildi. Mahkeme seçimi iptal etti. Seçim Ekim 2025’te tekrarlandı ve belediye tek oy farkla, bildiğiniz yöntem ve usullerle ya korkuyla ya tehditle yargının da kullanılmasıyla birlikte Bayrampaşa el değiştirdi ve AK Parti’ye geçti.”
“ÜSKÜDAR BİR FACİA…”
Üsküdar Belediyesi’nde yaşananları ise “facia” olarak nitelendiren Ekrem İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Yarısını anlatabilirim, yarısını anlatmaya edebim ahlakım yetmez. Yani o edebim ahlakım onu anlatmama engel olur. Sinem Dedetaş… Yönettiği belediyeye önce bir operasyon yapılıyor. Daha sonra burada bir sistem yönetiliyor. İnsanların üzerine gidiliyor, korku salınıyor, meclis üyeleriyle ilişkilere geçiliyor. Sonra Sinem Dedetaş, Temmuz 2026’da gözaltına alınıp tutuklanıyor. Ve de Ağustos’ta yapılan başkan vekili seçimini 22’ye 18 adayımız kazanıyor. Suç duyurusu yapılıyor, mahkeme seçimi iptal ediyor. Seçim tekrarlanana kadar 4 meclis üyemiz parti değiştiriyor. 3 meclis üyemiz gözaltına alınıyor. Yani çare tükenmiyor! İkisi tutuklanıyor, biri serbest bırakılıyor ve oylamanın olacağı gün gözaltında tutuluyor önce, sonra tutuklanıyor ve 8 Eylül’de aynı meclis 23’e 19 bu sefer karşı tarafa geçiyor. Bir genç anneye, bir onurlu namuslu avukat meclis üyesine yapılanları yaradan da biliyor. Ben de çok iyi biliyorum, bu millet de günü geldiğinde öğrenecek. O insanları korumak adına bugün konuşmuyorum. Ama yapılan vahşiliği, yargı eliyle insanların nasıl yerle bir edildiğini, insanlığın, onurun, haysiyetin nasıl yerle bir edildiğini ben biliyorum. Bunu cümle alem de biliyor. Böyle bir vahşilik olamaz ya. Savcılık ne zamandan beri insanları tehdit mekanizmasına dönüşmüş? Ya bir insanın yakınının serbest kalıp kalmaması üzerinden siyasi pazarlık bu ülkenin sınırlarından içeriye ne zaman girdi? Adliyenin içerisine ne zaman sızdı bu? Arkadaş, olacak şey mi?
“ADALAR’DA ÖĞRENDİK, 2, 10’DAN BÜYÜKTÜR”
Dünya beşten büyüktür! Ama Adalar’da öğrendik ki 2, 10’dan büyüktür. Adalar’da bunu gösterdi bu iktidarımız. Neymiş efendim meclis üyeleri geçmeseymiş. Şu olmamış, bu olmazmış, olmasaymış da falan filan. Allah sizi ıslah etsin. Bu ülkede, bu insanlara bu şekilde diz çöktürmek, bizim insanımıza diz çöktürmek hem de yönetici tarafından; yani en güçlü el tarafından, hükümet tarafından, bakan tarafından, yargı tarafından bunun yapılması nasıl anlatılabilir? Ve Adalar da el değiştirdi. Hem de aynı konumdaki iki meclis üyesinin birisi göreve döndürülüyor, öbürü döndürülmüyor. Çünkü göreve döndürdükleri, iktidar lehine oy vereceği netleşiyor ama diğeri dönmem kararımdan dediği için o görevine döndürülmüyor.”
“ŞU İLİN BELEDİYE BAŞKANI GEÇİŞ YAPMIŞ, VAHİM, ALLAH DÜŞÜRMESİN”
İmamoğlu, İstanbul’un ilçelerinin bu şekilde gasbedilmesinin, milletin iradesine yapılan büyük bir vurgun olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
“Ondan sonra efendim neymiş? Şu ilin büyükşehir belediye başkanı geçiş yapmışmış. Artık geçtikten sonra o parti kimsesizlerin kimsesi, kime yutturuyorsunuz bunu? Vahim yani, vahim. Allah düşürmesin. Allah o duruma düşürmesin. Utanç verici. Haysiyetini, onurunu yerlere seren, perişan eden bir durum. Ama ben o adamı düşünmüyorum. Bu ülkenin en güçlü koltuğunda oturan bir insanın bu şekilde zorlayarak bu süreçlerin nasıl yapıldığını hepimiz biliyoruz. Bu hale düşürülen toplum yazıktır. Bu ülkede vesayet diye bir şey bu ülkenin en büyük düşmanıdır. Tebayı biz hafızamızdan sileli 100 sene oldu. Ben dünyanın en onurlu toplumunda yaşıyorum, en mutluyum niye? Korkma diye İstiklal Marşı başlıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Diz çök, elini öp. Ondan sonra sağına geç, soluna geç, elini kaldır, indir, haha hihi bütün yandaşları alkışlasın. O il başkan çalışmaz ki zaten. O ilçe başkanı da nasılsa seçimi kazanırsa, beyefendi işaret edilecek, işlem yapılacak, hazırlanacak, tamamlanacak, geçiş yapılacak, kaldır elini, indir aşağıya. Bu millet bunu yutmaz. Bu millet muhtarlıktan, mahalleden seçimleri öğreneli 200 yıl oldu. Biz öyle 20-30 yıllık demokrasiyi sandığı yaşayan bir toplum değiliz. Ceketimizi alıp evimize mi gideriz biz? Bitti.
“İKTİDAR BİZİM İÇİN SALTANAT DEĞİL, BİZİM SALTANATIMIZ EVDE”
İktidar bizim için bir saltanat değil. Bizim saltanatımız evimizde. Orada da evin reisi eşim. Belki kızım, bilmiyorum. Ama öyle bir şey olmaz. Öyle bir sefalet bu ülkeye yaşatılmaz. Utanç verici. Herkes utanmalı, herkes başını öne eğmeli, herkes düşünmeli. Bunun partisi yok. Bu benim partimin konusu değil. Bu partinin o partinin konusu da değil. Bu ülkenin başındaki iktidarın bu ülkeye yaşattığı en büyük zalimliktir. Çünkü insanların haysiyetiyle oynuyorsunuz. İnsanların duruşunu etkiliyorsunuz. Ya bizde laf vardır: Mert olmak, yiğit olmak, dürüst olmak, ahlaklı olmak, satmamak, davadan dönmemek. Bu utanç verici. 25 yıl sonra bir iktidar kendisini bu duruma düşürür mü?”
“OTURDUĞU KOLTUKTAN KALKMIYOR, GİT EVİNE ÇOLUĞUNLA UĞRAŞ”
İmamoğlu, kendisinin şanslı olduğunu, babasının kendisine işini 23-24 yaşında emanet ettiğini söyleyerek, “Ama bu nasıl bir kuşak? Oturduğu koltuktan kalkmıyor. Kimin koltuğu? Milletin koltuğu. Bırak Allah aşkına milleti rahat ya. Git evine çoluğunla, çocuğunla, torununla, torbanla uğraş ya. Yazıktır, günahtır bu millete. Bu milletin aklıyla dalga geçme. Bu milletin aklı kendine yeter. Sanki kendini seçilmiş tek akıllı insan zannedersen olmaz yani. Bu millet bunu kaldırmaz, ben kaldırmam. Hiç kimse kaldırmaz, hiç kimsenin evladına kaldırmaz. Babasını çekmez çoluk çocuk kendi babasını, annesini çekmez bu kadar. Ayıptır. Bu bir gasptır. Bu bir vurgundur, milli irade vurgunudur. Ağır bedelleri olacaktır. Kişilikle oynamaktır, bu toplumun kişilik kodlarıyla oynamaktır. Ben bunu kaldıramam. Ve ben haysiyetim için yaşıyorum. Ben namusum, iffetim için, onun için yaşıyorum” ifadelerini kullandı.
“MİLLET SANDIĞI İPLE ÇEKİYOR”
Bu milletin sandığı iple çektiğini, iktidarın sandıkta kazanamadıkları belediyeleri, kelepçeyle, kayyumla, rozetle almaya çalıştığını söyleyen İmamoğlu, “Bu siyaset değildir. Ganimet anlayışı, ganimet. Belediyeyi milletin değil, kendi malları sayan bir anlayış” dedi.
Gerçekten çok tehlikeli bir durumun yaşandığını dile getiren İmamoğlu, şunları söyledi:
“Benim endişem, yurttaşın umudunu kesmesi. Ama kesmeyin. Sizin damarlarınızda, sizin genetiğinizde demokrasi vardır. 200 yıllık mücadelenin karşılığı vardır. Totaliter düzenin tam olarak istediği, sizin umutsuz olmanızdır. Umudunuzu kesmenizdir. Güçlü ve iradeli olun. Gücünüzü birbirinizden alın. Canınız sıkıldığında bir araya gelin, korkmayın. Devletimizin güzel memurları korkmayın. Öyle yandaşlık mandaşlık, geçin o işi. O işler bitti gitti. Millet millettir. Kötülüklerin hesabı sorulur. Bu millet umudu kesmeyecek. Çünkü bu millet iradesine el uzatanları her seferinde sandıkta yeniden yenmiştir. Tekrar yenecek. Bu düzenin en somut ürünü ise bu dosyadır ve bu dosya gerçekten ağır bir dosyadır. Onun için evet milletimiz direnmek ve çok çalışmak zorundadır. Evet diyorum ki diren ey halkım, diren haksızlığa, hayasızlığa, namussuzluğa diren, kötüye, çirkine, yanlışa diren ve yenilme. Yenilmeyeceğiz ve direneceğiz.”
Ekrem İmamoğlu, savunmasının birinci gününü bitirdi, cuma günü öğlene kadar savunmayı toparlayacağını belirtti. Mahkeme Başkanı da duruşmayı bugünlük sonlandırdı. İmamoğlu, savunmasına yarın devam edecek. Ekrem İmamoğlu salondan ayrılırken gazetecilerin olduğu bölüme dönerek, “Hepinize geçmiş olsun. Bu zor günleri aşacağız, büyük bir gasptır bu. Allah hepinizi korusun, yanınızdayız” dedi.
(SON)

