Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Halk TV’ye kayyım atandı… Hatimoğulları’ndan dayanışma ziyareti: “Basını sansürlemekten vazgeçin”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kayyum atanan Halk TV’ye bulunduğu dayanışma ziyaretinde, “Basını sansürlemekten artık vazgeçin. Türkiye’yi karanlık bir tabloya sürüklemekten artık vazgeçin. Basını özgür olmayan bir ülkede özgürlükten ve demokrasiden asla bahsedilemez” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kayyum atanan Halk

Haber: Kadir DEVİR / Kamera: Can KILINÇ

(ANKARA) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kayyum atanan Halk TV’ye bulunduğu dayanışma ziyaretinde, “Basını sansürlemekten artık vazgeçin. Türkiye’yi karanlık bir tabloya sürüklemekten artık vazgeçin. Basını özgür olmayan bir ülkede özgürlükten ve demokrasiden asla bahsedilemez” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve beraberindeki heyet, kayyum atanan Halk TV’nin Ankara temsilciliğine destek ziyaretinde bulundu.

Ziyaret sonrası açıklama yapan Hatimoğulları, kayyum atamasını kınadığını vurgulayarak şöyle konuştu:

“Heyetimizle birlikte sabahleyin aldığımız haber üzerine hızla buraya geldik. İstanbul’daki gelişmeleri takip ediyoruz. Halk TV’ye bir şafak operasyonuyla yüzlerce polisin baskın yapması asla kabul edilebilir bir şey değil. Kayyum rejimi bu ülkede parça parça tesis edildi. Belediyeler üzerinden başladı ve artık Türkiye’de kayyum atanmayan hiçbir şey kalmadı. Ticari kurumlardan tutalım da üniversitelere kadar ve bundan şu anda en çok muzdarip olan, gerçekten Türkiye’deki basın yayın kuruluşlarıdır, organlarıdır. Bunu kabul etmek mümkün değil. Halk TV’ye yapılan bu saldırıyı bir kez daha burada sizlerin huzurunda kınıyoruz.

“EKRANLARIN KARARTILMASI YÜZYILIN FON VURGUNUNUN ÜZERİNİ ÖRTMEK ANLAMINA DA GELİYOR”

Bir televizyonu yüzlerce polisle basmak demek, Türkiye’yi çok karanlık bir dehlize doğru hızla sürüklemek demektir ve biz buna defaatle tanıklık ettik. Bundan önce TELE1’de oldu ve son zamanlarda birçok kanalda gerçekleşti. Bugün şayet televizyonun sahibiyle ilgili başlatılmak istenen bir soruşturma varsa bu soruşturma televizyon kanalı kapatılarak yapılmaz. Burada televizyon kanalının kendi yayın akışına devam etmesine hiçbir şekilde müdahale etmeksizin bir soruşturma açılacaksa o soruşturma açılır. Ortada bir suç varsa onun gereklilikleri yerine getirilir. Ama ne yazık ki Türkiye’de artık bir şeye bahane üretmek için, basını sansürlemek, ekranları karartmak, kalemleri ve tuşları susturmak için önceden hazırlanmış olan hikâyeleri ortaya atıp, gerekçeler oluşturup toplumu böyle ikna edeceğini sanıyor bu iktidar. Ama yanılıyor. Bugün Halk TV’nin Türkiye’de milyonlarca izleyicisi var. Dolayısıyla milyonlarca izleyiciyi bu anlamıyla bu iktidarın yanıltamayacağını, bu şekilde bir karartmanın üstünün örtülemeyeceğini bilmesi gerekiyor. Bugün Türkiye’de tepkiler çok büyük. Bugün insanların duygusal olarak da siyasi olarak da toplumsal olarak da tepkileri son derece büyük.”

Hatimoğulları, günlerdir Türkiye’nin gündemini meşgul eden fon kriziyle ilgili TBMM’de komisyon görüşmelerinin başladığına işaret ederek, şöyle devam etti:

“Böylesi bir zamanda televizyon ekranlarının karartılması aynı zamanda bu yolsuzlukların, yüzyılın fon vurgununun üzerini örtmek anlamına da geliyor. Çünkü bu anlamıyla muhalif olan bütün basını susturmak, mevcut olan iktidarla ilgili tek bir negatif yorum yapılmasına izin vermemek demek, bu dünyada görülmemiş bir basın sansürüdür. Kendi işlenen suçların üzerini örtmek için yargı yoluna başvurarak Türkiye’deki çeşitli kurumların, iktidarın elindeki kurumların devreye sokulmasıyla bu operasyonların gerçekleşmesi asla kabul edilebilir değildir. Buradan bir kez daha diyoruz ki Halk TV ekranlarını karartamazsınız. Yurttaşın haber alma hakkına müdahale edemezsiniz. Basının özgürce haber yapma hakkını elinden alamazsınız. Burada yapılan bu operasyon, şafak operasyonu ve yayın akışına doğrudan müdahale asla kabul edilemez. Bu müdahale Türkiye’deki milyonlarca yurttaşın haber alma hakkına yapılmış bir müdahaledir. Biz Halk TV’yle ve bütün Halk TV ailesiyle dayanışma içindeyiz. Sonuna kadar basın özgürlüğü için mücadele edeceğiz.

“TÜRKİYE’Yİ KARANLIK BİR TABLOYA SÜRÜKLEMEKTEN ARTIK VAZGEÇİN”

İnsanların ya da kurumların sosyal medya erişim hesaplarının engellenmesi, bu susturmaya eklenen yeni halkalar. Neredeyse her gün yüzlerce X hesabının engellendiğine, sosyal medya erişim engelinin olduğuna tanıklık ediyoruz. Bunları biz asla kabul etmiyoruz. Türkiye böyle manzaraları askerî darbe dönemlerinde görmüştür. Bu kadar ekranın karartıldığını, Kenan Evren’le bütünleşmiş olan ‘gazeteler makas makas’ dediği, böyle formüle edilen anlayışa biz şimdi ne yazık ki en ağır şekliyle bir kez daha tanıklık ediyoruz. Halk TV ailesine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz ve iktidara buradan net olarak sesleniyoruz. Basını sansürlemekten artık vazgeçin. Türkiye’yi karanlık bir tabloya sürüklemekten artık vazgeçin. Basını özgür olmayan bir ülkede özgürlükten ve demokrasiden asla bahsedilemez. Dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz.

Şimdi biz burada bu konuşmamızı gerçekleştirirken arkadaşlarım aktardı. Polis şimdi Halk TV’nin Ankara ofisinin kapısına gelmiş durumda. Kuvvetle muhtemel İstanbul’da yaptıkları aramanın, taramanın, hukuki olmayan, yeri olmayan aramanın, taramanın birini daha galiba burada gerçekleştirecekler. Şimdi birazdan daha fazla bilgi sahibi olacağız. Kolluk kuvvetiyle güç uygulayarak gerçekleşen bu operasyonlar kelimenin tam anlamıyla antidemokratiktir. Kayyum rejimini tahkim etmektir. Kayyum rejimini kalıcı hale getirmektir. Bunu asla kabul etmiyoruz.”